07/11/2020 | Yazar: Kaos GL

SPoD’un Şugariyet ödüllerinden sansür gerekçesiyle beş jüri üyesinin çekilmesi ve aday olduğunu sosyal medyada öğrenen adayların eleştiri ve törene dair açıklamalarını derledik.

Şugariyet Ödülleri ve sansür tartışması: Kısa bir özet Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

SPoD LGBTİ+’nın bu sene ikincisini düzenlediği Şugariyet Ödülleri’nde adaylar açıklandı.

Adaylar daha önce yapılan bir anketle toplanan isimlerden en çok aday gösterilenlerin jürinin de değerlendirmesiyle aday gösterilmesi, ardından bu sefer aday olanların ilan edilerek tekrar oylanmasıyla ilerliyor.

Bu sene ikincisi yapılan Şugariyet Ödülleri geçen sene yola çıkarken çağrısında şöyle diyordu:

“Hormonlu domatesler fırlattık diye kolumuz yorulmadı ama birbirimizin emeklerini görüp takdir etmeye bir o kadar zaman ayıramadık. Seneler boyu pek çok arkadaşımız, yoldaşımız belki bu yüzden emeklerinin yeterince görülmediği ve takdir edilmediği için alındı, aramızdan uzaklaştı.

“Biz bu yüzden artık birbirimizi madiliklerle yermekten arta kalan zamanlarımızda, durup biraz da birbirimizin emeklerini görüp takdir etmeye zaman ayırmak istiyoruz. Aslında çevremizde o kadar çok başarı ve -biraz daha üzerinde durup düşünsek- o kadar çok güçlendirici hikaye var ki, her türlü sömürü sisteminin üstümüze üstümüze gelip durmasından bu hikayeleri durup dinlemeye vakit bulamadığımızı fark ediyoruz.”

Şugariyet Ödülleri’nin aday gösterme süreci devam ederken Deniz Gedizlioğlu, İlksen Gürsoy, Pınar Karabağ, Şevval Kılıç ve Emre Özfetiş, jüri sürecine dair bir metin yayınladı. Ortak imzayla yayınlanan metinde jüriden ayrılma gerekçesi olarak, Emre’nin özgeçmişinde “yoğunluğunu arttıran savaş” demesi, bunun üzerine Emre’nin jürilikten ayrılmasına kadar giden bir süreç anlatılıyor.

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-1 

SPoD LGBTİ+, bu metnin ardından “Şugariyet Ödül Töreni sürecinde yaşananları, törenle ilgili bizimle çalışacak olan herkese ve elbetteki hem ayrılan hem de bizimle devam eden jüri üyelerimize 14.10.2020 tarihinde aşağıdaki metinle duyurduk. Metinde meramımız, sınırlarımız ve koşullarımız anlatılmaktadır. Aksi, ülkemizin siyasi ikliminde bizim elimizden gelmemektedir. Gerekçeleri de yukarıdadır” notuyla aşağıdaki metni sosyal medya hesabından paylaştı.

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-2

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-3 

Halk oylamasından çıkan adaylar açıklandıktan sonra adaylardan sosyal medyada açıklama yaparak çekilenler, süreci eleştirenler oldu. Şugariyet adayları halkoylamasından çıktıktan sonra adaylara haber verilmeden kamuoyu ile paylaşıldı.

Bir yandan sosyal medyada ödül törenini boykot çağrıları paylaşılmaya başladı. Aday gösterilenlerden Beren Azizi ve Yıldız Tar da KaosGL.org’a, yaşananlara dair eleştirilerini belirten yazılar yazdı.

Halk oylaması sonucu aday gösterildikten sonra sosyal medyada süreci eleştiren ya da adaylıktan çekilenlerin açıklamalarını derledik:

17 Mayıs Derneği

Sugariyet Ödülleri’nde 40+ Lubunya Yaşlılık çalışma alanı ve özellikle 40 yaş üstü LGBTİ+’ları güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızın 2020’de Yılın Çıkış Yapanı ve Yılın Alan Açanı alanlarında aday gösterildiğini sosyal medyadan öğrendik. Aday gösterilmekten onur duyduğumuzu öncelikle açıklamak isteriz.

LGBTİ+ toplumunu özgürlük ve refahı için hem LGBTİ+ aktivizmini hem de LGBTİ+’ları güçlendirmek için yola çıkan 17 Mayıs Derneği olarak, Sugariyet Ödülleri’nde yaşanan süreçten üzüntü duyduğumuzu belirtmek isteriz.

Birbirimizden öğrendiğimiz, birbirimizle dayanışarak inşa ettiğimiz LGBTİ+ özgürlük mücadelesi olarak bu sürecin de dayanışmaya üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. SPoD’un kendisine gelen eleştirilere alan açarak ilerleyebileceğimiz bir süreci yaratmasına ilişkin bir beklentimiz olduğunu dile getirmek isteriz.

Aydın LGBTİ+ Dayanışması

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-4 

Aslı Alpar:

Yaşananların Şugariyet Ödülleri'nin düzenlenme amacına da zarar verdiğini düşünüyorum. Bu sebeple; beni her iki dalda aday gösteren tüm yol arkadaşlarıma teşekkür ediyor ancak ödülü kazanmam durumunda kabul etmeyeceğimi açıklıyorum. İfade özgürlüğümüzün Türkiye'deki durumu ortada, bu sonucun tüm sorumluluğunu, kısıtlılıkları ortada olan bir LGBTİ+ derneğine kesmeden, sansüre karşı ifade özgürlüğüne alan açabileceğimiz günler diliyorum.

Bitopya

Herkese merhaba,

Bu metni, Bitopya’nın kurucusu ve Spod’un düzenlediği Şugariyet Ödülleri’ne dair süreci, “Şugariyet Ödülleri Jürisinden Neden Ayrıldık?” başlıklı açıklamanın yayımlanmasından beri takip eden biri olarak Bitopya’nın Şugariyet ödüllerinde “Yılın Alan Açanı” kategorisinde aday gösterilmesi üzerine yazıyorum.

Bitopya için Şugariyet’in önemi, yıllardır Türkiye’de değişen ve dönüşen LGBTİ+ hareketi içinde dâhi gerektiği yeri ve özeni bulamayan, politik bir kimlik ve varoluş olarak görülmeyen, tektipleştirme ve mitlerle ötelenen bi+seksüellik üzerine Bitopya’nın söz kurma ve politika üretme serüvenini daha geniş bir kitleye duyurabilme imkanının olması ve sanılanın aksine bi+’nın gayet politik olduğunun altını çizme gayesidir.

Ama şu da bir gerçektir ki, Türkiye sınırlarında, Türkiye’ye komşu yerlerde savaştan bifiil etkilenen Kürtlerin, Ermenilerin, Suriyelilerin ve daha pek çok Ortadoğu ülkesinden Türkiye’ye sığınan mülteci ve sığınmacıların bir de ülkedeki milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı ile mücadele etmek zorunda kaldığını düşünürsek, bazı hayatların belirli kriterler nezdinde silinmesi üzerine varoluşumuzun onurunu, umduğumuz gibi şugarlık ve gullümle kutlayamayacağımızı bize gösteriyor. Yapılan açıklamalar bizlere, Şugariyet’in organizasyon sürecinde birilerinin feda edildiğini gösteriyor ve bu feda edilenlerin Kürt, Suriyeli, Afgan, İranlı vs. olduğu kadar LGBTİ+ olduğu da bir gerçek ve bu gerçek çok yaralayıcı.

Bitopya, aynı kategoride bulunduğu hiçbir platform ve/veya örgütlenmeyle yarışır halde değil, amaç görünürlüğümüzü ve ördüğümüz politikayı kutlamak, birbirimizle hemhal olmak, o yüzden Bitopya’nın bu ödül törenine dair amacı ve arzusu hiçbir zaman “kazanmak” olmadı. Ama aday gösterilmesi, görünürlük ve verilen emeğin karşılığını bir şekilde bulmuş olması açısından kıymetliydi ve verilen bu değer ve öneme karşılık olarak sosyal medyada adaylık haberi paylaşıldı. Eğer 15 Kasım’da yapılacak ödül törenine çıkma şansım olsaydı, sürece dair eleştirimi orada deklare etmeyi düşünürdüm.

Fakat gelinen noktada etkinliğin hem adaylar hem de lubunyalarla kurmayı amaçladığı gullüm ve şugarlık bağının Bitopya çatısı altında bende karşılık bulmadığını söylemek zorundayım. Hem sürecin SPoD’un sorumluluğu dahilinde olan hesap verilebilirlik ve şeffaflıkla işlememesi, sevgili Emre Özfetiş’in tahmin edebileceğimiz jüri üyesi olma nedeninin karşılığının sansür ve dışlamayla “taçlandırılması”, belki de özellikle bağımsız olarak politika üretmeye çalışan her kesimden lubunyayı daha güvenilmez bir alana hapsediyor.

Bu sürecin dernek gibi tüzel kişiliklerle özellikle Türkiye şartlarında daha dezavantajlı olan bağımsız aktivistleri karşı karşıya getirmemesi gerektiğini ve bunda hepimizin sorumluluğu olduğunu belirtmek istiyorum. Jüri üyeliğinden ayrılan aktivistleri hedef gösterme ve manipülasyonla suçlayarak kendi paylarına düşen sorumluluğu bertaraf etmeye çalışan tarafın, Şugariyet’in ismini böylelikle korumadığını da hatırlatmak isterim.

SPoD’un yekpare gibi düşünülen LGBTİ+ hareketinin açıkça kapsayamadığı hatta görmediği varoluşlara dair politik eylemleri onurlandırma sürecini hayalkırıklığı ve endişeyle takip ederken birbirimizin emeğine sahip çıkmayı, bunları görünür kılıp ödüllendirmeyi sağlayacak bir yapılandırmayı birlikte kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir Türkiye gerçeği olarak ‘savaş’tan bahsedebilecek müzakere alanları yaratabilmek ve eşitlik ve barış talebinden asla vazgeçmeyecek bir politika örmenin hepimiz için bir gereklilik ve sorumluluk olduğunu belirtmek istiyorum.

Dayanışmayla.

umut erdem

Boysan’ın Evi

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-5 

Demos Araştırma

@spodlgbti’nin Şugariyet Ödülleri’ne #DEMOStanSesler ile aday gösterildiğimizi öğrendik. Bizi aday gösteren herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Fakat sansüre ilişkin tartışmaların ödüllere gölge düşürdüğüne inanıyor ve bu nedenle ödül törenine katılmayacağımızı duyuruyoruz. Dileğimiz odur ki; bu tartışmalar devam eden savaşı ve ona bağlı olarak uygulanan sansürü, sivil toplum üzerindeki etkisi ile ortak platformlarda düşünmemize vesile olsun. Barışın imkanlarını hep beraber tartışacağımız bir zeminin oluşmasını mümkün kılsın.

Ebru Nihan Celkan

Emeği geçen, aday gösteren, oy veren her bir insan var olsun. Bütün canlar kendini özgürce ifade edene kadar hiç birimiz özgür olamayız diye düşünüyor, adaylıktan çekiliyorum. Dayanışmamız ve mücadelemiz baki

Karoas+

Şugariyet Ödülleri Adaylığımız Hakkında:

Geçtiğimiz günlerde yaşanan sansür olaylarında SPoD'un tutumunu ve yaptığı özeleştiriyi hedef saptırma amaçlı olarak okuyoruz. Batılı fon kaynaklarının Kolonyalizm döneminden kalma, günümüzde etkisini sürdüren ayrıcalıkları gölgesindeki bakış açısından ayrı okuyamayacağımız bu davranış, ihtiyaç duyduğumuz yerel politikaları baltalamaktadır. Bununla birlikte LGBTİA+ları herhangi bi konuda dolaylı veya direkt, şeffaf veya örtük şekilde susturmanın LGBTİA+fobi olduğunu hatırlatmak isteriz. Şugariyet Ödülleri Jürisinden Neden Ayrıldık metninde bahsedilen politik süreçleri görmezden gelen SPoD'un sivil hakların ve özgür ifadenin kısıtlanmasına önayak olan bu pozisyonunu gözden geçirmesi, ülkemizdeki ırkçılığı oluşturan ve sürdüren faktörler hakkında kendisini eğitmesi, politikalarını tekrar incelemesi gerekmektedir.

Tarihsel perspektifte Türkiye LGBTİA+ hareketine baktığımızda   SPoD'un tutumunun LGBTİA+ aktivizmi içindeki iktidar ağlarının yalnızca bir örneği olduğunu biliyoruz Bununla birlikte Karoas+ olarak, bu iktidar ağında yer aldığımızı da biliyor, tüm örgütler olarak sorumluluğu topluca paylaşmamız gerektiğine inanıyor, bu gerçekliğin tek bir derneğe, örgüte ya da kolektife yıkmanın kolaycılık ve kendini aklama temelli olduğunu düşünüyoruz.

Bu nedenle takındıları kurumsal tutum nedeniyle SPoD'a eleştirilerimizi yöneltirken yalnızca SPoD'a değil tüm LGBTİA+ hareketine mal olacak Şugariyet Ödülleri'ni tek bir kurumun eline bırakmayı da reddediyoruz.

Şugariyet Ödülleri'ne bizi aday göstererek aroas+ görünürlüğüne omuz veren herkese teşekkür eder, adaylıktan çekilmediğimizi söylemek isteriz.

Karoas+ olarak bu yaşananlar nedeniyle kendimiz dahil tüm örgüt, topluluk, dernek ve kolektifleri kendi iç iktidar yapılarına bakmaya davet ediyoruz.

Tüm LGBTİA+ hareketinin bu olaydan ders çıkaracağını umuyoruz.

-Karoas+

Lambdaistanbul

SPoD tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Şugariyet Ödülleri dahilinde “Yılın Hafıza Çalışması” alanında aday gösterilenlerden biri de Lambdaistanbul’un “Zaman Tüneli” etkinliği. Son bir hafta içerisinde, örgütlü ve bağımsız LGBTİ+ aktivistlerinden oluşan bir grup jüri üyesinin, SPoD ve fon aldığı kurum tarafından uygulanan sansür nedeniyle jüri üyeliğinden çekildiğini belirten beyanları, daha sonra da SPoD’un açıklaması kamuoyu ile paylaşıldı.
Amacı ülkemizde LGBTİ+ görünürlüğü ve aktivizminin üzerindeki baskıları çok yakından hissettiğimiz bu günlerde, gullüm kültürünü canlı tutarak LGBTİ+ hareketinin ortaya koyduğu iyi işleri görünür kılmak olan Şugariyet Ödülleri’nin, yaşanan tartışmaların yarattığı gergin ortam nedeniyle amacına hizmet edemeyeceğini düşünüyoruz. SPoD’un 9 yıldır ülkemizde LGBTİ+ hak savunuculuğuna katkısını elbette yok saymamakla birlikte, yaşanan sansürü görmezden gelmenin Lambdaistanbul’un 27 yıldır sürdürdüğü antimilitarist duruşla uyuşmayacağını düşündüğümüz için ödülü kazandığımız takdirde kabul etmeyeceğimizi belirtmek istiyoruz. Çalışmalarımızı bu kategoride ödüle aday gösteren tüm dostlarımıza teşekkür ediyor ve bu tartışmaların, Türkiye’de ifade özgürlüğü, savaş karşıtlığı ve LGBTİ+ örgütleri üzerindeki baskılar konusunda verimli tartışmalara yol açacağını umuyoruz.
Dayanışmayla,
Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği

Pozitif Dayanışma

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-6 

Rayka Kumru

#ŞugariyetÖdülleri'ne aday gösterildiğimden dün haberim oldu. İnsanın emeğinin görülmesi kadar kalbi ısıtan bir şey yok. Öncelikle cinsel sağlık ve haklar alanında yaptığım çalışmalarda bir fayda görüp beni aday gösteren/lere çok teşekkür ederim. Sansürlenip sansürlenmeyeceğinizi değil de, ne zaman sansürleneceğinizi bekleyerek bir şeyler üretmek, emek vermek kolay bir şey değil. Bu kaygı içinde, faydalı ve insan hayatını/eşitlik mücadelesini bir gıdım dahi ileriye götürebilmek için adım atacak motivasyonu bulmak da öyle. Özellikle bu sebepten kimsenin verdiği kararları kolay ya da zor olarak değerlendirmek bana düşmez. Kendi kararlarımdan sorumluyum. Bununla beraber, kararlarımızın toplu sonuçları olduğuna da inanıyorum. Yapılan açıklamaları okuduktan ve düşündükten sonra, aday gösteren ve emek veren herkesin anlayışısına sığınarak, adaylıktan çekildiğimi paylaşmak isterim. Düşünmeye, yazmaya, konuşmaya, çizmeye devam edebildikçe, çeşitlilik ve insanlık adına kendimce belki küçücük belki belli bile olmayacak şekilde mücadele etmeye devam edeceğim. Yeter ki kalpler kırılmasın, gerisi elbet halledilir.

Semih Özkarakaş ve Yıldız Tar:

sugariyet-odulleri-ve-sansur-tartismasi-kisa-bir-ozet-7

Merhabalar,

Biz iki theykardeş (Semih Özkarakaş & Yıldız Tar), SPoD’un Şugariyet Ödülleri’nde halk oyu sonucu farklı kategorilerde aday olduğumuzu herkesle birlikte sosyal medyada öğrendik. Bizi aday gösterenlere teşekkür ederiz. Jüri üyelerinden Emre Özfetiş’in özgeçmişinde “savaş” kelimesi geçirmesinin engellenerek sansüre uğraması ve ardından yaşanan süreçten dolayı bu “yarışta” olmadığımızı duyururuz. Maalesef dayanışma için yola çıkan bu kıymetli etkinlikte dayanışma zeminin kalmadığını, etkinliğin gullümünün de kaçtığını, şugariyetin madiliğe döndüğünü düşünüyoruz. Umarız bu süreç, SPoD LGBTİ+’nın tüm bu konuları tartışmak için yapacağı bir çağrı ve birlikte düşünme, tartışma zemininin kurulması ile ilerler. Öyle bir durumda bu zemine katkı sağlamayı isteriz.

Belirtmeden de geçemeyeceğiz: Ödül ne ayol? Almak istediğimiz tek ödül küründen olanı. En sevdiğimiz slogansa: Savaşma seviş!

Semih Özkarakaş & Yıldız Tar

Sinem ve Burçin:

Karımla ben de kınamız vesilesiyle "ilham perisi" kategorisinden aday gösterilmişiz Kadın peri Aday gösterilme nasıl işliyor bilmiyorum, ancak jüride yaşanan sansür nedeniyle şugariyet ödüllerinin parçası olmayı tercih etmiyoruz. Yine de bizi de düşünüp aday gösterenlere teşekkürler.

TAPA

Şugariyet Ödülleri adaylığımız hakkında

Düzenlenmekte olan Şugariyet Ödülleri’nde Yılın Alan Açanı kategorisinde aday gösterildik. Yaşanan sansür olayı nedeniyle jüriden ayrılan bazı jüri üyelerinin paylaştığı “Şugariyet Ödülleri Jürisinden Neden Ayrıldık” başlıklı metinde aktarılan gerekçelerle adaylıktan çekildiğimizi bildirmek istiyoruz.

Aktivizmde, sanatta ve diğer tüm alanlarda sansürle karşılaşmadığımız daha güzel günleri hep beraber örmek dileğiyle!

Velvele

SPoD’un düzenlediği Şugariyet Ödüllerinde Velvele’nin iki dalda aday gösterildiğini sevinçle öğrendik. Mutluluğumuzun nedeni ödülün kendisinden ziyade ürettiklerimizin görülüp takdir edilmesi ve önemseniyor olduğumuzu hissetmemiz. Velvele’yi adaylığa değer gören herkese çok teşekkür ederiz.
Ancak, geçtiğimiz günlerde ödül jürisi ile ilgili yapılan açıklama, juriden çekilen arkadaşlarımızın eleştirileri ve ardından SPoD’un her satırı Velvele’nin politikası ile çelişen “savunması” nedeniyle bu organizasyonun bir parçası olmayı reddediyor ve adaylıktan çekiliyoruz.
SPoD kendilerinin de dediği gibi içinden geçtiğimiz kritik zamanlarda bilerek ya da bilmeyerek siyasi bir karar aldı ve sansür uyguladı. Üstüne bir de hatırlamaya yönelik eleştirilerin üstünü çizip yaratmaya çalıştığı kendi hafızasını koydu. 

Oysa bizler hatırlıyoruz. Savaş, militarizm karşıtlığı Türkiye’deki LGBTİ+ mücadelesinin gündemleri oldu ve yaşadığımız ayrımcılığın bu kavramlarla ilişkileri üzerine söz üretti, üretmeye de devam ediyor. Bölgedeki savaşı ve devlet şiddetini daha fazla konuşmamız gereken bu zamanlarda Velvele olarak durduğumuz yeri biliyor, sizlerin de bilmesini istiyoruz. Emre Özfetiş’in, Deniz Gedizlioğlu’nun, İlksen Gürsoy’un, Pınar Karabağ’ın ve Şevval Kılıç’ın yanındayız. Eleştirileri Velvele’nin de eleştirileridir. 
Bu sürecin hareket için de zihin açıcı tartışmalara vesile olmasını ve mücadeleyi kendi ayrıcalıklarımıza göre değil, başkalarını da görerek ve gözeterek sürdürmenin gerekliliğini bir kere daha hatırlatmasını umuyoruz.
Bijî piştevanî! Yaşasın dayanışma!

Yine Yeni Yeniden

Herkese merhaba. SPoD’un Şugariyet Ödüllerine aday olduğumuzu bugün öğrendik. Yaptığımız işin görülmesinden ve takdir edilmesinden dolayı çok mutluyuz, tüm aday gösterenlere yürekten teşekkür ederiz. Ancak jüri üyelerinin yaşadığı sansür, SPoD’un cevabı ve sonrasında ortaya çıkan tartışma nedeniyle bu ödül töreninin geldiği noktadan üzüntü duyuyoruz. Ödül törenine katılmama kararını almakla birlikte, bu tartışmaların daha özgür bir dünya kurmak için hedeflediğimiz diyaloga katkıda bulunmasını temenni ediyoruz.

*Bu özet haber metnini LGBTİ+ hareketinin ifade özgürlüğü ve sansür üzerine tartışmalarına katkı sağlamak amacıyla derledik. Adaylıktan çekilen ya da sürece dair açıklama yapan kişi ve kurumlardan eksik bıraktıklarımız varsa web@kaosgl.org adresine mail atarak bize bildirebilirsiniz.


Etiketler: medya, yaşam
Nefret