31/03/2022 | Yazar: Aslı Alpar

Sosyal medyada LGBTİ+ aktivizmi yürüten trans kadın Arya Zencefil’le sosyal medyada trans görünürlüğünü konuştuk: “Sokakta da sosyal medyada da görünürlüğe, mücadeleye devam!”

“Sansürlenen trans hayatlarımız ama hayatta da sosyal medyada da varız!” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Biri size “Sen kadın değilsin anne olamazsın” dediğinde, gülmeye başlasanız ve Nalan “Yaralandımmmm, yaralandımmm…” şarkısıyla araya girse…

Çocukken size “kız gibisin” diyen akrabalarınız siz trans kadın olarak açıldığınızda “sen erkeksin” diye ayak diretirken; “Butterflay in the sky” çalmaya başlasa ve siz tuhaf tuhaf bakarak dans etseniz?

Gündelik hayatta karşılaştığımız önyargıya ve nefrete bu absürtlükle yanıt veremesek de; Arya TikTok hesabında tam olarak bunu yapıyor. Bir yandan “Neden translar ameliyatlarını devlet karşılasın istiyorlar” sorusuna yanıt verirken diğer yandan transfobik “şakalara” neşe ve mizahıyla yanıt veriyor.

Twitter, YouTube, İnstagram ve TikTok hesaplarında LGBTİ+ aktivizmi yapan Arya aynı zamanda KuirFest Koordinatörü.

Arya’yla 31 Mart Trans Görünürlük Günü vesilisiyle bir araya geldik. Trans+’ların sosyal medyadaki görünürlüğünü onun aktivizmi üzerinden konuştuk.

Söz Arya’da.

Neden sosyal medya aktivizmi?

Çünkü sosyal medya, günümüz Türkiye’sinde geleneksel medyanın LGBTİ+’lara yönelik sansürünü yıkan ve aşan mecralar. O sebeple popüler olan tüm araçları kullanmaya çalışıyorum.

“Trans hayatlar, lubunya hayatlar sanki yok”

Geleneksel medyadaki sansür üzerine konuşalım mı biraz?

Tabi… Son yıllarda daha önce ana akım medya dediğimiz gazete, dergi ve televizyon kanallarında LGBTİ+ varoluşuna dair ciddi bir sansür var. LGBTİ+’lar hedef gösterilmek dışında bu alanlarda kendine yer bulamıyor; Onur Yürüyüşleri’miz, var oluşumuz nedeniyle yargılandığımız davalar ya da günlük hayatımız… Hiçbiri ana akım medyada yok.

Yani sansürlenen bizim hayatlarımız. Trans hayatlar, lubunya hayatlar sanki yok. Öyle ki 2000’lerdeki korkunç “travesti dehşeti” haberleri bile yok, bizi halının altına süpürmek istiyorlar ama kaybolmuyoruz tabi ortadan.

Haliyle kendimize ait bir alan bulamıyoruz.

Sosyal medya bu sansürden uzak mı?

Her zaman değil elbette ama sosyal medyada, geleneksel medyada olduğu gibi sert bir kontrol mekanizması yok. Bu alanlarda kendi sesimizi duyurabiliyor, benzer seslere ulaşabiliyoruz.

Diğer yandan sosyal medya şirketlerinin politikaları Avrupa’da ana akımlaşan insan haklarını baz aldığı için LGBTİ+’lar korunan azınlık statüsünde.

Her daim özgürleştirici diyemeyiz bu mecralara ancak çoğu zaman söylem ve içeriklerimize bir koruma sağlıyor ve alan açıyor.

Sosyal medyanın özgürleştiriciliği bir yana büyük şirketler bunlar…

Elbette kar marjını düşünen şirketler her biri. Yani bazı konularda alan açıyor ama menfaati elbette kazancı. Mesela Netfilix Haziran’da Amerika Birleşik Devletleri’nde gökkuşağı bayrakları açıyor ama Türkiye’deki ayrımcı politika ve söylemler nedeniyle Türkiye’de de sessiz kalıyor. Benzer başka bir örnek, League of Legends (LoL), geçen yıl 17 Mayıs Uluslararası Homofobi, Bifobi, İnterfobi ve Transfobi Karşıtı Gün’de Onur Ayı sonuna kadar sürecek olan simge paketini “Renk Şenliği’ni kutlama zamanı geldi çattı!” diye duyurdu!

Sosyal medya da böyle elbette. Kapitalist mecralar, datamızı toplayıp satıyorlar. TikTok veya Çin'de bilinen adıyla Douyin Çin hükümetine bağlı ve bu hükümet “Efemine erkekler olmasın oyunlarda” diye yasa çıkarıyor. Özetle işlevsel biçimde kullanmaktan yanayım, tamamen güvenemeyiz.

“Olumlu geri dönüşler çok iyi geliyor ancak trans bir kadın olarak açık hedef tahtası oluyorsun”

Kaç yıldır sosyal medya aktivizmi yürütüyorsun?

2020’de pandemiyle birlikte başladım aktif olarak sosyal medya aktivizmine. Cinsiyet uyum sürecimde bu dönemde başladı, yine bu dönemde aileme açıldım. Tesadüf değil elbette, Covid-19 pandemisi bahanesiyle sokaklar tamamen bizlere kapanmışken, evlere çekilmişken elimizde bir tek sosyal medya vardı.

Güçlendirici içeriklerin seni de güçlendiriyor mu?

İçerikleri paylaşmak ve insanlara ulaşmak, olumlu geri dönüşler çok iyi geliyor. İnsanlara bir yararım olduğunu görüyorum. Ancak iyi yanları olduğu kadar kötü yanları da var. Trans bir kadın olarak açık hedef tahtası oluyorsun bir kere. Gerçek hayatta karşılaştığın zorbalık yetmiyor gibi bir de sanal hayatta zorbalıkla uğraşıyorsun.

Bazen sosyal medyaya açık kimliğiyle yeni girecek olan lubunyalara “Ben yaptım siz yapmayın” diyorum Oradaki nefretin bir sonu yok, insanlar dönüşmek istemiyorlar, tamamen kendi fikirlerini üstümüze boca etmek istiyorlar.

Her mecra için ayrı içerik mi üretiyorsun?

TikTok çektiğimde diğer mecalara da atabiliyorum. Bu mecraların birbiriyle kesişimselliği var.

Sosyal medya aktivizmi yapmak isteyenlere ne önerirsin?

Mümkün olduğunca her yerde olmaya çalışsınlar. Her mecra diğerini besliyor. Her birinin kendi kitlesi oluyor. Artık insanlar kanalları konsept olarak takip ediyorlar. Konuşmaktan sıkılmayacakları bir konuya yoğunlaşmalarını öneririm.

Algoritmalar çok sık değiştiği ve tahmin edilemez olduğu için “şu konuda üretsinler” demek doğru olmaz. Her mecranın kendi algoritması var ona dikkat etsinler.

sansurlenen-trans-hayatlarimiz-ama-hayatta-da-sosyal-medyada-da-variz-1

“Sokakta da sosyal medyada da görünürlüğe, mücadeleye devam!”

Twich’ten neden ayrıldın?

Bazı kişi ve grupların kara para aklandığı iddiaları sonucunda Twitch'in hiç bir şekilde iletişim kurup yayıncılarıyla iletişim kurmaması ve bunu her önemli konuda tekrar ettirdikleri için #TemizTwich kampanyası başladı ve birçok yayıncı yayın yapmayı durdurdu. Ben de bu sebeple ayrıldım, diğer mecralarda yayıncılığa devam ediyorum.

Bu soruyu sormadan olmaz. Sokak aktivizmiyle sosyal medya aktivizmi, biri diğerinden daha mı önemli?

Çok uzun süre sosyal medya aktivizmine mesafeli oldum, “Bazı sorunlar tweet atarak çözülmez” diyordum ancak zamanla işler değişti.

Öncelikle sivil toplum kuruluşlarının kendi seslerini duyuracakları alanlar azaldı, sokaklar kapandı. Böyle bir dönemde sosyal medyanın önemini düşünebiliyor musunuz?

Zaman içinde yaşadıklarımız sosyal medya aktivizminin önemini bize defalarca gösterdi. Ana akımda duyamayacağımız haberleri sosyal medyada görüyoruz. Grevdeki işçilerin hak mücadelesini, lubunyaların sorunlarını… 

Sokak aktivizmindeki dayanışma, kol kanat germe tamamen bitmiş değil. Biri diğerinden daha değerli diyemem ikisi de farklı ihtiyaçları karşılıyor. Elbette Twitter odalarındaki buluşmalar, bir lubunyanın yalnızlığını, Pride’a gelip akranlarıyla sosyalleşerek atmasının yerini tutamaz.

Ancak artık telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası, ilaç reçeteleri bile telefonlarımıza mesajla geliyor, akıllı telefonlarımızdan idari işleri halledebiliyoruz. Bu kadar hayatın içinde olan bir şey elbette mücadelenin de bir parçası haline gelecek.

Yani sokakta da sosyal medyada da görünürlüğe, mücadeleye devam!

Arya Zencefil’in sosyal medya içeriklerine ulaşmak için:

Trans Saatler

Twitter

Instagram

TikTok



Video Haber İkon  İlgili Video:


Etiketler: insan hakları, medya, yaşam
Dijital