08/01/2020 | Yazar: Yıldız Tar

İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü yasağına açılan davanın reddedilmesini dava avukatlarından Yasemin Öz KaosGL.org’a değerlendirdi: İdare Mahkemesi bu kararıyla soyut beyanlarla keyfi bir şekilde hareket edilmesine izin vermiş oldu.

“Yasak kararını yargının da himaye etmesi insan haklarını zedeler” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

2019 İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nün Taksim’de yasaklanması üzerine Bakırköy’e yapılan miting başvurusunun da yasaklanmasına ilişkin açılan dava reddedildi.

Mahkemenin bu kararını davayı yürüten avukatlardan Yasemin Öz, KaosGL.org’a değerlendirdi:

“Provokasyon ihtimali dahi yasaklamaya gerekçe değildir”

“Dava dilekçemizde de söylediğimiz gibi yasaklama gerekçesi olarak yasada belirtilen tüm kriterler alt alta konulmuş ve yalnızca CİMER’den gelen bir ihbar olduğu bildirilmişti. Teknik anlamda gerekçesiz bir yasaklama kararı verilmişti ve iptalini istediğimiz Valilik kararı bütünüyle soyut ve gerekçesiz bir biçimde kurulmuştu. Dava dilekçesinde sunduğumuz AİHM kararlarında bir provokasyon durumunda dahi devletin gerekli önlemleri alarak yürüyüşün yapılmasını sağlamak zorunda olduğu açıkça yazıyor. Provokasyon olma ihtimali dahi yasak için yeterli değil. Açık, kesin ve yasaklama dışında bir tedbirle engellenemez nitelikte bir tehdit olması lazım. Soyut ve ne idiği belirsiz bir takım ihbarlar ve şikayetlerle yasaklama kararı verilemez. Hem hukuken hatalı bir karar hem de dosya kapsamına ve delillere uygun verilmemiş bir karar. Üstelik Valilik cevap dilekçesine bu provokasyon ihtimallerini somut bir şekilde ortaya koyacak delil de sunmadı. Dolayısıyla idare mahkemesi bu kararıyla soyut beyanlarla keyfi bir şekilde hareket edilmesine izin vermiş oldu. Oysa ki idare hukukunun temeli devletin keyfi uygulamalarına karşı vatandaşlarını korumaktır. Burada devletin hukuka aykırı ve yasakçı uygulamasından yana bir karar verilmiş oldu.

“Biz duruşma sırasında da sözlü olarak, demokratik bir toplumda her türlü düşüncenin ifade edileceğini ancak siyaseten iktidar konumunda olan insanların yasa buna izin vermemesine rağmen muhafazakar görüşlerini dayatarak insanların temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasının kabul edilemez olduğunu ifade ettik. Yaptığınız muhafazakar siyaseti yasayı çiğneyerek idari uygulama haline dönüştürürseniz ve yargı da bunu engellemezse, hukuki değil siyasi kararlarla, yalnızca belli bir siyasi düşünceyi temsil eden yargı kararlarıyla baş başa kalırız. Yasayı ihlal edemezsiniz, yasalar çerçevesinde hareket etmeniz gerekir. Burada ihlal var ve mahkeme bu ihlal çok açık olduğu halde bu ihlali görmedi. Bu karar hukuka aykırıdır ve elbette karara itiraz edeceğiz.”

“Bu tarz kararları yargının himaye etmesi insan haklarını zedeler”

Öz, bu kararın genel anlamda insan haklarını zedelediğini ise şöyle vurguladı:

“Bu karar LGBTİ+’larla ilgili verilmiş olabilir ancak keyfi ve siyaseten verilmiş idari karar ve işlemlerin yargıda da hukuki olarak engellenmemesi ve yargının hukuka aykırılığı himaye etmesi genel olarak insan hakları açısından tehlike arz eden bir durum. Bu yalnızca LGBTİ+’ları ilgilendirecek bir karar değil. Bu tarz uygulamaları yargının himaye etmesi demokrasiyi ve insan haklarını zedeler, bu da tüm toplum açısından endişe verici bir durum.

“Hukukun bu şekilde çiğnenmesi ülke adına büyük bir kayıp. Bu kadar barışçıl bir gösteriye getirilen keyfi yasağın engellenmemesi , hakları bu kadar gasp edilen bir grubun adaletten yararlanamaması ve haklarına erişimde bir de yargı engeline takılıyor olması onları hepten korunmasız bırakıyor. Bu da genel anlamda ülke adına, toplum adına, demokrasi ve insan hakları alanlarında sürekli aşağıya çekiliyor olmamız adına ürkütücü.”

Ne olmuştu?

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi temsilcileri 11 Haziran 2019’da İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özyiğit ile görüştü. Vali Yardımcısı Özyiğit, “Taksim'in yürüyüş ve gösteri alanı olmadığı ve Taksim'de hiçbir gösteriye izin verilmediği gibi LGBTİ+'lara da izin verilmeyeceğini” söyledi.

Bunun üzerine Onur Haftası Komitesi, İstanbul Valiliği tarafından her yıl açıklanan toplantı, gösteri ve yürüyüş alanlarından birinde yürüyüş gerçekleştirmeye yönelik taleplerini iletti. Vali yardımcısı ise sadece Taksim değil, İstanbul'da gerçekleşecek tüm açık alan eylemleri için LGBTİ+’ların “toplumsal tereddütlü grup” olduğunu iddia ederek bu talebe sıcak bakmadıklarını söyledi. İstanbul Valiliği, Komite’nin Bakırköy Meydan’da miting başvurusuna da izin vermedi.

Valilik, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenecek alanlar arasında yer alan Bakırköy’deki eylemi, “halkın huzur ve güvenliğinin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteallik emniyetin, genel sağlığın ve genel ahlakın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, olası şiddet ve terör olaylarının önlenmesi, provokatif eylem ve olayların yaşanmaması” gerekçeleriyle yasakladı.

Yasağın ardından Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği Valilik hakkında dava açtı.


Etiketler: insan hakları, kent hakkı
Nefret