26/05/2021 | Yazar: Yıldız Tar

Sivil Alan Araştırmaları Derneği’nin yeni raporu üniversitelerde LGBTİ+ kulüplerinin, kariyer ve taraftar kulüplerinin karşılaşmadığı sorunlarla karşılaştığını ve öğretim üyelerinin önyargılarını dayattığını ortaya koyuyor.

“Üniversitelerde LGBTİ+ öğrencilere saldıranlar cezasızlık ile teşvik ediliyor” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Fotoğraf: 2018 ODTÜ Onur Yürüyüşü, Yıldız Tar / Kaos GL

“LGBTİ+ etkinlikleri daha dikkat çekici oluyor. Daha fazla dikkat ediliyor. Hiçbir topluluğun etkinliklerini izlemiyorlar ama bizimkileri izliyorlar. Onları söylediği şey şu; içeride olumsuz bir şey yaşanabilir ve sizi koruyoruz. Ama etkinlik yapma isteklerimizin çoğu zaman önü kesiliyor. Onur Yürüyüşü için bize bir rota çizildi ama birkaç gün önce rotanın kısaltıldığını öğrendik, bütün dövizlerimiz kontrol ediliyordu. Güvenlikler etrafımızı sarıyordu ve açıklama yaparken güvenlikler ‘onu söyleme, bunu söyleme’ gibi müdahale ediyordu. Dağılırken bile beraber hareket etmemizi istemiyorlardı.”

Bu cümleler; Sivil Alan Araştırmaları Derneği’nin “Sivil Alan Olarak Kampüsler: Türkiye’deki Üniversitelerde 3 Temel Hak ve Özgürlük – 2021” raporundan. Ankara’da kalabalık öğrenci nüfusuna sahip köklü bir vakıf üniversitesinde okuyan Tarık, raporda üniversitesinde yapılan Onur Yürüyüşü’nde diğer etkinlik ve eylemlerde olmayan sürekli bir kısıtlamaya tabi tutulduklarını belirtiyor.

Bu ifadeler raporda yer alan LGBTİ+ öğrencilerin üniversitelerde maruz bırakıldıklarının sadece bir örneği.

Kaos GL’nin Pandemi Buluşmaları kapsamında LGBTİ+ öğrenciler ve öğrenci topluluklarıyla toplantısının çıktılarından da bahsedilen raporda genel olarak öğrencilerin kampüste etkinlik ya da eylem yapamam, kulüpleşememe, kulüplerin kapatılması, sansür, otosansür, nefret söylemi ve ayrımcılığın ifade özgürlüğüne etkileri ve disiplin soruşturmaları aktarılıyor.

Dernek, rapor için hem çevrimiçi anket hem de öğrencilerle mülakatlar yaptı. Ankete 76 farklı üniversiteden öğrenciler katıldı. Ankete katılan öğrencilerden 25’i ile mülakatlar yapıldı. Mülakatlarda öğrencilerle kampüste ayrımcılık, ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlükleri üzerine konuşuldu.

universitelerde-lgbti-ogrencilere-saldiranlar-cezasizlik-ile-tesvik-ediliyor-1

“LGBTİ+ kulüpleri, kariyer ve taraftar kulüplerinin karşılaşmadığı sorunlarla karşılaşıyor”

Araştırmacılar kariyer kulüpleri ya da taraftar kulüpleri gibi kulüplerin herhangi bir sorun oluşmaksızın açılabildiğini ancak hak odaklı faaliyet göstermek isteyen kulüplerin sayısının oldukça az olduğunu gözlemledi. Raporda bu kulüplere örnek olarak toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBTİ+ çalışmaları ve insan hakları kulüpleri veriliyor.

Kulüp kurma süreçlerinde öğrencilerin danışman hoca bulma konusunda zorlandıklarını vurgulayan rapor bir yandan da fişlenme ve yönetimden destek görmeme endişesine dikkat çekiyor. Marmara Bölgesi’nde bir devlet üniversitesinde Sosyal Hizmetler alanında okuyan Güneş, üniversitede toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ çalışmaları kulübü kurulmaya çalışılırken Ülkücü öğrencilerin saldırdığını, üniversite yönetiminin herhangi bir yaptırım uygulamadığını belirtiyor. Okulda daha önce yaşanan bu saldırının kendilerini kulüp fikri kurmaktan vazgeçmek zorunda bıraktığını söylüyor:

“Daha önceki deneyimlerden bir arkadaş bizimle bunları paylaşınca, Rektörlüğün büyük tepkisi ve disiplin suçu aldıklarını söyleyince hiç̧ girişmedik. Ben ortalaması yüksek bir öğrenciyim, bunu göze alamadım. Biz kafelerde yine buluşuruz, illa akademik ortamda olmasına gerek yok dedik ve anlaştık.”

“Öğretim üyeleri kendi önyargılarını dayatıyor”

Güneş diğer yandan öğretim üyelerinin kendi normları, önyargıları ve ahlaki değerlerini bilimsel bilgi yerine öğrencilere aktardıklarını anlatıyor:

“Özellikle sosyal hizmet gibi bir bölümde, LGBT gruplarla çalışıyoruz. Bu konuda çok geri kalmış fikirleri var hocaların. İleride bir sosyal çalışmacı, interseks bir öğrenciyi zorla ameliyata gönderebilir bu fikirlerden dolayı. Ya da eşcinsel bir danışanı kabul etmeyebilir.”

Tarık ise LGBTİ+ hakları ile çalışan resmî bir kulüp olarak “bazı etkinlikleri yaparken çekindiklerine” ve bu durumun dayanışmalarını zayıflattığına dikkat çekiyor. Akdeniz Bölgesi’nden lisans öğrencisi Ayşe ise sınıflar içerisinde din, dil ve ırk ayrımı olduğunu, dışlanmanın yoğun yaşandığını ve bunun önünde durmak isteyen öğrencilerin de yaftalandığını söylüyor ve ekliyor:

“Bunun dışında cinsiyet kimliği. LGBTİ+ bireylerin ikinci planda olduğu. Sadece öğrenciler arasında değil, hocalar arasında da. Bunu sınıfta hocaların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği üzerinden uygulanan hakaretler de görebiliyoruz. Ya da öğrencinin Kürt veya Arap olduğuin dışlanma, onlarla konuşulmaması gerektiği, onların kendilerine zarar vereceğiin sosyal ilişki kurmama eğilimi oluyor.”

“LGBTİ+ öğrencilere saldıranlar cezasızlık ile teşvik ediliyor”

Rapora göre, bütün bunların yanı sıra; muhalif öğrencilere, kadın öğrencilere, LGBTİ+ öğrencilere şiddet gösteren, baskı uygulayan, bu öğrencileri açıkça tehdit ve taciz eden, çoğunlukla sağcı, muhafazakar, milliyetçi öğrencilerin bu eylemleri cezasız bırakılıyor:

“Ya da şikâyetçi öğrencilerin ancak ısrarcı ve mücadeleci tavrı sayesinde faillere soruşturma açılabiliyor. Bir başka deyişle, çoğu durumda, öğrencilerin mağduriyeti yalnızca haklarının gaspıyla değil, haklarını gasp edenlerin cezasızlık ile teşvik edilmesiyle derinleşiyor.”

Mülakatlarda öne çıkan bir diğer konu ise ödev, tez gibi metin yazımlarında LGBTİ+, toplumsal cinsiyet, diyalektik materyalizm ve kuir teori çalışan öğrencilerin sorunlarla karşılaşması. Danışmanların tez konusunu değiştirmesini istemesi ya da bu konularda çalışan öğrencilerin danışman bulmakta zorlanması sorunlar arasında yer alıyor.

Boğaziçi direnişi

Raporda Boğaziçi direnişinden ise şu ifadelerle bahsediliyor:

“LGBTİ+ öğrencilerin nefret söylemine maruz bırakıldığı ve hedef haline getirildiği, birçok öğrencinin polis şiddetine maruz kaldığı Boğaziçi Direnişi, bu raporun yazıldığı tarihlerde 100. gününü aşmıştı. Boğaziçi Direnişiyle beraber Türkiye’deki üniversitelerde 70’i aşkın dayanışma kuruldu ve öğrenciler bugün hala düzenli aralıklarla bir araya gelmeyi ve taleplerini yinelemeyi sürdürüyor.”

“LGBTİ+ öğrencilerin ayrımcılığa uğramaması için idari önlemler alınmalı”

Raporun tavsiyeler bölümünde ise LGBTİ+ öğrencilerin ayrımcılığa uğramadan ve şiddete maruz kalma korkusu olmadan öğrencilik yaşantısını sürdürmesi için bir dizi adım atılması gerektiği belirtiliyor. Rektörlüklerin ve akademik kadroların toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelimlerin çeşitliliği konusunda eğitimden geçmesi, bu alanda çalışan öğrenci kulüp ve STK’larına danışmaları bu adımlar arasında yer alıyor. Raporda yer alan diğer tavsiyeler ise şöyle:

“Öğrencilerin atanmış toplumsal cinsiyetleriyle değil, beyan ettikleri toplumsal cinsiyetleriyle anılması, ölü isimlerinin kullanılmaması, trans öğrencilerin öğrenci kimliklerinin atanmış̧ kimliklerine dayanarak hazırlanmaması, derslerde ve üniversite çapındaki etkinliklerde katılımcıların cinsiyet zamirinin sorularak toplumsal cinsiyet kimliklerinin beyanında varsayımlara dayanılmaması gibi davranışların akademik ve idari kadroca benimsenmesi gerekmektedir.

“Öğrenci kulüpleri ve topluluklarıyla gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, LGBTİ+ öğrencilerin, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına yönelik tartışmaların olduğu dönemde, sözleşmenin yalnızca kadınlar için değil LGBTi+’lar için de hayati bir önem taşıdığının sivil toplum tarafından yeterince vurgulanmadığını, bu nedenle zaman zaman yalnız hissettiklerini de not düşmekte fayda var.”

Rapora ulaşmak için tıklayın.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, eğitim
Bayram