29/09/2021 | Yazar: Ufuk Koşar

Bazen hiçbir şey yapmamak ve hâlâ bir arada durabilmek de yeterince politik bir harekettir.

Birbirimize güvenli alan oluşturmak ve var olmanın onuru* Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

İllüstrasyon: Arel Talu / KaosGL.org için stok çizim

Türkiye’de 2000’lerin başında yükselen muhafazakâr siyasi eğilimle birlikte toplumsal yapı da değişmeye başladı. 2003 yılında ilk Onur Yürüyüşü 20 kişi ile düzenlenirken ilerleyen yıllarda bu sayı gitgide arttı. Türkiye hükümetine karşı 2013 yılında gerçekleşen Gezi Parkı Direnişi ile birlikte LGBTİ+’lar da hem toplumun birçok kesimi ile temas kurabilmiş hem de hükümet tarafından damgalanmıştı. 2013 ve 2014 yıllarında yüz bin civarı kişiyle yapılan Onur Yürüyüşü bildiğiniz üzere 2015 yılı ve itibariyle kriminalize edildi ve sert polis müdahaleleriyle karşılaştı.

Bu süreçten itibaren aslında LGBTİ+’lar için güvenli alanlar daralmaya başladı. Özellikle Diyanet İşleri Başkanı’nın açıklamaları sonrasında LGBTİ+’lar hakkında ayrımcı söylemler sosyal medyada artış gösterdi. Böylece hem artan ayrımcılık hem de daralan güvenli alanlarla birlikte tepki vermek, herhangi bir şey yapmak kişisel güvenlik ve yaşam için de bir zorluk halini aldı.

Buradan itibaren sizlere LGBTİ+ aktivistleri ve LGBTİ+ öznelerle gerçekleştirdiğim grupla psikolojik danışma oturumlarında karşıma çıkan temalardan söz etmek istiyorum.  LGBTİ+ olmak Türkiye’de suç değil, ancak karşılaşılan haksızlıklar karşısında hukuki yollara başvurmak oldukça zor.

Tepki vermenin güçlüğü, yeterli tepkiyi veremediğini düşünmek, hukuki engeller karşısında ne yapacağını bilememek gibi durumlara karşı grup katılımcılarının hayatta kalanın suçluluğu, utanç ve öfke hissettiğini gözlemledim.

Katılımcılar da bunları ifade ettiler ve bu duyguların kendilerinde yetersizlik ve çaresizlik hissiyle de bağlantılı olduğunu belirttiler. Suçluluk yaşıyorlar çünkü politik açıdan alana yeterince çıkamamak, bir şeyler yapamamak veya korkuyla geriye çekilmek onlara doğru gelmiyor.

Utanç hissetmekteler çünkü hem toplum tarafından kriminalize ediliyor hem de yaşadıkları yetersizlik hissinin içinde kıvranıyorlar. Öfkeliydiler çünkü özel alanlarına yönelik sınır aşılmakta, yaşam alanları daralmakta. Bu süreçteyse yapabilecek şeyler oldukça kısıtlıydı ve güvenlik endişesi de cabası.

Ancak bu süreçte yaşanan duyguların şifası bir noktada kesişiyordu: Birbirimizin güvenli alanları olabilmek ve var olmanın onuru.

Tüm katılımcılarla birlikte nihayetinde ortaklaştığımız, bu duyguları iyileştiren şeyin bazen sıkışık bir politik ortamda sadece var olabilmenin ve bir başkasının varlığını desteklemenin bile yeterli olduğu farkındalığı olduğuydu.

Özetlemek gerekirse, bu veya benzeri politik yapının LGBTİ+’lar üzerinde çok baskıcı tutum izlediği zamanlarda elbette bir şeyler yapmak güç. Çünkü hareket edebilecek alan kısıtlı. İçimizden geçen o alanı genişletmek olabilir ama elimizden gelmeyebilir. İstediğimiz kadar mücadele yürütemeyebiliriz. Ancak arkamızı dayayacağımız sağlam nokta hala birbirimize açabildiğimiz güvenli alandır. Bazen hiçbir şey yapmamak ve hâlâ bir arada durabilmek de yeterince politik bir harekettir.

*Belgrad Pride 2021 kapsamında Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği adına yaptığı konuşmadan.

**KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 


Etiketler: insan hakları, yaşam
Telegram