02/06/2011 | Yazar: Erdal Partog

Yoksulun, emekçinin, emeklinin, Kürt’ün ve eşcinselin (cinsiyet kimliği eksik) yanında olacağını uzun bir aradan sonra CHP’nin açıkça dile getirmesi

Erdal Partog | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Erdal Partog
Yoksulun, emekçinin, emeklinin, Kürt’ün ve eşcinselin (cinsiyet kimliği eksik) yanında olacağını uzun bir aradan sonra CHP’nin açıkça dile getirmesi özellikle cinsel yönelim konusunda ilk defa rengini belli etmesi demokrasi açısından hiç de yabana atılır bir mevzu değil.
 
AKP’nin yeni bir anayasa için kolları sıvayacağını söylediği yeni meclis döneminde CHP’nin demokrasi raporu ve anayasa hedefi doğrultusunda BDP ile meclisi çalıştırması bütün vatandaşların rahat bir nefes almasına neden olabilir.
 
CHP’nin çağın özgürlükçü çizgisine yaklaşabileceğini bundan bir yıl önce söyleselerdi doğrusu kimse inanmazdı. Çünkü CHP özellikle son 15 yılda kendisini yeniliğe kapatan ve statükoya kendini dayayan bir partiye dönüşmüştü. Bütün bu süreç Deniz Baykal’ın kişiliği ile adeta özdeşleşmişti. Vatandaş CHP’nin değişmeyeceğini kabullenmişti.
 
Kürt siyasetinin kendini var etmeye başladığı, İslamcıların ılımlılaştığı ve sermaye olarak büyüdüğü bir süreçte bazı CHP’li seçmenlerin ve siyasetçilerin milliyetçi ve ulusalcı bir çizgiye kayması CHP’nin sol değerlerden uzaklaştığının kanıtı olmuştu. Bu durum CHP’yi özgürlükleri ve sosyal demokrasiyi savunan bir parti görünümünden hayli uzaklaştırmıştı. Neredeyse CHP hep muhalefet hep statüko ile anılır olmuştu. Sağ siyasi anlayışların da bu süreci kendilerince yontması CHP’yi iyice özgürlüklerden uzaklaştırmış ve CHP’nin içinin boşalmasına neden olmuştu. CHP bu nedenlerden dolayı büyüyemediği gibi parçalanma noktasına kadar gelmişti.
 
Bu çıkmaz durumdan çıkmak için CHP’nin yapması gereken kendi parti tarihinden dersler çıkararak halktan yana demokrasiden yana açık tavrını ve programını koymasıydı. Beklentilerin CHP içinde ve dışında bu yönde olması Kemal Kılıçdaroğlu’nu ortaya çıkardı. Bu süreçte Kılıçdaroğlu ve onunla beraber yeni CHP’nin yolu az da olsa belirginleşmeye başladı. Düşe kalka ilerleyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si bu düşüp kalkmalardan çok şey öğrenmiş olmalı ki sol için sosyal demokrasi için önemli olan bir çizgiyi son demokrasi raporuyla ucundan yakalamış oldu. Merak edilen ise bundan sonra ucundan yakaladığı demokrasi yıldızını ne kadar parlatabileceğiydi. CHP’nin özgürlükler açısından değişimine devrimci demek henüz erken olsa da en azından CHP’nin sosyal demokrat bir partiye yaraşır bir tutum içinde olduğu belli oldu.
 
CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu seçim sürecinde değişim sinyallerini birçok konuda şimdiye kadar zaten veriyordu. Birçok eksiği olmasına rağmen Aile sigortası CHP’nin en güçlü vaadi oldu. Yıllar sonra CHP Diyarbakır’da miting yaptı. Çatışmacı siyaset anlayışından uzaklaştı. Ancak bütün bu değişimlere rağmen CHP’nin değişiminin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu şüphesi hep devam etti. Ne zaman CHP 2011 seçimlerine çeyrek kala oldukça önemli olan demokrasi raporunu ve anayasa hedefini açıkladı işin rengi değişti. Nitekim daha Deniz Baykal’ın CHP’yi bırakmasının üzerinden bir sene bile geçmeden CHP’de bu yönde değişim yaşanması kamuoyunda heyecan yarattı. CHP’nin birkaç gün önce açıkladığı demokrasi raporunun herkesi şaşırtması hem CHP için hem de Türkiye demokrasisi için bir kazanım oldu.
 
Demokrasi raporu CHP için taşların yerine oturması anlamına geldiği gibi Türkiye siyaseti için de sağ ve sol anlayışların birbirine karıştığı bir dönemde yeniden solun kendi zeminini bulması anlamına da geliyordu. Her ne kadar seçimlere çok az bir zaman kala CHP’nin demokrasi raporunu ve anayasa hedefini geç de olsa açıklanmış olması bir ilerlemedir. CHP’nin gelecek yeni meclis döneminde daha çok büyüyeceği, daha çok AKP’yi sıkıştıracağı çok açık görünüyor.
 
Demokrasi raporu ve anayasa hedefi hem CHP için hem de diğer sol siyasi anlayışlar için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Çünkü CHP’nin demokrasi raporu yeni anayasa hedefi yeni bir vizyon üzerine oturtmuş görünüyor. Bu vizyon uluslararası insan hakları değerlerinin bütünlüğünü yansıtıyor. Devleti değil insanı esas alıyor.
 
CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde sosyal demokrasiyi insan hakları kriteri üzerine oturtması CHP için bir devrim niteliğinde ancak demokrasi raporunun ve anayasa hedefinin ne kadarının hayata geçeceği ne kadarının meclis kürsülerinde dillendirileceği merak konusu.
 
Bu rapor ve hedef 12 Haziran seçimlerinden sonra sadece yazılı bir metin olarak da kalsa CHP’nin bu süreçten sonra geri adım atması zor görünüyor. Cin lambadan çıkmışa benziyor. Özgürlükçü demokrasi cinini çıkaran CHP bu cini kendisi kontrol edememesi durumunda bu cini CHP dışında başka bir yapının üstleneceği çok açık görünüyor. Bu anlamda özgürlükçü demokrasi çizgisinin CHP’ye ne katacağından çok sola ne katacağı daha çok merak edilen bir konu olacak gibi. Çünkü CHP’nin merkezde özgürlükçü bir sol çizgi oluşturması uçlardaki sol grupların merkezin değişim ve dönüşümünden etkileneceğini gösteriyor. Sosyal demokrasi anlayışının çok zayıf olduğu bir dönemde geniş kitlelere yayılamayan bazı söylemlerin de CHP’nin dönüşümünden etkilenmesi kaçınılmaz oluyor.
 
Yoksulun, emekçinin, emeklinin, Kürt’ün ve eşcinselin (cinsiyet kimliği eksik) yanında olacağını uzun bir aradan sonra CHP’nin açıkça dile getirmesi özellikle cinsel yönelim konusunda ilk defa rengini belli etmesi demokrasi açısından hiç de yabana atılır bir mevzu değil. Kimi köşe yazarları demokrasi raporunu ve anayasa hedefini her ne kadar görmezden gelse de artık eğri oturup doğru konuşma zamanı gelmiş görünüyor. Bu raporu ve hedefi sıradanlaştırmak CHP’nin eski siciline bakıp ondan rüştünü ispatlamasını istemek eğer ispatlayamazsa AKP’nin liberal muhafazakâr çizgisinin CHP’den üstün olacağını düşünmek olsa olsa bir burjuva ahlakıdır. Her ne kadar CHP’yi en çok eleştirenlerden biri olsam da CHP’nin zaman zaman sol reflekslerine geri dönmesini desteklemek en azından sıradan bir vatandaş olarak umut vaat edici olduğunu söylemek kaçınılmazdır.
 
AKP’nin yeni bir anayasa için kolları sıvayacağını söylediği yeni meclis döneminde CHP’nin demokrasi raporu ve anayasa hedefi doğrultusunda BDP ile meclisi çalıştırması bütün vatandaşların rahat bir nefes almasına neden olabilir.
 
CHP’nin demokrasi raporu ve anayasa hedefi insan haklarının bütünlüğüne ve demokrasinin derinleşmesine katkı sunan metinlerdir. Bu raporun ve hedefin bazı eksiklikleri olmasına rağmen ilerici bir rapor ve hedef olduğunu itiraf etmeliyiz. Bu anlamda sola derinlik katan açılımları seçim süreçlerine bağlı kalmadan stratejik olarak destekleyebilmeliyiz.
 

Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret