24/09/2009 | Yazar: Devran Koray Öcal

Çok duyarlı hareketler bunlar

Devran Koray Öcal | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Devran Koray Öcal

Çok duyarlı hareketler bunlar

"Eşcinselliğin toplumda zaten negatif bir algılanış tarzı varken, bir de reyting rekorlarını zorlayan, ‘prime time’da yayınlanan bir programda, bu ‘aşağılama’ ve ‘karşı durma’ noktalarının meşrulaştırılması -hele ki çocukların gözlerinin önünde bunun yapılması- ciddi sorunlar yaratabilecek bir ‘duyarsızlık’ örneğidir."
 
Çok Güzel Hareketler Bunlar (ÇGH diyelim bundan sonra), bir televizyon kanalında uzunca bir süredir yayınlanan, güldürüye dayalı bir eğlence programı... Yılların usta ismi Yılmaz Erdoğan’ın hocalığında, program bir grup yetenekli tiyatro oyuncusunun haftalık olarak hazırladığı skeçlere dayalı olarak, ciddi bir izlenme oranıyla yürüyor.

Yayına girdiği ilk günden bu yana sürekli olarak reytingini artıran ÇGH’de, oyuncular -belki de toplumsal yanı ağır basan Erdoğan’ın öğrencisi olmaları dolayısıyla- geyik mizahıyla sınırlı kalmayıp sosyal nabzı da bir nebze olsun tutuyorlar. Ele alınan konularda, kadınların toplumsal konumundan (ataerkil yaşamdan), oyun hamuruna çeviren sınav sistemine kadar genişletebileceğimiz bir yelpaze, bu durumu örnekler.

Programın, çok güzel bir başka hareketi de, izleyici profilinin büyük bir kısmını oluşturan çocuklara tiyatro sevgisini kazandırmasıdır. Erdoğan hocanın yönlendirmesi ve Mutfak oyuncularının sempatik duruşlarıyla birlikte çocuklara ayrılan zaman (skeçlerin ardından çocukların fikirlerinin alınması gibi), hem tiyatrodaki hem de televizyon karşısındaki çocukları, dehşet veren haber bültenleri ve silahlanmaya dayalı mafyatik dizilerin kıskacından kurtarıp toplumsal ve sanatsal bir uğraşıya yönlendiriyor.

Buraya kadarki anlattıklarımızın diğer bir ifadesi şu: ÇGH, gerçek anlamda bir ekran fenomeni haline geldi ve Türkiye halkının ihtiyaç duyduğu, tam bir aile programı.
Ancak, birçok noktada (küfürlü replikler gibi), topluma ve özellikle çocuklara kötü örnek olabileceği gerekçesiyle oyuncularını uyaran Yılmaz hoca, toplumumuzun ve medyanın da bir alışkanlık haline getirdiği ‘eşcinselliğin bir espri malzemesi olarak kullanılması’ konusunu es geçiyor. Birden fazla ÇGH bölümünde, eşcinsellik mevzusu -bu noktada yapılan esprilerin yüksek alkış alması sebebiyle de- güldürü malzemesi olarak kullanılıyor. Eşcinselliğin güldürü unsuru olarak kullanılması bir nebze hoşgörülebilir. Önyargılarımızı ‘gülmek yoluyla kırmak’ metodu, bu noktada savunulabilir belki. Ancak, gelin görün ki, yalnızca bir mizah değil, ortada bir şekilde aşağılama sınırına yaklaşan ‘küçük düşürme’ esprileri görüyoruz.

Genel bir bakışla, ÇGH’de, eşcinsellik teması, ‘kırık erkeklik’ şeklinde işleniyor. Birbirlerine yakınlaşan (programda kullanılan dille ‘yavşayan’) erkeklere gülüyoruz, sonrasında o erkeklerden birinin durumun farkına varıp ‘hösstt ne yapıyorsun lan sen!?’ şeklinde bir tepkiyle karşısındakini iteleyip ‘maçoluğu’ yüceltmesini alkışlıyoruz. Bu durumda, duyarlılık yanı yok olup küçümseme seviyesine varan espri, esprisini (yani ruhunu) kaybediyor.

Bu yazının kapsamını biraz daha genişletip eşcinselliğe karşı yapılan doğrudan ve dolaylı saldırılar ile eşcinsel kimliğini ‘gizli’ yaşamak zorunda olanların istatistiğini vermek belki daha anlaşılır kılacaktı anlatılmak isteneni. Ancak, böyle olursa, yazı sınırlarının kapsamını aşacağımız da bir gerçek. Eşcinselliğin toplumda zaten negatif (‘sapkınlık’ şeklinde) bir algılanış tarzı varken, bir de reyting rekorlarını zorlayan, ‘prime time’da yayınlanan -sevilen tabirle 70 milyonun izlediği- bir programda, bu ‘aşağılama’ ve ‘karşı durma’ noktalarının meşrulaştırılması -hele ki çocukların gözlerinin önünde bunun yapılması- ciddi sorunlar yaratabilecek bir ‘duyarsızlık’ örneğidir.

Bu bağlamda, son sözcükleri yazarken, Yılmaz Erdoğan gibi toplumsal duyarlılığın ve sanatçılığın kilometre taşı olan hocalarımızın, bahsettiğimiz noktalarda duyarlı davranılması için, öğrencilerine biraz daha önayak olmasını temenni ederim. Çok Güzel Hareketler, biraz daha duyarlılıkla, gerçekten toplumsal ‘çanı’ çalacak ve ÇÇGH olacak...

DEVRAN KORAY ÖCAL: Kocaeli Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
 

Etiketler: medya
Nefret