15/03/2020 | Yazar: Yıldız Tar

Ankara’da yeni merkezi açılan Pozitif Yaşam ile konuştuk: Kişisel verilerin korunması ihlali en çok karşılaştığımız problem. Bununla bağlantılı olarak çalışma hakkı ve sağlık hakkı ihlalini de çok fazla görüyoruz.

Pozitif Yaşam: Kişisel verilerin korunması ihlali en çok karşılaştığımız problem Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Pozitif Yaşam Derneği, 2005 yılından beri Türkiye’de HIV alanında çalışan derneklerden biri. HIV’le yaşayan kişilere danışmanlık veriyor. HIV alanında politika üretme süreçlerine dahil oluyor.

Bugüne kadar İstanbul’da olan Pozitif Yaşam’ın artık Ankara’da da bir merkezi var. Ankara Merkezi’nde yüz yüze danışmanlık hizmetinin yanı sıra, HIV’in olası aktarım ve korunma yollarıyla ilgili bilgi almak isteyen kişilerin ulaşabileceği bir danışma hattı da bulunuyor.

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı’yla Pozitif Yaşam’ın çalışmalarını, Ankara’da yeni açılan merkezi ve HIV’le yaşayan kişilere ayrımcılığı konuştuk.

“Çalışma ve sağlık hakkı ihlalleri”

Türkiye’de HIV alanında çalışan köklü kurumlardan birisiniz. Çok sayıda kişiye danışmanlık verdiniz ve vermeye devam ediyorsunuz. Bu danışmanlıklara göre; HIV’le yaşayan kişiler en çok hangi alanlarda, ne gibi sorunlar yaşıyor?

Kişisel verilerin korunması ihlali en çok karşılaştığımız problem. Bununla bağlantılı olarak çalışma hakkı ve sağlık hakkı ihlalini de çok fazla görüyoruz. Şöyle ki, kişisel verileri ihlal edilerek HIV statüsü öğrenilen kişiler buna bağlı olarak işten çıkarılıyor veya işe hiç alınmıyor ya da tedaviye erişemiyor. Türkiye’de işe alımlarda HIV testinin istenemeyeceği gerçeği çok az dile getiriliyor ve işverenlere bu yanlış hatalı uygulamayı durdurmaları konusunda uyaran kimse yok. İşe girişte HIV statüsü sorulan kişi, bunu açıkladığında işe girişi tehlikeye giriyor. Bu testi yaptırmamakta direndiğinde ise HIV pozitif olduğu farz ediliyor. HIV statüsü sebebiyle işe alınmadığını iddia ettiğinde ise işverenler işten çıkarma sebebi olarak başka bir gerekçe gösteriyor veya deneme süresi içinde oldukları için performans düşüklüğünü bahane edebiliyorlar. Dolayısıyla danışanlar bir çıkmaza giriyor. Bunun dışında hastanede, eczanede, okulda, kan bağışı sırasında ve birçok farklı ortamda danışanların gizliliğine hiç önem verilmiyor. Hastanede birden fazla hekim sevk edilmesi gereken danışanların sevk raporları üzerine kırmızı kalemle HIV+ yazılıyor, ailesinin yanında HIV statüsü açıklanıyor. 

HIV ile yaşayan danışanlarımız bu ihlalleri yer yer kanıksamış oldukları için ve yer yer daha fazla ifşa olacaklarını düşündükleri için yasal haklarını aramaktan kaçınıyorlar. Bu şekilde hak ihlalleri aynı rahatlıkta devam ediyor, durum kendisini bir kısır döngüye sokuyor. O sebeple her ne kadar biz HIV ile yaşayan danışanlarımıza haklarını anlatsak da toplumun geri kalanı da bireylerin hakkının sınırlarını bilmeli, bu hakkın kişiye sıkı sıkıya bağlı bir anayasal hak olduğunun farkında olmalı.

HIV konusunda toplumun tepkisi seneler içerisinde değişti mi? Nasıl değişti?

Her ne kadar HIV konusundaki farkındalık yıllar geçtikçe artsa da, HIV’in şiddetli artış oranıyla beraber hak ihlallerinin ve ayrımcılığında sayısı artmakta. Mevcut global ve yerel çalışmalar tabi ki belirli bir grubun ön yargısını yıkıyor ancak bu kampanyalar/projeler toplumun geneline ulaşmadığından yeterli olmuyor.

Ankara Destek Merkezi’nde neler yapılacak?

pozitif-yasam-kisisel-verilerin-korunmasi-ihlali-en-cok-karsilastigimiz-problem-1

Ankara destek merkeziniz açıldı. Hayırlı olsun. Bu destek merkezinde neler yapacaksınız?

Pozitif Yaşam Derneği 2005 yılından beri İstanbul Destek Merkezi’nde HIV ile yaşayan bireylere destek vermektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Türkiye’deki HIV ile yaşayan kişi sayısındaki artış oranı yüzde 450’dir ve epidemi hızla İstanbul dışına yayılmaktadır.  Bu nedenle destek hizmetlerimizi genişletme ihtiyacı duyduk. Bu artışı yavaşlatmak, korunma bilincini arttırmak ve daha çok kişiye hizmet ulaştırabilmek için “HIV ile Yaşayan Bireylere Verilen Destek Hizmetlerinin Yaygınlaştırılması” Projesi kapsamında Pozitif Yaşam Derneği Ankara Destek Merkezini Ocak 2020’de açtık. 

Avrupa Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyonları (ECHO) ve Federal Alman Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ)’nın eş finansal desteği ile desteklenen merkezimizde koruma sorumlusu, psikolojik danışman ile hukuki danışman aracılığıyla test öncesi ve sonrası danışmanlık, psiko-sosyal destek, hukuk danışmanlığı ve dava takibi hizmetleri vermekteyiz. Bireysel danışmanlık servisleri haricinde merkezimizde aynı zamanda HIV/AIDS ile yaşayan kişiler ve yakınları için akran danışmanlığı yapmaktayız. 

Türkiye’de HIV enfeksiyonunun artmasını engellemek için risk altındaki anahtar gruplara farkındalık atölyeleri düzenliyoruz. Bu atölyelerde katılımcılara HIV’i anlatıyor, korunmaya ve test olmaya yönlendiriyoruz. Bunun haricinde damgalanmayı ve ayrımcılığı önlemek için avukatlar, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve tıp öğrencilerine de farkındalık atölyeleri düzenliyoruz. 

pozitif-yasam-kisisel-verilerin-korunmasi-ihlali-en-cok-karsilastigimiz-problem-2

Bu merkeze kimler, nasıl başvurabilir?

Ankara Destek Merkezimize konu ile ilgili bilgi almak isteyen herkes (0312) 468 17 04’ü arayarak ulaşabilir. Sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda, kimseyi arkada bırakmadan, HIV ile yaşayan bireyler ve yakınlarına, riskli cinsel davranışta bulunanlara test öncesi ya da test sonrası detaylı bilgi almak isteyen herkese doğrudan hizmet verebiliyoruz.

“Sağlık Bakanlığı programını hayata geçirecek kaynaklar henüz yaratılmadı”

Sağlık Bakanlığı geçtiğimiz günlerde beş yıllık “Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı” yayınladı. Bu programı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı sivil toplumun ve akademisyenlerin de yer aldığı geniş katılımlı bir çalışma grubunun destekleriyle oluşturuldu ve yayımlandı. HIV’e dair resmi bir yol haritasının belirlenmiş olması ulusal mücadele için oldukça önemli. Kontrol programının içeriğine dair eleştiriler elbette olabilir, her program bir gün sonra güncellenmesi gereken bir hal alıyor. Bu programı güncel tutmak, sivil toplum olarak yıllık izlemeler yapmak ve bunları paylaşmak, karşılanmayan ihtiyaçları belirlemek ve önermek oldukça önemli.

Program HIV’in yayılımını önlemede güzel bir temel oluşturabilecek nitelikte. Fakat programın hayata geçirilmesi için gereken kaynaklar henüz yaratılmış değil. Bence programın önündeki en büyük engel de kaynaksızlık. Pozitif Yaşam olarak önerimiz Kontrol Programını destekleyecek şekilde bağımsız bir Ulusal Fonun oluşturulması ve planlanan eylemlerin hayata geçirilmesi. Programda ön görülenlerin başarılı olduğuna veya güncellenmesi gerektiğine dair kanaati ancak bu şekilde verebiliriz. 

Bu programda bakanlığın daha önce yayınladığı programlardan farklı plan veya yöntemler yer alıyor mu?

Yeni programın en önemli farklılığı sorumluluğun daha geniş tabanlı bir şekilde dağıtılmış olması. Önleme eylem planlarında başta olmak üzere birçok alanda sivil toplum doğrudan paydaş olarak kabul edilmiş durumda. Şimdi kontrol programına uygun olacak şekilde sivil toplum ve diğer paydaşların koordinasyon grubu oluşturması ve eyleme geçmesi gerekmektedir.

Sağlık Bakanlığı'nın eylem planına geniş sivil toplum katılımı olduğunu belirttiniz. Bu sivil toplum içerisinde LGBTİ+ örgütleri de yer alıyor muydu?

Stratejik plan çalışma grubu Ulusal AIDS Komisyonu (UAK) içerisinden seçilen bir çekirdek çalışma grubuydu. Bu bağlamda akademisyenler ve doğrudan hasta dernekleri grupta yer aldı. UAK toplantılarında da hasta derneklerinin yanı sıra Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği gibi diğer uzmanlık derneklerinin de katılımı oldu.

“Ayrımcılığın dozu ikiye katlanıyor”

HIV’le yaşayan LGBTİ+ kişiler için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Öncelikle HIV’in “LGBTİ+ hastalığı” olmadığının altını çizmek isterim. Ne yazık ki virüs hala bu şekilde ilişkilendirilmekte. Ankara Destek Merkezi’nde yürüttüğümüz çalışmalarda özel bir ayrım yapmıyoruz. Hizmet sunduğumuz kitle tüm HIV ile yaşayan bireyler, yakınları ve şüphesi olanlar. Ancak risk altındaki anahtar gruplara ve mesleki uzmanlara yaptığımız farkındalık atölyelerinde cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığını azaltmayı hedefliyor, katılımcıların karşılaştıkları kişileri sadece insan olarak değerlendirmeleri gerektiğinin altını çiziyoruz.

HIV’le yaşayan LGBTİ+’lar çoklu ayrımcılığa maruz kalıyor mu? Bunun örneklerine rastlıyor musunuz?

Türkiye'de HIV ile yaşayan bireyler de LGBTİ+ bireyler de ayrımcılığa ve damgalamaya maruz kalıyor. İkisi bir araya gelince ayrımcılığın dozu da ikiye katlanıyor.

Her bir birey için olmasa da bu çoğunluğu kötü etkiliyor ve kişileri bazen tedaviden bile uzaklaştırabiliyor. Ancak biliyoruz ki toplumun genelinin bilincini arttırmadan hem HIV’e karşı, hem de LGBTİ+ bireylere karşı olan önyargı ve ayrımcılığı sonlandırmak pek mümkün değil. Biz de bunu, projemiz kapsamında verdiğimiz farkındalık atölyelerinde ve başlatmak üzere olduğumuz sosyal medya kampanyasıyla aşmayı hedefliyoruz. Tabi ki konu ile ilgili diğer sivil toplum kuruluşlarının ve duyarlı kişilerin desteği büyük ihtiyaç.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı, sağlık, sağlık hakkı
Nefret