30/11/2020 | Yazar: Ezgi Epifani

Şişman olumlama çevrelerinde kimlerin seslerini duyuyoruz? Kimlerin seslerini duyurmaya çalışıyoruz? Ve neden?

Şişmanfobi ve transfobinin kesişimi - 2 Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İllüstrasyon: Anke Gladnick

Ezgi Epifani, Kivan Bay’in 19 Eylül 2017 tarihli ve https://medium.com/@kivabay/the-intersection-of-fatmisia-and-transmisia-78fb10f90551 linkli yazısını Kaos GL için Türkçeleştirdi.

İçerik Uyarısı: Bu yazı şişman karşıtı ve trans karşıtı ön yargıları, intihar düşüncelerini ve translara yönelik şiddeti konu edinmekle beraber translarla yapılan ve sizi gerçekten üzebilecek oldukça üzücü röportajlar içeriyor.

Yazının ilk bölümü: Şişmanfobi ve transfobinin kesişimi - 1

Trans kadın Juanita, Steve Biko Akademisyen Hastanesi’nde hormonlarını alıp almamasına yönelik kararı verecek doktor heyetinde yaşadıklarını pek güzel ve yürek yaralayıcı şekilde yazmış:

Dr. Martin diğer doktora tek sorunun tansiyonum olduğunu bildirdi; sağlığım iyiydi ve hormon tedavisine hemen başlamamı önerdi. Bunları duyduğuma çok memnundum ama Prof. Lindique “katılmıyorum” diyerek coşkumu tuzla buz etti. Profesör birdenbire bana odaklanırken herkes sessizdi: “Kaç kilosun?” Rahatsız olmuş bir şekilde cevap verdim. “Seni ameliyat etmeden önce en az 25 kilo vermelisin.” dedi.  Orada oturmuş, Endokrin bölümünden Prof. Lindique ve diğer doktorların kendi aralarında tartışmalarını kafam karışık bir şekilde dinliyordum. “Bu benim nihai kararımdır. Dr. Khosa, obez bir hastayı ameliyat etme konusunda rahat mısınız?” Dr. Khosa kilo vermem gerektiğini onayladı. Prof. Lindique devam etti: “Bence hastaya şimdi hormon vermenin gereği yok. Testisi alırken bloker kullandırmak daha etkili ve uygun maliyetli olacaktır. Ameliyatı umarım ki altı ayda yapabileceğiz.” Kaderim tayin edilmeden önce, Dr. Martin Prof. Lindique’i ikna etmek için son bir kez çabaladı. Odayı gözlerimden akmaya hazır yaşlarla terk ettim. JL’i gördüğüm an hıçkıra hıçkıra ağlayarak kollarına çöktüm.

Juanita’nın cis arkadaşları Juanita hakkında verilen kararın ciddiyetini anlamazken trans arkadaşları bu kararın güvenilir ve doğruluğu ispatlanmış bir tedavi görmeden yıllarca disforiyle yaşamak anlamına gelebileceğini anlamıştı. Burada tek bir doktorun şişmanfobisinin Juanita’nın uyum sürecini nasıl alt üst etmeye yettiğini ve onu tehlikeli ve kırılgan bir ruh haline soktuğunu görüyoruz. Transların “cis sanılmadıkları” için sadece şiddet faili yabancılardan değil; kendilerine ev kiralamayı reddeden ev sahipleri, işe almayı reddeden işverenler aleyhlerine hüküm veren hakimler yüzünden ve yanlış cinsiyetlendirilmenin doğurduğu zalim ve olağan şiddetle karşı karşıya geldikleri tehditleri düşünürsek, hormon alımının reddedilmesinin sebep olduğu travmanın moral bozucu olmanın da ötesinde açıkça tehlikeli olduğu ortadadır. Bu doktorların, vücut kütle indeksi gibi yaygın olarak itibarını yitirmiş bilime sıklıkla dayandıklarını ve bu engeli aşmak için nadiren destek sunduklarını düşünürsek, translar sıklıkla kendi başlarına yanlış tanıyla uğraşmaya bırakılırlar. Amy Tysoe, doktorlarının kendisine vücut kütle indeksi 35’in altına düşene kadar HRT’den, 30’un altına düşene kadar da ameliyattan alıkonulacağını söylediğini ve daha sonra doktorunun kendisine bir hedef kilo vermek için ters hesap bile yapamadığını veya yapmadığını bildirdi. 

Bu bilgiyi düşünürsek, neden beden olumlama (harikulade büyük beden trans manken Shay Neary’e saygıyla) çoğunlukla cisler etrafında dönüyor?

Marcia Chamberlain, Oscar Zeta Acosta’nın otobiyografisi hakkındaki yazılarında şişman olumlama hareketinin beyaz olmayanları yarı yolda bırakışına dair birkaç fikir sunar: “1970’lerde görünürleşen hareket tek bir sorunla ilgiliydi ve üstü kapalı olarak deri renginin kapıda bırakılmasını talep etti. Ancak tahakkümleri numaralandırmak, Acosta gibi ‘damgalarının’ düzgünce ayrılamayacağı ve birle on arası bir ölçek üzerinde değerlendirilemeyeceği insanlar için zor durumlar yarattı. Chicano hareketi içinde liderlik pozisyonlarında şişmanların olmaması gibi 70’lerde şişman hareketinin çoğu sözcüsünün beyaz olması da ilginçtir.”

Ben, şişman olumlama hareketinde ırk sorunları hâlâ yaygınken cinsiyet kimlikleri ve temsiliyet sorunlarıyla da uğraşmamız gerektiğini düşünüyorum. Aramızdaki şişman translara nasıl davranıyoruz? Beden olumlama ve şişman olumlama hakkında konuştuğumuzda, şişman trans erkeklerin, şişman na-binarylerin ve şişman trans kadınların ihtiyaçlarını dahil ediyor muyuz? Bilhassa ihtiyaç duyduklarına mı yoksa sadece “hepimizi” etkileyecek ihtiyaçlarına mı odaklanıyoruz?

Şişman ve trans kadınlara dair tartışmanın başka bir noktasını konuşurken Shay Neary şuna dikkat çekiyor: “Ayrıca trans kadınlara çağrıldıkları çekimlerde neden takım elbise giydiriliyor? [Endüstri] trans kadınların her zaman biraz daha maskülen görünmesini istiyor çünkü nedense böylesi daha modaya uygun. Androjen değilseniz, fazla feminen ya da maskülenseniz sizinle çekim yapmak istemiyorlar. İnsanların sizin trans olduğunuzu bilmelerini istiyorlar ki çekime basında ve başka yerlerde yer verebilsinler. Böylece sonuç, tasarımcı daha iyi görünsün diye kimliğimin sömürülmesi oluyor.”

Bunu akılda tutarak, cis ve şişman aktivistler olarak transları sömürmeden trans kimliği meselelerine nasıl yaklaşabiliriz? En iyi yolun, seslerinin duyulmasını sağlamak ve aktivistler olarak kiloları nedeniyle GRS’den mahrum bırakılmaları gibi sadece şişman transları etkileyen meselelere odaklanmak olduğuna inanıyorum. Şişmanlığın erkekleri feminenleştirdiği üzerine tartıştığımızda bunun özellikle trans maskülenlere verdiği zararla mücadele etmeliyiz. Şişmanlığın kadınları cinsiyetsizleştirdiğini söylediğimizde bunun trans kadınları oldukça gerçek ve ciddi cis şiddetiyle karşı karşıya getirdiğini anlamalıyız ve bununla da mücadele etmeliyiz.

Şişman transları dinleyerek trans bedende şişman olmanın getirdiği gerçeklikleri anlamalıyız. S. Bear Bergman Part-Time Fatso’da şöyle yazıyor: “İronik olarak, dünyanın beni bir erkek olarak görmesini istediğimde bazen en minnettar olduğum şey şişmanlığım oluyor. Geniş bünyem ve görece serbestçe hareket edişim bu kültürde yetişen kadınlar için suç gibi ve alışılmadık bir şey. Uzun adımlarım var, başım yukarda ve sadece bu etmenler bile erkek kodlanmam için ağır basıyor. Belim ve geniş cüssem küçük göğüslerimin “şişman erkek memeleri” olarak, geniş Eskinazi suratım da yüzümün ev hanımı yerine buyurgan ve maskülen olarak görülmesine olanak veriyor. Şişmanlığım nedeniyle bacak bacak üstüne atamamam ve bunun hâlâ elbise ve etek giydiğim yıllarda sebep olduğu sorunlar, ergen asiliği mucizesi sağ olsun, hayat boyu süren bacağı diz üstüne atma alışkanlığımı yarattı ve bu da geleneksel olarak maskülen bulunan bir postürdü.”

Bununla beraber, Bergman şişmanlığını cinsiyet kimliğini tasdikler bulsa da Katelyn Burns’ün de dahil olduğu çoğu kişi böyle düşünmüyor. Burns güzel yazısında şişmanfobinin uyum sürecine girme cesaretini nasıl kırdığını anlatıyor: “Forrest’ın kelimeleri kendi içsel diyaloğumun bir benzeriydi: ‘Çok şişmansın, çok uzunsun, bir kadın olmak için fazla kelsin.’” Transların uyum sürecine erişiminin ne kadar sık reddedildiği düşünülürse Burns’ün korkusu kimseyi şaşırtmamalı. Kendi hayatınız başkalarının onayına bağlı olduğunda size aşılmaz bir dağı aşmak ya da ölmekten başka bir “seçenek” kalmıyor. Çoğu için bu tırmanış fazla zor.

Hakikaten, çoğu trans kiloları ve tıbbi uyum sürecini konuşurken cesaretlerinin çok fazla kırıldığını söylüyor. Erica GRS almaya çalışmamış çünkü GRS alabilmek için 40 kilo vermesinin isteneceğini biliyormuş ve bu, depresyonuyla beraber yönetebileceği ve üstesinden gelebileceği bir şey değilmiş: “Bu benim seçim yapabileceğim bir şey bile değil. Bir öğünü bile atlamak beni sadece yatakta uzanan işe yaramaz bir yığın haline getirebiliyor.” Erica’nın ifadeleri, Erin’in engelliliğinin kendisini mecbur bıraktığı phentermine’in yan etkilerinin ömür boyu süren bir hastalığa veya disfori nedeniyle intihar riskine sebep olduğunu anlattığı ifadelerine çok benziyor.

Buna bir seçim diyebilmemiz mümkün müdür?

Bu, cis ve şişman bir aktivist olarak benim geçmişten beri mücadele ettiğim bir meseledir. Translar üzerindeki korkunç kilo verme baskısını görmeli ve bu baskıya bir çare bulmalıyız. İstatistiklere göre rejimler bir işe yaramıyor, kilo vermek için rejim yapmak rejim yapanın cesaretini kırıyor ve bu da muhtemelen daha fazla kilo almalarına sebep oluyor. Şişman olmakta hiçbir sorun yok ancak disforik olmakta ve bedeniniz nedeniyle tedavi alamamanızda kesinlikle korkunç bir şey var.

Maalesef, şişman translar Americans with Disabilities Act (Engelli Amerikalılar Yasası) altında yasal merci bulmakta zorlanabilirler. Yasaya göre şişman biri şişmanlığına neden olan bir engellilik durumu olduğunu kanıtlamadığı sürece engelli olarak nitelendirilmiyor. Başka bir deyişle, ne kadar şişman olursanız olun ya da şişmanlığınız hareket kabiliyetinizi ne kadar kısıtlıyor olursa olsun, yasaya göre şişmanlığınızın neden kaynaklandığını kanıtlayamazsanız engelli sayılmıyorsunuz. Bu bağlamda şişman ve engelli kişilere yönelik bu korkunç muameleye göz yummak translar için yasal merciye az sayıda ulaşılabilir yolları da tıkıyor.

Şişman olumlama ve beden olumlama sadece beyaz, cis ve engelsiz bedenler odağında mı olacağına yoksa hepimizin özgürlüğü için mi olacağına karar vermesi gereken bir yol ayrımında durmaktadır. Şişman olumlama çevrelerinde kimlerin seslerini duyuyoruz? Kimlerin seslerini duyurmaya çalışıyoruz? Ve neden?

Biz alanlarımızı daha kapsayıcı kılmaya devam ederken bunu neden yaptığımızı hatırlamalıyız. Yıldızlı pekiyi alalım diye değil, şişman translara, engellilere ve beyaz olmayanlara onları aramızı almayı bahşettiğimiz için tebrik edilelim diye değil. Değerimizi daha doğduğumuzda çalan ve bizi bedenler hiyerarşisinde sınıflandıran bu vahim sistemde hapsedilmiş olduğumuz için hatırlamalıyız. Hepimiz özgür olana dek, en ötekileştirilmiş olanımız özgür olana dek hiçbirimiz özgür olamayacağımız için hatırlamalıyız. 


Etiketler: yaşam, dünyadan
Nefret