23/06/2021 | Yazar: Kaos GL

Kaos GL Dergisi’nin “Toplumsal Cinsiyet Söyleşileri” İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’ndaydı: Heteronormatifliğin hegemonyası giderek kırılıyor.

“İktidar bizi canavarlaştırıyorsa, belki o canavarın kudretini sahiplenebiliriz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

29. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın üçüncü gününde Kaos GL Dergisi’nin “Toplumsal Cinsiyet Söyleşileri” etkinliği gerçekleşti.

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında Kaos GL Dergisi’nin “Toplumsal Cinsiyet Söyleşileri” etkinliği bugün (23 Haziran) yapıldı. Kaos GL Dergisi’nin editörü Umut Güven’in moderasyonuyla gerçekleşen etkinliğe, Kaos GL’den Aylime Aslı Demir ve Feminist Bellek ekibinden Demet Bolat konuşmacı olarak katıldı.

“Queer hareket bilfiil devletin kendini yeşerttiği zeminin ve hegemonyanın çözünmesini sağlıyor”

Kaos GL Derneği’nden Aylime Aslı Demir, toplumsal cinsiyet kavramının akademideki ve hareketteki yansımalarını tarihsel bir perspektifle aktardı. Son dönemlerdeki toplumsal cinsiyet tartışmalarındaki çeşitliliğe de değinen Demir, feminist ve queer hareketin toplumsal etkilerine şu sözlerle değindi:

“Hegemonyanın giderek dağılmaya başladığını görüyoruz. Bu dağılmayı da güçlendiren en büyük faktörü feminist hareket ile queer hareket olarak açıklayabiliriz. Bu hareketlerin büyük tehditler olarak algılanmasının sebebi de, iktidarın kendini sürdürebilmek için dayattığı temel sözleşmelere karşı geliştirdikleri itirazlardır. Örneğin ‘Kadınlar heteroseksüeldir, evlenmeyi ve çocuk yapmayı istemelidir’ gibi sözleşmelere herkesin katılması beklenir. Fakat feminist ve queer hareketin güçlenmesi, gün geçtikçe bu sözleşmelerin dağılmasına olanaklar sağlıyor. Queer hareket bilfiil devletin kendini yeşerttiği zeminin ve hegemonyanın çözünmesini sağlıyor. Bu noktada, toplum normları ve iktidar bizi canavarlaştırıyorsa; belki o canavarın korkutuculuğunu, oyun bozuculuğunu ve kudretini sahiplenebiliriz.”

“Heteronormatifliğin hegemonyası giderek kırılıyor”

Etkinlik Feminist Bellek ekibinde yer alan ve Kaos GL Dergisi’nin Toplumsal Cinsiyet sayısı yazarlarından Demet Bolat’ın aktarımlarıyla devam etti. Demet Bolat konuşmasında “Toplumsal cinsiyet karşıtlığı Türkiye’ye nasıl yansıyor, bunun karşısında nasıl mücadele stratejileri kurulabilir?” sorularına yanıtlar aradı.

“#GüçlüKadınGüçlüTürkiye” diyerek kadınları feministlerden, feministleri de LGBTİ+ hareketten uzaklaştırmak, böylece toplumsal cinsiyet karşıtlığına direnişi bölmek istediler. Bu strateji yer yer çalışır gibi görünse de bu tarz stratejileri geliştirme sebepleri kendi yumuşak karınlarını korumak istemeleri. Yani LGBTI+’lar zayıf olduğu için değil; toplumsal cinsiyet eşitliği iktidarın zayıf tarafı olduğu için konuyu LGBTI+’lara getiriyorlar. İktidarın yürüttüğü toplumsal cinsiyet karşıtı hareketler pürüzsüz ve çatlaksız bir zemin gibi görünebilir fakat öyle olmadığını biliyoruz. Aslında kimin daha zayıf olduğuna dikkatlice baktığımızda, bunun iktidarın yürüttüğü toplumsal cinsiyet karşıtı stratejiler olduğunu fark edebiliriz. Öte yandan LGBTİ+’ların “zayıf” olduğu varsayımı oldukça tartışmalı. Çünkü iktidar üniversitelerdeki baskıyı artırsa da, toplumsal cinsiyet tutum belgelerini geri çekse de, toplumsal cinsiyet merkezleri kapatılsa ve isimlerini ‘aile merkezi’ gibi değiştirseler de bugün genç akademisyenler queer veya feminizm çalışmaktan vazgeçmiyorlar. Yine alternatif mecralarda oldukça popüler pek çok üründe (diziler, animeler gibi) queer kahramanlar çok yaygın ve seviliyor. Bu örnekler uzatılabilir. Ancak heteronormatifliğin hegemonyası giderek kırılıyor. En küçük şehirlerde bile kadın platformları gökkuşağı sembolleri ile eylem yapıyorlar, pratiğin içine yayılan bir farkındalık gelişiyor.”


Etiketler: insan hakları, kadın, kültür sanat, yaşam