24/07/2021 | Yazar: Ezgi Epifani

Belki de gerçekten bir ‘tipimiz’ vardır ve bunun baskın güzellik standartlarıyla ne kadar örtüştüğü üzerine biraz düşünmemiz gerekir. Belki de sadece sistemin değil bizim de ayırdığımız insanlar vardır?

Bedenlerin ve Hikâyelerinin Biricikliği: Beden Olumlama Hareketi Üzerine Yeniden Düşünmek Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İllüstrasyon: Shannon Levin

Birbirimizi yok etme kudretimizle birbirimize şifa olma kabiliyetimiz birbirine denktir.

Bessel Van Der Kork

Mükemmeliyetçilik ezenin sesidir,

Anne Lamott

Beş yıl önce, yaşadığım şeyi anlamlandırabilmek için Google’da ‘aynaya bakamama’yı arattığımda benim için konunun - yani kendi yüzüme, bedenime ve başkalarının bedenlerine bakışımın ve anlayışımın - bu kadar değişeceği ve detaylanacağı, bunlar üzerine bu kadar düşüneceğim, konuşacağım, bir şeyler yapacağım ve bu konuda hiç de yalnız olmayacağım aklıma bile gelmezdi. Gece ikide yaptığım aramanın beni tanıştırdığı Beden Olumlama Hareketi aktivistleri ve ilkeleri, böyle yaşamak ve hissetmek zorunda olmadığıma inanmaya vesile etti beni. Belki de bu benim için bir bitiş değil başlangıç olacaktı çünkü belli ki korkularımda, kaygılarımda ve üzüntümde yalnız değildim. Belli ki bazı insanlar gerçekten çirkin, değersiz, yetersiz ve yanlış hissetmekten çok yorulmuştu ve bir araya gelerek birbirlerini ve kendilerini güçlendiren bir topluluk olmuşlardı. Bu kadar insan, görsel, makale, çaba, dayanışma bir amaç uğruna vardı belli ki ve tüm bunlar başlı başına bir çare hâline gelmişti. Ben de nihayet yüzümden, kendimden, varlığımdan nefret etmek dışında ama bir o kadar aynı tutkuyla yapabileceğim bir şey bulmuştum. Yaramazca ve asi bir şey. Bununla beraber, bu kadar insan “çirkin” olduğuna bu kadar inanmış ve acı çekmişse ve bunun kendi suçları olmadığını söylüyorsa dinlemekte fayda vardı çünkü ben de artık kendimle ne yapacağımı bilmiyordum. Bana zihnimdeki beden algı bozukluğu fısıltılarından daha mantıklı ve baskın gelen bir çareye ihtiyacım vardı ve şimdi geriye baktığımda onu bulmuş olduğumu görüyorum.

Beş yıl sonraya yani bugüne ileri sardığımızdaysa Avrupai güzellik standartlarının şişmanfobik, ırkçı, yaşçı, sağlamcı, cis normatif ve kapitalist olduğu gerçeği benim için havadaki oksijen kadar orada, benimle, etrafımda, ciğerlerimde[1]. O zamandan beri kendimi bir sığınakta, içeri verilen suni havayı soluyup verirken hayatta kalmaya çalışır gibi hissediyorum ve bu hayatta kalma çabamı bir şekilde kendi yazdıklarımla, çevirilerimle, konuşmalarımla anlatmaya çalıştım ve çalışıyorum. Başkalarıyla konuştukça, onları dinledikçe, beraber yas tuttukça yani mühim ve büyük bir şeyin bilgisinin peşinde olduğumuzu gördükçe beden olumlamanın dalına daha da tutunmuş olduğum bir gerçek.

Beden Olumlama Hareketi Hayatlarımıza Nasıl Girdi?

1960’lı yıllarda verilen özgürlük mücadelelerinin etkisiyle bir araya gelen şişman siyahlar ve feministler Şişmanlığın Kabulü (Fat Acceptance), Şişmanların Özgürlüğü (Fat Liberation) adlı hareketler kurarak, 2010’larda Beden Olumlama Hareketi adını alacak hareketin tohumlarını ektiler. Bu insanlar, eşitlik ve özgürlük fikirlerinden ve tabii ki Siyahların İnsan Hakları (Civil Rights) mücadelelerinden etkilenmişlerdi. Böylece, şişmanlar için hayatın her alanında eşit haklar talep ettiler ve diyet kültürü gibi endüstrileri düşman ilan ettiler. Şişmanların özgürlük ve eşitlik mücadelesi o zamandan beri devam ediyor olsa da, 2000’lerde internetin ve sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle hareket Beden Olumlama adını alarak odağını şişman bedenlerden ötekileştirilen tüm “kusurlu” bedenlere çevirdi.[2] Benim anladığım, Beden Olumlama Hareketi’nin norm dışı bedenleri toplum izinli şiddetten, devlet şiddetinden ve nefret suçlarından korumak için verilen bir insan hakları mücadelesi olduğuydu.

Beden Olumlama Üzerine Yeniden Düşünmeyi Gerektiren Nedir?

Beden Olumlama Hareketi aktivistleri sayesinde bedenlerin ne kadar politikleştirildiğini ve bedenlerimize dair tarihsel imgelere eleştirel bakmanın değerini öğrenmiş olduğum için oldukça memnunum. Ancak öğrenmek, bilmek, anlamak ve ötesini merak etmek hayat boyu devam edebilen süreçler ve bir şey(ler)e eleştirel bakmaya başladığınızda vardığınız yer nadiren son durak oluyor. Dolayısıyla, kurtarıcım olarak gördüğüm beden olumlamaya içerden yöneltilen eleştiriler ve sitemlerden haberdar oldukça benim de zihnimdeki cevaplara yeni soruların eklenmesi kaçınılmaz oldu.

Mesela, kendimize benzeyenleri genellikle ekranlarda göremiyorken, görebildiklerimiz ise otantik değil tek tipleştirilmiş “karakterler” olabiliyorken; dünyadaki her aynanın ne kadar çirkin bir yüzü, uzvu, bedeni olduğunu söylediği beden algı bozukluğu ve/ya disfori yaşayanlar varken; aile / öğretmen / arkadaş / partner / reklam / doktor / yasa koyucu / endüstriler vb. bazı bedenler çirkin, değersiz, sağlıksız, anormal vb. derken ve siz onları ne zamandır dinlediğinizi bilmezken gittikçe ana akımlaşan beden olumlama hareketi bizlere ne kadar yetecektir? Hedef kitlesi her geçen gün daha da beyaz, daha da zayıf, göbeksiz, engelsiz, cis ve hetero olan bir hareket ne kadar kapsayıcı olabilir? Beden otonomisi yani kişinin kendi bedenine dair kararları kendisinin alması çok esaslı ve mühim bir meseledir ve kimse kilo aldığı için ayrımcılıkla karşılaşmamalıdır, bunu biliyoruz. Ancak yarın öbür gün kilo vermek, detoks yapmak istediler diye onları yeterince radikal olamayan, zayıf iradeli olarak görmeye başlayabilir miyiz? Evet özellikle sizi Lizzo[3] ve Gabourey Sidibe[4] (Bu iki ünlü siyah kadın, şişman oldukları için vatandaşlık görevleriymiş gibi beden olumlama aktivistleri olarak görülürken Lizzo detoks yaptığını, Sidibe ise diyabet tip iki korkusuyla mide ameliyatı olduğunu açıkladığında yeterince radikal olmadıkları için eleştirildiler). 60’ların sonlarına doğru siyah ve şişman, cis ve trans kadınların ve LGBTİA+’ların verdikleri mücadeleler olmasaydı, şişman özgürlük hareket(ler)i ve/ya Stonewall isyanı olmasaydı bugün Beden Olumlama Hareketi olurmuş gibi saldırıldılar. Burada birçok yazısını Türkçeleştirdiğim Aubrey Gordon’ın şu söyledikleri aklıma geliyor: “Ben beden olumlama hareketine güzel olmayı değil insan olmayı umursadığım için geldim”.[5] Bu alıntıyı sadece bedenlerimizden beklenen normlar açısından değil, sürdürdüğümüz aktivizm üzerinden de düşünüyorum çünkü “kimsenin cisimleşmiş idealleri olmak zorunda değiliz” derken bunu güzellik, sağlık ve normallik ölçütleri açısından olduğu kadar aktivizm açısından da söylemek istiyorum. 

Devam edeyim; “Beden olumlama herkes için” ve “Her beden güzeldir” sloganları ana akımlaşmayı başardı ve bu sloganlar ilk bakışta oldukça olumlu ve kapsayıcı duruyor. Tabii beden disforisi yaşamıyorsanız. Ya da bedeninize sadece nötr yaklaşabiliyor, onun hakkında güçlü ve olumlu duygular hissedemiyorsanız.[6] Bu sloganlar onları dışlamıyor mu? Ve yine, bir mucize olsa ve herkes yarın bedeniyle barışık uyansa, bedenini sevse, “her beden güzeldir” en büyük inançlarımızdan biri olsa yoksulluk, gıda güvencesizliği, iş hayatında, sosyal hayatta, sağlık hizmetinde ayrımcılık gibi hayat memat meseleleri de kendiliğinden düzelecek mi? Engellilerin toplumsal hayata erişimi kolaylaşacak mı? Yeterince zayıf ve “eli yüzü düzgün” bulunmayanların işsizlik derdi de bitecek mi? İnterseks doğan bebeklerin doktorlarının ve/ya ebeveynlerinin tasarrufuyla ameliyat edilmesi son bulacak mı? Trans kişilerin bedenlerinden çekilecek mi müdahaleci eller? Beğenilmeye, sevilmeye ve kabul edilmeye dair korkularımız ve kaygılarımızdan suni gereklilikler üreten ve bunlar üzerinden aklımızın alamayacağı paralar kazanan şirketler duracak mı? Sistem de bizi bir beyaz, cis, hetero, engelsiz, zayıf erkek kadar değerli ve insan görecek mi?

Beden Olumlama Üzerine Yeniden Düşünmekten Beklediğimiz Nedir?

Bu sorular aklımı kurcalıyor, özellikle akademide, cinsiyet, milliyetçilik, ırkçılık ve bunlar gibi sabit, biyolojik ve tabiatımızdan olduğuna inanılan ve doğduğumuzdan beri bizimle olan kavramları sosyal inşa bağlamında yeniden düşündüğümüzü görüyorum ve açıkçası bu çabayı çok yerinde ve işlevsel buluyorum çünkü ben de hayatı verili ikilikler içinde görmüyorum ve sosyal inşa teorisini başka kavramlar, bağlamlar içinde de düşünüyorum. Mesela bunlardan biri, kendiliğinden veya yaratılışımızdan var olduğunu düşündüğümüz ‘estetik kaygılarımız ve tercihlerimiz’. Bunlarda öğretilmişlik/sosyal inşa payını ne kadar sorgulamaya açabiliyoruz içimizde, bunu gerçekten merak ediyorum. Yani bunu sadece birini ‘tipimiz’ ya da güzel bulmamamız açısından değil, "kendimi asla siyah / trans / kısa / engelli / yaşlı vs. biriyle yan yana göremiyorum" gibi yargılar açısından da merak ediyorum. “Acaba bunlar bana öğretilmiş olabilir mi?”yi daha çok sorgulamamızı dilerdim çünkü yazının başında dediğim gibi Avrupai güzellik standartları şişmanfobik, ırkçı, yaşçı, sağlamcı, cis normatif ve kapitalist ve bu baskın güzellik standartlarının arkadaş veya partner edinirken aradığımız ve üzerine iki kez düşünme gereği görmediğimiz fiziksel özelliklere sirayet etmiş olması çok mu şaşırtıcı olur? Belki de gerçekten bir ‘tipimiz’ vardır ve bunun baskın güzellik standartlarıyla ne kadar örtüştüğü üzerine biraz düşünmemiz gerekir. Belki de sadece sistemin değil bizim de ayırdığımız insanlar vardır? Bunları sorgulayarak birbirimizin bedenlerinde ve bedenleriyle kendilerini ifade ediş biçimlerinde gördüğümüz "bize göre" farklılıklara tepkilerimiz ne olurdu ya da bu kadar olur muydu merak ediyorum.

Bunları merak ediyorum çünkü aktivist yazar Virgie Tovar, Şişmanlık Hakkımız[7] adlı kitabında: “Uzun süre, başkalarının bana duyduğu nefretin benim hatam olmadığını ve bu nefretin bir adı olduğunu fark etmedim” diyor. Ben nefreti, öfkeyi, bilgisizliği ve başkalarını koruma niyetini çok sıklıkla birbirlerine karıştırdığımızı düşünüyorum. “Ben senin sağlığın için söylüyorum” gibi ekseriyetle iyi niyet barındırdığını düşündüğüm ancak bu ve bunun gibi başka endişelerle başkalarının beden otonomilerini ihlal eden ifadeler ve davranışlar bana kendi içinde ne tutarlı ne de işlevsel geliyor[8]. Fiziksel sağlığını düşündüğünüz için ayıpladığınız, utandırdığınız, yetersiz ve başarısız hissettirdiğiniz insanların zihinsel sağlığı da bir endişe sebebi değil midir? Size başvuran birinin şikayetlerini yeterince irdelemeden ve araştırmadan mutlak surette kilosuyla bağdaştırarak ne kadar iyi bir sağlık hizmet sunulabilir? Ayrıca, Aubrey Gordon başkalarının bedenleri üzerine endişelerimiz hakkında şöyle söylüyor: “Gerçek endişe kendisini kırılgan bir şekilde gösterir. Kendisini dayatmaz. Bağırıp çağırmaz. Samimi endişe nazikçe sorar, hafif adımlarla yürür. Arkeolojik bir kazının yumuşak fırçalarını getirir. Altında ne var görmek için delip geçmez, yolundaki her şeyi dümdüz etmez.”[9]. Ben de böyle düşünüyorum çünkü mesela çoğumuz “sağlıklı yaşa” demek isterken zayıf ol demek istiyor; “onu giyme, bunu yapma” dediğinde köşeleri sertçe belirli rollere uygun olmamızı bekliyor. Bedenler hakkında bir şey derken başka bir şey diyoruz aslında çoğu zaman. Şimdi pandemiyle birlikte sağlık dilekleri doğal olarak ağzımızdan düşmüyor. Toplumsal hayata erişimimiz hayatlarımızda belki de ilk defa böylesine kısıtlandı. Tüm hayatı böyle geçenler var halbuki. Aramızda kronik hastalar var ve bazılarının toplumsal hayata erişimi hep kısıtlı olacak çünkü sağlamcılık neredeyse her yerde baskın bir ideoloji. Ve biz pandemi varken ve yokken, “sağlıklı değilsek hiçbir şeyin önemi yok” dediğimizde bu insanlara hayatlarının değeri hakkında ne demiş oluyoruz?

Velhasıl, benim ve birçok insanın böyle soruları ve endişeleri var ve yanıt bulabilmek adına birçok deneme yanılma sürecine giriyoruz çünkü yaşamak biraz da böyle bir şey; size uygun cevabı aramak, bulduğunuz cevabı unutmak ve yeniden bulmak, başka bir cevaba ihtiyaç duymak… Bu sırada tüm güzellik, sağlık ve normallik standartlarına karşı bedenlerimizi var etmeye, kutlamaya ve insanca, şiddetsiz ve nefretsiz yaşamaya çalışıyoruz. Bazen başkalarının bedenlerine siper olurken kendimizinkine sitemle bakıyoruz. Bedenimize dair fikirlerimizi binlerce kez değiştiriyoruz. Bazen “bedenimiz değişse hayatımız ne güzel olurdu” diye düşünmeden ve hayatımızı ertelemeden geçemiyoruz. Çünkü yoruluyoruz. Sürekli tetikte olmaktan, ayrımcılığa uğramaktan, korkmaktan, korkulmaktan, nefret edilmekten, etrafımıza temel insan haklarına, sevgiye, mutluluğa değer olduğumuzu ispat etmeye çalışıp durmaktan yoruluyoruz. Kim yorulmaz ki? Kişinin bedenine, kendine, hayatına yerçekimi kadar doğal gelen normları, standartları bırakıp bambaşka gözlerle bakmayı öğrenmesi ve hep bu şekilde devam etmesi bu kadar kolay ve hızlı olabilir mi? Sonuçta normatifleştiremediğimiz bir şey için bu kadar çaba gösteriyoruz.   

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

Kaos GL dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin Beden dosya konulu 177. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.


[1] Vanessa Rochelle Lewis’in 2019 tarihli yazısının tarafımdan Türkçeleştirilmiş hâlidir. https://morepifani.wordpress.com/2019/03/25/cirkin-guzellik-beyazlarin-ustunlugu-uzerine-insa-edilmistir/

[2] Osborn, Tigress. https://www.bbc.co.uk/bitesize/articles/z2w7dp3

[3] https://www.teenvogue.com/story/lizzo-detox-posts-diet-culture

[4] https://wearyourvoicemag.com/stop-bashing-gabourey-sidibe/

[5] Your Fat Friend, 2018. https://medium.com/@thefatshadow/a-draft-agenda-for-fat-justice-db878d93cd98

[6] Melissa A. Fabello’nun 18 Şubat 2016 tarihli yazısının tarafımdan Türkçeleştirilmiş hâlidir. https://morepifani.wordpress.com/2017/03/23/ya-beden-olumlama-ise-yaramazsa-beden-notr-olmaya-ne-dersiniz/

[7] Güldünya Yayınları, 2020.

[8] Melissa A. Fabello ve Linda Bacon’ın 2016 tarihli ve 11 Reasons Your Phony ‘Concern’ for Fat People’s Health Has Got to Stop başlıklı yazısının tarafımdan Türkçeleştirilmiş hâlidir. https://morepifani.wordpress.com/2018/09/10/11-nedende-sismanlarin-sagligi-icin-sahte-endiseniz-sona-ermeli/

[9] Your Fat Friend, 2017. https://healthcareinamerica.us/if-youre-right-about-your-fat-friend-s-health-94a3ae1bd0ca


Etiketler: yaşam
Bayram