20/03/2007 | Yazar: Kürşad Kahramanoğlu

‘Bay Cuma siz istemeseniz bile eşcinseller Mimarsinan’da da, AKP’de de var. Bay Emin çok canınızı sıksa da eşcinseller Hürriyet Gazetesi’nde de, Danıştay’da da, orduda da var.

‘Bay Cuma siz istemeseniz bile eşcinseller Mimarsinan’da da, AKP’de de var. Bay Emin çok canınızı sıksa da eşcinseller Hürriyet Gazetesi’nde de, Danıştay’da da, orduda da var. Tarih bize gösteriyor ki; her ne kadar sizin gibi homofoblar varken saklanmak ve gizlenmek zorunda kalıyorlarsa da olmaya da devam edecekler. Gelin nefreti bir kenara bırakın, Türkiye’nin ‘Nefret Cinayetlerine’ son verebilmesi için KAOS GL’nin başlattığı kampanyaya bir imza da siz atın.’ Kürşad Kahramanoğlu’nun kaleminden.

3 Mart 2007 Cumartesi günü Emin Çölaşan Hürriyet’teki köşesinde şöyle yazdı:

‘…AKP'li Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik, dinleyici topluluğuna aynen şunları anlatıyor:

- Başkan: "Kaymakam Bey, Kuşadası'nda kaymakamlık yaptı. Orada bir efe var, müthiş Atatürk hayranı. Atatürk deyince adam hemen ayağa zıplıyor, selam duruyor. Şöyle oluyor böyle oluyor filan. Şimdi gün oluyor harman oluyor, Atatürk'ün yolu Aydın'a düşüyor. Kuşadası'na. Şimdi efe de, istasyon meydanında çayhanesi var. Atatürk deyince adamın aklına böyle iriyarı, böyle palabıyıklı, ne bileyim üniforması filan, her şeyi ile böyle dev gibi bir adam hayal ediyor. Süslüyor dükkanını. İstasyona iner inmez ona çay kahve ikram edecek. Bekliyorlar. Şimdi tren geliyor, yavaş yavaş yanaşıyor. Bizim efe her şeyi ile hazır vaziyette. Trenden inecek o güçlü, heybetli, cüsseli adamı bekliyor şimdi. İniyor kısa boylu bir adam. Bıyık mıyık da yok.

— Dinleyenler: Ha ha haaa... (Gülüyorlar.)

— Başkan: Efe yıkılıyor bir kere şimdi. Olsun diyor, yüreği büyüktür bizim Ata'nın diyor. Sesi mesi gürdür şimdi filan. Tabii o zamanlarda televizyon melevizyon yok. Sesini filan bilmiyorlar. Konuşuyor. Sesi cılız bir adam. Eyvah, efe bir daha gidiyor.

— Dinleyenler: Ha ha haaaa... (Gülüyorlar.)

— Başkan: Bütün hayaller suya düşüyor yavaş yavaş. Olsun diyor, yüreği şeydir, büyüktür diyor. Geliyor şimdi. Ne içersiniz sayın paşam? Kahve diyor. Nasıl olsun? Şekerli olsun diyor. Yapma be paşam diyor. Böyle yığılıyor herif.

— Dinleyenler: (Gülüşüyorlar...)

— Başkan: Ha ha haaa... Bunu da mı yapacaktın bana diyor. Ha ha haaa... Efendim özür dilerim, o yörede şekerli kahveyi ibneler içermiş... Ve bizim adam orada düşüp bayılıyor... Ha ha haa... Hi hi hiiii..."

* * *

Bir kamu görevlisinin, AKP'li belediye başkanının "mizah" anlayışından size küçük bir örnek! İlk cümlesinden anlaşıldığı kadarıyla yanında devletin kaymakamı da var. Herhalde o da sesini çıkarmıyor, belki de kahkahalarla eşlik etmekten utanmıyor.

Adam tümüyle yutturuyor. Kuşadası'nda tren olduğunu, istasyon olduğunu söylüyor. Kuşadası'na tren getiriyor!

Ama daha da önemlisi, Atatürk'ü hangi iğrenç ve aşağılayıcı kavramla özdeşleştirdiği!..’

Bir yanda İstanbul Mimarsinan’ın AKP’li Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik öte yanda Türkiye’nin en büyük gazetesinin köşe yazarlarından Emin Çölaşan. Nasılda aynı dili paylaşıyorlar? Birbirlerine olan sözde muhalefetleri ne olursa olsun nasılda anlaşıyorlar? Türkiye’nin bu iki aydınını(!) birleştiren cehalet, önyargı ve nefrete ne buyrulur?

Güya birisi hiciv yolu ile Atatürk’ü aşağılamaya ötekide savcı ve Adalet Bankına şikâyet yoluyla müdafaa etmeye çalışıyor ama eşcinsel imasında bulunmanın bir hakaret olduğundan ikisinin de şüphesi yok! Atatürk’ün cinselliğinin bir milletin kaderini değiştirmek için yaptığı Belediye Başkan’ına göre kötü, köşe yazarına göre iyi, şeylerle ne alakası var? Acaba bu iki şahsiyetin yatak tercihlerimi onları böyle kazmalaştırıyor?

Bu iki memleket kurtaran, idare eden, kamuoyu oluşturan aydın(!), Gazeteci Baki Koşar adını duydu mu? Evine ilişki kurmak için gelen ve Baki Koşar’ı 32 yerinden bıçaklayarak öldürüp sonra evinden hırsızlık yaparak kaçan katilin müebbet cezasından ‘ağır tahrik var’ diye ciddi indirim yapan mahkemeden haberleri var mı? ‘…şekerli kahveyi ibneler içermiş…’ gibi bilimsel(!) gözlemlere takılıp birbirleriyle kavga ediyormuş gibi yapacaklarına eşcinsel oldukları için katledilen insanların katillerin cezalarından ‘ağır tahrik var’ diye indirim yapmanın kamu vicdanını yaralayacağını, yarılamıyorsa yaralaması gerektiğini; aksi takdirde Türkiye’de insan hakları konusunda ciddi sorunlar olduğunu anlatıp yazsalar ya.

Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik’in partisi iktidarda; yarın değişse ve Hürriyet’in köşe yazarı Emin Çölaşan’ın istediği, beğendiği düşünce iktidar olsa, ne değişecek? Sadece ezenler değişecek, ezilenler aynı. İkisi de maganda; birisi imam nikâhından sonra ötekisi ise resmi nikâhtan sonra havaya kurşun sıkıyor. Vurulanlar düğüne davet bile edilmemiş olan biz balkondan seyredenler.

Türkiye’de ki bütün imza atabilenleri KAOS GL’nin başlattığı, gazeteci Baki Koşar'ın cinayet zanlısının yargılandığı davada mahkemenin ağır tahrik indirim uygulamasını protesto eden kampanyasına imza vermeye davet ediyorum: www.kaosgl.org

Bay Cuma siz istemeseniz bile eşcinseller Mimarsinan’da da, AKP’de de var. Bay Emin çok canınızı sıksa da eşcinseller Hürriyet Gazetesi’nde de, Danıştay’da da, orduda da var. Tarih bize gösteriyor ki; her ne kadar sizin gibi homofoblar varken saklanmak ve gizlenmek zorunda kalıyorlarsa da olmaya da devam edecekler. Gelin nefreti bir kenara bırakın, Türkiye’nin ‘Nefret Cinayetlerine’ son verebilmesi için KAOS GL’nin başlattığı kampanyaya bir imza da siz atın.
Kaynak: Birgün
*Konuyla ilgili haberler:
[["Nefret cinayetine ödül"ü protesto]]

Etiketler: insan hakları, nefret suçları
Dijital