02/02/2021 | Yazar: Beren Azizi

Boğaziçi'nde asıl kapatılan bu nefret kampanyalarını yürütenlerin zihniyeti oldu. Okulumuz nefret kampanyası yürütenlerin zihniyetini kapattı, BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nü değil. BÜLGBTİ+ daha yeni açılıyor.

Boğaziçi LGBTİ+ onurumuzdur Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

2014-2015 yıllarında gecemizi gündüzümüze katarak on-on beş kurucu üye ile kurduğumuz, şu an ise mevcut üye dostlarımızın LGBTİ+ insan hakları için canla başla çalıştığı Türkiye demokrasisin yüz akı kulübümüz Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü, LGBTİ+ kimliğine yönelik yıllardır sürdürülen nefret kampanyası sonucu kapattırılmak isteniyor.

Örgütlenme hakkının, ayrımcılık yasağı çiğnenerek ihlal edilmesi talep ediliyor. Başka bir Boğaziçi öğrenci kulübünün ifade özgürlüğünü kullanarak düzenlediği bir sergide sergilenmiş ve hakkında henüz bağımsız – ya da öyle olmasını umduğumuz – yargı tarafından hüküm dahi verilmemiş bir tablonun ve BÜLGBTİ+’nın başka bir kulüp olan BÜKAK ile ortak kullandığı kulüp odasında yapılan polis aramasında bulunduğu iddia edilen bir kitabın kulüp kapatma gerekçesi olarak gösterildiği şaibeli bir kapatma kararı Fahrettin Altun tarafından Twitter'da paylaşılıyor.

Öncelikle bu kulübü kapatamazsınız, Türkiye demokrasisi buna izin vermeyecek.

Boğaziçili öğrenciler, LGBTİ+'ların özgürlüğünü ve eşitliğini hem Türkiye demokrasisi için hem LGBTİ+'ların özgürleşmesi için savunmaya devam edecekler. Biz mezun Boğaziçililer de LGBTİ+ hak ve özgürlüklerinin takipçisi olacağız. Yakasına yapışır bırakmayız varsa öyle bir kapatma kararının.

Şunu da belirtmek istiyorum ki evrensel akademik değerler açısından hiçbir meşruluğu olmayan atanmış bir yönetici tarafından, nefret kampanyası sonucu örgütlenme hakkı ihlal edilerek LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü hukuk dışı bir kararla kapatılsın isteniyor ama Boğaziçi'nde asıl kapatılan bu nefret kampanyalarını yürütenlerin zihniyeti oldu. Okulumuz nefret kampanyası yürütenlerin zihniyetini kapattı, BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nü değil. BÜLGBTİ+ daha yeni açılıyor.

Kulübün kurucuları mezunlar olarak şaibeli kapatma kararı sonrası kendi aramızda dertleşirken daha önce kulübün başkanlığını da yapmış olan arkadaşımız, “Bir avuç insandık… Kulübü kurarken kurucu üye yeter sayısı için onuncu kişiyi bile zor bulmuştuk, bunu unutmayın.” diye hatırlattı.

Hakikaten de öyleydi. Tüzüğünü yazması, çizmesi, bürokratik işleri, toplantısı, imzası, kararı, dilekçesi şusu busu derken bir avuç yirmili yaşlarının başlarında Boğaziçili öğrenciler olarak kurduk bu kulübü. Tabii ki LeGaTo’nun ve LuBUnya’nın mirasıyla... 2000 yılında LeGaTo’nun blogunda Boğaziçili LGBTİ+’lar şöyle demişler:

“Nihai amacımız üniversite kampüsünde bir sosyal kulüp kurmak. Boğaziçi Üniversitesi geleneği çerçevesinde kurulmuş İşletme Kulübü, Spor Kurulu ve Mühendislik Kulübü gibi toplulukların arasında bir gün Boğaziçi Üniversitesi Lezbiyen-Gay Topluluğu'nu da görecegiz!”

Boğaziçi LeGaTolu öğrencilerin bu yazısının üzerinden on dört on beş yıl geçtikten sonra, LuBUnya’nın ardından, Boğaziçi LGBTİ+ Kulübü Boğaziçi’nin son seçilmiş rektörü döneminde kuruldu. Yalnızca bir iki yıl içinde de en çok üye başvurusu alan kulüplerden biri oluvermişti BÜLGBTİ+. İşte böyle bir birikimin, devamlılığın, tarihin sonucunda bir avuç aktivist öğrencinin ve hocanın emeğiyle ortaya çıkmış bir sosyo-kültürel birikimdir BÜLGBTİ+. Böylesine Boğaziçilidir ve böylesine emekle, zamanla kurulmuştur, Boğaziçi’nin tarihinin parçasıdır.

Kulübün resmen kuruluşunun üzerinden yıllar geçti, beş altı yıl olmuş. Bugünlerde kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kötü zamanlar geçiriyoruz. “Yeni” Türkiye’de resmen eşit haklarımıza karşı zorba bir savaş başlatıldı. İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere eşitlik ve insanca yaşam adına kazandığımız tüm haklara en zorba yöntemlerle saldırılıyor.

Öte yandan toplumsal cinsiyet eşitliği talep edenlere yönelik bunca sopaya, tehdide, korkutmaya ve LGBTİ+ insanları sapkın diye her gün aşağılamaya karşın Boğaziçi Üniversitesi’nde daha önce görülmemiş sayıda çok öğrenci açık açık LGBTİ+ hak ve özgürlüklerini savunuyor. Bugün Boğaziçi’nde binlerce öğrenci LGBTİ+ düşmanlığına tavizsiz karşı çıkıyor. Artık LGBTİ+ aktivisti bir avuç öğrencinin kurduğu topluluklar, kulüpler yok binlerce öğrenci var, bugün BÜLGBTİ+ binlerce Boğziçili öğrenci demek, Boğaziçi demek. Çünkü kadını zapturapt altına alan LGBTİ+ fobik saldırganlık üzerine kurulu adına “erkeklik onuru” denen rabıtaya karşı üniversitelerde bir direniş var. Bu sözde onur özde katil rabıta “erkeklik onuruna” üniversiteler direniyor.

Biliyoruz ki LGBTİ+ olmak ne yanlıştır ne hastalıktır ne suçtur ne de sapkınlıktır. Hepimizin en sevdikleri, çocukları, kardeşleri, arkadaşları, eşleri, dostları LGBTİ+ olabilir, olmuştur, olacaktır. LGBTİ+ olmak bir varoluştur. Öyleyse bu hakikatlere rağmen bu derece korkunç bir LGBTİ+ düşmanlığı niye propaganda araçlarıyla her gün şiddetle empoze ediliyor? Çünkü LGBTİ+ düşmanlığı sadece LGBTİ+ insanları hedef alan bir şiddet değil, herkesi eşitsiz bir düzende biat içinde yönetmek için oldukça işe yarar bir politikadır da. Bu düşmanlık, adına “adam gibi adamlık” denilen katil rabıtanın biyopolitikası. Çünkü homofobi sadece eşcinselleri hedef almaz, homofobi erkek şiddetini bizatihi kurar. Sözde “erkeklik onurunu” inciten her şeyi hedef alır. “Erkeklik onuru” ve onun karşıtı olarak yerleştirilen eşcinsel erkeklik imgesiyle adeta erkekliğinin ispatı olarak icra edilir homofobi. Erkeğin eşcinsellik seviyesine “alçalması” paranoyasıyla “erkeklik onuru” öylesine kışkırtılır ki örneğin bir kadının “namussuzluğu” erkeği adeta “ibneleştiren” bir “onur kırılmasına” sürüklediği için erkeği bu duruma düşürmüş “namussuz” kadına ve hatta erkek adamın değerlerine saygısızlık yapan herkese karşı her türlü şiddet meşrulaşır, aklanır. İşte bu yüzden şiddet, “erkeklik onuru” ve homofobi birbirinden bağımsız düşünülemez, düşünülemeyecektir.

Dolayısıyla cinsiyetçi şiddete karşı mücadele edenler LGBTİ+ düşmanlığının da karşısındalar. Hem LGBTİ+ hak ve özgürlüklerini destekledikleri için hem de kendileri için de demokratik ve barışçıl bir yaşamın yolunu bunda buldukları için. Binlerce Boğaziçiliyi bugün “LGBTİ+’li” yapan bu bilinç. İşte bu hikayede, BÜLGBTİ+ gerçekten onurumuzdur. Kadın erkek eşitliğinin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin, Türkiye demokrasisinin nişanesidir, Boğaziçi’nin en önemli değerlerinden biridir. Kapatılmaz. Türkiye kapattırmaz.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, nefret suçları, eğitim
Telegram