10/09/2022 | Yazar: Anjelik Kelavgil

Çankaya’nın temsil ettiği bazı değerler ve bu değerler etrafında kimi politik yaklaşımlar açısından lokomotif bir ilçe olarak görünmesi; zihinlerde Çankaya’nın LGBTİ+’lar açısından yaşanabilir bir ilçe olduğu imajı çizse de, LGBTİ+’lar açısından Çankaya kötünün iyisi mertebesinden öteye gidememektedir.

Başka bir Çankaya mümkün! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Türkiye genelinde yaygın kamu refleksine dönüşen LGBTİ+ karşıtı politikaların pilot uygulama bölgesi haline gelen Ankara; 2017 LGBTİ+ etkinlik yasaklarıyla şehrin hafızasından LGBTİ+’ları silmeye çalışan bir yönetişim anlayışıyla gündeme geldi. Yasakların yarattığı baskıyı gündelik hayatın her alanında deneyimleyen Ankara lubunyası, şehrin hafızasından silinme gayretine bir yanıt olarak bu süreçte yeni derneklerle örgütlenmeye ve varoluşunu sergilemeye devam etti. LGBTİ+ yasakları henüz mahkemeden dönmeden tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi koşulları, LGBTİ+’lara yasak olan şehri herkes için yasaklı bir hale getirdi.

Ankara’nın LGBTİ+’lar açısından köklü bir tarihine ve bu köklü tarihin hem merkezi otoriteyle hem de yerel yönetimlerle ilişkisine bakıldığındaysa Çankaya ilçesinin tüm bu tarihin aktığı ve yaşandığı bir ilçe olarak şehrin belleğinde yer ettiğini görüyoruz. Çankaya’nın temsil ettiği bazı değerler ve bu değerler etrafında kimi politik yaklaşımlar açısından lokomotif bir ilçe olarak görünmesi; zihinlerde Çankaya’nın LGBTİ+’lar açısından yaşanabilir bir ilçe olduğu imajı çizse de, LGBTİ+’lar açısından Çankaya kötünün iyisi mertebesinden öteye gidememektedir.

Ülke çapında artış gösteren sağ popülizmin gerici politikalarının açık hedefinde olan LGBTİ+’lar; kendini bu politikaların dışında gören kurum ve kuruluşlar açısından ise bir görünmezlik ve yok sayılma cenderesiyle sınanmaktadır. Bunun en somut örneklerini ise muhalif belediyelerin LGBTİ+ politikalarında görüyoruz; LGBTİ+’lar açısından bir tarafta varlığın inkârı söz konusuyken, diğer tarafta ise LGBTİ+’ların görünmezleştirildiği, yok sayıldığı uygulamalara şahit oluyoruz.

Bu genel çerçeve içerisinden bakıldığında Çankaya ilçesinin LGBTİ+’lar açısından var olunabilir, yaşanabilir bir ilçe olduğuna dönük algının bir illüzyondan ibaret olduğu söylenebilir. Bu algının bir illüzyondan ibaret olduğunu gösteren en güncel araştırma ise 17 Mayıs Derneği tarafından yapılan ve “Çankaya Kent Masalları” olarak kamuyla paylaşılan “Ankara’da Çankaya İlçesinde Yaşayan/Çalışan LGBTİ+’ların Sağlık Alanında ve Sağlık Hizmetlerine Erişimde Yaşadıkları Sorunlar, Gereksinimleri, Beklentileri ile Çankaya Belediyesine Öneriler: Anket/Görüşmeler ve Çalışma Raporu” içerisinde yer alıyor.

Çankaya Kent Masalları

Rapor; 59 sorudan oluşan ve SurveyMonkey üzerinden gerçekleştirilen ankete katılan 100 kişi ve derinlemesine mülakat yapılan 15 kişinin deneyimlerinden oluşuyor. Bu 115 kişinin “profil dağılımı göz önünde bulundurulduğunda, katılımcı sayısının, istatistiki olarak ana kütleyi temsil etme gücü”[1] olduğu görülüyor.

Birinci kısmında LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık talepleri ve Çankaya’da yaşama/çalışma deneyimlerine dair memnuniyeti ölçen rapor; ikinci kısmında ise LGBTİ+’ların Çankaya ilçesinde sağlık hizmetlerine erişimi ve karşılaşılan zorlukları ölçüyor.

Çankaya ilçesinin LGBTİ+’lar açısından varolunabilir bir ilçe olduğuna dair illüzyonu ortadan kaldıran sonuçlar ise LGBTİ+’ların Çankaya’da yaşama/çalışma deneyimlerinden memnun olup olmadıkları; kendilerini Çankaya ilçesinde güvende hissedip hissetmedikleri ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliğine dair ne derece açık olabildiklerini ölçen sorulardan anlaşılıyor. Rapora göre “Araştırmaya katılan LGBTİ+’ların neredeyse yarısı Çankaya’da LGBTİ+ olarak yaşamak ve çalışmaktan memnun değil ya da kısmen memnun. Yarısından fazlası (yüzde 72) Çankaya’da kendini güvende hissetmiyor ya da kısmen güvende hissediyor. Toplumsal ön kabuller ve varsayımların aksine; LGBTİ+’lar Çankaya ilçesinde güvensizlik içerisinde yaşamak ya da çalışmak zorunda kalıyor.”[2]

Çankaya’da yaşamak ya da çalışmaktan memnu olmayan ve kendini Çankaya ilçesinde güvende hissetmeyen LGBTİ+’lara Çankaya’da yaşama - çalışma deneyimlerini ne derece açık kimlikli yürüttükleri sorulduğundaysa ortaya çıkan sonuçlar LGBTİ+’lar açısından şaşırtıcı olmazken; LGBTİ+ olmayan Çankayalılar açısından şaşırtıcı olabilir. “Çankaya’da yaşayan ya da çalışan LGBTİ+’ların büyük çoğunluğu, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı kendilerini koruma altına almak için cinsel yönelim/cinsiyet kimliklerini gizlemek zorunda kalıyor. Araştırmaya katılan sadece 5 kişi (yüzde 6,17) kimliğini hiçbir zaman gizlemek zorunda kalmadığını belirtti. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğini ifade edebilmenin, ifade ettiğinde herhangi bir suçlama, yaptırım ya da kınama ile karşılaşmanın uluslararası insan hakları ve LGBTİ+ hakları açısından en gelişkin metinlerden olan YOGYAKARTA İlkeleri ışığında LGBTİ+’ların bir yerde eşit haklara sahip olup olmadığını anlayabilmek açısından önemli bir gösterge olduğunu da düşünürsek; LGBTİ+’ların Çankaya’da toplumun geri kalanıyla eşit olamadığını ve LGBTİ+’ların Çankaya’da kimlikleriyle yaşayamadığını ya da çalışamadığını söyleyebiliriz.”[3]

Raporun yukarıda bahsedilen noktalarına bakıldığında Ankara’nın Çankaya ilçesinin LGBTİ+’lar açısından güvenli bir kent olmadığı, LGBTİ+’ların Çankaya’nın tüm kamusal alanlarında, okullarda, iş yerlerinde, sokaklarda, toplu taşımada kendilerini güvende hissetmediği; tüm bu alanlarda LGBTİ+’ların kendilerini tehdit altında hissettiği sonucuna varılıyor.

Peki bu tehdit hissi gerçeğe dönüştüğünde ne oluyor? Katılımcıların yüzde 35,29’u Çankaya’da cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelli ayrımcılık ve şiddete maruz bırakıldıklarını vurguladı. Ayrımcılık ve şiddet örnekleri ise şöyle: Alay edilme, sözlü taciz, darp, taksici ve motokurye tacizi, emlakçı tarafından ayrımcılık, akran zorbalığı, barda ayrımcılık, evden atılma, aile hekimliği/hastanede ayrımcılık, toplu taşımada gözle taciz, partner şiddeti veya kimliği bilinmeyen kişilerce maruz kalınan taciz/şiddet sonrası başvurulan kolluk kuvvetlerinde kötü muamele veya ikincil taciz/şiddet vakalarıdır. Bu bulgular, LGBTİ+’ların yoğun olarak sokakta ve mekanlarda, hizmet alımında ya da kolluk kuvvetlerine başvurduklarında taciz/ayrımcılık ve şiddete maruz kaldıklarını ortaya koyuyor.

Araştırma katılımcılarının polisin, şiddetle karşılaşan LGBTİ+’lara hiçbir destek sağlamadığını, benzer olayların tüm LGBTİ+’ların başına geldiğini, transların çeşitli sorunlar yaşadığını ve özellikle de ev bulma süreçlerinde ayrımcılık yaşandığını belirtmesi; Çankaya’da ayrımcılık ve şiddetin sistematik olduğunu gösteren bir diğer veri.

Ayrımcılık ve şiddete karşı yerel kurumlardan destek alabilen katılımcı oranı ise sadece yüzde 4. Katılımcıların yüzde 96’sının yerel kurumlardan destek almadığını belirtmesi yerel kurumlara güvensizliğin göstergesi olarak önemli bir sonuca işaret ediyor. Çankaya’da yaşayan veya çalışan LGBTİ+’lar ayrımcılık ya da şiddetle karşılaştığında yerel kurumlardan ziyade sivil toplum örgütlerine başvuruyor. Başvurdukları sivil toplum örgütleri ise spesifik olarak LGBTİ+’lara ve seks işçilerine destek sağlayan kurumlarla sınırlı.”[4]

Çankaya ilçesinde yaşayan ya da çalışan LGBTİ+’lar açısından eşit yurttaşlık deneyimine dair mevcut durumun fotoğrafını bu şekilde çeken araştırma; ikinci kısmında ise Çankaya’da yaşayan ya da çalışan LGBTİ+’ların sağlık hizmetlerine erişimine dair önemli verileri bizlere sunuyor.

“Çankaya Belediyesi’nin kenttaşlara sunduğu hizmetlerden LGBTİ+’ların faydalanıp faydalanamadığı konusunda da; sağlık hizmetleri öne çıkıyor. LGBTİ+’ların büyük bir çoğunluğu belediyenin sadece sağlık hizmetlerinden faydalanıyor. Bu durum, belediyenin ‘herkese’ sunduğu hizmetlerin aslında herkese açık olmadığını ya da herkes tarafından bilinmediğini gösteriyor. Katılımcılar; anonim HIV test merkezi (Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi) gibi hizmetlerde yaşanan deneyimin genellikle olumlu olduğunu ancak bu merkezlerin şu anda açık olup olmadığının ve yeni adresinin bilgisi paylaşılmadığı için hizmetten yararlanılamadığını belirtti. Aile hekimi ile diş polikliniği ile ilgili deneyimler ise genellikle olumsuz.”[5]

Sağlık hizmetlerine doğrudan erişim konusunda ciddi sorunlarla karşılaşan LGBTİ+’lar açısından ayrımcılığa uğramadan sağlık hizmetinden yararlanabilmek için geliştirilen en önemli mekanizma ise hizmeti sunanlara dair internet araştırması yapmak ya da yakın çevre/tanıdıklar aracılığıyla hizmet sunan hakkında bilgiye erişebilmek olarak kendini gösteriyor. “Öte yandan; sağlık personelinin ayrımcı tutumlarına maruz kalmamak için, ayrımcılığa uğramadan uygun tedaviye erişmek için katılımcılar cinsel yönelim ve/veya cinsiyet kimliklerini saklamak zorunda kalıyor.”[6]

Pandemi öncesi ya da sonrasında maddi sebeplerden ötürü sağlık kurumlarına gidemediğini belirten LGBTİ+’ların oranının neredeyse %85’e vardığını gösteren rapor; LGBTİ+’ların maddi sorunların yanı sıra sağlık hizmetini almaya giderken ya da hizmeti alma aşamasında ayrımcılığa uğrama ihtimali nedeniyle sağlık hizmeti almaktan imtina ettiğini gözler önüne seriyor. Bu bulgular, LGBTİ+’lar açısından ayrımcılık ve derin yoksulluğun bir arada yaşandığını; bu durumunsa sağlık hizmetine erişimi engellediğini ortaya koyuyor.

Sağlık hakkına erişimde LGBTİ+’ların LGBTİ+ olmayanlarla eşit ölçüde hizmet alıp almadığı ve sağlık hakkına erişimde LGBTİ+’ların özel ihtiyaçlarının dikkate alınıp alınmadığı ölçüldüğünde ise “katılımcıların neredeyse tamamı … LGBTİ+’ların LGBTİ+ olmayanlarla eşit ölçüde hizmet almadığı ve sağlık hakkına erişimde LGBTİ+’ların ayrımcı uygulamalarla karşılaşma ihtimallerinin yüksek olduğu ve bu ayrımcı uygulamalara karşı LGBTİ+’ları koruma mekanizmalarının yeterli olmadığıdır.”[7]

LGBTİ+ Dostu Bir Çankaya İçin Öneriler

Katılımcıların LGBTİ+ dostu bir Çankaya için önerileri sorulduğunda ise araştırmaya katılan 82 No’lu Katılımcının önerileri bu hususta hayli açıklayıcı olmuştur. “Sağlık kurumlarında; ayrımcılık yapmama, adil ziyaret ve cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve ifadesi ve HIV statüsüne dayalı önyargı ve ayrımcılığı yasaklayan, LGBTİ+’ların seçilmiş ailelerini ve ihtiyaçlarını tanıyan ve meydana geldiğinde ayrımcılığın bildirilmesi ve tazmin edilmesi için bir mekanizma sağlayan politikalar oluşturulmalıdır. LGBTİ+ ve HIV+ kişiler veya kesişimsellikleri durumunda adil davranılmasını sağlamak için hedefler ve planlar geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. Sağlık çalışanlarının istihdam öncesi, deneme süresi olarak cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve ifadesi ve HIV üzerine yetkinlik eğitiminden geçmeleri şartı koşulmalı. Aynı düzeyde yüksek kaliteli bakımı sağlamasını gerektiren yasaları ve standartlar uygulamaya konulmalı. Yerel yönetimde; LGBTİ+’lar ve HIV ile yaşayanlar tüm ayrımcılık karşıtı ve fırsat eşitliği yönergelerine dahil edilmeli; bu kişilere eşit ve adil davranılmasını sağlamak için hedefler, politikalar ve planlar geliştirmek ve uygulamak konusunda devlet destekli tüm sağlık birimlerinde eğitim programları zorunlu tutulmalı ve sürekli kültürel yeterlilik eğitimi sunulmalıdır; sigorta sağlayıcılarının ayrımcı uygulamalarını kabul etmemek üzerine politika metni olmalı; yasalar ve politikalar için savunuculuk yapmalıdır.”[8]

Daha eşit bir kent yaşamı için anket/görüşme katılımcılarının dile getirdiği Çankaya ve belediyeye yönelik çözüm önerilerine bakıldığındaysa şunlar öne çıkıyor:

●      LGBTİ+’ların Çankaya’da yaşadıkları deneyimlere odaklanarak kamuoyu araştırmaları yapılmalıdır. Bunun üzerinden de tüm hizmet sunucularına ve belediyenin tüm birimlerine temel insan hakları eğitimleri verilmeli ve eğitimin yansımaları izlenmelidir. Ayrımcılık karşıtı politika ve şikâyet mekanizmaları oluşturulmalı ve ayrımcılıklarda yaptırım mekanizması kurulmalıdır. Belediyenin mevzuatını ve politikalarını LGBTİ+’ları ayrımcılığa karşı koruyacak şekilde düzenlemesi önemlidir.

●      LGBTİ+’ları da kapsayan her konuda LGBTİ+ örgütleriyle iş birliğine gidilmelidir. Özellikle kolluk kuvvetleri söz konusu olduğunda memurların ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçları alanında temel insan hakları eğitimleri, LGBTİ+ alanında ise homofobi, transfobi ve LGBTİ+’lara yönelin ayrımcılık odaklı insan hakları eğitimleri ve farkındalık etkinliklerine katılmaları teşvik edilmelidir.

●      Sağlık kuruluşlarında LGBTİ+ haklarıyla ilgili eğitimler sağlanmalıdır. Çalışanlar, hizmet faydalanıcısı olan LGBTİ+’lar etrafta olmasa bile, onlardan bahsederken her zaman onların seçtiği kişi zamirini kullanmalıdır. Hizmetlerin cinsiyete göre ayrıldığı durumlarda, hizmetlerin dağılımı faydalanıcıların atanmış cinsiyetlerine göre değil, cinsiyet kimliklerine göre yapılmalıdır. Çalışanlar, kişilere, kişilerin seçtikleri isimle hitap etmek, kişilerin bilgi mahremiyetini ve güvenliğini sağlamak ve haklarında dedikodu yapmamak gibi uygun davranışları şiar edinmelidir. Karşılama bölümüne veya diğer yoğun kullanılan ortak alanlara LGBTİ+’ları kapsayan görseller asılmalıdır. Bu görsellerde birden fazla ırk ve etnik köken, çeşitli yaş grupları, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinin temsil edildiğinden emin olunmalıdır. LGBTİ+’ları kucaklayıcı ve çeşitlilik vurgulayıcı bir yaklaşımın, istisna değil norm olduğu hastane politikalarıyla vurgulanmalıdır. LGBTİ+’larla dayanışma ve kapsayıcılık yaklaşımını vurgulamak için hastanelerin duvarlarına gökkuşağı bayrakları, gökkuşaklı objeler veya güvenli alan etiketleri asılmalıdır. Hastanelerin ayrımcılık karşıtı politikası web sitelerinde tüm basılı veya yazılı materyallerinde ve lobide erişime açık sunulmalıdır. Politika metninde, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ne olursa olsun, merkezde tüm kişilerin, bakımdan sorumlu kişiler, aile üyeleri ve arkadaşları ile beraber kapsandığı ve korunduğuna yönelik taahhüt hususi olarak belirtmelidir. Böyle hastanelerin ve sağlık merkezlerinin olması, inşası ve dönüşümünde belediyenin doğrudan inisiyatif alması gereklidir. Böyle merkez ve doktorların listesi, belediyenin web sitesinde haritalanmalı ve güncel tutulmalıdır.

●      Barınma hakkı söz konusu olduğunda LGBTİ+’ların ev bulma süreçlerini zorlaştıran engelleri kıracak ve yaşamlarına müdahalede yaptırım getirecek mekanizmalar kurulmalıdır. Ayrımcılık karşıtı barınma imkanları sağlayacak yeni yatırımların LGBTİ+’ları da kapsaması sağlanmalıdır. Yaşlanan ve yaşlı LGBTİ+’lar için merkezler ve ev kompleksleri inşa edilmesi konusu gündeme alınmalıdır.

●      Belediyede çalışan hiyerarşik zincirin tüm halkalarında aynı LGBTİ+ politikasının sahiplenilmesi gerekir. Görev değişikliklerinin politikaların uygulanmasını engellememesi sağlanmalıdır. Covid-19 ile zayıflayan, belediye ve LGBTİ+ örgütleri arasında kurulan iletişimin canlandırılması ve bir eşitlik birimi ve komisyonu kurulması, adında açıkça kapsayıcı ifade geçmesi ve aktif görev alması gerekir. Açık kimlikli LGBTİ+ personel istihdam edilmelidir, yerel eşitlik eylem planları hayata geçirilmelidir. Bu eşitlik birimi ve planlar üzerinden, LGBTİ+’ların hizmet aldığı sosyal destek, danışmanlık, GTDM gibi hizmetlerin LGBTİ+’lara hizmet vermeye devam etmesi sağlanmalı ve adres ve çalışma saatleri açık bir şekilde LGBTİ+’lar ve örgütleriyle paylaşılmalıdır.

Önerilerden de anlaşılacağı üzere belediyeler mevzuatın kendilerine verdiği yetkiyle cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği meselelerini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini anaakımlaştırabilir ve böylece LGBTİ+’ların halihazırda deneyimledikleri ayrımcılık ve ötekileştirmenin karşısında yer alarak LGBTİ+’ların eşitlenmesi yolunda önemli bir adım atabilirler. Bu adımın LGBTİ+’ların hayatlarında fark yaratacağı aşikardır. Öte yandan yerelde başlayan bu dönüşüm büyüyerek ve genişleyerek diğer yerel yönetimleri de dönüştürebilir ve yereller merkezi otoritenin LGBTİ+ karşıtı politikaları karşısında LGBTİ+’ların yanında yer alabilirler. Başka bir belediyecilik mümkün olduğu gibi başka bir Çankaya da mümkündür.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

* Bu yazı, Avrupa Birliği'nin mali desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla KAOS GL’ye aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

baska-bir-cankaya-mumkun-1




 



[1] Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği, 2021, s. 17

[2] Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği 2021, s. 10

[3] Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği 2021, s. 10

[4]  Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği, 2021, s. 11

[5]  Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği, 2021, s. 11

[6]  Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği, 2021, s. 12

[7]  Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği, 2021, s. 12

[8] Çankaya Kent Masalları, 17 Mayıs Derneği, 2021, s. 58


Etiketler: insan hakları, kent hakkı
nefret