08/04/2020 | Yazar: Tanju Tariz

Sirkaftan Kısalar söyleşi dizimizde Umut Güven anlatıyor: Tunalı esnafı beni bir gün görmese özlerdi.

Sirkaftan Kısalar: Umut Güven’le süslü uzun bir merdiven Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bu söyleşiyi aslında hiç yapmak istemedim. Birilerinden duymuş, yalvardı yakardı. “Anne ne olur” dedi, “benimle de yap”. Yapmayacağım dedim, soruları bulmuş yanıtlamış Umut Güve…

Yok valla aklıma ilk gelenlerden biri idi. Söyleşiyi yapınca onu ne kadar özlediğimi fark ettim. Karantina günleri benim için bile zor geçiyor görüyor musunuz? Umut Güve’yi bile özledim.

Umut alttaki söyleşiye verdiği yanıtlarla güllüm sınavını A+ ile geçti! Elimde imkân olsa 3 tane mantiyi başına sarar, evini bastırırdım. Ne yazık ki karantinadan dolayı onu da yapamıyorum. Neyse buyrun okuyun!

Sirkafta kalmaktan mutlu musun?

Ah Tanju’cum, aramızdaki ilişki olduğunca hararetli ve iniş çıkışlarla dolu olsa da beni tanırsın. Ben ne zaman bir şeyden mutlu oldum ki? Yine de haksızlık etmeyim şimdi, hayatında 3 günden fazla evde kalmamış biri olarak, kendimi tanıma fırsatı buluyorum bu sirkaflı günlerde. Mesela turşuyu çok sevdiğimi keşfettim! Bu yeni keşifler mutluluk verici.

En özlediğin 3 şey?

Senin elinden içtiğim Türk Kahveleri elbette ki özlediğim şeyler arasında, bana kahve yapmayı nasıl sevdiğini herkes bilir! Bunun yanı sıra, ah o eskiden naz yaptığım koliler şimdi olsaydı… Güzelliğim bu dört duvarın arasına sıkıştı, elden gidiyor (kür tabi ki, senin güzelliğin bile gider de benimki yine gitmez.) Son olarak da özlediğim şeylerden biri, havalar güzel olunca Tunalı’da akşamları şöyle bir yürüyüşe çıkıp, kim var kim yokmuş bakınmak; malum Tunalı esnafı beni bir gün görmese özlerdi.

Sirkafta çalışmak nasıl bir duygu?

Tanju’cum ya ben çok zorlanıyorum, sen de zorlanıyor musun? İlham veren her şeyi tükettim evin içinde. Herkes kameralı konuşuyormuş… Biz de bir ara kamera açalım da, belki biraz ilham gelir bana. Ne uyku kaldı, ne odaklanmak... Yakında çözeceğim bu sorunları, kararlıyım!

Her şeyden önce, zor günlerden geçiyoruz gerçekten, çalışabiliyor olmanın kıymetini bilmek lazım. Motivasyonumu buradan kurmaya çalışıyorum.

Karantina öncesinde sirkafta çalışan arkadaşlardan destek aldın mı?

Ben de eskiden arada bir evden çalışırdım ama onunla bu pek farklı… Benim için bazı işler ofiste kolay olurdu, bazı işler evden… Yine de evde çalışmak için destek olmak isteyen okuyucularımız olursa diye bir yerlere mail adresimi yazabiliriz, hoş lubunyalardan gelecek önerilere hep kapım açıktır. Malum zor günlerdeyiz, dayanışma önemli.

sirkaftan-kisalar-umut-guven-le-suslu-uzun-bir-merdiven-1 

Karantina öncesinden bir fotonu gönder bacım, peki bu alık fotonu neden gönderdin?

Güzellik göreceli bir şey, benim de “karakteristik” bir güzelliğim var, orantısız yüz hatlarımın yakaladığı bir estetik gibi. Çirkinliğimin, karakteristik bir güzellik olduğu düşüncesini sahiplenmemde de karantina epey etkili oldu tabi.  Her fotoğrafçı benim “karakteristik” güzel hatlarıma uygun ışığı ve açıyı yakalayamıyor. Bunda görece fena değilim sanki, o yüzden :)

sirkaftan-kisalar-umut-guven-le-suslu-uzun-bir-merdiven-2 

Benim ve kaosjel okurları için süslen püslen, içindeki prensesi çıkart ortaya ve bizim için bir foto çek ve gönder!

İçimdeki prensese asla ulaşamadım fakat siz göremeseniz de giyindim kuşandım. Yalnızlık zor, karantinamda fotoğrafımı çekecek bir lubunya olsa fena mı olurdu?

Seni bir kere kolileyen bir daha kolilemiyormuş doğru mu?

Bunu kim dediyse kolim olmadığı çok belli. Fakat tabi biraz sert bir mizacım vardır, her koli gelemez buna... Marsilya’nın lavanta bahçeleri gibi hissediyorum kendimi, bazıları için lavanta bahçesinin kokusu bir o kadar ağır ve migren tetikleyici olabilirken; kimisi için huzurlu ve masalsı bir deneyimdir. Yine de öyle veya böyle turistik bir değeri vardır.

Umut’cum Güve’cim, bir haşarat markasından reklam teklifi aldığını ama türcülük karşıtı olduğun için kabul etmediğini duydum doğru mu?

Bugünlerde türcülüğü daha çok konuşmalıyız, o yüzden bu duyarlı soru için çok teşekkür ederim Tanju’cum! Hayvanların kullanılmasıyla bu salgınlar sardı dört yanımızı, keşke gelecek vegan olsa! Ama madem çok merak ettin söyleyim, bazı reklam teklifleri aldığım doğru. Bir haşarat markası da bu karakteristik güzelliğimden faydalanmak istediyse, kim nasıl suçlayabilir ki onları?

Kolilerinle yapmaktan hoşlandığın 3 şey ve hoşlanmadığın 3 şeyi bizimle paylaşır mısın? Tunalı esnafı biliyor ama muhtemelen civar bölgelerden bilmeyen bir iki kişi vardır.

Beni utandırmamak için tevazu gösterip sadece bir iki kişi demen çok tatlı, yine çok incesin.

Kolileşmek benim için basamakları itinayla çıkılması gereken süslü uzun bir merdiven gibidir. Hiç sevmem o basamakları üçer beşer atlayan kişileri. Mesela birine gideceksem ‘pul koleksiyonuna’ bakmak için gitmeyi severim. Sonuçta oraya gittiğimde pul koleksiyonuna bakmayacağımızı tahmin ederim, yine de o heyecanlanma aşamasını ve belirsizliği yaşamayı seviyorum.  Aynı şeyler ilk temaslarda da geçerlidir, hiç aceleye gelmez o ilk temaslar; doya doya hissetmek lazım. Hele ki kolisiz geçen bu karantina günlerinde, o ilk temasları daha da özledim.  Bir de sadece kolilerimin bildiği bir şey vardır, sırtıma konan buseler. İşte o buseler beni savunmasız kılar, sert mizacım yerini sükunete bırakır.

Sevmediğim şeyse, koliden sonra gitmeyen, oturandır… Yakınlarım bilir ki biraz duygusuz biriyimdir fakat imajımı korumak için koliden sonra bir müddet birlikte vakit geçiririm, fakat sadece “bir müddet”.

Karantinaya girmeden önce yanına 3 kişi alacak olsan bunlar kim olurdu? Koli olabilir, iş arkadaşı olabilir veyahut arkadaş olabilir.

Her ne kadar yalnızlığımdan hep dert yansam da, bir o kadar da severim yalnız kalmayı. Dolayısıyla yanıma üç kişi almayı düşünmek benim için epey zor, kim olursa olsun. Yine de bana sevmeyi tekrar hatırlatan biriyle kalmayı düşünmek yüzümde bir tebessüm bırakıyor. Hasretim sevmeye, en çok da sevilmeye…

Son olarak Umut Güven bir şarkı olsa hangi şarkı olurdu neden?

Umut Güven muhtemelen tek bir şarkı olamazdı.

Bazı günler dünyanın farklı yerlerindeki çingene türküleri gibiyimdir; çalgı çengilerle en hüzünlü ağıtlarla dahi bize iyi hissettiren... Kimi zaman da Edith Piaf şarkısı gibi, sakin, klasik fakat yüreğe dokunan.

Bugünse kendimi Riff Cohen’den J’amie şarkısı gibi hissediyorum: “Var olan Tanrı’yı seviyorum, var olmayan Tanrı’yı seviyorum… Beni sevdiğin zamanları seviyorum… Küçük rom bardaklarını seviyorum…”

Üç arkadaşı olmadığı için iki kişiye sorduk:

Umut Güner: Tarkan’dan Beni çok sev! Bir lubunyanın kendini sevmesi çok önemli. Umut Güven’in kendini sevmesini seviyorum.

Eda Zeran: biraz düşündüm de Umut Güven bir şarkı olsaydı bence model den "Pembe Mezarlık" olurdu diye düşünüyorum. O şarkı bana umutsuzluğun umudu gibi gelir hep.

sirkaftan-kisalar-umut-guven-le-suslu-uzun-bir-merdiven-3 

*Bu fotoğraf Umut Güven’in özel isteğiyle yayınlanmıştır. Ayrıca kendisi kaosjel’deki diğer Umutlar için “Boy kavakta da var” demiştir.


Etiketler: yaşam, cinsellik
Nefret