20/07/2021 | Yazar: İlker Hepkaner

Popüler kültür tarihini bir kimliğin ön koşulu olarak bilinmesi gereken sanatçılar listesi olarak değil de mücadelemiz ve dayanışmamızı ileri götürmek için bilmemiz, tanımamız gereken hayat hikayeleri ve onların bizlere etkisi olarak yazarsak, tarihe ve kültüre bakışımızın bir faydası olur. O nedenle, bir kavram olarak gey ikonları öldü, yaşasın queer önderler.

Olmadı baştan: Gey ikonları öldü, yaşasın queer önderler Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Zeki Müren müzesinden

Türkiye’nin gey ikonu kimdir sorusu arkadaş sohbetlerinde insanların bolca birbirine sorduğu bir soru. Gey ikonu değişen anlamları olan bir kavram. Eğer gey ikonu geylerin ortaklaşa sevdiği, hayran olduğu sanatçılar demekse cevap genelde pop yıldızlarından biri çıkıyor. Mesela yaklaşık 14 sene önce dergimizin online yaptığı bir ankette Hande Yener Türkiye’nin gey ikonu olarak seçilmiş. Şimdi oturup konuşsak da ilk ortaya atılacak isimler Ajda Pekkan veya Sezen Aksu olacaktır. Ancak son yıllarda gey ikonunun anlamı geylerin çok sevdiği sanatçıdan biraz daha etraftaki cis-heteronormatif düzene kulaklarını tıkayıp (hatta bazen bu düzenin kimi öğelerine karşı) sanatlarına ve hayatlarına kendilerinden ödün vermeden devam eden anlamına evrildi diyebiliriz. Bu durumda Türkiye için en çok karşımıza çıkması muhtemel cevap Zeki Müren oluyor. Bize daha çok popüler kültürün gücünü anlatan bu kavramın geçmişini incelediğimizde hak ve özgürlük mücadelesi veren toplulukların popüler kültürle ilişkisinin kimi anahatları ortaya çıkıyor. Bir coğrafyanın veya zamanın gey ikonu kimdir tartışmasını günümüze getirmek istediğimizde ise mücadelenin bugün başka tarihselliklerden ithal edilmiş kavramlar yerine kendi içinde yeni kavramlar yaratması gerektiğini rahatça gözlemleyebiliyoruz.

Batılı bir kavram olarak gey ikonu

Gey ikonu kavramı öncelikle Batılı, hatta ABD-Britanya eksenli bir kavram. Özellikle 1990’lardaki kültürel küreselleşme sonrasında ülkemiz dahil global çevredeki birçok farklı kültürel bağlama ithal edildiğini görüyoruz. ABD ve Britanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası perçinlenen ahlakçı, heteroseksist ve erkek egemen siyasal ve toplumsal yapıya ait hissetmeyen eşcinseller ve translar kültürel dünyada alternatif bulamamanın çözümünü anaakımda kendilerine yakın hissettikleri kimi sanatçıları yüceltmekte buldular. Hristiyanlığın pek çok kolunda yer alan, Tanrı, peygamber veya kutsalın yerine görsel veya madde yoluyla geçen ‘ikon’ kavramı, popüler kültürde sanatlarından bir adım ötesini temsil eden, kamusal personaları etrafında insanları bir araya getiren sanatçılar için kullanılmaya başlandı. Gey ikonu kavramı eşcinsel erkeklerin sevdikleri sanatçılar olarak ortaya çıksa da artık böyle bir kavramın oldukça sınırlı kaldığı aşikâr. İlk gey ikonlarından Judy Garland’ın bu statüye yükselmesinin nedenleri İkinci Dünya Savaşı sonrasında geylerin yaşadıkları problemlerle yakından alakalıydı. [1]

olmadi-bastan-gey-ikonlari-oldu-yasasin-queer-onderler-1

Judy Garland

19. yüzyılın sonunda şehirleşmenin hızlanmasıyla büyük şehirlere yaşamaya gelen eşcinsel ve translar kendi mahalle ve topluluklarını kurmaya başlasalar da özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra getirilen ahlakçı kanunlar nedeniyle çalışma, istediklerini giyme ve istedikleri insanlarla birlikte olma haklarından oldular.[2] Bu dönemde kendini olduğu gibi kabul ettirme sorunsalını en güzel anlatan hikayelerden birisi Oz Büyücüsü isimli kitap ve daha sonra kitaptan uyarlanan filmdi. Bu hikâyede Dorothy siyah beyaz resmedilen sıkıcı bir kasaba hayatından rengarenk Oz diyarına savruluyor, burada edindiği arkadaşlarını kendilerini oldukları gibi kabul etmeleri konusunda cesaretlendiriyordu. Bu hikâyenin mesajı nedeniyle ABD ve İngiltere’de geyler kendilerine Dorothy’nin Arkadaşları demeye başladı. Hatta “homoseksüel” ilişkilerin kanunen yasak olduğu bu dönemde geyler birbirleriyle Dorothy’nin arkadaşı olup olmadıklarını sorarak tanışıyorlardı. Bu durum, Dorothy karakterine can veren Judy Garland’ın önemli bir hayran kitlesine sahip olmasını beraberinde getirdi. Judy Garland’ın Hollywood stüdyolarında şiddetli bir suistimale uğramasına ve sistem tarafından hırpalanıp dışlanmasına rağmen hâlâ bir şekilde sanatıyla var olma çabası da oldukça ilham verici bir şekilde Dorothy’nin hikayesini tamamlıyordu. Böyle bir kültürel ve sosyal bağlamda ABD ve Britanya’daki geyler Judy Garland’ı gey ikonu mertebesine yükseltti.[3] Hatta queer mücadelenin yönünü değiştiren Stonewall İsyanları Judy Garland’ın vefat ettiği gün başlayınca, ikisi arasında doğrudan bir bağlantı olmasa da bu rastlantı tarihin bir cilvesi olarak hep not edilir oldu.

olmadi-bastan-gey-ikonlari-oldu-yasasin-queer-onderler-2 

Madonna

Zaman geçtikçe hem Judy Garland’la aynı zamanda veya ondan daha önce Marlene Dietrich gibi ikonların yaşadığı belirtilmeye başlandı, hem de ABD ve Britanya’daki popüler kültür özellikle 1970’lerdeki gey özgürleşmesi döneminde yeni gey ikonları üretti. Önce Freddy Mercury, Cher, Elton John, Barbra Streisand bu mertebeye yükseltildi, daha sonrasında Prince ve Madonna. 2000’lerde ve 2010’larda Beyoncé ve Lady Gaga ABD’de çıkış yapsalar da ünleri hem müzikleriyle hem de ‘gey ikonluklarıyla’ dünyanın dört bir yanına yayılan sanatçılardan oldular. Özellikle Türkiye’de Freddy Mercury, Madonna ve Lady Gaga’nın diğer ikonlara göre biraz daha fazla hayranı olduğu benim gözlemim, elbette atladığım başka ikonlar da oldukça seviliyordur. Bu ikonlar kimi zaman kendilerini açık olarak LGBTİ+ olarak tanımlamasalar da kimi yorumcular onların queer temsili için yaptıklarını öne çıkarıyor. Mesela Madonna 1990 senesinde Vogue’u çıkardığında farklı ABD şehirlerindeki balo kültürünü anaakıma tanıtmış, bu kültüre şekil veren LGBTİ+’ları küresel bir sahneye çıkarmıştı. Ancak herkesin Madonna’nın bu yaptığını olumlu yorumlamadığını unutmamak lazım. Kimilerine göre Madonna kendisinin ait olmadığı kültürel bir takım değeri kendi şöhreti ve mali kazanımı için kullandı ve bu kültürün esas sahiplerini bir kenara attı. Balo kültürüne yararından çok zararı oldu. Sanatçıların ortaya çıkardıkları ürünlerin yorumlanması değiştikçe, gey ikonlukları veya bu ikonluğun kapsamları ve etkileri yeniden tartışılmaya başlandı. Bu nedenle “gey ikonlarının bu statüyü kazanmasını esas belirleyen şey geyler tarafından ne kadar sevildikleri değil, geylerin mücadeleyi birlikte yürüttükleri LGBTİ+’ların hak ve özgürlükleri için yaptıklarıyla alakalı olmalı” diyenlerin sesi bu aralar çok daha fazla duyuluyor.  

olmadi-bastan-gey-ikonlari-oldu-yasasin-queer-onderler-3 

Lady Gaga

Bu değişikliklere rağmen hem ABD’de hem de küreselleşen popüler kültürün güçlü hissedildiği yerlerde geyler ikonlarını çok iyi tanımalıdır, mücadelenin kültürel tarihlerinin gelecek kuşaklara aktarılması bu tanıma sayesinde gerçekleşecektir gibi neredeyse zorlayıcı bir tavır var. “Madonna sevmeyen gey var mıdır?” “Lady Gaga’yı nasıl bilmezsin?” veya “Elton John’un hayat hikayesi dünyadaki her queer çocuk için çok önemlidir” gibi üsttenci sorular ve önermeler bazen Türkiye’de veya Türkçe medyada bile karşımıza çıkabilmekte. Gey ikonlarının hak mücadelesi nedeniyle sevilip sayılan sanatçılardan çıkıp neredeyse bir kimliğe ait olmak için okutulan zorunlu ders haline gelmesi oldukça düşündürücü ve ilk planda ortaya çıkışlarındaki isyana oldukça ters. 

Türkiye’nin gey ikonları mevzusu

olmadi-bastan-gey-ikonlari-oldu-yasasin-queer-onderler-4

Türkiye’de 2007 senesinde Kaos GL Dergisi’nde yapılan online ankete dönersek, hak ve özgürlük mücadelesinin ABD ve Britanya’dan farklı geliştiği bu coğrafyada gey ikonluğu meselesinin de ne kadar farklı, değişken ve kırılgan bir tartışma olabileceğini çok net görüyoruz. Hande Yener’in 2007’de açık ara aldığı birinciliğe rağmen LGBTİ+ hareketine tamamen arkasını dönmesi sonrasında hâlâ kendisi için gey ikonu diyebilir miyiz? Veya aynı ankette 8. olan Tarkan ve 10. olan Şebnem Ferah için geylerin sevdikleri şarkıcılar olmalarından başka LGBTİ+ hareketine yaptıkları herhangi bir katkı olduğunu söyleyebilir miyiz? Zamanla queerlerin hikayeleri kültürel tarihimize yazıldıkça yeniden keşfettiğimiz figürler ortaya çıkıyor. Mesela bu yazı dizisine adını veren şarkıyı seslendiren Ferdi Özbeğen’in hayat hikayesinin son bir senedir daha sık gündeme geldiği için Özbeğen Türkiye’nin kültürel panoramasında yeni bir yer alır mı?

olmadi-bastan-gey-ikonlari-oldu-yasasin-queer-onderler-5 

Ferdi Özbeğen

Artık ikonluk konusunun hak ve özgürlük mücadelesine verilen destekle daha da yakından ilgisi var. 2020 senesinde belirli aralıklarla LGBTİ+’lara kamusal bir nefret saçılırken sosyal medyada trollere karşı bizlerin yanında sapasağlam duran Nükhet Duru, bu cesareti nedeniyle artık Türkiye’de sadece geylerin sevdiği bir sanatçı olmaktan çok daha fazlası. Şimdi ona Türkiye’nin gey ikonu desek, gösterdiği duruştan sonra onun bize etkisini sınırlandırmış olmaz mıyız? 

olmadi-bastan-gey-ikonlari-oldu-yasasin-queer-onderler-6 

Nükhet Duru

Gey ikonu kavramının sınırlayıcılığından mutlaka bahsetmek gerek. Varolan erkek egemen toplumsal sistem LGBTİ+’lar arasında en çok cis gey erkeklere sosyal ve ekonomik yükselme ve refah şansı tanımakta. Kimi cis geyler bu durumu ABD ve Britanya’da farklı farklı dönemlerde tüm LGBTİ+ mücadelesini geylerin hakları mücadelesine dönüştürmek için kullandılar. Bunun çok sınırlı, iltimaslı bir zümre dışında kimseye net bir sosyal kazancı olmadı. LGBTİ+ hareketinin elde ettiği ivme sadece cis geyler tarafından adeta gasp edildiğinde, hareket geriye dahi gitti. 2021’in ilk ayları bizlere Türkiye’deki queerler olarak bir araya geldiğimizde ve birbirimizi desteklediğimizde sesimizin daha gür çıktığını, etkimizin daha etkin olduğunu gösterdi. Hak mücadelesinin ön plana çıktığı şu günlerde ülkemizde ve dünyada gey ikonluğu aslında git gide geçmişte kalmaya mahkûm olan kültürel bir kavrama dönüşüyor. Bugün Türkiye’nin gey ikonu kimdir sorusunu, Türkiye’nin popüler kültür içerisinde yükselmiş queer önderleri kimdir diye yeniden sormak hem hak ve özgürlük taleplerimiz için hem de dayanışmamız için daha verimli sonuçlar verebilir.   

Diyelim sorduk. Bu soruya geçmişten vereceğimiz ilk cevap olarak akla elbette Zeki Müren geliyor. Son on yılda Zeki Müren’in hayatı ve eserleri queer bir gözlükle birçok sergide, kitapta ve akademik çalışmada incelendi. Müren’in performanslarının ve sanatçı personasının queer bireylerin varlık hikayelerine yaptığı pozitif etki adeta baştan yazıldı. Müren’in kostümleriyle, şarkılarıyla, varlığıyla ortaya çıkardığı etki şüphesiz gey çocuklara “kendin ol” mesajı vermekten çok daha büyüktü. Onun toplumda kabul edilmiş cinsiyet rollerini yerle bir edişinin toplumda çok daha büyük bir kategori sorgulamasını tetiklemiş olması, Müren’in önemini bizlere açıkça gösteriyor.

Bülent Ersoy’un kişisel hikayesi de topluma trans haklarından fazlasını anlattı. Ersoy’un uyum sürecinin devletle dişe diş bir mücadele şeklinde geçmesi belki kitlesel bir mücadeleye ilk bakışta dönüşmedi, ancak Ersoy’u takip eden milyonlara bireylerin kendilerine çizdikleri yolda gitmelerine dair nice gey ikonunun yıllarca uğraşsa veremeyeceği bir ders verdi.

Ülkenin kendisi, toplumun anlayışı, aykırılığın içeriği ve yolları sürekli değişiyor. LGBTİ+’lar olarak bir araya geliş şekillerimiz, dayanışmamız, mücadelemiz de… Bu noktada popüler kültür tarihini bir kimliğin ön koşulu olarak bilinmesi gereken sanatçılar listesi olarak değil de mücadelemiz ve dayanışmamızı ileri götürmek için bilmemiz, tanımamız gereken hayat hikayeleri ve onların bizlere etkisi olarak yazarsak, tarihe ve kültüre bakışımızın bir faydası olur. O nedenle, bir kavram olarak gey ikonları öldü, yaşasın queer önderler. 

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Kaos GL dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin Beden dosya konulu 177. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.

 




[1] İkon kavramının ayrıntılı tartışmalarına Jean Baudrillard’ın çalışmalarından ulaşabilirsiniz. Gey ikonlarının tanımlanması konusunda biraz eski bir noktadan bakıyor olsa da Georges-Claude Guilbert’in Gay Icons: The (Mostly) Female Entertainers Gay Men Love kitabı aydınlatıcı bir kaynak olabilir. Gey ikonlarının başka bağlamlara ithal edilmesine dair örneği Charlie Henniker’in “Pink Rupees or Gay Icons? Accounting for the Camp Appropriation of Male Bollywood Stars” başlıklı kitap bölümünde bulunabilir.

[2] Batıdaki tarihsel gelişimi Susan Stryker’ın Transgender History: The Roots of Today’s Revolution ve Hugh Ryan’ın When Brooklyn Was Queer kitaplarında okuyabilirsiniz.

[3] Dorothy’nin Arkadaşları kavramının tarihsel ve metinsel incelemesi için Hannah Robbins’in “Friends of Dorothy”: Queerness in and beyond the MGM Film başlıklı kitap bölümüne bakabilirsiniz.


Etiketler: kültür sanat