19/02/2010 | Yazar: Umut Güner

Cadının Bohçasında - Esmeray ile Söyleşi

Cadının Bohçasında - Esmeray ile Söyleşi
 
Seks İşçiliğinin trans bireylere dayatılmasına karşın, seks işçiliğini bırakan ve hayatını devam ettirmek için, börek açan, gazete dağıtan, kazak ören Esmeray’ın midye standından, Cadının Bohçası’na uzanan yolculuğu hakkında konuştuk.
 
Seks işçiliği yapmaya nasıl karar verdin ve bırakmaya nasıl karar verdin?
Aslında yapmaya karar vermedim. Bırakmaya karar verdim. Yapmaya karar vermedim dememin sebebi şu, bu kimlikle ortaya çıkan insanların hemen hemen tamamı seks işçiliği yapıyor ve transeksüel kimliğini yaşamak istiyorsan seks işçiliği yapmak bir normdur. Ama seks işçiliği yapmak inanılmaz zordu. Ben 18 yaşındaydım. Benim için çok önemli değerler vardı ve ahlaksal olarak bize dayatılan bütün değerler benim için çok önemliydi. Namus benim için çok önemliydi. Seks işçiliği yapmak ahlaksızlık olarak değerlendiriyordum. Geldiğim aile yapısında çok zordu.. İlk zamanlar çok ahlaki bir yerden reddediyordum. İşin içine girince benim için daha zordu. Hayatın yeni başındaydım, kendimi bu kadar geliştirmemiştim. Sosyal değildim ama yine de seks işçiliği yapmak bana galip geliyordu. “Neden bu kimlikte yaşadığım için buna mahkum oluyordum” diye soruyordum. Benim gibi düşünen bir arkadaşım olmadığı için bunu kimseye açamıyordum.
Hem transeksüel olduğum için bu kimliğin zorluğunu çekiyordum hem de transeksüeller içinde de kendim gibi bir transeksüel arkadaşım olmaması nedeniyle ve bu dayatmayı sorgulayan hiç kimse olmadığı için zorladım.
 
Peki bırakma sürecin…
 Bir şekilde sosyal hayatın içine çıkış yaptım. “normal” arkadaşlarım oldu, sol partiye üye oldum ve orda başka bir dünya gördüm. Seks işçiliğini meşru kılmak için, sanki ahlaki bir yerden baktığımı düşünebiliyor insanlar ya da trans arkadaşlarım, yumurta kabuğunu beğenmiyor diyebiliyor.
Seks işçiliğinin benimsenecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ataerkliliği, heteroseksizmi yeniden, üreten alanların başında geliyor. Orada beden bir kadın bedeni söz konusu. . Ben başından beri şunu savunuyorum, ben kimlik mücadelesi veriyorum, ben seks işçiliği mücadelesi vermek istemiyorum. O kapalı, çirkef, şiddet, vahşet dolu bir ortamda yapamazdım. Seks işçiliğinin içine hapsediyorsunuz. Konuştuğun beş on kelime var. Erkekler, cinsel organlar ve paradan ibaret bir hayat bize dayatıyordu. Ben başka bir şeyler üretmek istiyordum.
 
Politik bilince vardıktan sonra, çok ciddi bir şekilde, seks işçiliğinin erkekliliği, şiddeti yeniden yeniden üreten bir alan olduğunu görüyorsun. Bunları sorguladıktan sonra, bir diğer nokta ise, transeksüelsem ve bana dayatılan tek bir meslek..  Seks işçiliğini de önüme bir meslek olarak koymadım ve bunun içinden çıkmadım. Seks işçiliğini bırakmak istediğimde, arkadaşlarım bir evin, araban olsun öyle bırak diyorlardı. Arabam ve evim olunca neden bırakıyım ki?
 
Bütün bunlardan sonra bıraktım. İlk başta on gün çalışmadım, bir gün çalıştım. Sonrasında tamamen bıraktım. Aç kaldığım günler vardı. Ama gene de dönmedim. Etrafımda bir sürü insanın durumu çok kötüydü. Ablamın, kız kardeşimin, komşumun durumları da çok kötüydü ve onların aklına seks işçiliği yapmak gelmiyordu. Bize dayatılan bir durumu neden bu kadar çabuk kabul ediyoruz.
 
Seks işçiliği çok büyük bir sektör haline geldi. Bir sürü insanın içinde olduğu bir sektör aslında. Ben hiç kimseye seks işçiliğini bırak demedim. Buna kimsenin hakkı yok. Seks işçiliği yapmak istemeyenler için alternatifler yaratılmadan bir şey diyemezsin. Bugün ise, seks işçilerin sosyal haklarını kullanmalarını sağlamak için mücadele edebiliriz, seks işçilerinin yaşam hakkı, sendikal hakları, örgütlenme hakları alanında mücadelelerini desteklenmelidir. Bunun bazen çelişkisini yaşıyorum. Bir yandan hiç kimse seks işçisi olmasın diyorum bir yandan da sendikalaşma hakları için mücadele etmemiz gerekir diye düşünüyorum.
 
Trans hareketin içindeyim ama çok fazla harekete yön vermeden mücadele ediyoruz. Bir arkadaşımız öldüğünde sokağa çıkıyoruz. Ama hem trans bireyler için hem de seks işçiliği alanında taleplerimizi şekillendirmemiz gerekiyor. Bunun yanında seks işçiliği alanını sorgulamak gerekiyor. Kadın bedeni üzerinden para kazanan insanlar var. Bu insanları, sorgulayamayacak mıyız? Polis evlerimizi mühürlemediğinde, para cezaları kesilmediğinde bizim mücadelemizin yönü ne olacak. Gündelik sorunlar dışında biz gerçekten ne istediğimiz üzerine konuşmamız gerekiyor diye düşünüyorum.
 
Seks bıraktıktan sonra hayatına nasıl devam ettin? Hangi işlerde çalıştın?
Hemen iş bulamadım. Etrafımda asalakça yaşayan çok fazla insan vardı ve öyle yaşamak istemiyordum. Seks işçiliğini bıraktım ve bana vermek zorundasınız gibi bir dayatmayı söylemek benim için çok kolaydı. Ancak ben bunu yapmadım. Yapmak istemedim. Aç kaldım ama birilerinden bir şeyler istemedim. “Biz sana borç veriyoruz, geri ödeyeceksin” diye dayanışmayla ayakta kaldım ama bunun yanında, börek yaptım sattım. Kazak, şal ördüm. Pazartesi’nin kafesi gibi kafelerde çalıştım. En son işimde midyecilik aslında. Midyecilikten sonrada stand-up üzerinden devam ediyorum. Ancak ayakta kalmak için başka işler yapmam gerekiyor bakacağım.
 
Cadının Bohçası kendi hayat hikayendi.. Sonrasında tecavüz isimli oyunla karşımıza çıktın. Neden tecavüz?
Cadının Bohçası bir stand-up, interaktif bir şey. Benim bir tiyatro deneyimim vardı ve neden olmasın diye düşündüm. Dario Fo’nun tecavüz oyununun üzerine çalışmıştım. Tecavüz olayları son derece yaygınlaştı. Tecavüz eden erkekler mesela hepsi aynı şeyi düşünüyorlar ve aynı anadan babadan doğmuş gibi birbirlerine çok benziyorlar. Sigara basmak istemeleri, yeltenmeleri, ağızlarından çıkan cümleler, savunma şekilleri de hep aynı. Tecavüze uğrayan kadınları değil erkekleri koruyan bir sistem var. Herkes erkekleri koruyor. Son zamanlarda Hüseyin üzmez olayında, “küçük kızın vücuduna bir zarar verilmemişti” denildikten sonra bütün tecavüzcüler deli raporu alıp serbest kalmak istiyorlardı. Bende Cadının Bohçasında trans çığlık olarak çıktı. Burada da tecavüze karşı sesimi yükseltmek istedim. Başıma gelen tecavüzü nasıl paylaşacağımı düşündüm, ancak bunu paylaştığımda rahatsız olmadım. Çünkü ben suçlu değilim, asıl suçlu tecavüz edenlerdir. Tecavüz öldürür, bir katliamdır. Hayatı karartır bu. Benim iznim olmadan bedenimin ellenmesi bile bana tecavüz gibi geliyor.
 
Cadının Bohçasında çok fazla oyunculuk yok. Bu oyunla aynı zamanda oyunculuk deneyimimi de paylaşmak istedim. İlk zamanlarda tek başıma çalıştım sonrasında Zeynep Tarhan arkadaşımla birlikte çalışmaya başladım. Sonrasında oyunun yönetmeni oldum. Tecavüzü tek başına sahnelemek çok zor, metin 15 dakikalık bir oyundu. Benim hikayemle diğer hikayeyi birleştirdik çok da olumlu tepkiler aldım.
 
Eşcinsellikle ilgili klişeleri besleyebileceğini düşündün mü?
Böyle anlaşıldığını düşünmüyorum. Zaten orda 16 yaşında eşcinsel olduğunun farkında olan birisi. Ancak toplumsal normlarla ikilemde kalan biri… “Bu diğer erkeklerden farklı”, “Erkek erkeği sever mi, seviyor” diye düşünüyor. Yani orda heteroseksüel bir çocuk tecavüze uğramıyor. Oyun sırasında daha çocukluğuma geri dönüyorum ve çocukken bana “avrat memet” diye dalga geçtiklerinden bahsediyorum. 16 yaşında bir erkek çocuğunda tecavüze uğrayabileceğini söylüyorum. “Erkekler de tecavüze uğruyor” gibi bir savunma oluyor.  Ama tecavüz edenler erkekler. Tecavüzün cinsel yönelimi, cinsel kimliği yok!
 
Cadının Bohçası’nda aslında tecavüz kadar travmatik bir hikaye vardı ve bu hikayeyi sen trajikomik bir halde anlattın. Aslında hem eğlendik, hem ağladık hem de üstüne çok fazla düşündük. Tecavüz oyunu ise hep anlatıldığı gibi anlatıldı, daha trajikomik bir yerden hareket edemez miydin?
Mizahi bir dille tecavüzü anlatmak çok zor. Trajikomik bir hale getirmek zor. Cadının Bohçası’nda yaşadıklarımda ağır bir şeydi ama tecavüz kadar zor değil. Bunu aşmanın tek yolu, anlatmak ve anlatmam gerektiği için yaptım. 16 yaşında yaşadığım bir olayı ancak şimdi paylaşabiliyorum. Dario Fo ‘nun oyununda bu anlaşılıyor. Şikayet için yarın başvuracağım” diyor. Sorular soracaklar, polisler gülecek vs. diyor. Şimdilik böyle anlatılır başka türlü anlatılamaz diye düşünüyorum. Bunu anlatmak bile o travmayı atlatmanın bir parçası olduğunu düşünüyorum. Bir de insanlar hep gülmesinler, rahatsız olsunlar istedim. Tecavüze ne kadar ortaklık ettiğimizi de düşündürmek istiyorum. Kimse bu oyunu izleyip vicdanını rahatlatmasın diye düşünüyorum.
 
Aydın Öztek’in Esmeray Bir Direniş Öyküsü isimli belgeselinde, “transeksüellere öğretmenlik yapmak dayatılsaydı, tepki vermek için seks işçiliği yapardım” gibi bir cümlen var..
Eğer sen transeksüelsen ve bütün dünya sana tek bir mesleği dayatıyorsa, örneğin avukatlık, öğretmenlik gibi… Tepki vermek ve karşı durmak için seks işçiliği yapabilirim demiştim.
 
Cadının Bohçası ile LGBTT harekete çok önemli bir katkı sunuyorsun? Cadının Bohçası nerelerde açıldı?
Cadının Bohçası, Ankara, İstanbul, Van, Eskişehir, İzmir, Çanakkale, Diyarbakır, Adana’da gösterildi.
 
Üniversitelerden çok fazla talep geliyor. Daha önce oyunu izleyen toplumsal cinsiyet üzerine ders veren hocalar, öğrencilerini oyunu izlemeye gönderiyorlar. İstanbul’da da üniversitelerden öğrenciler izlemeye geliyor. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Üniversitelerdeki eğitim sistemini de dönüştürebilecek bir umut olarak değerlendiriyorum. Küçücük bir kıvılcım da olabilir diye düşünüyorum.
 
Esmeray başka neler yapmak istiyor?
Uzun vadede kendimi kestiremiyorum. Bunu profesyonel olarak yapmaya devam etmek istiyorum. Artık bu benim için bir meslek haline geldi. Bunun yapmamın bir nedeni de mesleğimin olmaması. Dario Fo’nun iki oyununu birleştirerek bir oyun yapmaya düşünüyorum. Cadının Bohçasının devamı ile ilgili de düşünüyorum ne yapacağıma..
 

Etiketler: kültür sanat
nefret