23/12/2020 | Yazar: Kaos GL

SPoD: “Sivil alanı daraltan mevzuat değişiklikleri, kriminalize edilen ve marjinalleştirilen LGBTİ+’ları derinden etkileyecek ve LGBTİ+ varoluşuna ve temsiline karşı haksız saldırıların önünü açacaktır.”

“Sivil alanı daraltan mevzuat değişikliklerinden geri dönülmeli” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş 17 Aralık’ta, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi’ni Meclis Başkanlığına sunduklarını bildirdi.

Türkiye sivil toplumunun 17 Aralık gündemi, TBMM Başkanlığına 16 Aralık 2020 akşam saatlerinde sunulan ve ertesi gün yaygınlaşan bu kanun teklifi ile hareketlendi. Adı kitle imha silahlarından bahsetse de teklifte yer alan 43 maddeden yalnızca altısı buna ilişkin. Buna rağmen teklif, dernekleri doğrudan ilgilendiren Dernekler Kanununun yedi, dernek faaliyetlerini ilgilendiren Yardım Toplama Kanununun ise dört maddesini değiştiriyor.

Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), kanun teklifiyle ilgili bir açıklama yayınlayarak “Gelişmeleri yakından takip ediyor ve sivil toplum alanının daha da daraltılması riskinden derin endişe duyuyoruz. Temel insan haklarına aykırı kanun teklifi derhal gözden geçirilmeli ve sivil alanı daraltan mevzuat değişikliklerinden geri dönülmelidir” dedi:

“129 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, 16 Aralık 2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş ve büyük bir hızla Meclisin Adalet Komisyonunda 19 Aralık 2020 tarihinde kabul edilmiştir. Yakın zamanda Meclis Genel Kurul gündemine alınarak oylanması beklenen kanun teklifi, derneklerin işlev ve faaliyetlerini ciddi anlamda kısıtlayıcı hükümler içermekte, sivil toplum üzerinde adeta “imha” etkisi yaratabilecek mevzuat değişikliği teklifleri sunmaktadır.

Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) olarak, kanun teklifiyle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor ve sivil toplum alanının daha da daraltılması riskinden derin endişe duyuyoruz. Meclis içerisinde oldukça hızlı ilerlemesi, sivil toplum kuruluşları ile fikir alış verişinde bulunulmaması ve katılımcılığa dair gereklilikleri sağlamaması sebebiyle, kanun teklifinin büyük değişikliklere yol açacak yönlerinin göz ardı edilmemesini ve bu konudaki kamusal tartışmalara LGBTİ+’ların katılımını kritik önemde buluyoruz. Bu sebeple kanun teklifinin öngördüğü düzenin genel insan haklarına ve sivil topluma olan ağır etkisinin yanı sıra, özel olarak LGBTİ+ alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve LGBTİ+ topluluğu üzerindeki olası etkileri hakkında kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda görüyoruz, Türkiye’de, dernekleri ve vakıfları bağlayan ve çeşitli yollarla hesap verilebilirliği sağlayan mekanizmalar zaten mevcuttur. Dernekler, genel kurulları, üye giriş ve çıkış işlemleri, yurtdışı ve yurtiçinden alınan bağış, fon ve hibeleri ve yıllık finansal durumu detaylarıyla gösteren yıllık beyannamaleri İl Sivil Toplumla İlişkiler  Müdürlüğü üzerinden İçişleri Bakanlığı’na doğrudan bildirmektedir. Dernekler, hali hazırda pek çok operasyonel, idari ve finansal açıdan devlete hesap vermekle yükümlüdür. Ancak bu kanun düzenlemesiyle birlikte, Dernekler Kanununun yedi, Yardım Toplama Kanununun dört maddesini değiştiren kanun teklifi, her ne kadar gerekçesinde para aklama ve terörizmin finansmanını önleme amaçlarını taşıdığını belirtse de bu gerekçeyi aşarak genel nitelikte düzenlemeler öngörmektedir. Yardım toplama faaliyetiyle ilgili olarak, internet üzerinden toplanan yardımlar için yetkili makamlardan izin alınmadığı takdirde ilgili URL adresine erişim engellemesi getirilebileceği düzenlenmektedir. Kanun teklifiyle birlikte gerek fiziken, gerek internet kanalından yapılan yardım toplama şartlarına aykırı faaliyetler için oldukça yüklü miktarda idari para cezaları öngörülmüştür. Bilindiği üzere yardım toplama faaliyetleri LGBTİ+ topluluğunda gerçek kişilerin, derneklerin ve kurumların sıkça başvurduğu bir dayanışma yöntemidir. Yardım toplama için getirilen bu katı şartlarla birlikte trans uyum süreci için internet yoluyla toplanan yardımların, LGBTİ+ dayanışma fonları ile yardım toplama amacıyla yapılan LGBTİ+ etkinliklerinin orantısız bir şekilde etkileneceği ve LGBTİ+’ların temel dayanışma pratiklerinden birinin önüne geçileceği açıktır. Ayrıca bu düzenleme dayanışma ve yardımlarla yürüyen onur haftalarını, LGBTİ+ temalı partiler ve performans geceleri için çevrimiçi yollarla bilet ve ürün satışını ve dayanışmayı merkezine alan LGBTİ+ temalı bütün sosyal etkinlikleri olumsuz anlamda etkileyebilir. Yardım toplama için getirilen bu değişikliklerin gerek bireysel, gerek kurumsal düzeyde uygulama alanı bulunduğunun altını çizmek isteriz.

Dernekler Kanununda yapılması öngörülen değişikliklerle birlikte halihazırda oldukça sıkı denetim altında olan LGBTİ+ derneklerinin her yıl periyodik olarak denetlenmesi, denetlenen derneklerin başka derneklerle ortaklığı bulunması durumunda bağlantılı derneklerin de denetlenebilmesi önerilmektedir. Bu denetimi yapabilecek kişiler kamu denetçileri dışındaki kamu görevlilerine genişletilmiş durumdadır; böylece polisler, bekçiler, jandarmalar ve benzeri kamu görevlileri denetim yapabilecektir. Halihazırda LGBTİ+’lara yönelik devlet politikaları ve yaygın nefret ve ayrımcılık iklimi düşünüldüğünde denetlemelerin LGBTİ+’ları hedef almak için bir araç olarak kullanılması ve LGBTİ+ sivil toplum örgütlerinin fonksiyonlarının zayıflatılması riskine dikkat çekmek isteriz. Keza ilgili ilgisiz kamu çalışanlarına verilen bu denetim yetkisinin, hali hazırda zor geçen finansal ve idari denetimlerin LGBTİ+ örgütleri ve çalışanları açısından daha da sancılı geçebileceğinden, bu kişilerin liyakat sahibi olmaması nedeniyle denetleme faaliyetlerinde keyfi ve ayrımcı saikle hareket edebileceklerinden endişe duyuyoruz.  Bu durum ayrıca, merkezi yurt dışında bulunan kurumlardan alınan hibe ve yardımlarla ilgili yapılacak özel denetimler ve aykırılık halinde getirilen daha sert yaptırımlarla kendini bir kez daha göstermektedir.

Kanun teklifiyle birlikte ortaya konan belki de en ciddi değişiklik önerisi; Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanununda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından hakkında soruşturma açılan yönetim kurulu üyelerinin İçişleri Bakanlığı eliyle görevden alıkonulabilmeleri, dernek faaliyetlerinin bu sebeple durdurulabilmesi ve uzaklaştırılan kişiler yerine İçişleri Bakanlığı eliyle atama yapılabilmesidir. Söz konusu suçlardan mahkumiyet hükmü alan kişiler ise derneklerin genel kurul haricinde hiçbir organında yer alamayacaklardır. Kolluk görevlileriyle yapılacak denetimler aracılığıyla derneklerde yer alan kişiler hakkında soruşturma açılmasının çok daha kolaylaşacağı özel olarak belirtilmelidir. Toplumsal muhalefetin en ön saflarında yer alan LGBTİ+ sivil toplum kuruluşlarının raporları, faaliyetleri ve örgütlü herhangi bir ifade ve hareketleri sebebiyle bütün fonksiyonlarının keyfi olarak durdurulabileceğini ve gün geçtikçe güç ve ivme kazanan LGBTİ+ hareketinin bu vesileyle bastırılmaya ve susturulmaya çalışıldığını özellikle ifade etmemiz gerekmektedir. Bu durum kuşkusuz ki yalnızca LGBTİ+ sivil toplum örgütleri ile bu kurumlarda yer alan kişileri değil; buralarda sağlanan psikososyal ve hukuki destek, sosyal hizmet ve LGBTİ+’lara tanınmayan birçok temel hak ve ihtiyacın karşılanması önünde büyük bir bariyer oluşturacak ve sistematik hak ihlalleri ile ötekileştirme ve silme politikasını yoğunlaştıracaktır. Bu kanun aynı zamanda iktidarın sivil toplum ve insan hakları çalışmalarını kriminalize etme politikasının devamı niteliğindedir ve bir süredir sistematik yıldırıcı politikaların hedefinde olan ve proje bazlı faaliyetlerle ayakta kalabilen LGBTİ+ örgütleri için fon ve hibe kaynaklarına erişimini azaltacağını, donör kuruluşların yaratılan bu öngörülemezlik karşısında fon ve hibe dağıtımı süreçlerinde çekinceleri oluşabileceğini de düşünüyoruz. Yine aynı gerekçelerden aynı zamanda özel sektör sivil toplum işbirliğine de olumsuz etkileri olabileceğini eklemek isteriz.

Sivil toplum kuruluşlarının varlıklarına ve çalışmalarına kanunlar aracılığıyla yapılmak istenen bu ağır müdahale, kriminalize edilen ve marjinalleştirilen LGBTİ+’ları derinden etkileyecek ve LGBTİ+ varoluşuna ve temsiline karşı haksız saldırıların önünü açacaktır. Temel insan haklarına aykırı kanun teklifi derhal gözden geçirilmeli ve sivil alanı daraltan mevzuat değişikliklerinden geri dönülmelidir.”


Etiketler: insan hakları