30/05/2014 | Yazar: Yıldız Tar

Alevi aktivist Hatice Altınışık Okmeydanı’nda Cemevi’ne polisin silahlı saldırısını değerlendirdi: ‘Bu kan bütün Alevi toplumunun akıtılmış kanıdır. Bu kurşun bütün Cemevlerine sıkılmıştır.’

‘Okmeydanı’nda Bütün Alevilerin Kanı Akıtıldı’ Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Alevi aktivist Hatice Altınışık Okmeydanı’nda Cemevi’ne polisin silahlı saldırısını değerlendirdi: “Bu kan bütün Alevi toplumunun akıtılmış kanıdır. Bu kurşun bütün Cemevlerine sıkılmıştır.”
 
Toplumun ötekileştirilen kesimlerine dönük devlet kaynaklı şiddet ara vermeksizin devam ediyor. Okmeydanı’nda Cemevi’ne polisin ateş açması sonucu Uğur Kurt isimli bir Alevi yurttaş yaşamını yitirdi. Kurt’un öldürülmesini protesto eylemlerinde ise bir kişi daha, Ayhan Yılmaz öldürüldü.
 
Alevilere dönük devlet şiddeti yeni değil. Osmanlı döneminden Cumhuriyete aktarılan bir miras olageldi Alevi katliamları. Dersim, Maraş, Çorum, Madımak hafızalarda çok taze…
 
Alevilere dönük sistematik devlet şiddetini ve son yaşananları Alevi aktivist Hatice Altınışık ile konuştuk. AKP Hükümeti’nin sadece Alevileri değil “Alevilik”i de öldürmek istediğini söyledi Altınışık. Devletin kendi Alevisini yaratmak istediğinden bahsetti.
 
Altınışık, bir ibadet merkezine polisin ateş açmasını ise şu sözlerle değerlendirdi: “Orada her ne olursa olsun, Cemevi’nin bahçesinde bir insanın katledilmesi açıklanabilecek bir durum değil. Bu kan bütün Alevi toplumunun akıtılmış kanıdır. Bu kurşun bütün Cemevlerine sıkılmıştır. Hele ki Başbakan’ın, ‘Polis nasıl sabrediyor ki’ açıklaması korkunç. Bir devletin başı, ‘Başını kaldıranın başını ezin’ dedi. Ben bunu açıklayamıyorum.”
 
Yüzyıllardır Alevi’lere dönük ciddi saldırıların olduğunu biliyoruz. Bu son dönemde ne değişti de baskılar daha fazla arttı? Veya arttı mı?
Aslında son dönemde pek bir şey değişmedi. AKP Hükümeti cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun bir şekilde hareket ediyor. Bunun daha görünür olmasının temel nedenlerinden bir tanesi; AKP’nin iktidarını sürdürebilmek için toplumda yaratmak istediği değişimler. AKP, kendisini desteklemeyen ve eşitsiz politikalarından ötürü hiçbir zaman kendisini desteklemeyecek bir kitleyi ayırıyor. AKP Hükümeti’nin 12 yıllık iktidarı süresinde Aleviler; ekonomik, sosyal ve kültürel olarak ciddi tecrit yaşadılar. En basitinden kamuya ait yapılarda Alevilerin iş bulma olanakları sıfırlandı. En nihayetinde de Aleviler de tepkilerini göstermeye başladılar. Bununla beraber de AKP, politikasını daha da keskinleştirdi. Tamamen bünyesinden söküp attı. Kendi tabanını koruyabilmek için de Aleviler üzerinden siyaset yapmaya başladı. Bunu hem Türkiye’deki politikasından hem de Suriye politikasından görebiliriz. Artık Aleviler için nefes alacak alan kalmadı diyebilirim. Alevilerin yaşadığı her yerde kentsel dönüşüm projeleri var. Buna sadece bir barınma problemi olarak bakarsak yanılırız. Siyasal yanları da var.
 
Bu noktada Okmeydanı’nda son yaşanan polis saldırısını sormak istiyorum. Cemevi’ne polisin silahla ateş açması ne anlama geliyor?
Başbakan, “Camiye ayakkabılarıyla girdiler” yalanı üzerinden çok politika yaptı ve bunun üzerinden tabanına seslendi. Taban da cevap verdi ona. Türkiye’nin bütün siyaseti bunun üzerine konuştu. Ben burada sadece AKP’yi değil; Türkiye’deki her siyasi aktörün siyaset zeminini eleştiriyorum. Bir ibadethanede, inanç merkezinde kan akıtıldı. Türkiye toplumunun aslında Başbakan’a ciddi biçimde seslenmesi gerekiyordu. Orada her ne olursa olsun, Cemevi’nin bahçesinde bir insanın katledilmesi açıklanabilecek bir durum değil. Bu kan bütün Alevi toplumunun akıtılmış kanıdır. Bu kurşun bütün Cemevlerine sıkılmıştır. Hele ki Başbakan’ın, “Polis nasıl sabrediyor ki” açıklaması korkunç. Bir devletin başı, “Başını kaldıranın başını ezin” dedi. Ben bunu açıklayamıyorum.
 
Bu saldırıların öncesi ve sonrasında bir medya operasyonu ile Aleviler, hak talebinde bulunanlar kriminalize edildi. Bu saldırılara ilişkin böyle bir arka plan var diyebilir miyiz?
Çok da arka plan değil. Çok açık bir organizasyon. Okmeydanı özelinde gelişmiş olmasının ekonomik, siyasal ve sosyal hedefleri var. Bunun yanında Türkiye’nin her tarafında Aleviler benzer şeyler yaşıyor. AKP iktidarı kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Son yıllarda AKP 30-35 tane çakma diyebileceğimiz Alevi örgütü kurdu. İçinde Alevi olmayan örgütlerden bahsediyoruz. 12 Eylül darbe zihniyetinin pratiği AKP’de sürüyor. Kendi inancı, geleneği ve kültürünün peşinden yürüyen Aleviler de kriminalize ediliyor. Amaç bu. Ruhuyla, bedeniyle, canıyla Alevi toplumu teslim alınmak isteniyor. Osmanlı’da da ciddi saldırılar vardı ama cumhuriyet dönemiyle beraber hem Aleviler hem de Alevilik katlediliyor. AKP iktidarı “Alevilik”in katledilmesi konusunda çok başarılı.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi açıklanacak “demokrasi paketinde” Aleviler için de maddelerin olacağı söyleniyor. Ne düşünüyorsun?
Alevilik’i Türk-İslam sentezi içerisinde tanımlama çabaları bunlar. Açıklanacak maddeler de bu minvalde olacak bana kalırsa. Alevilik’i tanımlamaya çalışıyor. Oysaki Alevilik’in tanımlanmaya ihtiyacı yok. Çeşitli halklardan Aleviler kendi kültürlerini yaşıyor zaten tanımlamadan. Sistemin yedeğindeki bir Alevilik oluşturmak isteniyor.
 
Özellikle trans kadınları da çok derinden etkileyen kentsel dönüşüm meselesine dönmek istiyorum. Kentsel dönüşüm Alevileri nasıl etkiliyor?
Kentsel dönüşüm projelerinin dışlananların olduğu yerlerde olması tesadüf değil. Ekonomik kısmı görünen kısım ama bir de politik kısmı var. Örneğin Nurtepe’de sağ oy çıkmazdı. Ancak kentsel dönüşüm ve nüfus aktarımı politikalarıyla Nurtepe’nin siyasal ve sosyal atmosferi değiştirildi. Okmeydanı, Gülsuyu ve başka yerlerde Aleviler, Kürtler yaşıyor. Ve onların kapital bakış açısıyla “değerli” yerlerde yaşaması sistemin işine gelmiyor. Bir yandan bu “değerli” yerlerden hükümete muhalif seslerin yükselmesini de istemiyor. Kentin dışına itiyor. Ve kentin dışına parçalayarak, bölerek itiyor. 

Etiketler: yaşam, din/inanç
Bayram