13/05/2011 | Yazar: Alp Biricik

Türkiye’de gündelik hayatın akışı “biraz” ailenin huzuru ve mutluluğunu korumak ve kollamak üzerinden kurgulanır.

Türkiye’de gündelik hayatın akışı “biraz” ailenin huzuru ve mutluluğunu korumak ve kollamak üzerinden kurgulanır. Mahrem alana konuşlandırılmış aile, hayal edilen “ideal” kamusal alanın saygınlığını korumak için gereklidir. Mutlu ve sağlıklı aile yapısı topluma çeki düzen verir, der büyüklerimiz. Beden üzerinden üretilen ahlak ve namus söylemleri, saygın ailenin alanından “normal” cinselliğin ve toplumsal cinsiyet çarklarının nasıl kesişmesi gerektiğine dair hayatın sınırlarını çizer. Aile saygın bir kurumumuzdur ve aile albümleri, bu yapının mutlu ve önemli anlarını biriktiren özel arşivler niteliğindedir.
   
Kanımca, sıradan “orta” sınıf bir ailenin fotoğraf albümüne bakmak düzcinselliğin kamusal-özel arasında yayılan normalleşme süreçlerini okumak için iyi bir başlangıç noktasıdır. Örneğin düzcinselliğin kamusal alanda onaylanma törenleri (söz, nişan ve düğün) ve aile eşrafıyla beraber çıkılan tatil fotoğrafları, ailenin mutluluğunu geçmişten geleceğe taşıyan belgelerdir. Ancak bu resimlerde hep bir eksik vardır. Esas mutluluk, aileyi “gerçek” aile yaptığı varsayılan çocukların albüm sayfalarına eklenmeleriyle başlar. Hele bir de çocuk “erkek” olarak doğmuşsa ailenin mutluluğuna diyecek yoktur. “Erkek adam” olurken çekilen sünnet fotoğrafları ve asker yemin törenindeki kareler, ailenin gurur tablosunu oluştur.
 
Mutsuz anların aile albümünde yer alması sakıncalıdır. Siz hiç cenaze evinde topluca çekilmiş herhangi bir aile fotoğrafını ya da kocasından dayak yiyen kadının yaşadıklarını resmeden bir fotoğrafı aile albümünde gördünüz mü? (Benzer bir tartışma için bakınız Ali Baydaş. Eylül 2007. "Neden Fotoğraf Çekiyoruz?", Antikapitalist. s.29. http://sosyalistisci.org/si/pdf/antikapitalist5.pdf
Kol kırılır yen içinde kalır, der büyüklerimiz. Aile içinde yaşanan acı ve travmalar, albümlerin saygın, mutlu ve huzurlu sayfalarında değil belleğimizde ve bedenimizde yer alırlar.
 
30 Ekim 2010’da Almanya’da yayınlanan Der Spiegel dergisinin “Generaller için Porno” başlıklı haberi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Türkiye’de zorunlu askerliğe alınma sürecinde eşcinsel erkeklerin yaşadıklarını tekrar gündeme getirdi. Habere göre, askeri kurumlar eşcinsel erkeklerden askerliğe elverişli olmadıklarının ispatı için cinsel ilişki anında çekilmiş fotoğraf ve/veya video kayıtları istiyor ve elde edilen “veriler” arşivlerde saklanıyordu.[1] Haberi takiben 13 Kasım’da TSK, Alman Basın Konseyi’ne şikayette bulundu ve haberde bahsi geçen görsel kanıtlama yöntemlerinin uygulanmadığını iddia ederek “resmi” ağızdan tartışmaya son noktayı koydu.[2] Bir başka deyişle, ne böyle bir uygulama vardı ne de böyle bir arşiv. Sanki cenaze evinde çekilmeyen fotoğraf kareleri gibi, yoktular. Militarist söylem “kendi” hakikatinin varolmadığını iddia ettiği arşivler üzerinden, kamusal saygınlığına zeval gelmeyecek bir şekilde tekrar savundu. Ancak bu tartışmalar esnasında, 9 Kasım’da Avrupa Birliği Komisyonu’nun “2010 Türkiye İlerleme Raporu”nda fotoğraf konusu ele alındı. TSK’nın, eşcinselliğini açıklayan kişileri “psikoseksül bozukluk” kapsamında sınıflandırmasını ve gerektiğinde fotoğrafik kanıt ve bazen de aşağılayıcı başka tıbbi tetkiklerle ispat etmelerini eleştirdi.[3] Tartışmaları 11 Aralık’da OdaTV’nin web sitesinde “Dünyanın En Büyük Porno Arşivi TSK’da” başlığıyla tekrar gündeme getirmesi, kısa süreliğine de olsa başka bir tartışmayı gündeme getirdi: Eşcinsellik askerlik yapmaya engel midir değil midir?[4]
 
Tartışmalarda pek dile gelmeyen ispat sürecindeki diğer uygulamalara -örneğin Der Spiegel’in makalesinde kısaca değinilen rektal muayene uygulamalarına- TSK’nın herhangi bir cevabı olmadı. Özünde cinsel yönelimi tesbit etmeyi amaçlamayan psikolojik kişilik testlerinin uygulanması -örneğin “Minnesota Çok Yönlü Kişilik Testi”, ve bazen askeri tıp otoriterlerinin rapor için başvuran kişileri askeri hastanelerin “pembe koğuş” adıyla anılan bölümlerinde bir-üç hafta arası gözlem altına alması yöntemleri tartışılmadı. 
 
Son yıllarda “çürük raporu” veya “pembe tezkere” adıyla yaşanan şiddetin, gerek sivil toplum gerekse akademik yayın[5] ve eylemlerinde[6] tartışılıp görünürlük kazanması umut verici. Vicdani reddin Avrupa Birliği uyum süreciyle yasallaşmasını desteklemenin yanısıra; hakikat, deneyim ve gerçeklik arasında kurgulanan (resmi) bellek kurgularına karşı başka neler yapmak gerekiyor? Kanımca bir yöntem, kamusal alanda “öteki” sayılanların deneyimlerinin görünürlük kazanması için karşı-bellek çalışmalarına hız vermek. Bunun içinse daha çok biraraya gelip konuşmak ve hem mutlu hem de mutsuz anlarımızı biraraya getiren yeni albümler oluşturarak kamusal ve özel varsayılan alanların arasında normların pek işlemediği noktalarda yeni yerler açmak gerekiyor.
 
Not: Yazının hazırlık aşamasındaki yorumları için Hilal Özçetin’e teşekkür ederim.
 
* Doktora öğrencisi, Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Bölümü, Linköping Üniversitesi – İsveç


[1]        Maximilian Popp. 30 Ekim 2010. Pornos für den General. Der Spiegel.  http://www.spiegel.de/spiegel/0,1518,726903,00.html.
[3]        European Commission [Avrupa Komisyonu]. 09 Kasım 2010. Turkey 2010 Progress Report [2010 Türkiye İlerleme Raporu]. Syf: 30. http://ec.europa.eu/enlargement/pdf/key_documents/2010/package/tr_rapport_2010_en.pdf.
[4]        Ali Güven. 11 Aralık 2010. Dünyanın En Büyük Porno Arşivi TSK’da. OdaTV. http://www.odatv.com/n.php?n=dunyanin-en-buyuk-porno-arsivi-tskda-1111101200.
[5]        Nil Mutluer (ed.). 2008. Cinsiyet Halleri: Türkiye'de Toplumsal Cinsiyetin Kesişim Sınırları, İstanbul: Varlık; Lambda-Istanbul. 2006. Ne Yanlışız Ne de Yalnızız: Bir Alan Çalışması, Eşcinsel ve Biseksüellerin Sorunları. İstanbul: Berdan Matbaacılık; Özgür Hevval Çınar ve Coşkun Üsterci (ed.). 2008. Çarklardaki Kum: Vicdani Red, Düşünsel Kaynaklar ve Deneyimler, İstanbul: İletişim Yayınları.
[6]        Lambda İstanbul. 21.05.2009. Hakem Halil İbrahim Dinçdağ’a Destek Eylemihttp://www.lambdaistanbul.org/s/etkinlik/hakem-halil-ibrahim-dincdaga-destek-eylemi/; Savaş Karşıtları. 09 Aralık 2005. İzmir: Ne Anal Muayene, Ne Çürük Raporu. http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=8&ArsivAnaID=30025.


Etiketler: insan hakları, askerlik
Nefret