21/09/2010 | Yazar: Ozan Gezmiş

Osman Sınav’ın yeni televizyon dizisi, Kılıç Günü’nün geçtiğimiz gün ilk bölümü yayınladı.

Ozan Gezmiş | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ozan Gezmiş
Osman Sınav’ın yeni televizyon dizisi, Kılıç Günü’nün geçtiğimiz gün ilk bölümü yayınladı. Kendi seyirci kitlesini çok şaşırtmayacak bir konuya sahip olduğu düşünülen dizi, ilk bölümünde yer alan ve haberlere konu olduğu şekliyle “eşcinsel yatak sahnesi” ile birden bire tartışma konusu oldu. Eşcinsellerin bir dizide ilk defa yer aldığı belirtilen, bundan sonra Rtük’ün ne yapacağına dair yorumlarla adeta Rtük’e müdahale çağrısında bulunulan pek çok haber yapıldı.
 
Eşcinseller “ilk” kez mi televizyonda?
Yerli yapım dizilerde eşcinsel karakterlerin olması çok fazla karşılaşılan bir durum değil ancak Asmalı Konak, Bir İstanbul Masalı ve son olarak da Mükemmel Çift dizisinde eşcinsel karakterlere az ya da çok yer verildi. Kılıç Günü dizisini farklı kılan ise ilk kez bir eşcinsel karakterin dizide yer alması değil, daha ‘mahrem’ olarak görülen ve doğrudan cinselliği çağrıştırabilecek bir yatak sahnesinde eşcinsel bir çiftin gösterilmesiydi. Karakterlerin karikatürleştirilmemiş olması açısından beğenilen bir sahne olmasına karşın Osman Sınav’ın yaptığı açıklamayla aslında amacın farklı olduğu ortaya çıktı.
 
Osman Sınav yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Ahlâksızlık propagandası yapmıyor, aksine o tip insanların profilini sergiliyoruz. Bu kişiler ve ahlâksızlıklarını gösterebilmek için ahlak sınırları dışına çıkmadan bir şeyler yapmak zorundayız” İlk okunduğunda akıl almaz gibi gelen bu cümlelerin ırkçı, cinsiyetçi ve heteroseksist dizilere imza atan birisi tarafından söylendiği düşünüldüğünde fazla bir şaşkınlık yaratmadığını düşünüyorum.

Çeteli ve mafyalı dizileriyle şiddeti ve ölümü kutsayan bir yapımcının ahlak çelişkisini belki çok görmemek gerekir ancak kendi kurguladığı ahlak senaryolarına toplumun bir kesmini rencide edip, mevcut ayrımcılıkları arttıracak şekilde açıklamalarla dahil etmesi kabul edilemez bir durumdur. Nefretin ahlakla yoğrulması ve her fırsatta önümüze çıkarılması aslında hepimizin soluğunu kesmek amacındadır.
 
Ahlak bekçileri çoğalıyor!
Ayrımcılık yasaklarının olmadığı, demokratik taleplerin dikkate alınmadığı ülkemizde herkesin herhangi bir grubu hedef alarak açıklamalarda bulunması gayet doğal karşılanabiliyor. Sistemin sözcüsü olanlar için ahlak bekçiliği yapmak kimi zaman diziler, filmler çekerek gazetelerde böylesine demeçler vermek, kimi zamanda ise toplumun yüksek ahlakını korumak amacıyla “ahlaksız”ları temizlemek şeklinde olabiliyor. Ayrımcılığı meşru kılmak sihirli birkaç kelimeyle mümkün oluyor: ahlak, aile, çocukları korumak…
 
Sesimizi yükseltmediğimiz ölçü de ‘ahlakçı’ların sayısının artacağını öngörmek güç değil. Hayatlarımızı bu kıskançtan kurtarmak ise kendimizi toplumun her kesiminde göstermekten geçiyor.
 
Birlikte özgürleştiğimiz bir dünya yasaklamalara, engellemelere rağmen “buradayız” diyebilmekle ve dayatılan, baskıcı olan her türlü ahlakı reddetmek ile mümkün olacak…
 
Dayattığınız ahlakınız sizin olsun!
 

Etiketler: medya
Nefret