20/10/2020 | Yazar: Ares Berfan Hür

“Yıllarca kadın olarak yaşamaya, uyum sağlamaya çalışmanın travmatik bir yönü var, bu yüzden açıldığım insanların benim gerçek kimliğime uyum sağlayabilmesi şart.”

“Trans deneyim aslen çok büyülü bir şey” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Transmaskülenlik dosyamızın üçüncü konuğu Aris. Aris, “İnsanlar hep iyi tepki verse keşke; trans deneyim aslen çok büyülü bir şey, tadını çıkararak yaşamak çok daha kolay olurdu” diyor…

Bize kendinden bahseder misin?

Adım Aris. Kendimi ortamına göre nabinary erkek veya trans erkek olarak tanıtıyorum. Yönelimim aseksüel spektrumunda kalıyor, panseksüelim ama genellikle insanları seksüel olarak arzulamıyorum. Partnerimle ve dört ayaklı evlatlarımızla birlikte yaşıyorum.

Nelerle uğraşıyorsun?

Uluslararası bir şirkette çalışıyorum, işyerinde açığım, bu açıdan şanslıyım. Bilgisayar oynamayı kendimi bildim bileli çok severim, diğer çocuklarla sosyalleşmekte zorlandığımdan bir güvenli alan sağladı hep bana. Ayrıca formu ne olursa olsun komediye bayılırım. Komediye ilgi duymam açılmamla beraber oldu. O aralar farkında değildim tabii, şimdi geri dönüp baktığımda görüyorum. Sanırım bana disforiden ve gerginlikten kaçma yolu sağlıyor.

Kimliğini sahiplenme sürecin nasıl gelişti?

Otuzumdan sonra açıldım ve uyum sürecine başladım. Ben küçükken trans erkek diye bir şeyin olduğunu bilmiyordum, trans demek trans kadın demekti, hoş o zaman transgender, transseksüel falan da denmiyordu. Nasıl bir kız olmam gerektiğine dair ailemin çok sert standartları vardı, kızlarla geçinememem, erkeklerle anlaşmam, arkadaşlarımın hep erkek olması ahlak anlayışlarına ters geliyordu. Cinsiyet kimliği/cinsel-romantik-estetik-sensüel yönelim farkını bilmiyordum, e ben de panseksüel olduğumdan (benim ergenliğimde biseksüel diyorduk) herkesten hoşlanıyordum, öyle olunca da “neden erkek olayım ki”? Bu şartların birleşerek kendimi tanımamı geciktirdiğini düşünüyorum. Özellikle ailemle ilişkimin doğası beni birçok anlamda kısıtlıyordu, belli kuralları normal sanarak büyüyünce insanın kendilik bilinci de etkileniyor. Ailemle iletişimi kesmemin üzerinden çok geçmeden 'ben bu değilim, ben neyim?' düşüncelerini aklımdan uzaklaştıramamaya başladım. Tepkim önce dayatılan feminenliğe oldu, sonra kadın kimliğini üstümden adım adım attım. Bu süreçteki en büyük destekçim o gün de, bugün de partnerim.

Transmaskülen olmak seni hangi açılardan etkiliyor?

Transmaskülen deneyim beni en çok sosyalleşirken etkiliyor, daha doğrusu insanlar etkiliyor beni. İnsanlar hep iyi tepki verse keşke; trans deneyim aslen çok büyülü bir şey, tadını çıkararak yaşamak çok daha kolay olurdu.

Yıllarca kadın olarak yaşamaya, uyum sağlamaya çalışmanın travmatik bir yönü var, bu yüzden açıldığım insanların benim gerçek kimliğime uyum sağlayabilmesi şart. Uyum sağlayamayanlarla, adımı öğrenemeyenlerle, beni kadınlara özel alanlara iyi niyetle de olsa çağıranlarla, 'kızlığımdaki' güzelliğimi özleyenlerle iletişim sürdürmekte çok zorlanıyorum ve hayatımın gidişatı etkileniyor, sanırım sosyal disfori denen şey bu. Açılmamla birlikte birçok arkadaşımla aram bozuldu, birçoğu hayatımdan çıktı, bu arkadaşların çoğu da natrans hetero değildi, umduğumdan kötü tepki gördüm. Bu nedenle kendimi uzun süre izole ettim, 20 senelik arkadaşlıklar açılmamla bitince… Sosyalleşme alışkanlığını kendime edindirmeye çalışıyorum, insanlarla güven ilişkisi kurabilmek istiyorum ama aşması biraz zor bir durum, hem benim için hem de ilişki kurmaya çalıştığım insanlar için zor oluyor.

Kaos GL okuyucularına söylemek istediğin bir şey var mı?

Biraz ben ettim siz etmeyin der gibi olacak ama, kendiniz olma cüretini gösterin. Bir daha yaşamayacağız, hayat tek, hepimiz biriciğiz.


Etiketler: yaşam
Nefret