19/03/2024 | Yazar: Yunus Kara

Dikkat çekmek istediğim kavramlar; sosyal değişim ve gelişim, sosyal bütünleşme ve ortak sorumluluk. Bu kavramlar, bu yılın Dünya Sosyal Hizmet Günü temasıyla da yakından ilişkili. Bu yıl, Dünya Sosyal Hizmet Günü’nün teması “Ortak Gelecek için Dönüştürücü Bir Değişim”

Sosyal hizmet, ortak gelecek için dönüştürücü bir değişim yaratabilir mi? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Sosyal hizmet; sosyal değişimi ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, insanların güçlendirilmesini ve özgürleşmelerini destekleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal hizmet, sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkelerini merkeze alır. Sosyal hizmet teorileri, beşeri bilimler, sosyal bilimler ve yerel bilgi ile desteklenen sosyal hizmet, yaşam zorluklarıyla mücadele etmek ve iyilik halini geliştirmek için insanlarla ve yapılarla çalışır. Sosyal hizmetin bu tanımı ulusal ve/veya bölgesel düzeylerde geliştirilebilir.”

Yukarıda yer alan tanım, sosyal hizmetin güncel ve küresel tanımı. Bu küresel tanımda sosyal hizmetin yap(a)madığı ya da yap(a)mayacağı şey yok gibi görünüyor. Bu konuyu meslektaşlar arasında, “Üzerimizde fazlasıyla yük yok mu? Bu yükü, nasıl ve ne şekilde umuda ya da aktivizme dönüştürebiliriz?” soruları ekseninde sıklıkla tartışıp konuşuyoruz diyebilirim. Bu sorulara yanıt aramanın ötesinde bu küresel tanımda dikkat çekmek istediğim bazı kavramlar var. Dikkat çekmek istediğim kavramlar; sosyal değişim ve gelişim, sosyal bütünleşme ve ortak sorumluluk. Bu kavramlar, bu yılın Dünya Sosyal Hizmet Günü temasıyla da yakından ilişkili. Bu yıl, Dünya Sosyal Hizmet Günü’nün teması “Ortak Gelecek için Dönüştürücü Bir Değişim” (Buen Vivir: Shared Future for Transformative Change). Bu tema geçen yıllardaki (özellikle 2021-2022-2023) temalarla bir bütünsellik gösteriyor. Doğaya, ekolojiye, canlı ve/veya cansız varlıklara yönelik bir uygulama perspektifi sunan yeşil sosyal hizmet yaklaşımını da tekrar öne çıkarıyor.

2024 yılının teması, toplumun genel refahı ve sürdürülebilirliği için yapılan değişimlerin ve dönüşümlerin, bireylerin ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirilmesini ifade ediyor. Bu tema, sürdürülebilir bir geleceğe doğru yapılan dönüşümleri kapsaması, mevcut sorunları ve zorlukları ele almak ve daha adil, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir toplum inşa etmek amacıyla yapılan çabaları da içeriyor. Bu çabaların sonuç vermesi ise toplumun farklı kesimlerinin katılımıyla mümkün diyebiliriz.

“Ortak Gelecek için Dönüştürücü Bir Değişim” teması, aynı zamanda değişimin uzun vadeli ve kalıcı olması gerektiğini vurguluyor. Kısa vadeli çözümler yerine, yapısal ve sistemsel değişikliklerin yapılmasına dikkat çekiyor. Tema; iş birliği, dayanışma ve adalet kavramları üzerine kurulu olmanın yanı sıra doğal kaynakların korunması ve gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakılması hedeflerini de bünyesinde barındırıyor. Böylece, dönüşüm sadece mevcut nesilleri değil, gelecek nesilleri de kapsayan bir süreç haline geliyor.

Sosyal hizmet mesleğinin doğasında yer alan ya da dönüştürmesi gereken konular

Bu yazının başlığı olan soruyu yanıtlamaya gelirsek, yanıtların hemen bulunamayacağını ya da ortaya konulamayacağını ifade edebilirim. İlgili soruyu, farklı perspektiflerden ya da sosyal hizmetin çeşitli alanları ekseninde yanıtlayabiliriz diye düşünüyorum. Ben bu yazımda sadece LGBTİQA+ alanından bir perspektif sunmaya çalışacağım. “Ortak Gelecek için Dönüştürücü Bir Değişim” teması, sosyal hizmet mesleğinin doğasında yer alan ya da kendi doğasında dönüştürmesi gereken konuları ve olguları tekrar hatırlatıyor diyebilirim. Bu konuları ve olguları başlıklandırarak ve LGBTQİA+ alanıyla ilişkilendirerek, sosyal hizmetin bir dönüşüm yaratıp yaratamayacağına dair fikirlerimizi ortaya koyabiliriz diye düşünüyorum.

Dezavantajlı Gruplara Yönelik Destek: Sosyal hizmet, dezavantajlı gruplara (kırılgan ya da hassas gibi farklı isimlendirmeler de yapılabiliyor) destek sunarak onların yaşam koşullarını iyileştirme potansiyeline sahip. Bu gruplar arasında LGBTQİA+’lar da var. Özellikle Türkiye özelinde düşündüğümüzde, LGBTQİA+’ların yaşamlarında dönüştürücü bir etkinin yaratılmadığını ve topluma daha etkin katılımlarının sağlan(a)madığını söylememiz mümkün. Bunu her yazımda ifade ediyor olmam da bizlere hala dönüştürücü etkinin tam anlamıyla gerçekleştirilemediğini ya da bunun için hala atmamız gereken adımlar olduğunu hatırlatıyor.

Dayanışma ve İş birliği: Sosyal hizmet uzmanlarının hem gerçekleştirdikleri müdahalelerde hem de çeşitli uygulamalarda müracaatçılarıyla ve meslektaşlarıyla dayanışma ve iş birliği içerisinde olmaya yönelik etik sorumlulukları bulunuyor. Dayanışma ve iş birliği, farklı paydaşların bir araya gelerek ortak hedeflere ulaşmak için birlikte çalışmasını gerektiriyor. Sosyal hizmet uzmanları, farklı gruplar arasında diyalog ve iş birliği kurarak da toplumun birlikte hareket etmesini sağlama potansiyeline sahip diye düşünüyorum. LGBTQİA+ alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları olarak bir araya gelme ve birbirimizi dinleme alanlarını yaratmaya özen gösteriyoruz. Bu özenin -LGBTQİA+ alanında çalışsın ya da çalışmasın- sosyal hizmet uzmanlarının tümü tarafından gerçekleştirilmesi de değerli ve dönüştürücü bir etki yaratabilir.

Toplumsal Değişim için Savunuculuk Yapma: Sosyal hizmet uzmanları, toplumsal değişim için savunuculuk yaparak yapısal ve sistemsel değişiklikleri sağlayabilirler. Sosyal, ekolojik ve cinsel adaleti sağlama çabaları, eşitsizliklerin azaltılmasını, toplumun daha kapsayıcı hale gelmesi için politika değişikliklerini ve toplumsal hareketlerde aktif rol alma potansiyelini de ortaya koyuyor. Bu noktada, LGBTQİA+ öznelerin haklarını savunma noktasında hala geri planda kaldığımızı, toplumsal değişimin sağlanmasında katılımcı bir yaklaşımı benimseyemediğimizi söylemek mümkün.

Toplum Katılımı ve Güçlenme: Sosyal hizmet, toplum katılımını teşvik ederek ve insanların kendi güçlerini ve kaynaklarını kullanmalarını destekleyerek dönüştürücü değişime katkıda bulunabilir. Böylece toplumun ihtiyaçlarına uygun çözümler belirlenebilir ve hayata geçirilebilir. Aynı zamanda, bireylerin ve toplumun kendi sorunlarını çözme kapasiteleri de geliştirilebilir. Ülkemizdeki LGBTQİA+’ların özellikle sosyal ve politik katılımlarının teşvik edilmesi gerekliliği önümüzde duruyor. LGBTQİA+’ların kendi güçlerini ve kaynaklarını kullanmalarının desteklenmesi, dönüştürücü bir değişime katkı sağlamak açısından çok önemli.

Toplumsal Değişim ve Dönüşüm: Sosyal hizmet, ekolojik, cinsel ve sosyal adaletin sağlanmasını ve toplumsal eşitsizliklerin azaltılmasını hedefliyor. Sosyal hizmet uzmanları dezavantajlı grupların haklarını savunarak ve sosyal dışlanmayı önleyerek bu hedeflere katkıda bulunabilir. Bu katkılar, toplumsal değişimin ayrılmaz bir parçası olarak, bireylerin, grupların ve toplumun yaşamlarını olumlu bir şekilde dönüştürme potansiyeline de sahip. Ülkemizdeki LGBTİQA+’ların yaşamlarını olumlu yönde geliştirebilecek çeşitli müdahalelerin ve uygulamaların ortaya konulması yerine, uzun zamandır ağırlıklı olarak zarar vermeme ilkesi üzerinden tartışmalarımızı yürütüyoruz. Zarar vermeme ilkesinin önemsiz olduğunu ifade etmiyorum elbette, ancak LGBTQİA+’lara yönelik müdahaleler ve uygulamalar sadece bahsi geçen ilke üzerinden ilerlediğinde, sosyal hizmet uzmanlarının LGBTQİA+’larla çalışması gerekliliğine yönelik etik sorumluluklar göz ardı edilmiş oluyor. Sosyal hizmet uzmanları, zarar vermemek için kendilerine herhangi bir destek kapsamında gelen LGBTQİA+ müracaatçılarını derinlemesine görüşme(ler) gerçekleştirmeden, planlı müdahale süreci yürütmeden, LGBTQİA+ alanı ile ilgili bilgilerini ve becerilerini geliştirmeden başka bir sosyal hizmet uzmanına yönlendirme yapabiliyor. Böyle bir durumda sadece toplumsal değişim değil, sosyal hizmet mesleği içerisindeki değişim ve dönüşüm de eksik kalmış oluyor.

Ekolojik Adalet: “Ortak Gelecek için Dönüştürücü Bir Değişim” teması, özellikle ekolojik adaletin sağlanmasını destekliyor. Ekolojik adalet, insan-doğa karşıtlığının ortadan kaldırılmasını, doğal kaynakların korunmasını, iklim krizi ile mücadele edilmesini ve sadece insanı temeline alan uygulama ve müdahalelerin değiştirilmesini içeriyor. Ekolojik adaletin sağlanması durumunda, toplumun genel refahının ve iyilik halinin artacağı öngörülüyor. LGBTQİA+’ların herhangi bir afetten en hızlı bir biçimde etkilenebilmeleri (6 Şubat Depremi, COVID-19 pandemisi vd.), ekolojik adaletin, cinsel ve sosyal adalet ile birlikte sağlanması gerektiği düşüncesini ortaya koyuyor.

Başlıklar altında yer alan bilgilerden de görüleceği üzere Türkiye’deki sosyal hizmet mesleği ve uygulamaları, “Ortak Gelecek için Dönüştürücü Bir Değişim” temasının ifade ettiklerine, anlatmak istediklerine ve ortaya koymak istediği hedeflere, amaçlara ve çabalara büyük ihtiyaç duyuyor. Bu değerlendirme, ülkemizde LGBTQİA+’lara yönelik etkin ve güvenilir sosyal hizmet uygulamaları hiç gerçekleştirilmiyor anlamını taşımamalı. Birçok meslektaşım, LGBTQİA+ alanında uygulamalar gerçekleştirmeye çalışıyor, LGBTQİA+’ların var olan iyilik hallerini geliştirmelerine destek oluyor, dayanışmayı sürdürüyor. Buradan edindiğim umutla, sosyal hizmetin, ortak gelecek için dönüştürücü bir değişim yaratabileceğine inanıyorum. Bu değişimin biraz zaman alabileceğini öngörsem de değişimin hem biz sosyal hizmet uzmanları hem de müracaatçılarımız aracılığıyla gerçekleşebileceğini -bir yandan da gerçekleşmesi gerektiğini- düşünüyorum. Mesleğe, alana ve dayanışmaya emek veren tüm meslektaşlarımın Dünya Sosyal Hizmet Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız!

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: yaşam, sosyal hizmet, sağlık, sağlık hakkı
nefret