21/09/2021 | Yazar: Semih Özkarakaş

Hacivat ve Karagöz’den bu yana süregelen Bursa’nın lubunyalık geçmişi çeşitli ayrımcılıkları da beraberinde getirdi. Bu duruma rağmen Bursa’da yaşayan veya yaşamış LGBTİ+’ların yaşam pratikleri ve ruh sağlıkları görmezden gelindi, konuşulmadı.

Bursa’dan yolu geçen LGBTİ+’ların çıkardığı ses Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Özgür Renkler Derneği 2013 yılında Gezi Direnişi’nin yarattığı yankıyla LGBTİ+ aktivisti Uludağlı öğrencilerin bir araya gelerek oluşturdukları bir topluluktu. Önceleri üniversitede kulüp olmak istemişse de üniversite yönetimi “güvenliğinizi sağlayamayız” gerekçesini öne sürerek bu talebi engellemişti.

Daha sonra aktivistler çareyi Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi LGBTİ+ Çalışmaları Grubu’nu oluşturmakta buldu ve bir süre faaliyetlerine bu çatı altında devam etti.

Sene 2016’ya geldiğinde ise artan katılım ve gönüllülük Özgür Renkler Derneği’ni tüzel kişiliğine kavuşturdu ve dernekleştirdi.

Bursa, LGBTİ+ dernekleri ve aktivizmi ile Özgür Renkler vasıtasıyla tanışmadı elbette. Bu tanışma biraz daha eskiye dayanıyor. 2000’li yıllarda Gökkuşağı Derneği kurulmuş, bir onur yürüyüşü düzenlemek istemiş fakat aktivistler, taraftar gruplarının saldırısına uğramıştı. Sene 2015 yılında Hayatın Renkleri ve Özgürlük Derneği kurulmuş ve onlar da muhafazakar grupların saldırısıyla karşı karşıya kalmıştı.

Hacivat ve Karagöz’den bu yana süregelen Bursa’nın lubunyalık geçmişi çeşitli ayrımcılıkları da beraberinde getirdi. Bu duruma rağmen Bursa’da yaşayan veya yaşamış LGBTİ+’ların yaşam pratikleri ve ruh sağlıkları görmezden gelindi, konuşulmadı.

Bursa’da Yaşayan LGBTİ+’ların Yaşam Deneyimleri ve Ruh Sağlığı Araştırma Raporu

Özgür Renkler Derneği olarak hem stratejilerimizi gözden geçirmek, hem Bursalı LGBTİ+’ların seslerini duyurabilecekleri bir zemin hazırlamak, hem de yerelde yaşanan ayrımcılık pratiklerine dikkat çekmek için ILGA – Europe desteği ile Ağustos 2020 tarihinde çevrimiçi bir anket çalışması hazırladık.

Anket çalışmasına literatür taramasıyla başladık ve Koç Üniversitesi Sosyal Bilimler Araştırmaları Etik Kurulu’ndan onay aldık. Ekim ayında anket sorularını çevrimiçi olarak yayınladık.

Anket sorularını, katılımcıların demografik bilgilerini, ayrımcılık yaşantılarını, ruh sağlıklarını, psikolojik dayanıklılıklarını ve yaşam pratiklerini ölçecek şekilde oluşturduk. Katılımcıların hangi ilçede yaşadıkları, kendilerini tanımladıkları cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri, kendilerini ait hissettikleri azınlık grupları, eğitim durumları ve sosyal güvence ile hane koşullarını derinlemesine analiz ettik. Katılımcıların yaşantılarını ve ruh sağlığını anlamak için kullanılan ölçekler arasında ise Mental İyi Oluş Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Algılanan Bireye Yönelik ve Algılanan Gruba Yönelik Ayrımcılık Ölçekleri yer aldı. Ayrıca Bursa’da yaşam, özbakım pratikleri ve açılma pratikleri alanlarında açık uçlu sorular oluşturulup katılımcılara yöneltildi. Bu sorularla, katılımcıların sosyalleşme pratikleri, sosyal hayatlarından memnuniyetleri, hangi alanlarda güvende hissettikleri, LGBTİ+ dernekleri ile etkileşimleri ve derneklerden beklentileri, özbakım ve sağlık pratikleri, cinsel sağlık konusundaki bilgi düzeyi, uyum süreci hizmetlerine dair pratiklerini ve fazlasını inceledik. Ayrıca katılımcılardan açılma deneyimlerine dair deneyim, pratik ve görüşlerini de paylaşmalarını istedik. Çalışma süresince birlikte üretim metodunu benimsedik ve bu çalışma bir akademik uzman, dernek aktivistleri ve öznelerin katkılarıyla hayata geçti. Ankete verilen cevapların analiz edilmesi hazırlamış olduğumuz araştırma raporunun da temelini oluşturdu.

Bulgular

Toplamda 69 kişi ankete katılım sağladı. Elde edilen bulgular doğrultusunda biliyoruz ki, katılımcılar LGBTİ+ kimliklerinden dolayı hayatlarının her alanında ayrımcılığa maruz bırakılıyor. Öyle ki, katılımcıların çoğu Türkiye’de kabul görmediğini hissediyor ve insanlar ile toplumun kendilerine karşı olduklarını hissediyor. Dünyanın ve Türkiye’nin hemen hemen birçok yerinde olduğu gibi Bursa’da da katılımcılar sıklıkla fiziksel şiddet, alay edilme, hakarete uğrama gibi ayrımcı tutumlarla ve nefret tutumlarıyla karşı karşıya kalıyor. Ayrıca katılımcıların yarısı Bursa’da ev veya iş ararken de ayrımcılığa maruz bırakıldıklarını da ifade ediyor.

Katılımcılar iş yerinde, okulda, sokakta ayrımcılığa maruz bırakıldıklarını paylaşırken, katılımcıların yarısı sağlık kurumlarında da ayrımcılığa maruz bırakıldıklarını ekliyor. Bu ve benzeri durumlar katılımcıların ruhsal iyi oluşlarını ve psikolojik dayanıklılıklarını negatif yönde etkilerken psikolojik semptomlarında da artış gözüküyor.

Yaşam pratikleri ise katılımcıların neredeyse yarısının Bursa’daki yaşantılarından memnun olmadıklarını ortaya koyarken Nilüfer ilçesi ise görece daha güvenli bulunan semtler arasında yer alıyor.

“Maalesef yok. Belli derecede Nilüfer Belediyesi bunu gözetmeye çalışsa bile bunun kabul gördüğünü düşünmüyorum. Öncelikle şehirde LGBTİ bireylerin sosyalleşeceği ve sorunlarının ortak olduğunu fark edeceği bir toplanma alanımız yok.”

Katılımcılar karşılaşılan olumsuzluklara dair; şehrin muhafazakâr ve milliyetçi yapıya sahip olması, insanların yaklaşımlarının kötü ve önyargılı olması, kişisel saygı duygusunun olmaması gibi ifadelerle yereldeki algıya dikkat çektiler.

Özgür Renkler’in stratejilerini değiştirmesi amacını taşıyarak bu çalışmayı hayata geçirdiğimizi düşünürsek katılımcıların Özgür Renkler’e dair görüşleri bizler için önem arz ediyordu. Bazı katılımcıların ifadeleri bizim için epey ilham verici nitelikte oldu.

“Evet haberim var ama ben onlara göre çok yaşlıyım. Dernekte hiç yaşlı insan görmedim. Bu yüzden gitmiyorum. Gençler genelde çok acımasız oluyor.”

Şehrin genel havası ve LGBTİ+ derneklerine erişimin yanı sıra sağlık hizmetlerine erişim konusunda da katılımcılar görüşlerini paylaştılar. Katılımcıların %76,7’sinin sağlık hizmetlerinin LGBTİ+’lar için yeterli ve kapsayıcı bulmadığını biliyoruz. Katılımcılar bu ayrımcılığı sağlık hizmeti alırken alaycı tavırlarla karşılaşma, imalı ve önyargılı sorular sorulması, saygısız bakışlar ve cümlelerle sarf edilmesi, sert tavırla karşılaşılması, hakaret ve odadan kovmanın gerçekleşmesi ile belirttiler.

“Sağlık kurumunda birkaç kere cinsel kimliğimi paylaşmak durumunda kaldım ve bana iğrenç çöp torbası muamelesi yapıldı. Hatta saygın bir kamu hastanesindeki profesöre, sağlığım ile ilgili olarak cinsel kimliğimi paylaşmam gerektiğini düşünüp söyledim ve beni odasından kovdu.”

Sonuç ve tavsiyeler

Yaşanan bu pratikler, bulgular ve daha fazlasını rapor içerisinde göstermeye çalıştık. Bu pratikler karşısında bir dizi sonuç ve tavsiye de hâsıl oluyor.

Örneğin Nilüfer, kentliliği göz önüne alındığında görece daha yaşanabilir olarak bulunurken ayrımcılık burada da değişmiyor. Bursa’da yaşayan LGBTİ+’lar neredeyse hayatın her alanında ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Bursa’da yaşayan LGBTİ+’lar alışveriş yaparken, kafede, belediyeden hizmet alırken, spor salonunda, ev tutarken dahi ayrımcılığa maruz bırakılıyorlar. Bu sebeple yerelde LGBTİ+ kapsayıcı mekanların arttırılması, Özgür Renkler’in daha fazla kişiye ulaşabilmesi için stratejiler geliştirmesi, psiko-sosyal ve hukuki destek mekanizmalarının sivil toplumlar ve yerel yönetimlerce hayata geçirilmesi ve ayrımcılığın topyekün ortadan kaldırılması gerekiyor.

Hazırlamış olduğumuz rapora buradan ulaşabilirsiniz.

Kaos GL dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin Toplumsal Cinsiyet dosya konulu 178. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.


Etiketler: insan hakları, kent hakkı, sağlık hakkı
Telegram