15/10/2021 | Yazar: Seyhan Arman

Madem kendimi seviyorum o apartmanın son katına asla çıkmayacağım.

Apartmanın son katı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Bakıyorum ve baktıkça nefret ediyorum kendimden, bedenimden. Bu ellerin çirkinliği, bacaklarımdaki kaslar, aynada gördüğüm yüzüm, yeşilimsi gri sakal hattım, dümdüz dudaklarım iğrendiriyor beni adeta. Günde iki kere traş oluyorum üç bıçaklı jiletle ama yine de gitmiyor o tiksindirici hat. Bu kadar nefret ederken bedenimden nasıl oluyor da hâlâ onun içinde yaşıyorum bilmiyorum. Kırmızı kiremitlerden yapılmış gökyüzüne kadar uzanan dar yuvarlak penceresiz bir kulenin içinde gibi hissediyorum kendimi. Nasıl oluyor da nefretimin verdiği hırsla yumruklaya yumruklaya yıkmıyorum duvarları hayret ediyorum. Bu hırs beni agresifleştiriyor, kendimden alamadığım hırsımı etrafımdan çıkartıyorum. Özellikle de annemden. Biliyorum, görüyorum ona eziyet ettiğimi, hatta bazı geceler yaptıklarımın üzüntüsü ile ağlamaktan uyuyamıyorum bile ama sabah olduğunda yeniden devam ediyorum işkenceye. Bir ses fısıldıyor bana uğultuyla yapma diye ama dinlemiyorum, dinleyemiyorum dediklerini. Bazen o kadar ileri gidiyorum ki çıplak ellerimle boğasım geliyor annemi. Babama karşı neden yok bu öfke bilmiyorum. Belki de annem olmasaydı bende olmazdım bu hayatta ve bu kadar kendime nefretle yaşamak zorunda kalmazdım diye düşünüyorum. Belki de başka bir hayatta doğardım ya da babamın yattığı başka bir kadından doğar ve onların kombinasyonunda daha güzel bir çocuk olurdum. Ya seveceğim bir bedene sahip olurdum ya da olduğum bedenle uyum sağlayacak bir kafaya sahip. Aslında biliyorum anneme haksızlık ettiğimi ama kendimi alıkoyamıyorum bu tutumumdan. Ben de biliyorum asıl nefretimin kendime olduğunu. Bir yandan da seviyorum kendimi galiba; yoksa bu kadar nefret ederken bu bedenden en üst katına çıkıp çoktan atlamış olmalıydım apartmanın. Üfff aklım karışık. Kabul edemiyorum kendimi bu görünüşle. Değişirsem de başıma geleceklerden korkuyorum. Sokağa çıktığımda üzerime dikildiğini düşündüğüm bakışların sayısı artacakmış gibi geliyor. Daha çok kişi anlayacak bedenimden nefret ettiğimi. Bu defada oldurmaya çalıştığım bedenin bana uymadığını, neden öyle olmaya çalıştığımı anlamayacaklar ve benim sırf onlar anlasın diye bunu bütün ömrümde anlatmaya niyetim yok. Geçen gün bir video izledim Youtube'da ve benim gibi olan birisini konuşurken dinledim, hem doğduğu hem de olduğu şeyden gayet memnun görünüyordu. Doğduğu şeyden benim gibi tiksinmiyormuş ama şu an olduğu şeyi arzuladığı için bu değişimi bitirmiş kafasında. Çok mutluyum diyordu. Nasıl olabilir bu diye düşündüm. Kendimi düşünüyorum ve nefret ediyorum bedenimden ama olmak istediğim görünüşten de yaşayacağım zorluklardan sebep korkuyorum. Ve tabii ya istediğim gibi olmazsa, ya hayal ettiğimin tersi çıkarsa, ya ameliyatlar yanlış olursa ya diğer memnun olmayanlar, diğer mutsuzlar gibi olursam diyorum. Ve evet korkuyorum. Bu kararsızlıktan da korkuyorum, hareket edememekten de korkuyorum. Sanki ayaklarıma beton kalıp dökmüşler ve ben ne ileriye ne de geriye doğru gidemiyorum. Çakılı kalmışım olduğum yere bas bas bağırıyorum. Öyle avazım çıktığı kadar bağırıyorum, ama kimse duymuyor. İmdaaattt! Beni kurtarın bu durumdan, bana yardım edin. Her geçen gün harlanan kendime nefretimi en azından köz haline getirin. Çıt yok. Bütün insanlar sözleşmiş ve beni duymamaya karar vermişler. Belki de annem tembihledi herkesi. Yoksa anneme yaptıklarımı görüp benden intikam mı alıyorlar? Ama bunu ben istemedim ki. Ne böyle olmayı ben istedim ne de bedenime beslediğim bu nefreti. Varsa bir bildiğiniz söyleyin, bulduysanız yolunu bana da gösterin.

Çok boş konuştuğunu düşündüğüm yakın bir arkadaşıma bir kriz anında anlattım duygularımı "Saçmalama be, bedenin değil hissettiklerin önemli" dedi. "Böyle görünsen ne şöyle görünsen ne fark eder? Sen önce olduğun şeyi kabul et bence. Hem beden değil ruh önemli değil mi? O zaman ruhunu dinle, onun olduğu şeyi okeyle sonra bedeninle uğraşırsın" dedi. Önce çok anlamadım zırvalıyor diye düşündüm. Beni anlamıyorsun, sen bedeninle barışık olabilirsin ama ben değilim, istemiyorum, nefret ediyorum diye ağlamaya devam ettim. Kriz geçip kendimle baş başa kaldığımda biraz düşündüm ve aslında beni anlamadığı için değil farklı baktığı için o rahatlıkta olduğunu düşündüm. Eğer bütün translar benim gibi bedeninden nefret ediyor olsaydı videosunu izlediğim o trans bu kadar mutlu, kendinden emin ve atlatmış görünemezdi. Demek ki bedeninden nefret etsen de etmesen de bunu aşmanın başka bir yolu olmalı. Gittiğim yolu değiştirmeliyim belki de. Gittiği yolu değiştiremeyip, hiç kimseye anlatamadan içinde kopan fırtınaları, apartmanın son katından kendini aşağıya bırakmış çok trans olmuştur. Benden farklı olarak hem bedeninden nefret edip hem de kendini sevememiş yüzlercesi. Yok yok ben kararımı verdim değişecek bu gittiğim yol; madem bunu başaranlar var ben de başaracağım. Madem kendimi seviyorum o apartmanın son katına asla çıkmayacağım. Ya öğreneceğim yeşilimsi gri sakal hattımı görmemeyi, ya da barışacağım onunla. Boş konuştuğunu düşündüğüm arkadaşımın dediği gibi: "Lazere girmek 100 lira kız ne kasıyorsun?"  Kasmayacağım artık! Nasıl görünürsem, nasıl hissedersem hissedeyim kasmayacağım. Saldırmayacağım bir başkasına, nefreti sileceğim beynimden. Evet, evet kendimde bu gücü görüyorum artık. Kendime not olsun: değiştireceğim gittiğim yanlış yolu.

**KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: yaşam
Telegram