27/09/2022 | Yazar: Berkem Yanıkcan

Esmeray, sahne aldığı dönemin kimlik tartışmaları ve politik sorunları çerçevesinde sürekli değişen ve gelişen dinamik bir deneyim aktarımı sunmaya devam ediyor.

Yine yeniden, Esmeray ve sahnedeki önemi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Yaklaşık yirmi yıl önce Sokak Sanatçıları Atölyesi’nde Pınar Selek ile yollarının kesişmesiyle tiyatro serüvenine başlayan ve henüz on yıl geçmeden Türkiye ve Avrupa’da on binlerce seyirciyle buluşan Esmeray, bugün hâlâ sahnede hayat hikayesini paylaşmaya devam ediyor. 2021 yılında geçirdiği sağlık sorunlarının ardından geçtiğimiz aylarda İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde sahnelere geri dönerek bizlere trans hayat hikayelerinin sahnelenmesindeki önemi yeniden hatırlatıyor.

Cadının Bohçası, Yırtık Bohça ve Kestirmeden Hikayeler adlı oyunlarıyla, Türkiye tiyatro sahnesini trans otobiyografisiyle tanıştıran Esmeray, hayatının farklı anlarını sorgulayıcı bir anlatımla sahneliyor. Bu performanslarında Türkiye’de yalnızca trans bireylerin değil, aynı zamanda cis-egemen ve heteroseksüel yapının normları altında ezilen birçok başka LGBTQİ+ bireyin çocukluktan yetişkinliğe süregelen var olma mücadelesinin de sesi oluyor. Esmeray’ın sahnelediği oyunlar, Türkiye’de cinsiyet, etnik köken, sosyal sınıf ve cinsel yönelim gibi birbiriyle kesişen farklı azınlık kimliklerinin inşasındaki dinamiklere ve bu kimliklerin çoğunlukçu politikalarca nasıl konumlandırıldığına dair değerli içgörüler taşıyor.

Türkiye’de 2000’li yılların başından beri düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşleri bağlamında çeşitli tartışmalarla ortaya atılan trans dışlayıcı söylemlerin ardından, özellikle son beş yılda Batı’da artışa geçen trans karşıtı radikal feminist görüşlerin ülkemizde bulduğu karşılıkla beraber trans bireylerin deneyim aktarımları da her zamankinden mühim bir hale geldi. Türkiye’deki feminist hareket içerisinde yer alan kimi akademisyen ve yazarlar, trans kadınların hayatlarında “erkek ayrıcalıkları” aramayı sürdürürken Esmeray gibi sanatı ve politik duruşuyla transfeminizmin öncülüğünü üstlenmiş insanlar, trans ve ikili cinsiyet kalıplarının dışında kalan diğer kimliklerin de feminizmin öznesi olabileceğini anlatmaya devam ediyor.

Esmeray, Cadının Bohçası’nda çocukluk anılarından başlayan ve Kestirmeden Hikayeler’de cinsiyet uyum sürecine kadar uzanan otobiyografik performanslarında birçok trans ve kuir deneyimi aktararak bu deneyimleri göz ardı eden trans dışlayıcı söylemleri de kendiliğinden çözümlüyor. Bu söylemlerin arkasında yer alan, yıllardır sahnelediği performanslarından haberdar olan trans dışlayıcı kişileri de savundukları görüşlerin çelişkili ve ironik boyutuyla yüzleştiriyor. Esmeray, Kars’ta köylü bir ailenin çocuğu olarak hayata başlamanın, Türkiye’deki kimlik mekanizmalarınca dışarıda bırakılan Kürt bir trans kadın, yani tam anlamıyla bir öteki olmanın en zorlayıcı yanlarını bir araya getiriyor.

Türkiye’de ayrıcalıklardan en uzak öykülerden birini anlatan Esmeray’ın performansları, trans dışlayıcı görüş ve söylemlerin bir parçası olduğu, desteklediği ve dolayısıyla yeniden yarattığı, biyolojik özcülük ekseninde gelişen epistemik ve sistemik baskıyı gün yüzüne çıkarıyor ve eleştiriyor. Kamuoyundaki feminist tartışmalarda böylesi bir eşitsizliği savunan kişilerin akademik unvanlarının ve sınıfsal konumlarının getirdiği ayrıcalıkları görmezden gelerek daha da derinleştirdikleri eşitsizliklere karşı tiyatro sahnesini ve sanatını bir direniş aracı olarak kullanan Esmeray, sahne aldığı dönemin kimlik tartışmaları ve politik sorunları çerçevesinde sürekli değişen ve gelişen dinamik bir deneyim aktarımı sunmaya devam ediyor. 

Esmeray, cinsiyet uyum sürecine dair deneyimlerini aktardığı Kestirmeden Hikayeler adlı oyunuyla 5 Ekim 2022 tarihinde Kumbaracı 50’de!

*Bu yazı, Avrupa Birliği’nin araştırma ve yenilik programı Horizon 2020 kapsamında Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından fonlanan bir projenin (ERC-2019-STG, STAGING-ABJECTION, Hibe Sözleşme No: 852216) parçasıdır.

**KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: kadın, kültür sanat
nefret