14/06/2020 | Yazar: Evrim Demirtaş

“Translar fiiliyatta yargı bürokrasisi içerisinde neredeyse tüm aktörler tarafından ayrımcılığa uğruyor. Mağdur oldukları vakalarda faile dönüştüklerini görüyoruz.”

“Nefret ve ayrımcılık suçu LGBTİ+’lar için işletilmiyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Adaletin bu mu dünya” yazı dizisinde avukatlara mikrofon uzatıyor, LGBTİ+ hakları ve hukuku konuşuyoruz. Yazı dizisinde bugünkü konuğumuz Avukat Emrah Şahin. TBMM’de yasama danışmanlığı yapmasıyla LGBTİ+ hareketiyle tanışan Şahin, LGBTİ+ alanındaki sorunların yaşam hakkı ihlallerine varacak derecede ciddi olduğunu fark etmesiyle, alanda çalışmaya başlamış.

“Dışişleri Bakan Yardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsilen yakın zamanda AB ülkelerine TİHEK’in kuruluş kanununda her ne kadar cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ibaresi geçmese de Anayasamızın 10’uncu maddesi gereğince bu ibarelerin tamamını içine alan bir yorumla faaliyet gösterdiklerini, cinsel yönelim cinsiyet kimliği ibarelerinin ayrımcılık kategorileri arasında değerlendirildiğini beyan etti.”

Kişisel Verilerin Korunması Kanuna bakacak olursak, cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelimlerinden kaynaklı LGBTİ+’lara yapılan ayrımcılıklar söz konusu mu? Bu tür ihlallerin var olmasını nasıl değerlendirirsin?

KVKK mevzuatımızda artık çok da yeni sayılmaz. 2016’da yasalaştı ancak ilgili kurumun kurulması, yasanın sektöre ve topluma duyurulması zaman aldı. Şimdi VERBİS adını verdiğimiz Veri Sorumluları Siciline kayıt süreleri ile duyulur hale geldi. KVKK konusunu çok boyutlu düşünmek lazım. Veri sorumlusu olan STK’ların yükümlülükleri açısından da ele almak gerekiyor. STK’lar ne yazık ki bu konuyu ıskalıyorlar. İdari para cezaları çok yüksek tutarlarda ve STK’lar için ciddi bir tehdit. KVKK uyumluluklarını süratle tamamlamaları gerekir.

Konunun bir diğer boyutu da kişilerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine ilişkin işverenlerce kayıt tutulması. Bu veriler özel nitelikli veridir. Bir kişisel veriyi özel nitelikli kılansa o veri tipinin kişinin ayrımcılığa maruz kalmasına yol açma ihtimalidir. Örneğin; din, mezhep, üye olunan sendika, Türkiye’ye özgü “kılık kıyafet” gibi kategoriler özel nitelikli veri olarak kabul edilmektedir. Sağlık ve cinsel hayat ise çekirdek tabir edilen özel nitelikli veriler olup daha sıkı koruma altına alınmıştır. Özel sektörde veri sorumlusu iş veren LGBTİ+ ların “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” bilgilerini herhangi bir yasal şarta uymaksızın işleyebiliyor. Bu gibi durumlarda ciddi Ayrımcılıklara sebebiyet verebiliyor. Kişisel verisi bu şekilde hukuka aykırı işlenen kişilerin tazminat hakkına varan yasal hakları mevcut. Bu nedenle KVKK hakkında daha çok bilgi sahibi olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Seks işçiliği ile ilgili mevzuat hükümleri yeterli mi?

Seks işçiliğine ilişkin bir mevzuatın yeterli olup olmadığına dair değerlendirme yapmam mümkün değil çünkü Türkiye’de doğrudan seks işçiliğine ilişkin bir mevzuat yok. Kısaca Fuhuşla Mücadele Tüzüğü denilen “Genel Kadınlar Ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler Ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü” ve onunla bağlantılı olan “Umumi Hıfzıssıha Kanunu” hükümleri ve dolaylı başka yasal düzenlemeler dağınık halde mevcut. Fuhuşla Mücadele Tüzüğü 1961 tarihli dayandığı kanun da 1930 tarihli. Bu nedenle uygulamada pek çok sorun yaşanıyor. Bu tüzük ağırlıkla Genelevlere ve buralarda çalışan kadınlara ilişkin olarak düzenlenmiş. Bu nedenle Türkiye’de mevzuatın Genelevde çalışanlar için düzenleyici, bunun dışında kalan seks işçiliği biçimleri için ise fiili olarak yasaklayıcı olduğunu söylemek mümkün. Yasaklayıcı mevzuat seks işçiliğini daha az görünür kılma çabasıyla sorun alanlarını merdiven altına taşıyarak kontrolden uzak hale getirmekten, büyütmekten başka bir işe yaramıyor.

Bahsetmeden geçmeyim. Kırmızı Şemsiye’nin; Seks İşçiliği Mevzuatı oluşturulması konusunda bir projesi var. Alanda çalışan profesyonellerle birlikte ben de bu projenin danışma kurulundayım. Güzel bir çıktı elde edileceğini ve uzun vadede seks işçiliği mevzuatının oluşması için önemli bir adım olacaktır.  

Hukuk transların neresinde ya da translar hukukun neresinde? Haklarının korunduğunu düşünüyor musun?

Transların haklarını koruyan bir mevzuatımız yok. Türkiye yurt dışında AB ülkelerine Anayasanın 10’uncu maddesini LGBTİ+ ları kapsayacak şekilde yorumladığımızı söyleyese de içeride durumlar bunun tam tersi. TCK 122 Nefret ve Ayrımcılık suçu LGBTİ+’lar için işletilemiyor. Zaten bu maddenin sadece adında Nefret ibaresi var. Türkiye’de nefret suçu düzenlemesi yok. Translar fiiliyatta ise yargı bürokrasisi içerisinde neredeyse tüm aktörler tarafından ayrımcılığa uğruyor. Mağdur oldukları vakalarda faile dönüştüklerini görüyoruz. Böyle bir ortamda transların haklarının korunduğundan bahsetmek mümkün değil elbette.

Trans bir kadının otel alınmadığı ve bu süreçte TİHEK’e başvuru yapıldığını sosyal medya üzerinden insanlar haberdar oldu. Tihek’in değerlendirmesinden bahseder misin?

Dışişleri Bakan Yardımcısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni temsilen yakın zamanda AB ülkelerine TİHEK’in kuruluş kanununda her ne kadar cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ibaresi geçmese de Anayasamızın 10’uncu maddesi gereğince bu ibarelerin tamamını içine alan bir yorumla faaliyet gösterdiklerini, cinsel yönelim cinsiyet kimliği ibarelerinin ayrımcılık kategorileri arasında değerlendirildiğini beyan etti. Biz de kesinlikle aynı şekilde düşündüğümüz için Cinnah Hotel’e trans olduğu için alınmayan müvekkil adına TİHEK’e başvuru yaptık ancak tek paragraflık bir cevapla “cinsiyet kimliği” ibaresinin ayrımcılık kategorileri içerisinde yer almadığından bahisle başvurumuzun değerlendirilemeyeceği cevabını aldık. Bu karara karşı İdare Mahkemesinde dava açtık ve kazandık. Mahkeme bu kararı iptal etti ancak usul yönünden iptal etti. Burada amacımız bu ibarelerin ayrımcılık kategorilerinde sayılıp sayılmayacağı konusunda mahkemeler nezdinde tartışma açmak. Bu nedenle TİHEK mahkeme kararına uyup bu sefer kurul halinde aldığı kararla başvurumuzu reddettiğinde, bu sefer esastan tartıştırmak niyetiyle ikinci bir dava açtık sonuç bekliyoruz. TİHEK, savunmasında Cumhurbaşkanının LGBTİ+’lar hakkındaki olumsuz beyanlarını kullandı. Hukuki savunmada böylesine siyasi bir materyalin kullanılması konunun hukuki olmaktan ziyade siyasi olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.


Etiketler: insan hakları
Nefret