24/09/2020 | Yazar: Kaos GL

Genç LGBTİ+’nın “COVID-19 Salgınında LGBTİ+ Topluluğunun Durumu” raporuna göre katılımcıların %30’u birlikte yaşadığı kişilere LGBTİ+ olarak açık olduğunu belirtti, %12’si ise pandemi sürecinde yalnız yaşadı.

“Sürekli evdesin ve evdeyken asla kendin gibi değilsin hep rol yapmak zorundasın” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Genç Lezbiyen Gey Biseksüel Trans İnterseks Gençlik Çalışmaları ve Dayanışma Derneği (Genç LGBTİ+) COVID-19 pandemisinin LGBTİ+’lara etkilerini görünür kılmak ve LGBTİ+’ların bu süreçte deneyimlerini gündemleştirmek amacıyla hazırladığı “COVID-19 Salgınında LGBTİ+ Topluluğunun Durumu” başlıklı araştırma raporunu yayınladı.

Online olarak yapılan anket çalışmasına 2020 Mayıs ve Haziran aylarında Türkiye’nin 81 ilinden 252 LGBTİ+ kişi katıldı.

COVID-19 pandemisinde LGBTİ+ topluluğunun barınma durumu

Araştırmaya Türkiye’nin 81 ilinden katılımcı dahil olmuştur. Pandemiden önce katılımcıların 81’i İzmir’de, 62’si İstanbul’da, 45’i Ankara’da, 11’i Mersin’de, 9’u Antalya’da yaşamaktaydı. Pandemi sırasında ise katılımcıların 76’sı İzmir’de, 53’ü İstanbul’da, 31’i Ankara’da, 16’sı Mersin’de ve 8’i Antalya’da yaşamaktadır. Barınma verilerine göre pandemi sırasında katılımcıların %26’sı (66 kişi) il değiştirmek zorunda kaldı.

Katılımcıların %45’i pandemiden önce kira ödediği bir evde yaşarken %40’ı kira ödemediği bir evde yaşamakta ve %15’i ise öğrenci yurdunda yaşamaktaydı. Pandemi sürecinde ise katılımcıların %32’si kira ödediği bir evde, %66’sı kira ödemediği bir evde ve %2’si ise öğrenci yurdunda yaşadığını belirtti.

Araştırma verilerine göre katılımcıların %38’ini oluşturan 97 kişi, yaşadığı düzeni değiştirmek zorunda kaldı. Bu kişilerin bazıları şehir değiştirdi, bazıları ise aynı şehirde oldukları fakat birlikte yaşamayı tercih etmedikleri ebeveynlerine dönmek durumunda kaldı.

Katılımcıların %30’u salgın sırasında birlikte yaşadığı kişilere LGBTİ+ olarak açık olduğunu belirtti. %30’u açık olmadığını belirtirken %28’i bazı kişilere açık bazılarına kapalı olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların %12’si pandemi sürecinde yalnız yaşamıştır. Araştırmanın verilerine göre pandemi öncesi 29 katılımcı birlikte yaşadığı insanların hepsi ya da bir kısmına LGBTİ+ olarak açıkken pandemi sürecinde yaşam alanını değiştirmek zorunda kaldığı için birlikte yaşadığı kişilere açık olmadığını ifade etti. Katılımcıların 3’ü ise pandemi öncesi birlikte yaşadığı insanlara açık değilken pandemi sırasında açıldı.

Barınma düzeninin değişmesinin getirdiği maddi ve manevi sorunlar

Katılımcıların %38’i pandemi sürecindeki barınma değişikliği sebebiyle maddi ve manevi sorunlar yaşadığını belirtti. İşten çıkarılmak, işsiz kalmak, birlikte yaşadığı ya da maddi olarak destek aldıkları kişilerin maddi kayıplarının olması katılımcıların temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmasına sebep oldu.

Araştırmaya veri sağlayan kişilerin “Bu süreçte barındığınız yerde nasıl değişiklikler oldu? Maddi ve/ya manevi ne gibi sorunlarla karşılaştınız?” sorusuna verdiği yanıtların bazıları şöyle:

“Maddi olarak zorlandığım bir süreçti özellikle kira ve faturaları ödemek konusunda çok zor durumda kaldım. Kredi çekmek zorunda kaldım. Manevi olarak ise sürekli aynı evde aynı insanlarla yaşayıp kimliğimi saklamak zorunda olduğum için sürekli stres altındaydım. Karşımdaki insan ve insanların homofobik olması sebebiyle korkuyla yaşamaya çalıştığım bir dönem-di.”

“İşsizdim. Arkadaşlarımın evinde kalırken beklentileri olmamasına rağmen ev içi giderlere eşit şekilde destek olamamak, neredeyse her gün gündemin Korona olması, ev içinde sürekli kalarak yaşamaya alışmak manevi olarak zorlandığım bir süreçti. Atanmış ailemin yanında da maddi olarak onlara bağlı olmam, açık olmamam, stres olduğumda uzaklaşamamam, evdeki herkesin gerekli önlemi almaması gibi sorunlarla karşılaştım.”

“Ev halkının çalışma durumu olmadığı için salgın sürecinde maddi sıkıntılar yaşandı manevi olarak ciddi can sıkıntıları yaşandı ev içindeki bireyler öfke sorunu kolay çözemedi gereksiz yükselmeler yaşandı.”

Rapora göre maddi kayıplar ve eve kapanma hali katılımcılarda stres, anksiyete, moral ve motivasyon düşüklüğüne sebep oldu. Kişiler LGBTİ+ olmak bakımından sorun yaşadıkları ailelerinin yanlarına dönmek ya da kişisel karantina önlemleri sebebiyle aileleriyle daha fazla vakit geçirmek zorunda kalmıştı. Bu da kişileri cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerine dair ayrımcılık yaşamaya, nefret söylemi ve suçuna maruz kalmaya ve yoğun baskı hissetmelerine ve zorunlu otokontrol sağlamak zorunda kalmalarına sebep oldu:

“Yoğun psikolojik baskı sonucu evde ailemle tartışmalar yaşadım, COVID öncesinde yurttayken üzerimde tahakküm kuran birileri olmadığı için daha mutluydum, bu süreci atlatırken çoğunlukla kendi odamda takılıyorum.”

“Ailem transfobik ve seçili ismimi kullanmak yerine atamış ismimi kullanıyorlar, cinsel kimliğime saygı duymuyorlar.”

“Günlük yaşantımda farklılıklar oldu ailemin telefonuma el koyması üzerine partnerimle olan özel fotoğraflarımı gördü. Açıkçası bu durumun bir an önce bitmesini istiyorum.”

“Sürekli evdesin ve evdeyken asla kendin gibi değilsin hep rol yapmak zorundasın.”

“Kız kardeşimin partnerimle mesajlaşmalarımı okuması üzerine davranışlarımı kısıtlamak ve ‘düzelme’ izlenimi vermek zorunda kaldım. Ebeveynlerimin herhangi bir bilgisi olmadı ama görece psikolojik baskı altındaydım.”

“Maddi yönden sorun yaşamadım ama manevi açısından kendi kimliğim üzerine çok eğildim. Hasta olduğumu düşündüğüm zamanlar yaşadım. İbne kelimesinden korktum. Twitter'da söylenen kötü söylemlere korku ile baktım.”

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.


Etiketler: barınma
Nefret