06/05/2009 | Yazar: Kahraman Gür

Kaç ‘gay filmi’ çekildi bilmiyorum ama tahminen 500 ile 1000 arasında olmalı. En azından 600 kadar olduğundan eminim.

Kahraman Gür | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kahraman Gür

Kaç ‘gay filmi’ çekildi bilmiyorum ama tahminen 500 ile 1000 arasında olmalı. En azından 600 kadar olduğundan eminim. Çünkü AfterElton.com en iyi 50 filmi 570 gey filmi arasında seçtiğini belirtmişti. Ben de kendi ilk 50 listemi yapmak istedim. Şüphesiz benim ağız tadım, göz zevkim, algılayışımla… Burada en beğendiğim bir kaç filmi özetle tartışıyorum. 
 

1. Brokeback Dağı (2005)

Herkesin bildiği 2005 yılında Oscar ödüllerinden üçünü alan film.
Filimde herkesin belleğine kazınan Jack Twist ve Ennis Del Mar’ın öpüşmesi oldu. Jack Twist’i oynayan Jake Gyllenhaal, yönetmen Ang Lee’nin iki oyuncuya ‘bu öpüşme sahnesinde ateşle su gibi olup birbirinize gireceksiniz’ dediğini söylüyor. O güçlü bir öpüşme sahnesi gizli yaşamak zorunda kalmış, dışlanmış, aşkları yok sayılmış tüm eşcinsellere verilen bir güzelleme oldu.
Teşekkürler Ang Lee. Sen yalnız var olan en iyi gey filmlerinden birini değil aynı zamanda her alanda en iyi filmlerden birini yaptın.
 
2. Maurice (1987)

Tüm zamanların en iyi gey aşk filmlerinden biri. Bahçıvan Alec’in Maurice’i tutkuyla öpüşü, bundan sonra sonsuza kadar beraberiz dediği sahneyi kim aklından çıkabilir. Filim birinci dünya savaşının İngiltere’sinde geçiyor. Cambridge üniversitesinde iki gencin aşkı ile başlıyor. Moaurice (James Wilby) ve Clive (Hugh Grant).

Eşcinsel aşk ve riyakâr toplumsal ahlak. Aristokrat, ukala Clive sınıfsal konumunu kaybetmekten, cezalandırılmaktan korkup eşcinselliğini ve aşkını inkâr etmeyi seçiyor. Aynı zümreden olan sevgilisi Maurice ikiyüzlü yaşamı seçmeye yeltense de başarılı olamıyor. Filim ikinci yarısı Bahçıvan Alec’in Moaurice olan platonik aşkı ile sürüyor. Alec başka dünyanın insanı, Maurice'in nezdinde eğitimsiz, cahil. Maurice, Alec’in erkek olarak varlığının farkında bile değil, ama Alec yürekli ve aşkına sahip çıkan yakışıklı bir genç. Aşkı ve gücüyle Maurice’e güç katıyor.
 
3. Die Konsequenz (The Consequence 1977) 

Bu Alman yapımı filim listelerinde pek görmeyebilirsiniz. 2005 yılında Brokeback Dağı Amerika’da nasıl bir etki yaptı, insanları eşcinsel aşk üzerine düşündürdüyse bu film de aynısını yetmişlerde Almanya’da yapmıştır. Çok güzel bir aşk filmi.
 
Martin 30’larında yakışıklı bir oyuncudur. 15 yaşındaki biriyle ilişkisi nedeniyle cezaevine düşer. Cezaevinde Tomas’la tanışır. Tomas cezaevi yerleşkesinde oturan gardiyanlardan birinin oğludur, Martin gibi oldukça yakışıklıdır. Filmin en etkileyici sahnelerinden biri Martin’in değişsin diye gönderildiği reform okulunda geçer. Bu yatılı okuldaki 5-10 genç erkek, pek akil dengesi "normal' gozukmeyen bir kız, Bebetto ile birlikte olur, ve Tomas’ı da erkek yapmak için Bebetto ile birlikte olmaya zorlarlar. Bebetto, Thomas’ın ailesi, reform okulu, bir türlü bir birine kavuşamayan sevgililerin bahtsız talihleri uzerinden heteronormatif yaşam tartışılır.
 
4. Torch Song Trilogy (1988)
 
Filim kalın ve boğuk sesli bir drag queen’in, (Arnold’un) aşk üzerine konuşmasıyla başlıyor. Filim üç aşamadan oluşuyor. İlk bölümde gururlu, akıllı, esprili Arnold’un biseksüel bir erkek olan Ed ile ilişkisi yer aliyor.
 
İkinci aşamada model Alan ortaya çıkar. Arnold ve Alan güzel bir birliktelik yaşıyor, çocuk sahibi olmak istiyorlar, 15 yaşında bir geyi evlat edinme hakları doğuyor. Çok heyecanlılar. Çocuk için iyi bir apartmana taşınıyorlar, her şey yolunda iken, acı bir şekilde Alan Arnald’ın hayatından çıkıyor.
 
Filimin son bölümünde Arnuld’ın evlatlık oğlu ile olan saglikli ilişkisini ve Arnuld’ın eşcinselliğini hiç bir zaman sindiremeyen annesine karşı dik duruşunu görüyoruz.
 
5. Querelle (1979)
 
Jean Genet’nin kitabı Querelle’den filme çevrilmiş. Jean Genet’yi duyar duymaz izlemek istemiştim. Filim teknikleri açısında belki herkesi tatmin etmeyebilir ama Jean Genet tarzı sevenler için süper bir film. Liman işçileri, hetero, gey, seks ve yeraltı yaşamı. Şiir gibi bir film. Brad Davis yakışıklığıyla filmi daha da çekici kılıyor.
 
6. Get Real (1998)

Lise çağında ve gey isen, cinsellikten, suçluluktan, akran baskısından, yalanlardan, bağnazlıktan, dedikodulardan, yanlış anlaşılmadan, aileden, öğretmenlerden, alaylardan, romantizmden, yalnızlıktan, utançtan ve güvensizlik hissinden kurtulamıyorsan ne yapman gerek?
 
Ne yapman gerek? ‘Gerçeklerle yüzleşmen’ gerek.
 
 Güzel bir gençlik filmi. Eğlenceli, duygusal, komedi, akışkan.  Lise çağındaki kitaplarla arası iyi bir öğrenci olan Steven’in (Ben Silverstone) açılma süreci. Steven’nin sırrını yalnızca en iyi kız arkadaşı bilir. Steven geydir daha da kötüsü okulun en gözde erkek öğrencilerinden sporcu yakışıklı aynı zamanda zengin Dixon’dan (Brad Gorton) hoşlanır.
 
Dixon, kızların hayalindeki erkek öğrencidir ve sarışın model Christina (Louise J. Taylor) ile çıkar. Steven çark için gittiği bir park tuvaletinde Dixion’la karsılaşır. İkisinin arasındaki gizli, tatlı ve hüzünlü aşk başlar.
 
7. The Sum of Us (1994)
 
Komedi, Drama. Straight, gey, lezbiyen ve baba oğul aşkı olmak üzere 4 aşk işlenmiş filimde. Jeff (Russell Crowe) 24 yaşında yakışıklı atletik bir gey, dul babası Harry (Jack Thompson) ile beraber yaşıyor. Babası straight, fakat öyle böyle bir straigt değil. Oğlunu çok seviyor, oğluna hem baba, hem yakın arkadaş olmaya çalışıyor.

Filimde ayrıca 70 yaşındaki lezbiyen çifti görüyoruz. Bu çiftlerden biri Harry’nin annesi, zaten Harry’nin oğluna olan ilgisi yaşlı lezbiyen annesini zamanında kabul etmemesinin verdiği pişmanlık, üzüntüden kaynaklanıyor bir bakıma. Jeff de babası Henrry de yalnız. Henrry filmin bir yerinde yalnızlık kadar insanın başına gelebilecek kötü bir şey olmadığını, oğlunun geleceğine dair en çok umursadığı şeyin kendisi gibi yalnız kalma ihtimali olduğunu belirtiyor. Çok güzel bir film.


Etiketler: kültür sanat
Nefret