10/11/2006 | Yazar: KAOS GL

‘Ailelerimiz de, bizim kendimizi tanıma, kabul etme ve barışma süreçlerindeki ihtiyaçlarımızdan muaf değiller.

‘Ailelerimiz de, bizim kendimizi tanıma, kabul etme ve barışma süreçlerindeki ihtiyaçlarımızdan muaf değiller. Onların da eşcinsellikle ilgili gerçek bilgiye, kendileri ile aynı durumda olan bireylerle tanışma ve etkileşime girmeye ihtiyaçları var. Biz nasıl toplum içinde yalnızlaştığımız bir süreç yaşıyorsak, ailelerimiz de akraba çevresi ve içinde bulundukları toplumsal çevre içerisinde aynı yalnızlaşmayı yaşıyorlar.’ 10. Buluşma’nın çalışma gruplarından biri de ‘Aileye Açılma: Sorunlar, Stratejiler,Politikalar’ başlığını taşıyordu.

Türkiyeli Eşcinsellerin 10. Buluşması
12-13 Temmuz 2003, Ankara
Raportör: Yeşim & Ulaş

Eşcinsel ailelerinin, çocuklarının eşcinselliğini kabul etmesi çok zor gerçekleşen bir süreç. Başka eşcinselleri tanısalar ve sorunsuz ilişkiler kursalar bile, çocuklarının eşcinsel olması onlara korkutucu geliyor. Biz nasıl eşcinsel olduğumuzu fark eder etmez homofobimizden arınamıyorsak, ailelerimiz de bizlerin eşcinsel olduğunu öğrendiklerinde homofobilerinden arınamıyorlar. Dolayısıyla açılır açılmaz ailelerimizin kendiliklerinden homofobilerinden arınmalarını beklememeliyiz.

Her ne kadar her birimiz özgün deneyimler yaşıyor olsak da, aslında aileye açılma süreçleri pek çok açıdan benzer bir şekilde işliyor. Bu nedenle açılma öncesi, açılma ve açılma sonrası için tartışarak oluşturacağımız stratejilere dayanan somut destek projeleri oluşturmalıyız.
Uzun vadede eşcinsel ailelerinin örgütlenmelerini sağlamayı hedeflemeliyiz.
Açılmadan önce aile kurumunu sorgulamış olmak gerekiyor. Bu, açılma sırasında ya da sonrasında karşılaşacağımız sorunları anlamamızı, oluşacak riskleri öngörmemizi ve gerekli önlemleri almamızı sağlar. Aile bağımlılık ilişkileri içerisinde kurulmuş bir kurumdur. Aile içerisinde bulunduğumuz sürece bu durumu içselleştiriyoruz. Sonuç olarak ailelerimiz önüne bastırılmış ve onlara psikolojik, sosyal ve ekonomik her anlamda bağımlı bireyler olarak çıkıyoruz. Bunu sorgulamadan, sonuç alıcı bir şekilde açılmayı gerçekleştiremeyiz. Özetle aileyi kutsallaştırmak yerine aileyi dönüştürmeye çalışmalıyız. Manchester Ebeveynler Derneği’nin sloganı ‘eşcinsel evlatlarımız değil, biz değişeceğiz’, aile içi geliştireceğimiz politikaların zemini olmalıdır. Ekonomik bağımsızlık ve sabır aileye açılma sürecinde çok önemli etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Fakat ürettiğimiz politikalarda ekonomik bağımsızlık ve sabrın açılmanın ön koşulu olmadığının altını çizmeliyiz.

Açılma sürecinde aileler konuya şantaj, tehdit, fiziksel şiddetle yaklaşabiliyorlar; çocuklarını suçlu duruma sokacak stratejiler izleyebiliyorlar. Elbette bu davranışların kaynağı çocuklarına olan sevgisizlikleri değil, köklerini heteroseksizmden alan korku, bilgisizlik, önyargı, vb. etmenlerdir. Bu etmenler açılma ve sonrası süreçte kriz ortamının oluşmasına neden olmaktadır. Olağan bir şekilde gelişen bu süreci aşılamaz görmek yerine, onlarla birlikte dönüşebilmenin zeminlerini yaratmaya dönük çalışmalar yapmalıyız.

Ailelerimiz de, bizim kendimizi tanıma, kabul etme ve barışma süreçlerindeki ihtiyaçlarımızdan muaf değiller. Onların da eşcinsellikle ilgili gerçek bilgiye, kendileri ile aynı durumda olan bireylerle tanışma ve etkileşime girmeye ihtiyaçları var. Biz nasıl toplum içinde yalnızlaştığımız bir süreç yaşıyorsak, ailelerimiz de akraba çevresi ve içinde bulundukları toplumsal çevre içerisinde aynı yalnızlaşmayı yaşıyorlar.

Bu bağlamda yaşanan sorunları aşmaya dönük çalışma grupları oluşturmalıyız. Bu grupların yapacağı çalışmalarda, aileye açılma sürecinde karşılaşılan durumlar ve deneyimler bir araya getirilmeli, açılma öncesi, esnası ve sonrası süreçlere ilişkin kapsamlı stratejiler geliştirmeli ve bunlara dayanarak çeşitli somut ürünler oluşturmalıyız.

• Sunumlar

• Ailelere, eşcinsel bireylere, eğitimcilere, psikiyatrlara, psikologlara, avukatlara, sosyal hizmet uzmanlarına, bir bütün topluma dönük kendi içinde uzmanlaşmış farklı eğitim paketleri

• Kendi içimizde konuyla ilgili uzmanlar yetiştirmek

• Tartıştırma programları

• Broşürler

• İnternet üzerinden bilgilendirmeler

• Makaleler

Çocuk olan eşcinsellerin yanı sıra, anne-baba olan eşcinsellerin de sorunlarının bu projeler kapsamında ele alınması gerekmektedir. Evlatlarına açılmaları ve çocuklarının yaşayacağı sorunları aşmalarına dönük sorunlar, vs. Bu çalışmalar çocuk sahibi olmak isteyen eşcinsellerin de önünü açacaktır.

Açılma stratejilerinin yanı sıra, açılmama stratejileri de olmalıdır. Herkese açılmayı öneremeyiz. Hangi durumlarda açılmamayı önereceğimizi, hazırlayacağımız projeler kapsamına almalıyız.
Deneyimlerimizi bir araya getirirken Batı’ya bakmak önemlidir ama yeterli değildir. Batı’nın geçmişinden gelen deneyimleri dikkate almalı, ancak sonuç olarak üretimlerimizi yerel deneyimlere dayandırmalıyız.

Aileye açılmak onlara değer verdiğimizin kanıtıdır.

Eşcinsel gruplarının kendini ciddi bir şekilde belli eden bu soruna karşı acil harekete geçmeleri gerekmektedir. Bu anlamda, çalışma gruplarına ihtiyacımız var. Öncelikle var olan deneyimler bir araya getirilmeli, sosyolojik, psikolojik, hukuki kaynaklarla zenginleştirilmelidir. Oluşan bilgi havuzuna dayanarak topluma önereceğimiz somut politikalar geliştirmeliyiz. Bu politikalar üzerinden somut ürünler oluşturulmalı ve bu ürünlerin vücut bulacağı çalışmaları acilen yaşama geçirmeliyiz.


Etiketler: insan hakları, aile
Dijital