11/10/2020 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL’den Yıldız Tar, Öteki Hareketi’nin webinarında pandemide yaşanan hak ihlallerini anlattı.

“Pandemide hepimiz aynı gemide değiliz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kaos GL Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar. Öteki Hareketi LGBTİ+ Komisyonu’nun “COVID-19 Sürecinde LGBTİ+’lar” webinarına konuk oldu.

Dün (10 Ekim) de yapılan webinarda Tar, moderatör Esra Varhan’ın sorularını yanıtladı. Tar, pandemide yaşanan hak ihlallerinin yanı sıra, LGBTİ+ haberciliği, medyada nefret söylemi, Kaos GL’nin 2019 Medya İzleme Raporu ve sözlü tarih çalışması Patikalar’dan da bahsetti.

“Hepimiz aynı gemide değiliz”

10 Ekim Ankara katliamında ölenleri anarak sözlerine başlayan Tar, pandemide yaşanan hak ihlallerini şöyle özetledi:

“Pandemi süreci evde kalma ihtimali olmayan ya da evde kaldığında aile fertleri tarafından şiddet görme ihtimali olan LGBTİ+’lar açısından yeni sorunlar yaratabiliyor. Bu sorunların çözümü konusunda hükümet ya da ilgili bakanlıkların bir eylem planı ise bulunmuyor. Şiddet riskinin yanı sıra, sağlık hakkına erişimde ayrımcılık pandemi günlerinde daha hayati bir konu haline gelirken; geçiş ya da uyum sürecindeki transların hastanelere gidememeleri ve süreçlerine dair adımları ertelemek zorunda kalmaları da sorun yarattı. İstihdamda ayrımcılığı en yoğun yaşayan gruplardan LGBTİ+’lar; işini kaybetme korkusu, işsizlik ve gelir kaybı ile karşı karşıya. Sosyal güvenceleri olmayan seks işçisi LGBTİ+’lar maddi gelir kaybını en yoğun yaşıyor. Bir yanda koronavirüs diğer yanda gelir kaybı bir cendere yaratıyor. Hizmet ve eğlence sektörünün neredeyse durmasından en çok etkilenen grupların başında da yine LGBTİ+’lar geliyor. Bütün bunlar yaşanırken LGBTİ+’ları hedef alan nefret kampanyaları da yaygınlaşıyor. Koronavirüs ve ayrımcılığın sıkıştırdığı LGBTİ+’lar yalnızlaşma, damgalama ve şiddet çemberinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. LGBTİ+ örgütlerinin ve kolektiflerinin dayanışma ağları, online etkinliklerini her ne kadar bu sorunlara karşı önemli olsa da; ilgili devlet kurumlarının sorumluluğunu yerine getirecek adımları atmaması ve hem tarihsel hem de güncel olarak LGBTİ+ haklarını ihlal eden failler arasında olması “herkesin aynı gemide olmadığını” gösteriyor…”

Diyanet’in nefret hutbesi

Tar, Diyanet’in nefret hutbesi ve ardından yaşanan süreci de hatırlatarak, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın kendi özel fikirlerini açıklamadığını devleti temsil ettiğini belirtti. Tar, “Bir kamu kurumunun kaynaklarıyla yurttaşların nefret suçuna maruz bırakılması ve ayrımcılığa uğramasını konuşuyoruz. Koronavirüsü bilim dışı, ayrımcı ve bu yüzyıla yakışmayacak şekilde LGBTİ+’lara bağlamak büyük bir saçmalık. Diyanet’in sorumluluklarını bilmesi gerekir” dedi.

Birbirine konuşan hisleri geri çağırmak

Tar, son olarak bütün bu ayrımcılıklara karşı hafızanın ve LGBTİ+ hareketinin direnişinin önemini Patikalar sözlü tarih çalışması üzerinden anlattı:

“Çalışma sırasında izleri; 70'lerde bir kız lisesinde, 80'lerde trans kadınların bedenlerini delik deşik eden gazetelerde, Güvenpark'ta, 90'larda bir hamam köşesindeki coşkuda, ev toplantılarında ve nice mekânda aradık. Arayışımızın yankısı her anlatıda başka başkaydı ve şunları fark ettik: Kırık ve parçalı tarih güzeldir. Anlatılar başlı başına tarihtir. Tarih, hisler bütünüdür ve hatırladıklarımız unuttuklarımızı, unuttuklarımız ise hatırladıklarımızı çağırır. Kolektif tarih ise büyük anlatılarda değil, birbirine konuşan hislerde saklıdır.”


Etiketler: insan hakları, medya, kültür sanat
Nefret