03/06/2020 | Yazar: Oya Özgün Hazan

Tüm iş olanaklarının elden alındığı, ötekileştirmenin had safhada olduğu noktada seks işçileri kendilerini savunur. Ormanda savunur, otobanda savunur.

Onca Yoksulluk Varken’in dehlizlerinde / Ayracım Gökkuşağı edebiyat yazıları - 2 Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Oya Özgün Hazan | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Oya Özgün Hazan

Yahudi Madam Rosa, Auschwitz toplama kampını atlattıktan sonra Paris'te seks işçiliği yaparak hayatını kazanmış, yaşlandıktan sonra evinde orospuların çocuklarına bakarak geçinmeye çalışan bir kadındır. Bir tür yetimhane görevini üstlenir evi. Kitaptan anladığımız kadarıyla o dönem orospuların çocuk yetiştirme hakkı yoktur.

Yaşadığı zorlukların etkisinde ikinci bir baş kahramana sahibiz kitapta, adı Momo. O da daha henüz 3 yaşındayken bu eve bırakılmıştır. Arap kimliğe sahiptir. Kitapta bundan başka birkaç etnik kimlik daha vardır. Sorgulayan, hayatı kendi keşfetmeye çalışan biridir Momo. Kitaptaki en can alıcı dizelerin de sahibi.

Kitaptaki yan karakter olan ama baskın karakterler arasında Mösyö Hamil’i de sayabiliriz. Adeta bir baba görevi üstlenerek ona sahip çıkmaktadır. Vaktini genellikle Madam Rosa’ların oturduğu yere yakın bir kahvede geçirmektedir.

Madam Lola’yı es geçmek olmaz. Kitaptaki trans kadın karakterdir. Yardımseverliğiyle ön plana çıkar. Momo ona dair bazı önemli soruları gündeme getirir.

“Madam Lola konusunda beni tek üzen şey, ara sıra onun deyimiyle, ‘bütün haklara sahip bir kadın olmak için’ gidip önündekileri kestirmeyi düşünmesiydi.”  sf.174

Bu kısma yazımızın yayımlandığı mecraa itibarıyla biraz büyüteç tutmak gerektiğini düşünüyorum.

Kimi transseksüel kadınlar ve transseksüel erkekler dünya genelinde kendi hissettikleri gerçek cinsiyet itibarıyla bir takım cinsiyet geçiş operasyonlarına/mental-hormonel değişikliklere tabii olurlar.

Bugüne kadar yoğun bir şekilde şemsiye altında toplanmış LGBTİ kimliklerin hislerine, yaşadıklarına ilişkin meseleleri az-çok duymuşuz, araştırmışızdır. Ancak burada çok da sorgulanmayan bir alan olduğunu düşünüyorum. LGBTİ içindeki insanlar olsun, LGBTİ dışı insanlar olsun cinsiyet geçiş sürecinin idari aşamasına dair çok kafa yormadık bana kalırsa. Bir nüfus cüzdanı değişiminin daha ötesinde bir şeyler olduğu da muhakkak. Ya da o nüfus cüzdanındaki değişiminin paralel bir şekilde nerelere ışın demeti yolladığı genellikle gözden kaçıyor.

Transseksüel insanlar için resmi evliliğin gerçekleştiğini de ele alalım şu durumda hüviyetle birlikte. Önümüze miras hakkı, hastaneye düştüğünde karşılaşılan sorunlar, olası cezaevi sorunlarında onu karşılamak için akraba şartı aranması, seyahat aşamasında çıkan meseleler, işe başvurma, maaşa başvurma... Bunların hepsi soyadı birlikteliği+cinsiyet uyum operasyonu sonrası çözülebilecek meseleler gibi gözüküyor. İstediğimiz kadar muhalif bir pencereden hayata bakalım yaşadığımız güncel hayatta bu sıkışmışlığı atamadığımız oranda bunalıma gebeyiz. Ki bu çözümsüzlük zincirinden kurtulmak için senelerimiz bürokrasiyi aşma çabalarıyla geçiyor. Bugünden yarına hemen çözüme kavuşmuyor. İşte Momo’nun endişesi onu üzen şey bu bürokratik mesele. Karşıdaki trans bireye sormadan bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dediğinizi duyar gibiyim. Ama işte sorun da burada. İdari anlayış trans insanın operasyon geçirip geçirmeme hakkını ona sormadan operasyon sonrası elde edeceği haklar için operasyonu zorunlu tutuyor. Transseksüel vatandaşın haklarını alacağı aşama olarak bu kısım öne çıkıyor. Elbette kesin bir durum söz konusu değil ama “ihtimal”in peşinde koşturmak açısından bir olanak çıkıyor.

Bir noktasıyla farklı ülkelerden bulunduğun ülkeye gelen mültecinin kimlik edinme arayışına benzer bir süreç. Bu yüzdendir ki eserde çok sayıda başka mülteci yan karakter var. Hepsi sevgi dolu, zor zamanlarında birbirlerine destek olan bir imaj çiziyorlar. Emile Ajar ufuk düzleminde belirmesi gereken yöntemi işaret ediyor bir bakıma.

Momo kitaptaki Doktor Katz ile bir diyalogu sırasında şöyle der:

Umarım hiçbir zaman normal olmam, Doktor Katz, bir tek namussuzlar normal olur hep. Normal olmamak için elimden gelen her şeyi yapacağım, Doktor…” sf.171

Bir gün Momo ötekileştirilmeyi tatmamış Madame Nadine’in çocuklarının yaşadığı eve gider ve Madame Nadime’in çocuklarıyla onlar okuldan eve dönerken orada bulunduğu andan birkaç saat sonra karşılaşır. Ve kitapta o sahne şu şekilde vuku bulur:

“Gelin size dostumuz Momo’yu tanıştırayım,” dedi anneleri.

İki velet bana hemen sataştı. En küçüğü, altı yedi yaşlarında olanı, öteki çünkü on dolaylarında olmalıydı, sanki yaşamında hiç böyle bir şeyle karşılaşmamış gibi baktı yüzüme, sonra da:

“Neden böyle giyinmiş?” dedi.

Aşağılanayım diye gelmemiştim ben buraya. Evim değildi burası, bunu bal gibi biliyordum. Sonra öteki süzdü beni iyice ve sordu:

“Arap mısın?”

Allah kahretsin, kimse bana Arap diye küfredemezdi. Hem ne yani, ısrar etmeye değmezdi, ne kıskanıyordum ne de bir şey, ama buraları bana göre değildi, yerim doluydu zaten, söyleyecek hiçbir sözüm yoktu. Bir şey vardı boğazımda, onu yuttum, sonra dışarı fırladım, bastım gittim.

Aynı mahalleden değildik kısacası.”  sf.159

Sayfa numarasına dikkat ettiyseniz normallikle ilgili lafları Madame Nadine’in çocuklarıyla yaşadığı tatsız olaydan sonra ediyor Momo. Sebep sonuç ilişkisi.  Toplum sana yüzünde siyah ben var diye garipserse seni arasına almazsa yüzünde ben var diye sen de bir anda siyah benliler olarak atağa geçer ve bir savunma refleksi olarak umursamadığı bir kimliği onların gözüne gözüne sokarcasına kendi benliğinin üstüne koyar ve siyah benlilerin savunusuna girişir. Arka plandaki ötekileştirmeyi tatmamışlar da “siz de hep siyah benliğinizi gözümüze sokuyorsunuz. Gidin evinizde siyah benliğinizi yaşayın(!)” der.

Kitabın dikkat çeken noktalarından biri de metnin dilsel tercihleridir. Yaşlanan Madam Rosa’nın ötanazi talebi içeren satırları “kürtaj” şeklinde dillendirir. Bunun nedeni kürtajı kendi doğumu ile sembolleştirmesinden kaynaklanmaktadır. Eğer seks işçisi annesi kürtaj olsaydı ötekileştirilmeyle her an burun buruna geldiği bu hayatta olmayacağını imlemektedir. Kürtaj meselesi kitabın son sayfalarında ortaya çıkmaktadır yani dışlanmayla tanıştıktan sonrasına denk düşer.

Kitapta bir başka dikkat çekici dilsel tercih seks işçiliğini faaliyeti edimini yazarın baştan sona kadar “savunmak” olarak ifade etmesidir. Tüm iş olanaklarının elden alındığı, ötekileştirmenin had safhada olduğu noktada seks işçileri kendilerini savunur. Ormanda savunur, otobanda savunur.

Bu yazıyı okurken dinlemenizi önerdiğim şarkı İmpala-Bugün kim Öldü

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Video Haber İkon  İlgili Video:


Etiketler: kültür sanat
Nefret