12/09/2020 | Yazar: Yıldız Tar

Ele avuca sığacak resimlere hazzın doruğuna çıkılan anları, homoerotizmi, yüzsüz bedenleri sığdıran Chorus of Body ile eserlerini konuştuk: Mimikleri ortadan kaldırdığımızda eyleme, en yüksek ana odaklanabiliyoruz.

Avuç içi resimler, anlar, haz ve yüzsüz bedenler: Chorus of Body Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Carlson

Bedenden yüzü çıkartırsak geriye ne kalır? Yüzsüzlük ve zihnimizde onu hemen bütünleyen arsızlık kötü bir şey midir? Yüzümüzdeki jest ve mimikler olmadığında haz neye dönüşür?

Bütün bu sorular Chorus of Body Instagram sayfasında gezerken zihnimde belirenlerin sadece birkaçı. Bir tanışma uygulamasının gizli fotoğraflar sekmesinde gezmek ya da telefonunuzun o herkesten sakladığınız gizli klasöründe ilerlemek gibi bir şey Chorus of Body sayfasında ileri geri gitmek. Metaforlar, benzetmeler, güzellemeler yerine yüzü anonimleşmiş bedenlerin, hazzın ve anların çıplaklığı karşılıyor sizi bu sayfada.

Chorus of Body, yani bedenin korosu İstanbul’da yaşayan bir ressam. Homoerotizm, çıplaklık, haz, anlar ve ressamın alamet-i farikası yüzsüz bedenler…

Modellerinin hepsiyle bir yerlerden tanışık. Tanımadan, tanışmadan çizmiyor, boyamıyor. Sanal da olsa iki lafın belini kırmak, bir bağ kurmak istiyor. Bu bağın ardından sihir başlıyor. Fotoğrafın soğuk bir şekilde dondurduğu anlar, Chorus of Body’nin ellerinde sıcak, yaşayan, hazzı aracısız gösteren eserlere dönüşüyor. Hem de avuç içine sığacak boyutlarda.

Sözü fazla uzatmadan Chorus of Body’e bırakalım…

 avuc-ici-resimler-anlar-haz-ve-yuzsuz-bedenler-chorus-of-body-1

Bedene ve eyleme odaklanmak…

Çizimlerinde yüzlerin belirsizleştirildiği, vücudun geri kalan bölümlerinin ise bütün detaylarıyla yer aldığını görüyoruz. Neden yüzsüz bedenler?

Herkeste olduğuna inandığım bir önyargıdan dolayı. Bir kişide ilk baktığımız yer genelde yüzü oluyor. Gözleri özellikle. Göz teması çok önemli çünkü. Ve bu da bize bir önyargı kazandırıyor. Benim isteğim buradaki duvarı yıkıp doğrudan bedene odaklanmak. Oradaki yüzleri daha akışkan hale getirdiğim zaman bedendeki asıl odak noktalarını değiştirmiş oluyorum. Yani çok basit bir çıkış noktası aslında. Karşı tarafın direkt yüze bakmak yerine oradaki bedene, oradaki eyleme odaklanmasını istiyorum.

Bir yandan da anonimlik ve bir bütün olan bedenin bir parçasını deforme etme eğilimi de var sanki…

Bu benim oradaki adımdan ve profil fotoğrafından da geliyor. O profil fotoğrafındaki ben değilim, ismim Chorus of Body değil. Benle ilgili ilk bilgiyi vermiyorum. İçeri girdiğinde görebiliyorsun. Ki galeride kendimi çizdiğim resimler de var. Beni mesela galerideki resimler arasında görebiliyorsun ama ben olduğumu bilmiyorsun ben izin vermedikten sonra.

Anonimlik tartışması biraz da gergin bir tartışma değil mi? Bir tarafta internette anonimliğe tamamen karşı bir grup var…

Kendim üzerinden örnek verirsem, ben çok net bir şekilde kendim olarak da paylaşmayı isterim. Kendi adımla da çıkmak isterdim ancak yaşadığım ülke, aile şartları ve linç kültüründen dolayı bunu yapamıyorum. Ama sırf bunu yapamadığım için de sanatımı icra etmekten kaçınmak istemiyorum. Anonimliğe karşı olanları anlıyorum ama anonimlik isteyenleri de çok iyi anlıyorum.

Anonimliğe biraz haksızlık yapılıyor gibi hissediyorum ben de. Anonim olmak bir yandan yeni kapılar, olanaklar da açabiliyor. Bakmadığın yerlere bakmanı sağlıyor. Sen anonimlikle iç içe geçmiş resim serüveninde neleri keşfettin?

Bir gün uyanıyorsun ve ben böyle bir şey yapacağım diye düşünmüyorsun. Hep hikayelerin birikmesi sonucu oluşuyor. Geçmişten beri resim çiziyorum ama benim temelim resim değil. Mühendislik kökenliyim, yüksek lisans yapıyorum mühendislikte. Hiçbir resim eğitimi almadan başladım. Doğal olarak da ben bu hesabı açmadan önce bir resim çevrem yoktu. Büyük isimleri biliyordum, sosyal medyadan takip ediyordum ama kendi yaşıtım ressamlar neler yapıyor bilmiyordum.

Hesabı açarken kendi adım ve kimliğim dışında yaşadığım lokasyonu da belli etmedim. Bir bakayım neler olacak dedim. Daha önce beden çiziyordum ama hiç bu kadar açık bedenler çizmiyordum. Cinsel organın ortada olmadığı bedenler çiziyordum. Nihayet iki yıl önce açtım hesabı. Bir haftada hiç beklemediğim kadar geri dönüş aldım. O an anladım ki ben dünyada ulaşamayacağım noktalara sosyal medya ve resimlerin sayesinde ulaşabiliyorum. Bunu da lokasyon belirtmemem sağladı. İlk etapta Türkiye’den çıksaydım, beni biraz yorardı. Yıldırırdı demiyorum ama yoracağı kesin. Önüme daha çok engeller çıkardı. Hesabın ilk yılından sonra İstanbul ve Türkiye’yi söylemeye başladım. Özgüvenim yerine geldi ve yapabilirim dedim.

avuc-ici-resimler-anlar-haz-ve-yuzsuz-bedenler-chorus-of-body-2 

Hold II

“Modellerim fiziksel olmasa bile sözsel olarak geçmişim olan insanlar”

Peki hesabı açmaya nasıl karar verdin?

Benim modellerim hep arkadaşlarım. Hesaptaki herkesle bir yerden bir şekilde konuşmuşumdur. Fiziksel olmasa bile sözsel olarak geçmişim olan insanlar… Daha önce de hep arkadaşlarımı çizerdim. Bir gün neden bunları paylaşmıyorum diye düşünmeye başladım. Çizdiklerimi arkadaşlarıma hediye ediyordum ve kimseye ulaşamıyordu. Ben, çizdiğim kişi ve onun gösterdikleri görüyordu sadece. Daha fazla kişiyle paylaşmak istedim ve hesabı açtım. Ama hesabın bu kadar gelişeceğini düşünmezdim açıkçası…

Modellerin çoğuyla tanışık olduğunu söyledin. Peki çizme aşamasına nasıl geçiyorsun?

İlk resimlerim biraz daha az açıklık içeren resimlerdi. Baksır, slip, don, tişört filan olan resimlerdi. Bunları da arkadaşlarımın Instagram paylaşımlarından seçiyordum. Beğendiklerimi soruyordum, onlar da isterse çiziyordum. Veya çizebileceğim bir fotoğraf istiyordum. Modellerime karışmamayı tercih ediyorum. Kendilerini en rahat nasıl hissediyorlarsa, benle olan etkileşimleri doğrultusunda ne paylaşmak istiyorlarsa onları paylaşmalarını istiyordum.

Daha sonra DM kutum muhteşem coştu. Tanımadığım insanlar selam bile vermeden fotoğraf atmaya başladı. Hepsiyle bir geçmişim olamayacağını düşünüp fotoğraflarını paylaşmaya başladılar. Ben şahsen yüzünü bile görmediğim insanlara direkt fotoğraf atamam açıkçası. Video arama istekleri geliyor, direkt gösterecek ki çizeyim yani. Her gün birileri yazıyordu ama cevap vermeyi tercih etmiyordum. Çünkü ben birini çizmek istediğimde önce muhabbet etmek istiyorum. Enerjisini oturtamadığım kişiyi çizmeye kalktığımda yarım kalıyor. Olmuyor.

avuc-ici-resimler-anlar-haz-ve-yuzsuz-bedenler-chorus-of-body-3 

Hold I

“Mimikleri ortadan kaldırdığımızda eyleme, en yüksek ana odaklanabiliyoruz”

Eserlerinde hep bir an'ı canlandırma, o an'da kalma vurgusu var. Özel olarak poz vermek gibi değil de, bir eylemin, olayın en yükseldiği an yansıyor çizimlerine…

Bu, modellerin bana sağladığı en önemli katkı. Ben, sen ya da başkası eğer birine bir nude fotoğraf atacaksak, galerimizde en beğendiğimiz an’ı tutuyoruz. Bizim içimize de en sinen ve karşıdakinin en sevebileceği anları saklıyor ve kullanıyoruz. Modellerim de aynısını benim için yaptı. Modellerim bir eylem içinde oldukları, en yükseldikleri, en haz aldıkları anları paylaştılar. Bu beni de onları da besledi.

Çoğu zaman hazzın doruklarına çıktığımız anı yüzümüzle, mimiğimizle belli ediyoruz. Ama senin çizimlerinde yüz yok. Nasıl yansıtıyorsun o anları?

Mimikler bize ekstra bir şey katıyor ama ben mimikleri katmıyorum. Mimikleri ortadan kaldırdığımızda eyleme, en yüksek ana odaklanabiliyoruz. O noktayı biraz kırmak, biraz gizem katmak istiyorum.

avuc-ici-resimler-anlar-haz-ve-yuzsuz-bedenler-chorus-of-body-4 

Luc

“Eserlerimde kendini bulabil istiyorum”

Cinselliğe, çıplaklığa dair eserlerin çoğunda metaforlarla gizlenmiş anlamlar var ama senin çizimlerinde yüzü gizleyerek tam tersi bir şey yapıyorsun, daha vulgar ve daha doğrudan bir iletişim var. Nasıl yapıyorsun bunu?

Geçmişe de baktığımızda tabloların içerisinde mesajlar arandığını görüyoruz. Çünkü açık bir şekilde oraya konamadığı için… Günümüzde ise body-shaming’ler, yok kıllıydı yok kılsızdı, yok koltukaltında bir tane kıl vardı derken tuhaf bir yerdeyiz. Ben bu resimlerimde her şeyi ortaya koyuyorum. Kıllı beden, kilolu beden, büyük beden, küçük beden… Ben içimizde olanı, kendinde olanı eserlerimde gör istiyorum. Orada kendine benzer birini görünce değerli hissetmesini sağlamak istiyorum. Mesajsız bir şekilde ortaya direkt koyuyorum ki onu al, gör, değer gördüğünü gör. Eserlerimde kendini bulabil istiyorum.

Eserlerinde bir yandan da çok yoğun bir homoerotizm var. Homoerotizmin çok daha yoğun yaşandığı çark mekanları var, tuvaletler var, ayna önü fotoğrafları var… Sanki bir arkadaşlık uygulamasının gizli galerisinde geziyor gibiyiz. Bir şekilde bu arkadaşlık uygulamalarından ilham aldın mı?

İnsanların bana attığı fotoğrafları çizmeye başladığımda bu dediğin aslında kendiliğinden oldu. Ben de bir yandan seçerek bu hale getirdim. Bir noktadan sonra herkesi içermeye başladı. Ayna selfiesi, tuvaletler, asansörde çıkartıp çekiyor… Bunları değerlendirmek istedim çünkü biraz da toplumu kaşımak istiyorum. Bu fotolar hepimizde var çünkü. Ama fotoğraf olsa beğenemeyecek. Resim olduğunda beğeniyor. Kendinde de olan, belki gizli klasöründe sakladığı fotoğraflar resim olarak apaçık ortada oluyor benim çizimlerimde.

Bir diğer dikkatimi çeken şey beyaz külot. Beyaz külot yer yer aşağılanan, hem yaşçı hem de sınıfçı bir atıfla küçümsenen bir şeydir. Sınıfsal bir anlamı da vardır beyaz külodun sanki…

Kesinlikle. Bu son yıl beyaz rengi iç çamaşırlarında daha çok görmeye başladık. Mankenler, influencer’lar daha çok paylaşıyor ama geriye gittiğimizde o aşağılama kültürü çok var. Beyaz külot ve atlete ben libido killer diyordum. Kendimden biliyorum. Slip giymeyeyim baksır giyeyim, atlet siyah olsun diyordum. Kendi kendimize bazı kıyafetleri aşağılıyorduk. Şu an büyük bir seks objesi, fetiş olan beyaz çorap da bir dönem ayıplanıyordu mesela. Geçmişteki düşüncelerimi de yıkmak için beyaz külot var biraz da. Modelime ne giymesini söylemiyorum ama beyaz olan varsa ona bir tık daha yaklaşıyorum. Modellerimi etkilediğim yer arka plan oluyor. Kendim ve sevgilimi çizdiklerim dışında hiçbiri de benim çektiğim fotoğraflar değil.

Sarkaç gibi bir şey bence beyaz külot. Bir yandan da çok ciddi bir arzu nesnesi. Homoerotizm denildiğinde benim aklıma direkt beyaz don geliyor mesela…

Evet, iki taraflı bir durum var aslında bazı nesnelere dair…

avuc-ici-resimler-anlar-haz-ve-yuzsuz-bedenler-chorus-of-body-5 

Fetiş II

“Sansüre karşı dik duruş önemli”

Buradan biraz da sanat deyince aklımıza gelen diğer s’ye, sansüre geçmek istiyorum. Hiç sansürlendin mi?

Evet, tabi ki. Instagramdan bir sürü ban yedim. En son başkasının postunu koyduğum için de ban yedim. Postlarım birkaç defa kaldırıldı ama buna yapabileceğim bir şey yok. Orada bir algoritma işliyor ama algoritmanın yanında insanlar şikayet de ediyor.

Onun dışında ben şu an fetiş serisi üzerine çalışıyorum ama insanlar bana “Sen nasıl bunları çizebiliyorsun” diyebiliyor. Özellikle Twitter’da böyle tepkilerle karşılaşıyorum. “Böyle bir şey görmek zorunda mıyız”, “Niye böyle bir şey çiziyorsun” diye başlayan ve sosyal medyada sansür isteyen bir hale evriliyor. Ama bunlar beni yıldırmıyor.

Bir diğer örnek mesela, ben bir yarışmaya başvurmuştum. Yarışmanın asistanı eserlerimi görünce bana “Bence başvurma” dedi. Neden diye sorduğumda, “Biz her türlü esere açığız ama sen bilirsin” dedi ve günün sonunda ben seçilmedim. Seçseler çok şaşıracaktım. Türkiye’deki galeriler sanat eleştirmenlerinden, diğer galericilerden eleştiri alacak diye çok korkuyor. Benim gibi yeni kuşak kuir sanatçılara çok hak tanımıyorlar. Daha üstü kapalı bir resim yapsam belki buna hak tanıyacaklardı. Kapalı diye bir şekilde beni var edeceklerdi ama ben Türkiye’de var olamadım. Hiç sergim olmadı Türkiye’de. Ama İngiltere’de bir karma sergide yer aldım. Pandemi olmasa Avustralya’da bir sergide yer alacaktım. Türkiye’de olmamasına şaşırmadım açıkçası ama keşke dedim.

Bir yandan da benim eserlerim avuç içi kadar. Ufaklar. Bazen de galeriler boyutuna takılıyor. Daha büyük olsa sıcak bakardık diyorlar ve bunu dile getirmeleri de hoşuma gidiyor. Neden reddedildiğini biliyorum. Eserlerin boyutunun küçüklüğü beni bir tık engelliyor ama istememe sebepleri sadece bu olsun. Eserler hakkında zaten minicik diye düşünüyorlar. Büyük bir şey yapmak daha kolay aslında. Detaya inmek daha zor…

Günün sonunda her türlü sansüre karşı LGBTİ+ sanatçıların dik duruşu önemli. Böyle böyle sansürü aşabiliyoruz. Ve yine kuir sanat artık daha görünür olmaya başladı.

avuc-ici-resimler-anlar-haz-ve-yuzsuz-bedenler-chorus-of-body-6 

Son olarak Solidarity with the Queens serisinden bahsedebilir misin? Nedir bu seri?

Etrafımda herkes canlı yayın açmaya başlayıp neler yaşadığını ekranlarımıza getirince çok etkilendim. Ayrıca bir seri çıkartma fikri canlı yayınları izledikçe ortaya çıktı. Pandemiden dolayı para kazanmaları otomatikman duran performans sanatçılarını çok iyi anlıyorum. Benim de 6 ay resim satamadığım dönemler oluyordu. Yüz yüze tanışmasam da yazışmalara başladım. Ondan sonra hikaye ne yapabilirize döndü. Pandemi de ilerledi ve hâlâ evdeyiz. Hâlâ çok ihtiyaç var. Gün geçtikçe daha da önemli oluyor dayanışmak. Pandemi olsun olmasın performans sanatçılarının, sanatçıların, benim Türkiye’deki durumum çok belli. Dünyanın birçok yerine eser yolladım ama Türkiye’de bir buçuk sene sonra eserlerim satılmaya başladı. Sahneler kapalıyken performans sanatçılarının ihtiyaçları hâlâ çok acil.


Etiketler: medya, kültür sanat
Nefret