09/02/2022 | Yazar: Yunus Emre Demir

İstanbul Kent Konseyi'nde ilk kez bir LGBTİ+ derneği temsilcisi yürütme kuruluna seçildi!

SPoD, İstanbul Kent Konseyi yeni dönem Yürütme Kurulu’nda Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği – SPoD, 22 Ocak günü gerçekleştirilen seçimle İstanbul Kent Konseyi Yürütme Kurulu’na Yürütüme Kurulu üyeliğine seçildi. SPoD’u temsilen seçilen Siyasal Katılım Alan Koordinatörü Zarife Akbulut ile kent konseylerinin önemini ve sivil alanda yarattığı iş birliği fırsatlarını konuştuk.

Belediyeler heteroseksüel erkek bakış açısıyla yönetiliyor

Zarife Akbulut SPoD’un İstanbul Kent Konseyi’nde yer alma amacını KaosGL.org'a şu sözlerle anlattı:

“Kent konseylerinin temel amaçlarından biri yerel demokrasinin kurumsallaşmasıdır. Yani yerel demokrasinin kurumsallaşmasının kent konseylerinin işlevselliğine de bağlıdır denilebilir. Diğer bir yandan kent konseylerinin kentteki tüm toplumsal kimlikleri kapsamasıyla ancak gerçekten demokratik katılım mekanizması işlevlendirilebilir. SPoD olarak kent konseylerine katılma amacımız da tam olarak böyle bir ihtiyacın karşılanmasına yönelik.

“Kent konseyi gibi yapılarda olmak hak özneleri olan LGBTİ+’ların kentte yaşadığı sorunların görünür kılınması, kentlerin eşit yurttaşları olarak tüm bu mekanizmaların parçaları olduğunu hatırlatmak ve LGBTİ+’lar olarak farklılaşan kentsel sorunlarımızın çözümü için yerel yönetimlerle iletişim ve ilişki kurmak. Daha öncelikli amacımız ise LGBTİ+’ların kent yaşamına etkin olarak katılmalarını sağlayacak çalışmalar yürütmek. Bu SPoD için önemli deneyimler yaratacak ve katılım çalışmalarına ilişkin daha bilerek bir strateji geliştirmeye olanak verecek.

“Bir diğer önemli başlık ise belediyelerin heteroseksüel, erkek bakış açısıyla yönetilen ve hizmet politikalarının böyle belirlendiği yerler olmasından çıkarılması için kent konseyleri gibi bir aracın etkin kullanılması da hizmetlerin kapsayıcılığını ve hizmet alanların eşit muamele görmesini sağlayabilir.”

spod-istanbul-kent-konseyi-yeni-donem-yurutme-kurulu-nda-1

Kurulda temsil edilemeyen toplumsal kesimlerin de yer alabilmesi için daha fazla çabalamalıyız

Akbulut, İstanbul Kent Konseyi Yürütme Kurulu’nda temsil edilmeyen kesimler de olduğunu ve bu durumun ortadan kalkması için çabalamak gerektiğini de söylüyor.

“Şu anda İstanbul Kent Konseyi yürütme kurulu 41 kişiden oluşuyor. Çoğulculuk esasına göre oluşturulan bu yürütme kurulunda farklı hak odaklarının temsilcileri yer almakta. Toplumsal ayrımcılıkların ortadan kaldırılabilmesi için öncelikli olarak kent konseyi çatısı altında bir araya gelen tüm kurumların eşitlikçi bir bakış açısı ve iş birliği içerisinde, çoğulcu bir demokrasi anlayışıyla orada yer almasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Hem Yürütme Kurulu oluşturulurken hem de oylanırken bu dayanışmanın ortaya çıktığını düşünüyorum. Temsil edilemeyen/edilmeyen toplumsal kesimlerinde yer alabilmesi için daha fazla çabalamak gerektiğini de unutmamak gerekiyor.

"Ayrıca Türkiye’de yıllardır tanınma, ayrımcılığa uğramama ve eşit haklar için mücadelesi veren LGBTİ+’lar olarak bu dayanışmayı birçok alanda deneyimledik. İnsan hakları bağlamında yürüttüğümüz görünürlük mücadelesinin büyümesi, LGBTİ+’ların örgütlenme alanlarının genişlemesi, derneklerinin ve kurumlarının çoğalması aslında toplumsal hayat içerisinde karşılığının olduğunun en açık örnekleri."

spod-istanbul-kent-konseyi-yeni-donem-yurutme-kurulu-nda-2

“Türkiye Buna Hazır”

Zarife Akbulut yürütme kurulunda yer alan 41 kurum temsilcisinin bir arada yaşama deneyimini yansıtabileceğini, ayrımcı politikalar hayatımızın ortasına sokulmadığı sürece bir arada yaşayabildiğimizi söylüyor:

“Ortak yaşam bilincinin iktidarın müdahalesinin olmadığı alanlarda yüksek olduğunu kendimizin deneyimlerinden biliyoruz. SPoD olarak bir süredir devam ettirdiğimiz eşit yurttaşlık kampanyasında da bu vurguyu öne çıkardık. ‘‘Türkiye Buna Hazır!’’ dediğimiz kampanyada esasen siyasal çıkarların toplumsal cinsiyet karşıtı iktidar politikaları ile manipüle edilmediği her yerde biz toplum olarak konuşarak, dayanışarak ve bazen ön yargıları kırdığımız tartışmaları yürüterek var olabiliyoruz. Yani ayrımcı politikalar hayatımızın ortasına sokulmadığı sürece biz birbirimizle anlaşabiliyoruz.

“Toplumun da biraz bu öbeklerden; birbirinden farklı varoluşlara sahip ancak haklar bakımından eşit olarak oluştuğunu düşünüyoruz. Bu farklı varoluş biçimlerinin bir arada yaşamamasın bizce ve bunca yıldır hayatın her alanında edindiğimiz deneyimlerce hiçbir gerekçesi yok. “

Bu kadar iç içe yaşadığımız kentlerde bizi birbirimizden ayırmak mümkün değil

Akbulut sözlerini sonlandırırken kentlerde yaşayan insanları birbirinden ayırmanın mümkün olmadığını da ekliyor:

“Toplum biziz derken kentte birlikte yaşayan yurttaşlar, oturduğu mahalledeki kapı komşusu, bindiği otobüsteki yolcu, alışveriş yaptığı markette, bakkaldaki çalışanı veya müşterisi, oturmak ya da hava almak için çıktığı parkta denk geldiği insanız. Bu kadar iç içe yaşadığımız kentlerde bizi birbirimizden ayırmak mümkün değil zaten. O nedenle kent konseyleri gibi halkın ve çeşitli hak örgütlerinin temsilcilerinin olduğu bir yapı içerisinde de benzer bir bir aradalığın olacağına inanıyoruz.”


Etiketler: insan hakları, kent hakkı, siyaset
Dijital