18/02/2022 | Yazar: Selma Koçak

Kuirlerin her türlü öfkelenmeye hakkı var. Bizi desteklemek üzerine kurulu olmayan sistem ve kurumlar, bizi defalarca yüz üstü bıraktı.

Tükenmişliği yönetmek ve lubunyalığın keyfini sürmek için beş mükellef ipucu Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Selma Koçak, Naveen Kumar’ın them.us için kaleme aldığı yazısını Türkçeleştirdi.

Pandemi bir dayanıklılık testiyse, pek çoğumuz birden çok kez havlu attık ve duvara tosladık. Dolayısıyla, hız treninden inip bir ağacın altında uykuya dalmaya ve olan biten her şeyin kötü bir rüyadan ibaret olduğunu anlayarak uyanmaya hazırız.

Özellikle LGBTQ+’lar çok zor zamanlar geçirdiler, fiziksel ve zihinsel sağlımız üzerinde fazlasıyla etkili olan ekonomik yıkım, izole edilmenin gerginliği ve dahası… Yeniden iletişim kurabilme ve iyileşme fırsatlarına sarılmış olsak da – işimize koyulmak, bir araya gelmek ve yeniden dışarı çıkabilmek – iki yıllık karantina ve istikrarsızlığın sonuçlarının çoğu devam ediyor ve belirsizliğini koruyor.

New York’ta Kip Therapy’de çalışan terapist Samuel Fogarty: “Kuirler için, tüm diğer dış faktörlerin yanı sıra en önemli stres kaynağı kimliklerimiz oluyor.” diyor. “Kuirler ayrımcılık, cinsiyet disforisi, sistematik baskı, aile ve köken meseleleri, bu liste uzayıp gider, nedeniyle çok derin bir stres altındalar zaten.”

Pandeminin üzerine mesleki ve kişiler arası gerginlik de eklenince stres düzeyi tavan yapıyor ve tükenmişlik sendromu da kaçınılmaz oluyor.

Geçmişte geliştirdiğimiz baş etme yöntemleri, deneyimlediğimiz onca şeyi göz önünde bulundurursak, bugün aynı şekilde işlemeyebiliyor. Fogarty: “İnsanlar alışkanlıklarını izleme eğiliminde olurlar dolayısıyla eskiden ne yapıyorlarsa bugün de aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar. Oysa şu anda hayatta durdukları yerle eski alışkanlıkları birbirine hitap etmiyor olabilir. Sosyal planları üst üste yığmak, bizi yorabilir, bitkin düşürebilir ve önceki kişisel bakım rutinlerimiz giderek daha az etkili olmaya başlar.”

Tükenmişlik bizi daha yalnız, izole hissettirebilir, iç karartır ve üstesinden gelmesi imkânsız gibi görünür. Ama bunun zihinsel ve duygusal yüklerinden kurtulmanın yolları elbette vardır, yeter ki ihtiyacımız olan desteği aldığımızdan emin olalım. Sevdiklerimizden ya da profesyonellerden yardım istemek çok önemli bir adımdır zira her şeyi kendi başımıza halletmeyi beklemek haksızlık olur. Ruh ve akıl sağlığı uzmanlarıyla, tükenmişliği nasıl tespit edebileceğimizi ve yönetebileceğimizi, stresle ilişkimize nasıl yeniden yön verebileceğimizi ve ihtiyacımız olduğunda bir ağacın altında nasıl kestirebileceğimizi konuştuk.

Ben neden tükenmişlik yaşıyorum? Bu soruyu yanıtlamak yardım edecektir

Şu anda sizi strese sokan şeyin ne olduğu üzerinde düşünmek, anlamsız bir şeklide etrafa bakmanıza ve bilmediğinize yönelik çeşitli mimikler ve jestler yapmanıza neden olabilir. Ancak yine de bireysel değerleriniz ve stresinize neden olan şeyin hayattan beklentilerinizle örtüşüp örtüşmediği üzerine derinlemesine düşünmek yardımcı olabilir.

Spritüel akvist ve The Altar Within: A Radical Devotional Guide to Liberate the Divine Self kitabının yazarı Juliet Diaz: “Bilinçaltımız, bize ait olmayan arzularla ve hayallerle dolu.” diyor. Bize verilen toplumsal mesaj, bir değere sahip olmamız için, belirli miktarda para kazanmamız, belirli bir şekilde giyinmemiz ya da davranmamız gerektiğini söylüyor. Çoğu insanın yaşamak için çalışması gerektiği çok açık aslında, toplumsal normları aşma, bunların üstesinde gelme mücadelesi de devam eden bir süreç. Ancak ne için çalıştığımız ve bunun bizi nasıl strese sokuyor olabileceği sorgulanmaya değer.

“Kendinize bunu neden yaptığınızı sorun. Bu gerçekten sizin ruhunuzla uyumlu bir şey mi? Ve size ait olmayan, size hizmet etmeyen şeylerden kurtulmaya başlayın.” diyor Diaz.

Diaz, ister güzellik, ister bilgelik isterse maddiyat ile ilgili şeyler olsun “Bu elde etme kültüründen kurtulun” diye öneriyor: “Zaten halihazırda olduğumuz şey, bize ihtiyacımız olduğunu söylediklerinden çok daha güçlü.”

“Öfkeye kesinlikle yer var; eğer buna öfkelenmezsek endişelenirim” diyor Fogarty

Öfkelenin

Kuirlerin her türlü öfkelenmeye hakkı var. Bizi desteklemek üzerine kurulu olmayan sistem ve kurumlar, bizi defalarca yüz üstü bıraktı. Bu sistemlerle yaşamak ve bunlarla mücadele etmek gerçekten yorucu. Yorgunuz, tepemiz atık ve kesinlikle suçlamalıyız.

“Toplum sizden hayatınızın tüm sorumluluğunu almanızı ve mevcut sistemi, özellikle tüketim üzerine kurulu kapitalist sistemi, suçlamamanızı bekliyor” diyor Diaz. Kendimizi kontrol edebilsek ve kendi değerlerimize öncelik verebilsek de, vermemiz de gerekir, kabul etmeliyiz ki bir yere kadar yapabiliriz bunu ve bu da gerçekten sinir bozucudur.

“Öfkeye kesinlikle yer var, eğer buna öfkelenmezsek endişelenirim” diyor Fogarty duyguları yönetmekten bahsederken. “Ayrıca kendimize bakmak ve öfkemizi yatıştırmak için biraz alan yaratmamız gerekiyor, ki dünyada olmak isteğimiz şekilde görünebilelim” diye devam ediyor.

Özbakım fikri, esenlik sorumluluğunu bireylerin eline bırakma eğiliminde olabilir. Bir yandan sistemlerin suçlu olduğunu kabul etmemiz gerekir elbette, ancak hayatımızın büyük ölçüde kontrol edebileceğimiz bir yönü de kendimize ve başkalarına nasıl davrandığımızdır.

Kendinizle güçlü bir ilişki geliştirin

Geçen iki yıldaki izolasyon dönemi, özdüşünüm ve kendimizle güçlü bir ilişki kurma konusunda bir fırsat sağlamış olabilir. Umarız, ne olursa olsun, bundan sonra daha da ilerletiriz. sonraki adımı düşünmeden ilerlemek için bir fırsat sağlamış olabilir. Bu derin kendini sevme hissi, an be an kendimizi ve neye ihtiyacımız olduğunu kontrol etmeyi içerir.

“Kendi içimizde, fiziksel ve zihinsel sağlığımıza ve ruhumuza özen gösterebileceğimiz, kendi destek sistemimizi kurmak istiyoruz. “ diyor Diaz. Her gün dışarıda dolaşmak ya da sosyal etkinliklerle kendimizi yenilemek gibi farklı ihtiyaçlarımız ve sınırlarımız olduğunu kabul etmek bunun önemli bir parçasıdır.

Fogarty, kendimize öncelik tanıma meselesinin, özellikle LGBTQ+’lar için, çetin bir bakış açısı değişikliğini gerektirebileceğini söylüyor. “Pek çoğumuz, tüm çocukluğumuzu hislerimize kulak vermeye çalışarak geçiriyoruz, cesur olmaya, şiddetli bir şekilde bağımsız olmaya ve bu zorlu dönemin üstesinden gelmeye çalışıyoruz.” diyor.

Bu bağlamda, herkesin birlikte bunalımda olduğu hissi boşa düşmüş ve risk toleransımız ve stres seviyelerimizde yalnız olduğumuz hissi ortaya çıkmış olabilir. Ancak kuirler, Zoom üzerinden yapılan direnç gösterilerinden, Pride’ın gerilimli coşkusuna dönmeye kadar, topluluğun önemini kanıtladılar.

“Bu pandemi bize, birbirimize yaslanmaya ve kendimizle iletişim kurmaya ihtiyacımız olduğunu öğretti.” diyor Fogarty. Bu, gerektiğinde destek istemeyi de kapsıyor elbette.

Yardım isteyin

Kuirlerin, aykırı, dışlanmış biri olarak büyürken geliştirmiş olabilecekleri şiddetli bağımsızlık duygusuna ek olarak, bireysel hareketi ödüllendiren bir toplumda yaşıyoruz. Bu sosyal koşullanma, her şeyi kendi başımıza yapamayacağımızı fark ettiğimizde izolasyon ve utancı daha da besler.

“Birilerine ulaşmanın, biri dosttan yardım istemenin doğru olmadığını söyleyen içimizdeki ideolojilere ve inançlara müdahale etmemiz gerekiyor.” diyor Diaz. Diaz, Küba’da Taino yerlilerinden ve göçmen bir ailenin çocuğu olarak topluluk desteği ve ilişkisi üzerine kurulan mahalle kültürü ile büyüdüğünü hatırlatıyor. Yardım istemek ve bunu rahatça söylemek çok doğaldı ve hatta sevgi ifadesi olarak görülürdü.

“Konuşmak ve yardım istemek utanç verici bir şey değildir, aksine hakikaten kudretli bir şeydir.” diyor Diaz. Pandeminin başlarında geliştirdiğimiz tutunacak dallar, hâlâ oradalar ve bizi çağırıyorlar. Her zaman böyle hissetmesek de hâlâ hepimiz aynı gemideyiz.

Keyfini çıkarın ve dinlenin

Tükenmiş hissettiğimizde, strese kaşı bir tampon oluşturmak için, keyif verici bir şeyler bulmak çok önemlidir. “Bence bu bir benzin deposu gibi düşünülebilir ve arada doldurmak gerekir.” diyor Fogarty. “Danışanları, özbakımın ne olduğu konusundaki düşüncelerini genişletmeleri, daha kapsamlı fikirler geliştirmeleri için çok teşvik ediyorum.”

Bizi neyin mutlu ettiği konusunda yaratıcı olmak, ileriye taşımayı umut ettiğimiz yaman bir derstir. En sevdiğiniz yemeği sipariş etmek, Drag Race izlemek (suçluluk hissine yol açabilir), müzik dinlemek ya da stresten kurtulmak için fırında bir kek yapmak (bu da suçluluk hissine yol açabilir) gibi bazı etkinlikler gerçekten neşenizi yerine getirebilir. Bazıları artık bizi heyecanlandırmayan, rutine binmiş şeyler olabilir (banyoda sessiz çığlıklar atmayı huy edindim mesela). Bunu yeni şeyler denemek için bir davet olarak kabul edin ve bunları gerçekten denemek için yer ve zaman yaratın.

Ayrıca artık kanıksadığımız ve değerini anlamadığımız birçok yolla aslında kendimizi önemsediğimizi fark etmek de çok önemli. “Kendinizi önemsiyormuş gibi görünmek için, hayatınıza çok fazla şey katmaya gerek yok.” diyor Diaz. “Diş fırçalamaktan, yemek yemeye kadar her şey özbakımdır.” ve sandığımızdan daha derin sevgi eylemleridir.

Son olarak nefes almak, ara vermek konusunda kendinize karşı cömert olun. “Dinlenmeye ihtiyacınız olduğunda, utanmadan dinlenin.” diyor Diaz, bunun bedene olduğu kadar zihinsel ve ruhsal sağlığa da iyi geldiğini hatırlatarak.

Diaz kendimize özen gösterme ve bizi yoran bu sistemi dağıtma yönünde atılan “Bu küçük adımlarda güç var.” diyor. Zamanla bu adımlar bizi birlikte ileriye taşıyacak. 


Etiketler: yaşam, dünyadan
Dijital