17/02/2022 | Yazar: Gözde Demirbilek

Bir cinsel sorun neden oluyor? Çünkü evlerde suskunluk var. “Evden dışarı sır çıkmasın” deniyor ama cinsellikle ilgili “haz” demeye çekiniliyor.

“Diğer insanlara da odaklandığımızda artar sevgimiz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bu yazı Kaos GL’nin düzenlediği 7. Feminist Forum’da da konuşan Arşulays Kayır’ın 6 Şubat 2018 tarihinde TEDx Talks YouTube kanalında yayınlanan, “Cinsel Terapi Gruplarından Müştereklere” konuşmasının deşifresidir.

Günaydın, teşekkür ederim. Sabahtan beri dinlerken şunu fark ettim, ben dördüncü konuşmacıyım. Şimdi önceki üç konuşmacı ile o kadar ortak kelimeler kullanacağız ki buradan da anlaşılıyor, ortak çok yanımız var. Branşlarımız, profesyonel konumlarımız farklı olsa bile yine de dünyaya aynı yerden bakıyoruz ki aynı kelimeler çıkıyor ağzımızdan. Dolayısıyla benimkiler de onların tekrarı gibi olacak, tekrarda zarar yok. Pekişmiş olacak.

Şimdi ben size bir grup terapisti, psikoterapist ve seks terapisti olarak ortak sorunu cinsel sorun olan, evlendikleri halde ya da cinsel birleşme yapmak istedikleri hâlde birleşmeleri olmayan ve bu nedenle böyle bir yakınmayla hastaneye gelen, uzun seneler (aşağı yukarı 35 yıl) süren bir cinsel terapi pratiğinden örnek vermek istiyorum:

Genellikle çift terapileri yapıldığı hâlde “İstediğim halde olmuyor, seviyorum eşimi; çok seviyorum çok istiyorum çok iyi anlaşıyoruz ama olmuyor” diyen, sorununu çözememiş olup cinsel terapi gruplarına gelen çok kişi vardı. Grup terapisti de olduğum için oradan şöyle bir terapiye geçtim: Gelen “Ben tekim, benden başka görmemişsinizdir” diyordu. O kadar çok ortak olmayan bir şeye vurgu yapılıyordu ki “Tek değilsin, o kadar enteresan da değilsin senden başkaları da var. Benzer sorunları var” diyerek tanışsınlar ve bir ortamı paylaşsınlar diye ortak cinsel terapi grupları yaptım. Fakat bu grup terapilerine “Buyrun gelin” dediğimiz zaman ilk duyduğumuz şey şu olur “Bu benim mahremim, sırrım. Sadece eşimle paylaşıyorum, kimse de bilmiyor. Tek tük insanın haberi var”. O zaman, gruba girdiğinde mahremiyetini nasıl koruyacak? Tabii orada bizim işimiz terapist olarak, onlara güvenli bir ortam sağlamak.

Böyle daire içinde benzer sorunları olan kişilerle yine kültürümüze göre bir tedavi şekli yürüttüğümüz zaman -homojen gruplar dediğim tarzı uyguladığımda eşit şekilde oturan kadınlar ve onların arkasında eşlerini düşünün ama onlar buradan öğrendiklerini evlerine taşıyacaklar- ben de o gruptayım. Eğitim alan fakültedeki asistan ya da öğrenciler de aynı grupta. Bu daire içinde oturmanın bir özelliği var ki: Hepimiz eşitiz. Hepimiz konuşabiliriz. Hepimiz birbirimizi görüyoruz. Dolayısıyla çok insanî bir tedavi şekli. Yani kişiler “Ben tekim” dedikten sonra bir grup içine girdiğinde “Yahu ne kadar çok benzerliklerimiz var, ne kadar da farklılıklarımız var” gibi ortaklıklar çok oluyor.

Ve bir anda yabancı olan bu kişiler yakınlaşıyor. Bu samimileşmeyle birlikte birbirlerini sevme, koruma, merak etme; birbirlerine bağlanma derken grup terapisinin iyileştirici faktörleri hemen devreye giriyor. Yani, kendini açmak kolaylaşıyor. Dayanışma artıyor. (Benden önceki konuşmacılar da bahsetmişti) Bir başkasını düşünme ve bir başkasını yerine koyma “özgecilik” dediğimiz alma-verme artıyor.

Alıp verirken çok cimri davranabiliyoruz. “Hep yanımızdakine verelim”, “biz” dediğimiz zaman; çift ilişkisi ve aile ilişkilerinde “müşterek evimiz”, “müşterek bahçemiz”, “müşterek, müşterek” diyerek bir grup içine girdiğimiz zaman görüyorsunuz ki sizin başkalarından da alacaklarınız var, verecekleriniz var.

Bir cinsel sorun için bir araya gelenler, bir derdi paylaşmış oluyorlar: “Ah bir birleşebilsek başka da hiçbir derdimiz yok. Hiçbir sorun kalmaz.” Ama grupta oldukları zaman şunu fark ediyorlar: Dert derdi açıyor. Derdi tek zannediyorduk halbuki başka şeyler de varmış, başka hikayeler de varmış. Yani başkasının hikayesini can-ı gönülden dinlediğimiz zaman görüyoruz ki biz o kadar da enteresan değiliz. Onun da başına bundan gelmiş, daha da beteri gelmiş veya biz gülebiliyoruz da bunları paylaşırken.

Biraz önce dinlerken “kahkaha” lafını duydum. “Birleşme sırasında acı duyacağım” diyenler bir araya geldiklerinde bolca da kahkahalarını duyarız. Çünkü bu bir araya gelişlerde mizah ve metafor kullanılır. Psikodramatik canlandırma teknikleri -hikayeleri sahneye taşıma, rollere girme, rolleri değiştirme- dolayasıyla bir sosyalleşme de kazanılır. Fakat benim burada en çok önemsediğim şey, sevginin kazanılması ve paylaşılmasıdır.

Oradan baktığım zaman diyorum ki: Dünya içinde, dünyada da zaten biz ancak paylaştığımız zaman; sadece kendimize, kendi müştereklerimize odaklanmadığımız zaman diğer insanlara da odaklanmamız kolaylaştığında sevgimiz artar. Sevginin artması barışı da getirir diğer her şeye. Bugün konuşulacak her şeye yönelik sevgiyi artırma şansımız olabilir.

Başka ne işe yarar bu grup terapisi? Grup terapisi şu demek: Ortak bir sorunla bir araya gelen insanlarda neler gelişir diye baktığımızda; imece usulünden bahsedebiliriz. El ele vermek, birbirine yardım etmek, dayanışmak, fikir vermek, umut etmek… “Ben katiyen iyileşmeyeceğim” diyen bir insan biraz sonra iyileşir. Onun iyileşmesinden diğeri örnek alır. Demek ki grup terapisinin iyileştirici yanı var. Yine oradan baktığımız zaman, gruplar hâlinde çalışmalar sürdüren, aynı tema etrafında bir araya gelen ve “Biz bir arada olacak insanlar değiliz” diyen insanların yakınlaşması kolaylaşmış olur.

Hikayelerin içine baktığımız zaman neler konuşuruz biz? Mesela yetiştirilme tarzını konuşuruz. Bu çok müşterek bir yanımızdır. Bir cinsel sorun neden oluyor? Çünkü evlerde suskunluk var. “Evden dışarı sır çıkmasın” deniyor ama cinsellikle ilgili “haz” demeye çekiniliyor. O zaman ne yapılıyor? Tam onun tersi acı ve erteleme sorunu: “Bugün olmaz yarın olur”.

Hayat o kadar da uzun değil. Bu sorundan mustarip olanlar kendilerini koruyup kolladıklarında zamanın su gibi geçtiğini ve bütün dayanışmanın da en sevdikleri kişiden gelmediğinde fark ederler. Yani eş der ki “Hayat boyu ben seni kabul ederim, cinsellik şart değil, ben seninle bunun için evlenmedim”. Kişi de “Ne kadar anlayışlı bir eşim var” der ama bu sorunu çözmez. Bu anlayış, pasif bir şekilde kabul etmeyle değil aktif bir şekilde devreye girmeyle yıkılır.

Bu terapi içinde eşler de vardır. Yani, kültür ve geleneklerimize göre tedbirlerimizi alarak, 15 kişiyse 30 kişi olarak eşleri de dahil ederim. Ama öncesinde şunu söylerim: “Yatak odanızdan bahsetmeyeceksiniz, burada müşterek olan ev dertlerini konuşacağız.” Dolayısıyla onlar da gelir ve görürler ki, topluluk içinde konuşulmaması gereken şeyler konuşulabiliyor.

Ne yapmış oluyoruz? Normalize etmiş oluyoruz. Onun için söyleyeceğim şu: Cinsellik çok mahrem, çok bana ait diye korunaklı davrandığımız bir şeyi yine bir topluluk içinde konuştuğumuz zaman görürüz ki biz kendimizi o kadar da rafa koymamalıyız. Cinsellik zaten doğumdan ölüme kadar var olan bir özellik taşıyan bir örnek. Küçük bir örnekten diğer örneklere gittiğimiz zaman müşterek o kadar çok şeyimiz var ki, orada el ele verdiğimizde, imece usulüyle; hepimiz birimize bir şey katarak birbirimize çok şey katabiliriz. Cinsellik, evlerde öğrenilemeyen ya da sesin çıkmadığı yerde; grubun içinde hem ses getiriyor hem de davranış olarak da sosyalleşerek, sahneye çıkarak, kendini var ederek özellikler gösterebiliyor.

Yenişehir’e (konuşmayı yaptığı yer, Mersin) evvelsi gün geldim. Binaları gördüm, portakal bahçeleri varmış onları söylediler. Dolaşırken iki bina arasına sıkışmış bir çam ağacı gördüm. Psikodramatist olduğum için birden onun rolüne girdim kendi kendime, çam ağacı olarak konuşmaya başladım. “Benim burada birçok arkadaşım vardı onlar gittiler ben burada yalnız kaldım ve mutlu değilim. Beni kesmediler memnun oldum ama şimdi herhalde her an kesebilirler” diyerek onun rolüne girdim. Yani, yok ediş de var. Yok ederken mutluluk diye başka eklemeler var. Sonra, yürürken bir baktım ki giysi kutusu. Ona sevindim. Bir anda değiştim çünkü “Senin olan benim-benim olan senin” müşterek kutusuydu o benim için.

Şimdi ve buradan geleceğimize baktığımız zaman, her zaman gelecek sanki daha çok vaktimiz varmış gibi “Daha erteleyebilirim, çok zaman var canım” diyoruz ama zaman geçiyor. Onun için şimdi ve buraya odaklanırsak “Başka ne yapabiliriz?”e odaklandığımız zaman, geleceğimize yönelik müştereklerimizi daha iyi koruyabiliriz. Dolayısıyla konuyu daha iyi ele alabiliriz.

Orada en çok korumak istediğim şey sevgi. Biraz daha açarsam: Birbirini sevmek. Biraz önce demiştim ki “Buradaki insanlar birbirinin yabancısı” ama birdenbire arkadaş olabiliyorlar çünkü sırlarını paylaşıyorlar. O zaman, sırrımız varsa onu açma eğilimimiz de vardır. Yani diğer insanlarla da bunu, müştereklere getiren konuşma özelliğimiz var. Bu “sadece bana özgü” ve “ben” demekten, bize ve hepimize dönmeye gider.

Özetlersek: “Ben tekim” diyenler bir zaman sonra “Ben tek değilim, ben verebilirim de alabilirim de” diyerek kendilerine değişen ve dönüşen bir insan olarak baktıklarında şunu söyleyebiliyor: “Bugüne kadar bana söz veren olmamıştı, burada konuşabiliyorum. Yanımdakinden çekinmeyebiliyorum. Otorite figürü olarak siz oradaysanız sizden çekinmeyebilirim.”

Hiyerarşik düzene çok meraklı olan toplumlar olarak bizler de bu grup terapilerinde, yani bir araya gelerek birlik olarak, birlikte sorun çözme yoluna girdiğimiz zaman o yakınlaşma çok daha kıymetli, çok daha önemli oluyor.

Mesela size desem ki “Cinsel bir sorununuz olsa, böyle bir terapi grubuna katılır mısınız?”

Katılın çünkü orada illa organ konuşulmuyor, insan konuşuluyor. İnsan ilişkileri konuşuluyor. Yetiştirilme tarzınız, geçmiş konuşulduğu kadar şimdi konuşuluyor ve gelecekle ilgili tasarılar konuşuluyor. Yani ruh sağlığınızla ilgili birçok şey konuşulduğu zaman “O kadar da bozuk değilmişim” deme şansınız var. Kendinizi açtığınız zaman, kendinizle de yakınlaşırsınız. Kendinizi tanırsınız. O kadar maskeyle dolaşmak zorunda kalmazsınız çünkü günlük yaşamımızda çok fazla maskeyle dolaşıyoruz. Hepimizin işleri güçleri, rollere bürünerek. O yüzden psikodramada biz, çokça rollere girip çıkarak esneklik kazanırız ve bu bizim spontan davranışlarımızla birlikte yaratıcı üretkenliğimizi artırır.

Demek ki “İşleyen demir paslanmaz” cinsellik için de söyleyebileceğim bir şey, yaşam için de söyleyebileceğim bir şey.

Bitirirken şunu söyleyeyim: Çalışkan olmak gerekiyor. Bir şekilde kafamızı, gönlümüzü çalıştırdığımız gibi elimizden ne geliyorsa grup terapilerinde kişiler bunu öğreniyorlar. Herkesin vereceği bir şey var. Ben bugün bunu verdim size, bunu diğerlerine eklediğiniz zaman ortak noktaları da göreceksiniz. Bir cinsel terapi grubuyla, bu topluluk arasında çok fazla fark görmüyorum. Beni bu konuşma içinde buraya davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Mersin’i de ben geçmiş yıllarda da görmüştüm, bugün tekrar gördüm. Çok çok teşekkürler.


Etiketler: yaşam, cinsellik
bülten