02/03/2022 | Yazar: Umut Güner

Her lubunya arkadaşım öldüğünde erken ölüm olduğunu düşünüyorum.

Sadece Renkler’e Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Dün gece Umut Stackhouse’nın kalp krizi sonrasında öldüğünü öğrendim. Hiç gitmediğim evine gittim. Yokluğunda evine gitmiş oldum oysa ben onu çok severdim, facedeki güllümlü siyaset yorumlarını okurken hep keyif alırdım. Bilmiş bilmiş ahkam kesmez, son noktayı ben koyacağım diye kasmadığı için karşısındakini de onun görüşüne katılıp katılmama konusunda özgür bırakırdı. Bu yüzden keyifle takip ederdim hatta facede önüme düşmediğinde dönüp onun sayfasına girer bakardım.

Her lubunya arkadaşım öldüğünde erken ölüm olduğunu düşünüyorum. Açılma sürecimizin sancıları, aileyle dengeleri kurma çabaları, sonra kendi başına ve/veya seçtiğin aileni inşa etme ve arkadaşlarınla bir hayatını kurma çabasıyla 30’ların ortasına kadar geliyorsun. Homofobik/transfobik tutumlar, yaklaşımlarla baş etmeyi, umursamamayı, hayatını etkilememesini sağlamayı öğreniyorsun ve keyif almaya başlıyorsun her şeye rağmen. O yüzden bir lubunya kaç yaşında ölürse ölsün benim için her daim erken ölüm olacak.

Dün vefat haberini aldıktan sonra konuştuğum hemen herkes aynı şeyi söylüyor. Bir mekânda karşılaştığında pozitif enerjisi ile karşılardı ve mekân kendiliğinden lubunyalaşırdı.

Bulut vefat etmeden önce Ankara’da bir meyhanede karşılaşmıştık. Umut’la Bulut’un enerjisi ile mekânda sanki sadece bizler, sadece renkler varmış gibi gelmişti. O zamanda söylemiştim, aynı mekânda eğlenmek bile kendimi o kadar çok, o kadar mutlu hissettirmişti ki bir gün de beraber içerim diye sözleşmiştik. Her lubunya ile karşılaşma sonrası verilen sözlerden farklı idi, gerçekten çok içimden gelmişti.

sadece-renkler-e-1

Bulut’un vefatından birkaç sene sonra Bulut’un annesi ile kaosgl.org’daki yazılarını kaldırma talebi üzerine yazışmıştık. Annesine, Bulut’un onun oğlu olduğu kadar bizim arkadaşımız olduğunu ve Bulut’a sahip çıkmanın bizim için ne anlama geldiğini anlattım ve sonrasında bize Bulut’un mezarının fotoğraflarını göndermişti. Bunun üzerine, Umut’un cenazesine giderken, Bulut’un gençlik çalışmalarından birkaç arkadaşı, Aylime ve bana “aile renkli bir şeyler istemiyorlar” tadında uyarı vermişlerdi. Bunun üzerine ben de facede söyle yazmışım: “Bu uyarıyı veren stkcı arkadaşların belki ilk kez bir lubunya arkadaşları öldü. Biz sadece arkadaşımızı kaybetmiyoruz, sonrasında cenaze merasimine biz katılabilecek miyiz, aile cenazeyi sahip çıkacak mı? Trans ise cenaze merasiminde ne olacak gibi bir sürü endişe ile gidiyoruz”

Umut da Bulut’un cezazesi sonrasında kaosgl.org’a yazdığı yazıda “ezbere yaşadığımız yetmiyor, ezbere uğurlanma dayatılıyor” diye yazmıştı. Cenaze törenlerinin bizim için varlığımızı, lubunyalığımızı yoksayan ve yeniden dolaba sokan bir ritüele dönüşüyor olmasından rahatsızlığını dile getirmişti.

Neşet Ertaş’ın vefatı sonrasında, hangi Neşat Ertaş türküsüsün sen diye sormuşum: "Ah yalan dünyada, yalan dünyada, yalandan yüzüme gülen dünyada.."

Gerekçesini de böyle açıklamış:

“Kimliklerimin hemen hepsinin kaotik şehir düzenine göre şekillendiği hayatımda, Neşet Ertaş’ın benim için, yaşamın acele boyasını silip, yerine yavaş bir hakikati hatırlattığı ve de hızımı kesip yaşamın ne olduğunu anlamaya şevklendirdiği anlar açısından önemi büyük. Hangi zamanda, hangi mekanda, hangi koşulda olsanız fark etmeksizin, Anadolu’dan çıkıp tüten şu ağıt sizi de sarsıvermez mi; "Ah Yalan Dünyada Yalan Dünyada Yalandan Yüzüme Gülen Dünyada.."”

Umut’a Umut’un hak ettiği gibi sadece renklerden oluşan bir vedalaşmayı seçilmiş ailesiyle, arkadaşlarıyla birlikte yapacağız, tam da Umut’un yazısında söylediği gibi.

Ben vefatımda, cenazeme ilişkin bütün söz söyleme hakkımı Waldorf Aileme, Kaos GL, 17 Mayıs Derneklerine bırakıyorum. Hayatımın herhangi bir aşamasını karartan ve gerçek ilişkiler kurmama engel olan cis heteronormatif iki yüzlü ahlakınızı cenazeme boca etmeyin. İbne gibi yaşadım, ibne gibi yaşamak için mücadele ediyorum, ibne gibi ölmek istiyorum. İstemeyen kanalı değiştirsin, cenazeye gelmesin. Ha en sevdiğim aile geleneğimiz dini ritüellere para harcamaktansa pazarda karpuz dağıtın! Karpuzcu seksi olsun en azından. Ya da mama bağışı yapabilirsiniz köpeklere, kedilere…


Etiketler: yaşam
bülten