24/01/2013 | Yazar: Ömer Akpınar

Deniz Rojda Solmaz ile İzmir’de Yıldız Tilbe konseri sırasında mekân işletmecilerinden gördüğü ayrımcı tutumu ve mekâna açtığı davayı konuştuk.

Yıldız Tilbe Konserinde Mekân İşletmecileri Transları İstemedi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Deniz Rojda Solmaz, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nde proje koordinatörü olarak çalışıyor ve 5 yıldır trans ağırlıklı LGBT aktivizmi yapıyor. Deniz Rojda Solmaz ile İzmir’de Yıldız Tilbe konseri sırasında mekân işletmecilerinden gördüğü ayrımcı tutumu ve mekâna açtığı davayı konuştuk.  
Aslında her şey Yıldız Tilbe konseri için rezervasyon yaptırmanızla başlıyor. Neler yaşandı anlatabilir misin?
9 Kasım 2012’de yanımda bir trans ve bir gey arkadaşımla birlikte İzmir’de bir eğlence mekânında Yıldız Tilbe konserine gitmek istedik. Trans arkadaşımla birlikte Yıldız Tilbe’yi çok severiz. Kişi başı 150 liraydı, bir kişi parası da kapora verdik. Geri dönmek için yola çıktığımızda tekrar bizi aradılar, orada cinsiyet kimliğinden dolayı bir ayrımcılık olduğunu zaten sezdik; çünkü telefondaki kişi “benim size gösterdiğim son masayı garson arkadaş başka birisine satmış, yapabileceğim bir şey yok” dedi.
 
Peki sen ne dedin?
Telefonda kızdım, “mekân işletiyorsunuz, nasıl birbirinizden haberiniz olmaz” dedim.  “Şu an yapabileceğim yok, gelin paranızı size geri verelim ya da banka hesabınıza yatıralım” dedi. Zaten arabayla olduğumuzdan “gerek yok, ben dönüp geliyorum” dedim. Mekâna yaklaştığımızda tekrar aradılar, “kusura bakmayın sizin probleminizi hallettik, program günü gelebilirsiniz” dediler.
İşletmeciler arasında bir görüş ayrılığı oldu herhalde?
Evet, sonrasında sanırım problem yaratmayacağımız kanaatine vardılar ve insanların da rahatsız olmayacağını düşünerek gelebilirsiniz dediler.
Nasıl bir rahatsızlık vereceğiniz düşünülüyor?
Hani insanları rahatsız edecek kılık kıyafette gitmedik; burası aile mekânı dersin, süper miniyle girdiğinde problem yaşarsın. Ama biz spor giyinip gittik.
 
Konseri anlatabilir misin? Mekân nasıldı, neler yaşadınız?
Kalabalık bir yer. Hatta birkaç tanıdığa denk geldik, arkadaşımın akrabaları filan. İkişer duble rakı içtik. Yıldız Tilbe sahneye çıktı, herkes gibi biz de çakmağımızı çakıp Yıldız Tilbe’yle birlikte şarkı söylemeye başladık. Bunun akabinde bir güvenlik görevlisi gelip “beş dak’ka dışarı gelebilir misiniz, sizinle konuşmam gerekiyor” dedi. Rezervasyonu ben yaptırdığım için beni çağırdılar. Çıktım. Ondan sonra şey dedi direkt: Konseptimize uygun değilsiniz, sizin gitmeniz gerekiyor; ama sizi biz çıkarmış olmayalım, siz içeri geçin, arkadaşlarınızla 10-15 dakika daha oturun, sonra buradan çıkın, biz zor kullanmak zorunda kalmayalım. İlk dedim ki: Konseptten kastınız nedir? Uymadığımız nokta neresi, dedim. Ya boş verin orasını, konseptimize uymuyorsunuz, dedi. Kurumsal kimlikleri normalde pek fazla kullanmayız; ama Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin başkanıyım, proje koordinatörüyüm ve ayrımcılık ve hak ihlâlleri üzerine çalışıyorum, siz şu an ayrımcılık yapıyorsunuz, avukatımla görüşeceğim dedim. Biz buraya 600 lira para verdik toplamda, 450 lira 3 kişinin parası, 150 lira da iki kaşık meze getirdiniz, bu zararımızı kim karşılayacak, dedim. Alın bu 300 lirayı geri kalan 300 lirayı da içtiklerinize sayın, dedi. Üç kişiyiz, toplam ikişer duble rakı içtik, 10’ar liradan 60 lira yapar. Ben üstüne basa basa ayrımcılık yaptıklarını söyledim.
 
Böyle bir tepki vermek işe yarıyor mu?
Bir 5 yıl önce olsa belki ben de orada bir taşkınlık yapabilirdim. Artık bir şeylerin nasıl yürüdüğünü biliyorum. Tamam, ben arkadaşlarıma söyleyeceğim dedim.  Arkadaşlar çıkmamız gerekiyor, dedim. Sonra arkadaşım biraz sinirlendi, müdürüyle filan görüşelim dedi. Bu esnada ben zaten adama iki şey sordum: Bu Yıldız Tilbe’nin şahsıyla mı alakalı, işletmeyle mi alakalı. Ki Yıldız Tilbe’yle alakalıysa, Yıldı Tilbe LGBT’leri sever dedim. Hayır, Yıldız Tilbe’ye alakası yok, bu tamamen işletmenin kararı ve Yıldız Tilbe buna karışamaz dedi. Ben çıktığımda avukatımla görüşeceğim, haberiniz olsun dedim. Çıktık, arkadaşım taksiciyi aradı, ben de hemen derneğin avukatı Kerem’i (Dikmen) aradım. Kerem böyle böyle yapıldı dedim, Kerem de adliyeye gider savcılığa suç duyurusunda bulunuruz dedi. Neticesinde suç duyurusunda bulunduk, aradan biraz zaman geçti şahitlerin ve işletmecilerin ifadeleri alındı. Dava açıldı.
 
Bu dava ayrımcılıkla ilgili TCK’nın 122. Maddesinden açıldı ve maddenin içinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği geçmiyor.
Bugüne kadar Türkiye’de TCK 122’den açılmış bir iki dava var. Kişiler arasında ayrımcılık yapmakla alakalı bu madde. Savcılık iddianamede tam yer vermese de şey demiş: Kişinin kendinden kaynaklanan,  bunu orada geçirmese de yani trans kimliğinden kaynaklanan, ayrımcılık… Ben orada üstüne basa basa söyledim, trans kimliğimden ötürü oldu bu ayrımcılık diye. 11 Haziran 2013’te ilk duruşma olacak. İnşallah iyi bir sonuç alırız.
 
Bu davanın önemi hakkında ne düşünüyorsun?
Aslında böyle bir davanın açılması bile önemli. Emsal teşkil edebilir. Sembolik de olsa bir ceza bundan sonraki ayrımcılık davalarında emsal gösterilebilir. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusunda ayrımcılık yapan bir işletmeye dava açıldı.
 
Dava açıldığında senin hislerin nelerdi?
Davanın açılması benim için sürpriz oldu. Ne yazık ki, Türkiye’de adalet ve hukuk sistemi, sisteme karşı olan herkesin bütün taleplerini reddettiği için… Savcı dava açmayabilir korkusunu taşıdık; ama yine de bir şeylerin üstüne gitmek gerektiğini düşünüyoruz.
 
Siyah Pembe Üçgen Derneği olarak önemli davalara imza atıyorsunuz. Diğer davalardan da bahsedebilir misin?
Dernek olarak da hukukî danışmanlık verdiğimiz için böyle bir şeye doğrudan girdik. Artık davalarla haşır neşir olduk. Üç tane dosyayı AİHM’e gönderdik. İzmir’de Kabahatler Kanunu’ndan yazılan cezaların hepsine yerel mahkemelerde itirazların reddine karar verildi. “Kadın kıyafeti giymiş erkekler” gibi ifadeler yazıyor. İtirazımız reddedilince üç dosyayı AİHM’e taşıdık. Gene geçtiğimiz sene Gazetem Ege’de çıkan Hilmi Çınar’ın Expo 2020 için translar temizlenmesi gerektiğiyle ilgili hedef gösteren, nefret söylemi üreten bir haberi vardı. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk; ama kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar çıktı. Buna itiraz hakkımızı da kullandık, o da reddedildi. Ama bu son çıkan yasalarla Anayasa Mahkemesi’ne müracaatta bulunduk. Nefret söylemi ürettiği ve hedef gösterdiği gerekçesiyle Hilmi Çınar’ı Anayasa Mahkemesi’ne dava etmiş olduk.
LGBT örgütlerinin başarıları hakkında ne düşünüyorsun?
Artık LGBT örgütlerinin pek çok kazanımı oluyor. Bizim Azra’nın davasına müdahil olmamız, ardından SPoD’un bizim müdahil olmamızı emsal göstererek R.Ç davasına müdahil olması gibi artık LGBT örgütler de gün geçtikçe daha iyi yerlere geliyorlar. Mücadelelerimiz de güçlenerek ilerliyor.
 
Son olarak Yıldız Tilbe’nin haberi oldu mu yaşananlardan?         
İfadelerinde alkol alarak taşkınlık yaptığımızı söylemişler.  Biz de sahneden her yeri gören birisi olarak Yıldız Tilbe’nin bizim orada taşkınlık yapıp yapmadığımızı söylemesini istedik. Büyük ihtimalle kendisine de orada olduğu için soracaklardır. İşletmecileri arayıp “benim programımda neden böyle bir şey yaptınız” gibi bir laf bile söyleyebilir; çünkü Yıldız Tilbe gerçekten LGBT’leri çok seven bir sanatçı. İzmir’e geldiğinde mesela zamanının büyük bir kısmını LGBT’lerle geçiren bir sanatçı. Böyle bir şey olduğunu öğrendiğinde tepki göstereceğini düşünüyorum.
 
Siyah Pembe Üçgen Derneği Avukatı Kerem Dikmen: Türkiye’de translar ilk kez Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesi üzerinden bir dava açıyorlar. Bu maddenin özelliği ayrımcılıkla ilgili olması; fakat hiçbir zaman kullanılmaması. Suç duyurusunda bulunduğumuzda savcı belirsizdi; çünkü bu konuda bir içtihat oluşmamış. Bu bir pilot dava olacak, o yüzden de önemi büyük.   
 
TCK Madde 122 
Ayırımcılık
 
Madde 122- (1) Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak; (Not:1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada geçen “dil, ırk, renk, cinsiyet,” ibaresinden sonra gelmek üzere “özürlülük,” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.)
 
a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya bir hizmetin icrasını veya hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını veya alınmamasını yukarıda sayılan hallerden birine bağlayan,
b) Besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz edilmiş bir hizmeti yapmayı  reddeden,
c) Kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen,
 

Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. 


Etiketler: yaşam
Nefret