07/09/2010 | Yazar: Sarphan Uzunoğlu

Saldıray Berk’i tanır mısınız? Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanarak, Erzurum 2.

Sarphan Uzunoğlu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Sarphan Uzunoğlu

Saldıray Berk’i tanır mısınız? Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanarak, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunulan ve mahkeme tarafından kabul edilen iddianamede, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, silahlı terör örgütünün lideri olarak gösteriliyor. Işık Koşaner’i tanır mısınız? Türkiye’deki yerleşik sapkın devlet sisteminin yeni ağası Koşaner. Peki Koşaner’in adını nereden hatırlıyoruz? Koşaner Berk’i yargılanacağı dönemde süresiz olarak göreve atayan “korumacı” komutan. 

Hasan Cemal’in sık sık kullandığı bir tanım var. Türkiye’nin birincil probleminin “Asker problemi” olduğunu söylüyor Cemal. Haksız da değil. Durumun adını koymakta bir fayda varsa eğer Kürt Sorunu’ndan Ermeni Meselesi’ne her şeyin altından onlar çıkıyor, askerler. Tam bu noktada ise bize sorular sormak düşüyor. Türkiye’nin kağıt üstünde memur pratikte patron olan bu figürlere ne kadar ihtiyacı var ve bu figürler ülkenin hareket etme noktaları üzerinde ne kadar etkin?

Yine aynı Hasan Cemal’in 2 Kasım 2009 tarihli Tecrübe Konuşuyor isimli programda söyledikleri ise asıl ilgimizi çeken nokta olmalı. 1979′u 1980′e bağlayan gece dönemin Genelkurmay üst düzey komutanları, yine dönemin cumhurbaşkanı olan Fahri Korutürk’e bir mektup veriyor. Mektubun içeriği belli: “Memleketin hali kötüye gidiyor. Aşağıdaki durumların sağlanmaması halinde yönetime el koyacağız”. O zamanlar internet olmadığından muhtıra olayı böyle gerçekleşiyor. Dönemin iktidar partisi kurmayları buluşuyor ve konuşuyorlar. Formül belli, komutanlar erken emekliye sevk edilecek. Yani Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir hükümet yetkisini kullanacak. Bir çatlak ses çıkıyor ve diyor ki: “Eğer böyle bir şey yaparsak 27 Mayıs’ı tekrar yaşarız”. Gözler Demirel’e dönüyor ve Demirel bu çözümden vazgeçmeyi öneriyor.

Yıl 2010. Genelkurmay atamaları. Herkesin AKP kendine yakın adam atadı diye kendini parçaladığı günler. İlker Başbuğ’un oğlunun PKK’li olduğu iddia edilen biriyle çekilen fotoğraflarıyla konuşuluyor. Balyoz planı ortada. Tüm kozlar hükümetin elinde; ama YAŞ kararları açıklanıyor ve AKP sadece ciddi iddianamelerde adı geçen bir kişinin atamasına engel olabiliyor.

30 yılda Türkiye Cumhuriyeti’nin aldığı yol bu kadar. 30 yılda bir komutan boyu mesafeyi zor kat etmişiz. Genelkurmay Başkanı Ergenekon sanıklarını askeri yetkilere dayanarak koruduğu belgelerle tescil edilmiş biri. Bundan sonra gelecek komutanlar ve kimlikleri ortada.

Sivil ve askeri yargı ikilemimiz yine ve hep devrede.
1990′lardaki askerler hâlâ soruşturulmuyor, faili meçhuller görmezden geliniyor.
Ama kimse askere kızmıyor, çünkü asker “kutsalları”.

Bir dakika uzaklaşın ve düşünün. Acaba bu ülkenin ümüğünü sıkan yıllardır tepelerinden inmediğiniz Kürtler, Ermeniler ve Solcular değil de sizin ordunuzun ta kendisi olmasın?
 

Etiketler: insan hakları, askerlik
Nefret