22/03/2021 | Yazar: Aslı Alpar

Cumhurbaşkanlığı kararıyla feshedilen İstanbul Sözleşmesi gündemiyle başladığımız haftayı, kendimizi ve mücadelemizi güçlendirerek sürdürebiliriz.

Ayrımcılıkla mücadele devam ediyor, ne yalnızız ne yanlış! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: 20 Mart 2020, İstanbul Sözleşmesi Yaşatır, Ankara eyleminden / UniKuir

LGBTİ+ vatandaşlarını korumakla yükümlü kamu kurumları ve temsilcilerinin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği üzerinden ürettiği nefret söylemi, yasaklanan LGBTİ+ eylemleri, cezasızlık, ayrımcılıkla mücadele edecek kurumların LGBTİ+ ve kadınları gözetmek yerine erkek egemen aileden taraf olması…

Uzun bir süredir Türkiye’de kadın ve LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı ayrımcı ideolojinin son adımı da Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek oldu.

Hafta sonunu sokakta Cumhurbaşkanı’nın bu kararını protesto ederek geçiren ya da bu gündemden ötürü kendini kötü hisseden kadın ve LGBTİ+’lar için Amerikan Psikiyatri Derneği’nin (APA) ayrımcılıkla mücadelede kendimizi nasıl güçlendirebileceğimize dair hazırladığı metni paylaşmak istedik.

APA, “Ayrımcılıkla başa çıkmanın sağlıklı yollarını bulmak, fiziksel sağlığınız ve zihinsel sağlığınız için önemlidir” diyor. Unutmayalım, mücadele devam ediyor, ne yalnızız ne yanlış!

Şimdi APA’nın önerilerine kulak verelim:

Değerlerinize odaklanın:

Güçlü yönlerinize odaklanın. Temel değerlerinize odaklanmak önyargının olumsuz etkilerinin önüne geçebilir. Zorlukların üstesinden gelmek aynı zamanda insanları daha dirençli ve gelecekteki zorluklarla daha mücadele edecek hale getirebilir.

Destek sistemlerinden faydalanın

Ayrımcılık, insanların yanlış olsa bile bu olumsuz fikirleri içselleştirebilmenize sebep olabilir. Sorunun sende olduğu yanlış fikrine kapılabilirsin. Ancak çevrenizdeki insanlar size değerinizi hatırlatabilir ve bu yanlış fikirlerden kurtulmanıza yardımcı olabilir.

Deneyimlerinizi ve duygularınızı düzenli olarak geçersiz kılan bir dünyada, destek çemberinizdeki kişiler sizi güçlendirebilir. Yine de ayrımcılık hakkında konuşmak bazen acı vericidir, onlara bu tür olayları nasıl ele aldıklarını sormak yardımcı olabilir.

Katılın!

Benzer fikirlere ve ayrımcılık deneyimleirne sahip grup ve organizasyonlara  katılabilirsiniz. Sizinkine benzer deneyimler yaşamış başka insanlar olduğunu bilmek yardımcı olabilir. Ve bu insanlarla bağlantı kurmak, ayrımcılık deneyimlerine hiç düşünmediğiniz şekillerde yanıt vermenize yardımcı olabilir.

ayrimcilikla-mucadele-devam-ediyor-ne-yalniziz-ne-yanlis-1

Fotoğraf: 8 Mart 2020, Feminist Gece Yürüyüşü, İstanbul

Sakince düşünmeye çalışın

Ayrımcılığın hedefi olmak, öfke, üzüntü ve utanç gibi birçok güçlü duyguyu harekete geçirebilir. Bu tür deneyimler genellikle fizyolojik tepkileri de tetikler; kan basıncınızı, kalp atış hızınızı ve vücut ısınızı artırabilirler.

Tepki vermeden önce vücudunuzu kontrol etmeye çalışın. Vücudunuzun strese tepkisini sakinleştirmek için nefesinizi yavaşlatın veya diğer gevşeme egzersizlerini kullanın. O zaman nasıl yanıt vermek istediğinizi daha net düşünebileceksiniz.

Harekete geçin!

Ayrımcılığa maruz kaldığınızda, bundan kurtulmak gerçekten zor olabilir. İnsanlar, kısmen bu deneyimlerle nasıl başa çıkacaklarından emin olmadıkları için genellikle ayrımcılığa takılıp kalıyor.

Bunun yerine sakinleşin ve benzer deneyimlerle başa çıkmanın yolları hakkında konuşmaya çalışın. Nasıl yanıt vereceğinize veya bir dahaki sefere neyi farklı yapabileceğinize dair bir plan oluşturmaya çalışın. Nasıl yanıt vereceğinizi belirledikten sonra, gününüze devam ederken olayı arkanızda bırakmaya çalışın.

Profesyonel yardım isteyin

Ayrımcılığın üstesinden gelmek zor ve ayrımcılığın sonuçları genellikle depresyon belirtileriyle ilişkilendirilir. Psikologlar, insanların stres ve depresyon belirtilerini yönetmelerine yardımcı olma konusunda uzmandır ve başa çıkmanın sağlıklı yollarını bulmanıza yardımcı olabilir.

LGBTİ+ Sağlığı’nın listesinden faydalanarak ya da kaosGL.org’da yayımlanan “Danışabilir miyiz?” listesinden yola çıkarak yardıma erişebilirsin.

 


Etiketler: insan hakları, kadın, sağlık