12/07/2007 | Yazar: KAOS GL

“12 Eylül yönetiminin Ersoy'a verdiği sahne yasağından hiç ama hiç farkı yok bu yaklaşımın.

“12 Eylül yönetiminin Ersoy'a verdiği sahne yasağından hiç ama hiç farkı yok bu yaklaşımın. Sayın Bekir Coşkun'a, grubunun diğer gazetesi Radikal'in 'Orijinal Demokrasi' reklamını izlemesini öneririm. Zihni belki biraz açılır...” Sabah gazetesi yazarlarından Rahşan Gülşan’ın yorumu.

Mesele özgürlükler ve demokrasi olduğunda, birçoğumuzun isteyecekleri, birçoğumuzun da kalp kırıklığı var. Her şey bir tarafa, asıl önemlisi hepimizin söyleyecek lafı var. Hele de azınlıkta iseniz ve sesinizi duyurmak konusunda ciddi problemleriniz varsa; çoğunlukların size verilecek özgürlükler üzerinde 'uzlaşması' çok önemlidir. Evet, son günlerin gözde kelimesi 'uzlaşma' hakikaten hayati önem taşıyabilir...

Verip veriştiriyor!
Tabuların, örf ve adetlerin, sosyal hayatımızı radikal şekilde şekillendirdiği ülkemizde; bu 'uzlaşma' çok az konuda sağlanabilmekte. Ve söz demokrasiye, toplumsal uzlaşıya ulaşamadan 'gelenek- görenek' kıskacında yitip gitmekte. Önceki gün, Bekir Coşkun'un köşesinde 'alışmak' diye bir yazı vardı. Coşkun, yazıda daha önce hiç Bülent adında bir gelin duymadığını ama zamanla "Bülent Hanım" demeye de, "Gelinlik Bülent'e yakıştı" demeye de alıştığını belirtiyor. Nereye ulaşacağı belli olan fikrini de şu cümle ile patlatıyor ve "Gelin Hüseyin isteyince, kaynana Cemal gelinliği Paris'ten sipariş etti; teyze Timur ise pırlantalı bilezik taktı" cümlesine bile alışabileceğini söylüyor ağır bir kinaye eşliğinde. İKİYÜZLÜ YAKLAŞIM Sonra Ersoy nezdinde transeksüel insanlara da; depremlere, darbelere, yolsuzluklara-hırsızlıklara, şehit tabutlarına alışıldığı gibi alışılacağını söylüyor. Ersoy'un bu hareketi ile 'Popstar Alaturka' gibi, ülkeye kültür savuran kaliteli bir programı berbat ederek, çocuğu yaşındaki gençlerle evlenmesine verip veriştiriyor. İşte bu da bana çok ikiyüzlü bir yaklaşım gibi geliyor. Yani Bülent Ersoy, Türk Sanat Müziği söylerken mükemmel bir yetenek, ülkeye kültür savuran bir varlık ama yasal olarak herhangi bir engel olmamasına, karşı tarafın rıza göstermesine karşın evlenince; 'darbe, deprem, şehit tabutu' kadar fena ve insan hayatına kast edebilecek karanlık şeylerle karşılaştırılacak kadar tehlikeli bir varlığa dönüşüyor. Gelenek ve göreneklerin, ülkemizin ahlak yapısının bu konu ile neler söylediğini tabii ki biliyorum. Ama şekli, rengi her ne olursa olsun bizden farklı olanı, sürüden farklı olanı böyle lanetlemek mi gerekiyor? Hatta Hürriyet gibi çok insana ulaşan bir gazetede insanları nasıl tahrik edebileceğini düşünmeden umarsızca ve sokak ağzı ile alaya mı alınır? Dindar insanlar, laikler, azınlıklar ve çoğunluklar için, demokrasi savunulurken; gözümüze yavan görünen durumları böyle aşağılamak çok ikiyüzlü geliyor bana.

Şarkı söylerken
İyi! Demokrasi, bize hiç benzemeyene de yaşam hakkı tanımak değil midir? Bülent Ersoy'u televizyonda şarkı söylerken karşısında rakını içip hüzünleneceksin, onu kabulleneceksin; sonra Ersoy sosyal haklarını yaşayınca, onun transeksüel olduğunu hatırlayıp demagoji yapacaksın. Bu tam bize göre bir demokrasi anlayışı. Ve 12 Eylül yönetiminin Ersoy'a verdiği sahne yasağından hiç ama hiç farkı yok bu yaklaşımın. Sayın Bekir Coşkun'a, grubunun diğer gazetesi Radikal'in 'Orijinal Demokrasi' reklamını izlemesini öneririm. Zihni belki biraz açılır...

*Konuyla ilgili haberler:

[[Alışmak mı, alışkanlıklarınızdan vazgeçememek mi?]] - Umut Güner

[[Yazınız insanlık suçudur]] – Pınar İlkkaracan

[[Bekir Coşkun’a alışmayacağız]]

[[Alışmak...]] – Bekir Coşkun

Etiketler: medya
Dijital