07/06/2020 | Yazar: Evrim Demirtaş

“İnsan hakları mücadelesinde ayrıntıdan, ayrıksıdan, azınlıktan yana olan bir geleneği takip etmeye çalışıyorum.”

“Baroda komisyon kurulması geç bile kalınmış bir adım” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

“Adaletin bu mu dünya” yazı dizisinde avukatlara mikrofon uzatıyor, LGBTİ+ hakları ve hukuku konuşuyoruz. Yazı dizisinde bugünkü konuğumuz Avukat Mehmet Baran Selanik.

2018 yılı Ekim ayından bu yana İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi olan Selanik, İzmir Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu Ceza Hukuku Grubu’na bağlı olarak pek çok baroda Ceza Muhakemesi Hukuku alanında verilen meslek içi eğitimlerde kolaylaştırıcılık görevi yapıyor.

“Önemli olan komisyonun kurulması değil, onu faal kılabilmek”

İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu, Türkiye'de baro içerisinde kurulan ilk LGBTİ+ hakları komisyonu. Barolarda kurulacak olan LGBTİ+ hakları komisyonlarının ya da merkezlerinin, LGBTİ+'ların hak kaybına uğramalarını önlemede, avukatların farkındalıklarının arttırılmasında ne gibi faydası olacağını düşünüyorsunuz?

Öncesinde meslektaşlarımız LGBTİ alanında meslekiçi çalışmayı arttırmak maksadıyla kendi aralarında belirli aralıklarla toplanıyorlardı. Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Temelli Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu isim teklifiyle meslektaşlarımız; bugünkü Baro Başkanı Özkan Yücel ve şahsımın da yer aldığı tüm yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımın da imzasıyla baro genel kurulunda önerge sundu. Önerge 21 Ekim Tarihli Genel Kurul’un onayına sunuldu. 400 civarı avukatın lehe, 15 kadar avukatın aleyhe oy kullanması sonucu oy çokluğu ile kabul edildi.

25 Ekim tarihinde verilen isim değişikliği dilekçesiyle, komisyonun adı genel kurulda kabul edilen önergeye atıfla "LGBTİ+ Hakları Komisyonu" olarak değiştirildi. İzmir Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu, İzmir Barosu Başkanlığı'na bağlı olarak, İzmir Barosu Yönetim Kurulu’nun kararı ile resmen kurulmuş oldu. LGBTİ+ Hakları Komisyonu’ndan sorumlu yönetim kurulu üyeliğini yine benim gibi İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gamze Karaoğlu ile birlikte yürütüyoruz.

Elbette komisyonun kurulmasıyla birlikte “genel ahlak” yadırgamasıyla bazı malum basın yayın organlarının hedefi haline geldik. İnsan hakları adına mücadele veren güçlü bir sivil toplum örgütü olan barolar adına geç bile kalınmış bir adım olarak görüyorum bu alanda bir komisyon kurulmasını. Bugüne kadar kadın haklarına yönelik çalışmalar altında eriyen bir öneme sahipti. Alanda yaşanılan ihlaller gerek mağdurların adalete erişimdeki çekinceleri gerekse mesleki çalışma yetersizliği nedeniyle bilinen ama görünür olmayan durumdaydı. Günümüzde ağır hak ihlallerinin ayan beyan görünür olduğu, devlet kademelerinde makam sahiplerinin açıkça ayrımcılık söylemleri gerçekleştirdiği, temel hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının hukuksuz şekilde engellendiği dönemde kayıtsız kalamazdık. Barolarda kurulan komisyonlar şu açıdan çok kıymetli: Bireylerin, adalet mekanizmasındaki pozisyonunda savunulma hakkını diğer aktörler karşısında bilgi seti olarak eşitleyebilmek ve zararı minimize edebilmek, telafi edebilmek adına avukatlara ihtiyacı olduğu şüphe götürmez bir gerçek. Avukatların meslek içi eğitimleri ile kendilerini geliştirmesi adalete ulaşmadaki süreyi bilgi paylaşımı ile kısaltmak adına, bilinçlendirebilmek ve farkındalık oluşturabilmek adına önemli. Kayıt altına alınmamış ihlaller raporlanamıyor. Adalet Bakanlığı’ndan erişilen dava sayıları LGBTİ bireylerin adalet mekanizmasına güvensiz ve mesafeli tavrından dolayı gerçeği tam anlamıyla yansıtmaktan uzak. Alanda çalışan avukat sayısı da az. Tüm atölye çalışmalarında olduğu gibi komisyonumuz öncelikle işin abc si ile başladı. Kavramlara ve dile ilişkin eğitimler düzenledik. Meslektaşlarımız belirli sürelerle toplanıp karar tartışmaları ve meslek içi eğitimlere devam ediyor. Umarım Ankara ve Diyarbakır Baroları dışında da çalışmalar başlar. Şunu da belirtmek gerek; önemli olan komisyonun kurulması değil. Komisyonlar kurulabilir ancak onu faal kılacak ve işlevselleştirecek meslektaşlar yer almadığı sürece komisyonun atıl kalması ihtimali yüksek ve bu son derece üzüntü verici. Komisyonda çalışabilecek, üretecek meslektaşlara ihtiyaç var. Bu nedenle yalnızca komisyon gönüllüleri değil, baro başkan ve yöneticilerinin de verilen mücadelenin kıymetinin farkında olması gerekir.

“LGBTİ’lerin karşılaştığı sorunlar insan hakları ihlalidir”

Barolar, LGBTİ+ hakları konusunda yeterli farkındalığa sahipler mi?

İzmir Barosu’ndan sonra Ankara ve Diyarbakır Baroları’nın LGBTİ çalışmalarına yönelik komisyonlar kurduğunu biliyoruz. Ancak yeterli farkındalığın söz konusu olduğunu düşünmüyorum. Başka barolarda da komisyonların kurulması çalışmaları var fakat şu anda ne yazık ki olumlu bir gelişme sonuç elde edilmiş değil. LGBTİ bireylerin karşılaştığı sorunlar insan hakları ihlalleridir. Eğitime ulaşmada, sağlık hakkına erişimde asla eşit değiller. Mesela, evini kiraya veren ev sahibi görünür bir LGBTİden daha fazla kira istiyor. Bazıları evde oturmasını caydırmak için bazıları da mecbur bırakmak için. Sokakta yürürken türlü hakarete, şiddete maruz kalıyorlar. Kolluğun da ayrımcı uygulama yaptığını, Kabahatler Kanununu keyfi şekilde uyguladığını, sokakta gördüğü trans bireye gürültü yapmaktan ya da trafiksiz alanda trafik güvenliğini tehlikeye düşürmekten para cezası kestiğini biliyoruz. Görünür olan LGBTİlerin yönelimleri nedeniyle dövüldüğünü, dahası sırf bu nedenle öldürüldüğünü biliyoruz. Nasıl görmezden gelinebilir bir alan olabilir. Bu farkındalık henüz toplumun bir kısmı gibi bizim meslektaşlarımızda da yeteri kadar yok. Elbette “ahlaki” çekincelerle ya da dini sebeplerle de görüp duyup çekimser kalan meslektaşlarımız da vardır. Bu ayrımcılığa karşı sessiz kalmanın hukuku geçtim, hiçbir ahlaki, felsefi, dini öğretiye göre onaylanan bir davranış olduğunu sanmıyorum. 

Barolarca yapılacak çalışmaların LGBTİ+'ların hak kazanımlarına nasıl bir etkisi olacağını düşünüyorsunuz?

LGBTİ çalışmaları barolarda bugüne kadar hep kadın hakları alanına yönelik çalışmalar içerisinde birkaç toplantıda yer almıştı. Yani o da bir elin parmağını geçmeyecek sayıda baroda. Ancak sorunlu bir durumdu bu. Her ne kadar kadın ve LGBTİ haklarına yönelen saldırılar benzer fail patriyarka tarafından gerçekleştirilse de bambaşka pratikler de barındırmaktadır. Ayrı bir gündem ve politika ile ancak diğer hak mücadeleleriyle teması kesmeden gerçekleşmesi gereken çalışmalar gerekli. İnsan hakları çalışmaları altında kadın, çocuk, mülteci gibi dezavantajlı grupların haklarını tartışırdık. LGBTİ haklarına başka gruplara ait hak ihlallerini tartışırken bir alt başlıkmış gibi değinirdik. Ancak LGBTİlerin uğradıkları hak ihlallerine yönelik ayrıca çalışma yürütülmesi gerekmektedir. Bu çalışmaların hak ihlallerinin görünür kılınmasına ve faillerin eylemlerinin cezasız kalmamasına imkan tanıyacağına, mağdurların yaşadığı ihlalin engellenmesi/azalması noktasında önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

“Müvekkilim belli ki pek çok insan gibi travmasıyla konuşuyor”

Meslek hayatınızda davasıyla ilgilendiğiniz LGBTİ+ öznesi oldu mu? LGBTİ+ olmadığını düşündüğünüz müvekkillerle kıyasladığınızda adalete olan güven duygularında herhangi bir farklılık olduğunu gözlemlediniz mi?

LGBTİ bireylerin adalete, kurumlara, kişilere olan güvenleri konusunda hassas olduklarının farkındayım. Yönelimleri nedeniyle dışlanmaktan daha başlangıç noktasında “keyfi” ve “tercihi” bir hayat sürdükleri yaftasıyla karşılaşmaktan korktuklarını düşünüyorum. Müvekkillerim önce kendilerini tanıtarak aslında memur olduklarını, memurluktan yönelimi nedeniyle atıldığını açıklayarak başlıyor mesela söze. Benim için önceden memur olmasının hiçbir önemi yok. Okuma yazma bilmeyen müvekkillerim de var. Bir hukukçu olarak insan olduğu için kıymetli ve onun hangi haklara sahip olduğunu, yöneliminin bu haklara erişimde veya tesisinde hiç önemli olmadığını biliyorum. Ancak müvekkilim belli ki pek çok insan gibi travmasıyla konuşuyor. Bunu esasen yoksul olan veya farklı sebeplerle ayrımcılığa uğramış müvekkillerim de yapıyor. Sosyoekonomik durumları, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimleri, ırkları, dinleri nedeniyle ayrımcılığa uğrayan pek çok insan gibi LGBTİ öznesi müvekkillerde de toplum mühendislerinin beklentisini karşılayan karakterleri ne kadar taşıdığına ilişkin bir açıklama çabası var.


Etiketler: insan hakları
Nefret