18/04/2014 | Yazar: Murat Köylü

UNESCO Karar ve Verileri Işığında İnsan Hakları Konferansı’nda Prof. İoanna Kuçuradi, Dr. Andrew Fogan ve Prof. Turgut Tarhanlı insan hakları eğitimindeki sorunları tartıştı.

‘İnsan Hakları Eğitimi Cehalet ile Değil, Zihniyetler ile Mücadele Ediyor’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
UNESCO Karar ve Verileri Işığında İnsan Hakları Konferansı’nda Prof. İoanna Kuçuradi, Dr. Andrew Fogan ve Prof. Turgut Tarhanlı insan hakları eğitimindeki sorunları tartıştı.
 
Hacettepe Üniversitesi’nde düzenlenen UNESCO Karar ve Verileri Işığında İnsan Hakları Konferansı’nın birinci oturumu “İnsan Hakları Eğitimi ve Sorunları”nı ele aldı. Moderasyonu Emekli Büyükelçi Ömür Orhun’un üstlendiği oturumda panelistlerin konuşmalarından satırbaşları şöyle:
 
Prof. Ioanna Kuçuradi: İnsan haklarının korunması için etik ve erdemli yöneticiler gerek
“İşkence ve kötü muamele, maruz bırakılanın değil, yapanın insan onuruna halel getirir. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, bize yapılanlardan değil. İnsan hakları eğitimine (İHE) temel oluşturması gereken etik tam da budur.  
 
“İnsan hakları eğitimi, aynı zamanda belli bir etiği amaçlar. İnsanların birbirlerine nasıl davranması gerektiğini tartışır. İHE, pozitif hukuka ve kamu yönetimine etik kaygılar getirir.
 
“Kamu yaşamında insan haklarının korunması için yöneticilerin özellikle etik ve erdemli olmaları beklenir.
 
“İHE için en verimli kurgu, yüz yüze eğitimdir. Eğitilenlere, eğitimden sonra kendileriyle baş başa kalacakları zaman ve alan tanınmalıdır. Bir buçuk günlük yuvarlak masa toplantıları, eğitimin amacına ulaşması için yeterli değildir. İnsan hakları kavramlarının benimsenmesi için toplumsal ve kültürel koşullar yaratılmalıdır.
 
“Kültürel normlar ile daha geniş olan insan hakları normları birbirinden farklıdır. Önce bunu teslim etmek gerekir. İnsan hakları, diğerleri ile birlikte uyum içinde olmaları koşulu ile kültürel hakları korur, gözetir, hatta güçlendirir. Ne zaman ki kültürel ilke, insan haklarını bastırır, orada durmak gerekir.
 
“Ayrımcılık, önyargılar ve köktencilik ile gerçekten mücadele etmek istiyorsak, İHE mümkün olan en erken yaşta, o yaşın koşullarına uydurularak, başlamalıdır.
 
Dr. Andrew Fogan: "Çeşitlilik, kendisini insan haklarına karşı ortaya koyarsa..."
“Başlıktaki soru provokatif gelebilir. İnsan hakları eğitimi, hukuktan ve belgelerden farklı olarak, böylesine sorulara alan tanır. Bu İHE’de, benim hukuka göre daha elverişli bulduğum bir nitelik. Bununla birlikte, aynı zamanda daha netameli bir boyuta kapıları açar: kültürel boyut. İnsan haklarına dair tartışmalar, kültürel ve ahlaki bağlama taşınmış olur.
 
“İnsan hakları eğitiminin ve uygulamasının temel sorunsalı budur: Biricik bulduğumuz ve aslında tüm yapmaya çalıştığımız şey onu korumak olan ‘çeşitliliğe’ dair unsurlar, bizzat ‘evrensel’ insan hakları perspektifini reddederse, ne yapacağız?
 
“Benim için kültürel görecelilik ile çeşitlilik karşısında insan haklarının ve eğitiminin temeli, bir bakıma DNA’sındaki esas veri, ‘eşitlik’ talebidir. Her insan, devletten ve toplumun geri kalanından eşitliği talep eder, etmelidir.
 
“İnsan hakları eğitimi ‘cehalet’ ile değil, zihniyetler ile mücadele eder. Zihniyetleri değiştirmeye çabalar. Örneğin homofobi söz konusu olduğunda, Batı bunu başarmıştır; ama bu başka alanlarda da başarmıştır anlamına gelmez.”

Prof. Turgut Tarhanlı: Kamu görevlilerinin mesleki kimlikleri, bir zırh gibi, eğitimin önüne geçiyor.
“Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ile Türkiye’nin ancak 2003’te onayladığı Birleşmiş Milletler Medeni Siyasi Haklar ve Ekonomik Sosyal Kültürel Haklar Sözleşmeleri rejimi, insan hakları eğitimine dair açık hususlar barındırır.
 
“Bu sözleşmeler karar alma süreçlerine etkin katılımdan, onurdan, kişiliğin gelişiminden, eşitliğin yaygınlaştırılmasından, barıştan ve  insan hakları ihlallerinin önlenmesinde ortak sorumluluktan söz eder.
 
“Toplumumuz girdi değerlendirmesi yapan bir toplumdur; çıktılar ve somut sonuçlar yeterince değerlendirilmez. İHE söz konusu olduğunda, kamuda da sivil toplumda da kazanımlar ve performans gözetilmelidir; sadece eğitim sayısı, eğitime katılan kişi sayısı değil.
 
“İnsan hakları eğitiminde, programlar hazırlanırken üç unsur özellikle gözetilmelidir: bilgi, tutum ve uygulamadaki değişim.
 
“Türkiye’de yetişkin eğitimi, özellikle de adli sistem mensuplarının eğitimi bir hayli netameli. Türkiye’de insanların mesleklerine dair kimlikleri, bir zırh gibi, eğitimin önüne geçiyor. Kamu görevlileri ile olan eğitimlerde buna özellikle dikkat edilmeli.”
 
İlgili haber:

Etiketler: insan hakları
Nefret