15/12/2010 | Yazar: Erdal Partog

Laiklik maalesef son zamanlarda dine karşı olmak olarak algılanıyor. Bu algının oluşmasına sağ siyasi partiler ve akımlar tarihsel olarak çanak tutuyor.

Erdal Partog | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Erdal Partog
Laiklik maalesef son zamanlarda dine karşı olmak olarak algılanıyor. Bu algının oluşmasına sağ siyasi partiler ve akımlar tarihsel olarak çanak tutuyor. Günümüzde laik olmak eşittir gericilik, eski kafalılık, çağ dışılık olarak; bir nevi hakaret olarak artık kullanılıyor.
 
Türkiye’de laik bir düşünce yapısına sahipsen doğrudan CHP’li ve Kemalist kabul ediliyorsun. Aynı zamanda bu özdeşleştirmeden değişime, dönüşüme ve ilerlemeye karşı olmak gibi bir sonuç da çıkarılıyor.
 
Bu algılama çarpıklığı bir yanlış anlamadan, yorumlama farkından kaynaklanmıyor. Doğrudan bu algılama biçimi dini değerler ile kamusal hayatı dizayn etme çabasından kaynaklanıyor. Kutsal iktidar karşısında eleştirel aklın bir türevi olan laiklik CHP’nin gelenekçi tavrı karşısında savunulamaz olunca meydan sağ muhafazakâr kesimin kutsal akılcılığının kuzu postuna girmiş kurt tavrına kalıyor.
 
Tuhaf olan bu tavır karşısında kendine sol diyen bir partinin kendi geleneğine ve önderlerine saplanıp kalması ve sol muhafazakâr bir kimliğe bürünmesidir. Bugün sol muhafazakârlar laikliği dinin karşısında konumlayıp İslam içindeki talepleri laiklik karşıtı olarak nitelendiriyor. Bazı dini talepleri gericilik, dar kafalılık olarak algılıyor. Böylece hem sağ muhafazakârlar hem de sol muhafazakârlar aynı klişeleri birbirleri için kullanmış oluyorlar.
 
Her iki siyasi akım da laikliğin siyasi iktidar karşısındaki evrimci tutumunu, değişip dönüşen yanını böylece görmezden geliyor. Biri laik olmayı din düşmanı olarak görürken bir diğeri dini düşman ilan ediyor. Her iki akım da bilimsel düşünceyi değil iktidar olmanın yollarından biri olan korkut koru siyasetini makbul buluyor.
 
Bugün AKP için laiklik karşıtlığı CHP laikliği olup onun karşısına alternatif olarak sunacağı bir laiklik anlayışı da yok. Aksine laikliği işlerine geldiği gibi yorulmak gibi bir kibre de sahipler. Türbanlıların bireysel haklarını laiklik temelinde savunan AKP Alevilerin cem evi ibadethane sayılsın ya da din dersi zorunlu olmaktan çıkarılsın gibi taleplerine kulaklarını kapatıyor. Bildiğim bildik inadıyla Aleviliği de ben size öğretirim kibirlenmesini bir türlü de elden bırakmıyor. Bununla beraber AKP’li İstanbul Büyük Şehir Belediyesi kendine ait hiçbir tesiste içki servisi yapmayarak laiklikten neyi anladığını açıkça ortaya koyuyor. Böylece İstanbul’un kamusal mekânları olan bu tesisler sadece muhafazakâr kesime tahsis edilmiş oluyor.
Laik kesimi temsil ettiği düşünülen CHP ise laiklikle uzlaşamamış bir Müslüman topluma karşı devlet kurumlarını savunuyor. CHP toplumun laik olmadığı gerçeğini görmüş olmalı ki devlet kurumlarının laik olduğuna inanan ve bunun tek çıkar yol olduğunu düşünen bir siyaset anlayışını sürdürüyor.
 
Bugün CHP’nin laik düşünceyi din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ötesinde düşünememesi devletin kurumlarını dine karşı korumaktan öte bir anlamı taşımıyor. CHP devlet kurumları ne kadar dinden uzak durursa, din ne kadar bu kurumlara girmezse o kadar laikiz gibi bir algıya sahip. CHP’nin bu tavrı ister istemez sokaktaki laikliği ıskalamış oluyor.

Çünkü CHP’nin gözünde vatandaş laik olmayabilir ama devlet laik olmalıdır. Bu anlayış CHP’nin cumhuriyetin kurucu partisi olmasından kaynaklanıyor. Ötekine karşı, yani muhafazakâr kesime karşı devleti koruma yaklaşımı CHP’yi halkın gözünde geçmişte olduğu gibi bugün de elitist kılıyor.
 
Tarihsel ve güncel bir sorun olan merkez sağ ve sol siyasi partilerin laiklik karşısındaki tutumlarının evrensel ilkelere dayanmadığını her iki siyasi geleneğin de yanlış soruya yanlış cevap verdiğini söyleyebiliriz. Sağ partilerin geniş toplumsal kesimlere Müslümanlık üzerinden seslenmesi popülizme; sol partilerin de kurucu liderlerin değerleri üzerinden topluma seslenmesi statükoya dönüşüyor. Siyasette oynan Hacivat Karagöz oyunu ister istemez sekülerizm anlayışını sekteye uğratıyor, laikliği ise hayalete dönüştürüyor. Eleştirel aklın yerine ikame edilen din ve gelenek anlayışı merkez sağ ve sol siyasi partilerin bir karakteri olarak beliriyor. 


Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret