11/08/2010 | Yazar: Burika Tutu

Benim en büyük başarım kendi isteğimle çıktığım bir yolculukla başlamadı ilerlediğim arzın merkezinde ve şu hayatı anlamlı kılmak karmaşasında bir seher vaktidir adı koyulmamış bedeni

Benim en büyük başarım kendi isteğimle çıktığım bir yolculukla başlamadı ilerlediğim arzın merkezinde ve şu hayatı anlamlı kılmak karmaşasında bir seher vaktidir adı koyulmamış bedenimin...  
 
Azmettiricisinin babam ve katilin de annem olduğu bir başarıydı aslında... Milyonları arkamda bıraktığım bir maratondu benim başarım. Hızlı, daha hızlı dediğim... Kendimi biraz daha hızlı koşarsam, konuşan bir tohum olacağım diye kandırdım. Aslında en büyük başarım talihsiz bir gecede başlayan birleşmenin sebebiyet verdiği oluşumla kendimin olmayan bir maratonda koşmaya mecbur bırakılmaktı vesselam...
 
5475 günlük bir ömür benimki, sanmayın ki matematiğim iyi! Babamdan öğrendim saymayı 1’den başlayıp 31’e dek süren... Ortaokulun tam ortasından beri 31 notuna aşina bir babam. Erkeklerin pek de yabancı olmadığı bir sayının mutsuz birleşmesi... Boşa akıttığı, ölüme terk ettiği milyarlarca sperm arasında buldu luzumi boşanacak bugünü. Böylesi var oldum ölüme dek.
 
Ölümle yaşam iki kuyu aslında... Ölüm varsa, yaşam olduğu içindir. İlk başarım çok kanlıydı benim. Hani şu anne-baba şebekesinde masumca işlenmiş bir cinayetle. Anladım ki, kan yalnız ölüm anlamına gelmez şu iki kuyu arasındaki ince ipte, yaşamın temelinde kan var. İlk nefesinde bile kan kokusu insanoğlunun...
 
İlk başarımı milyonlarca spermi geride bırakarak elde ettim. Amacım cinayet içinde cinayet değildi; sadece konuşabilecek bir tohum olmaktı. Başarıma sebebim saniyede 4 mm ilerlemedir vaktinde. Ve cinayetin baş aktörü babamın bana en güzel hediyesi ne bir oyundu oynanacak ne de bir çemberdi dışında durulacak, olsa olsa bir hayattı kök salacak.
 
Yaşam, tek kullanımlık bir armağan; hani anne-baba şebekesinin kullanmayı unuttuğu bir kondom gibi tek kullanımlık. Ya da unutmak, mazeretin saklanma payı... Salisesi bile önemli olan maratondayım, şu an 5475 gündür hiç mola vermedim. Tekrarı olmayan iki kuyu arasında ince bir ipteyim.
 
Tam yolun sonunda, sinsice arkamdan 90 derece açıyla bakacak bir Azrail’i umursamadan...
 
Dürbünü ters çevirerek baksak belki hayata, küçücük bir böceğin bile hayatta kalmak için ne büyük bir mücadele verdiğini görürüz. Belki o zaman anlarız ki, ölümü kutsamak o kadar da kolay değil. Zaten incecik bir iptesin ve bu ip elbet bir gün kopacak yağmur suyundan; nitekim kilondan ya da çok ateşli geçen kıyasıya bir aşktan.
O zaman zor olanı yap; yaşamı, yaşamayı değer kılan bir öpücükle bırak.


Etiketler: yaşam
nefret