23/03/2009 | Yazar: Ali Baydaş

Darwin’in Kâbusu adlı ödüllü belgesel, Tanzanya’nın Victoria Gölü çevresindeki halkın yaşam koşullarını anlatır. Yoksulluk çok derin, AIDS çok yaygındır.

Ali Baydaş | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ali Baydaş

Darwin’in Kâbusu adlı ödüllü belgesel, Tanzanya’nın Victoria Gölü çevresindeki halkın yaşam koşullarını anlatır. Yoksulluk çok derin, AIDS çok yaygındır. İşi olan şanslılar balıkçılık yapar ama kendi tuttuğu balıkları yiyemez. Göl de, balıklar da fabrikanın malıdır. Balıkları Avrupa’ya taşımak için gelen Rus uçağı Tanzanya’ya varmadan önce, Avrupa’dan aldığı silahları gizlice bazı Afrika ülkelerinde boşaltır. Yörenin çocukları açlıktan bir avuç pirinç için birbirini paralar -filmi akşam yemeğim sırasında izliyordum; lokmalarım hiç bu kadar zor geçmemişti boğazımdan-. AIDS’in yaygın olmasının en önemli nedeni, Katolik rahiplerin, prezervatif kullanmanın günah olduğunu vaaz etmeleridir. Bu korkunç tablonun beni en çok sarsan öyküsüyse, hastalığı ilerleyen köylülerin, otobüsle içerlerdeki köylerine gönderilmesi olmuştu. ‘Neden’ sorusuna bir köylü şöyle cevap veriyordu: ‘öldükten sonra onları tabutla göndermemiz gerekir ama buna yetecek paramız yok’. Ölüme doğru tek başına yapılan bir yolculuk; otobüsle, tek gidiş…

Geçtiğimiz hafta Afrika ziyareti için Kamerun ve Angola'ya giden Papa 16. Benedictus, özel Papalık uçağında yaptığı açıklamada, ''Prezervatif dağıtımıyla yetinmek, insanları AIDS hastalığından korumuyor, bilakis bu hastalığın daha da yayılmasına neden olmaktadır'' buyurdu ve cinsel perhiz önerdi. Bu, yeni bir şey değil ama özellikle Afrika’da AIDS’in yaygın olmasının sorumlusu olan Vatikan’ın hâlâ, utanmazca aynı saçmalıkları tekrarlaması, nihayet bazılarını çileden çıkardı.

Taammüden cinayet

Kamerun Hareketi (Mocpat) adlı STK yetkilisi Alain Fogue, "Papa 21. yüzyılda mı yaşıyor?" biçiminde tepki gösterdi. "İnsanlar Papa'nın dediğini yapmıyorlar. O gökte, biz yerde yaşıyoruz" diyen Fogue, prezervatifin AIDS sorununu büyüttüğünü iddia etmenin, son yıllarda Kamerun hükümeti ve Kamerun'da AIDS ile mücadele eden diğerlerinin tüm çabalarına karşı gelmek olduğunu söyledi.’
 
Fransa Dışişleri Bakanı ve Sınırsız Doktorlar adlı yardım kuruluşunun kurucularından Bernard Kouchner, Papa’nın sözlerini ‘sağlık politikaları konusunda tehlikeli ve insan hayatının korunmasıyla ilgili temel ilkeyle çelişkili’ bulduğunu söyledi.
Eski Başbakan ve Bordeaux Kenti’nin Belediye Başkanı olarak hâlâ politikada etkili olan Alain Juppé, Papa’nın gerçek bir problem olmaya başladığını söyledi. Buna örnek olarak, 2. Dünya Savaşı’nda gaz odalarının varlığını inkâr eden Piskopos Richard Williamson’ın aforozunun kaldırılmasını ve Brezilya’da tecavüz sonucu gebe kalan 9 yaşındaki kıza yapılan kürtajın Vatikan tarafından mahkûm edilmesini gösterdi. Juppé Papa’nın içinde bulunduğu ve düşündüğü durumu ‘otistik’ olarak niteledi.
 
AB adına da bu salgınla mücadele eden ‘Global Fund’ yöneticisi Michel Kazatchkine, Papa’nın, bu kabul edilemez sözlerini geri çekmesini talep etti. Papa’nın bu zararlı ve inkârcı sözleri, AIDS hastalarının % 70’nin yaşadığı kıtada sarf etmesiniyse, inanılmaz bulduğunu ifade etti.
BM kuruluşlarından UNAIDS, her gün yeni 7.400 kişinin HIV-kurbanlarına eklendiğini açıkladı. ‘Halen 22,5 milyon Afrikalı AIDS-virüsüyle yaşıyor. 1980’den beri dünyada 25 milyon insan AIDS sonucu öldü. AIDS’ in yayılmasına karşı, prezervatif kullanımı tüm dünyada kabullenilmiş bir yöntem.’ Avrupa Komisyonu da benzer bir açıklama yaptı.
 
Almanya, Hollanda ve Belçika’da da bakanlar Papa’nın sözlerini, ‘insanların kendilerini korumalarını yasaklamak son derece zararlı. Bunlar çağdışı düşünceler’ gibi ifadelerle eleştirirken, İspanya’da sembolik olarak Afrika’ya bir milyon prezervatif gönderme kararı alındı.Fransa’da düzenlenen bir kamuoyu araştırması, halkın Papa 16. Benediktus’u eskisi kadar sevmediğini ortaya koydu. Fransa’da 1968 öğrenci olaylarının lideri ve şu anda Avrupa Parlamentosundaki Yeşil Grup Başkanı Daniel Cohn-Bendit, Papa’dan artık bıktığını söyledi ve Papa’nın son açıklamalarını "taammüden cinayet" olarak yorumladı.
 
Vatikan’ın günahları

Biraz eskiyi anımsayalım: Katolik âleminin eski lideri Papa 2. Johannes Paulus, 12 Mart 2000 günü Katolik Kilisesi'nin geçen 2000 yıldır işlediği günahların bağışlanması için Tanrı’ya dua etti. Bu günahlar arasında, farklı düşünenlere ve muhaliflere karşı hoşgörüsüzlükten de bahsetmesine rağmen, eşcinsellere tek kelimeyle bile değinmedi. Vatikan için alışılmadık bir eylem olan bu günah çıkarma ayini, aslında Papa'nın aynı yıl, 21 - 26 Mart arasında İsrail'e yapacağı ziyaret öncesi bir iyi niyet gösterisinden ibaretti. Papa'nın sözünü ettiği, Hıristiyanların diğer ırk ve etnik gruplara, kadınlara, Çingenelere ve göçmenlere genellikle saygı göstermediği gerçeği yanında, asıl hedeflenen, ikinci dünya savaşı sırasında milyonlarca Yahudi katledilirken, Vatikan'ın kılını kıpırdatmaması nedeniyle, Yahudi âlemi ile hâlâ bozuk olan ilişkilerin düzeltilmesiydi.
 
Papa'nın dua metnini eleştirenler, Vatikan'ın prezervatif kullanmayı Katoliklere yasaklayarak bugün de neden olduğu Afrika'daki aşırı nüfus artışı, AIDS, açlık gibi konuların göz ardı edildiğine dikkat çektiler. Ayrıca, Dünya Sağlık Örgütü WHO' ya göre, hâlâ günde beş yüz kadın, kontrolsüz yapılan kürtajlar sonucu hayatını kaybediyor. Vatikan'ın etkisi ile ülkelerinde kürtaj yapmak yasak. Bu nedenle, bu ülkelerde kadınlara, ehliyetsiz kişilerce veya sağlıksız koşullarda kürtaj yapılıyor. Vatikan’ın prezervatif karşıtı tutumunun nedeni, cinselliğin sadece üreme amaçlı olması gerektiğini savunarak, zevk için olan cinsellikle, mastürbasyon ve eşcinselliğe karşı çıkmak.
 
Gündüz Vassaf ‘Şüphem yok ki, İslam'da böyle bir yasak olsa, Batı basını, ‘dinlerinin kanunları yüzünden Müslümanlar dünyaya hastalık yayıyor’ diye, tekrarlar durur, onlarla kimse sevişmesin diye alarm çanları çalar, Güney Afrika'da beyaz ırkçı rejimin uyguladığı apartheid'i aratacak, olmadık önlemler almaya kalkışırlardı’ diye yazmıştı bu konuda.
 
Vatikan kendisine bağlı milyonlara her şeyi yasaklarken, sadece geçen sene ve sadece Amerikan Katolik Kilisesi’nin, din adamlarının cinsel tacizlerini -yarıdan fazlası çocuklarla ilgili 803 cinsel taciz iddiası var- tazmin amacıyla 436 milyon dolar ödemiş olması, nasıl bir ikiyüzlülükle karşı karşıya olduğumuzu net bir şekilde gösteriyor. Dahası, ABD’de bir mahkeme, bu tacizler nedeniyle ilk defa doğrudan Vatikan aleyhine dava açılabileceğine karar verdi.
 
Vatikan'da Papa'nın ayini devam ederken, İtalya, Bologna'da, eylemci eşcinseller kilise karşıtı bir gösteri yaptılar. Kilisedeki ayinden çıkanlara dağıttıkları bildirilerde, kilise, eşcinsellerin geçmişte çektiklerinin baş sorumlularından olmasına rağmen, Papa'nın eşcinsellerden özür dilememesi eleştiriliyordu. Ayrıca, eşcinsellere yönelik takibatın hâlâ bitmediğine dikkat çekiliyordu. Bildiriye göre, "Vatikan, dünyada, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini imzalamayan bir kaç ülkeden biri". Dünyanın yuvarlak olduğunu 400 yıllık bir gecikmeyle kabul eden Vatikan’ın, eşcinsellerden özür dilemesi için de artık bir dört yüz yıl daha beklememiz gerecek herhalde.
 
11 Eylül’den sonra dünyayı esir alan Medeniyetler Çatışması safsatası henüz sürerken bile, Neoconların büyük destekçilerinden Vatikan ile siyasal İslam’ın bağnazlık konusunda nasıl da ahenk ve işbirliği içinde olduklarını görmek gözümüzü yaşartıyor. Bunun en çarpıcı örneğini daha yeni yaşadık: Fransa’nın, Birleşmiş Milletlere sunulacak bir öneriyle eşcinselliği suç sayan ülkelerin BM Genel Kurulunca kara listeye alınması tasarısına karşı kulis yapanlar kimler? Vatikan, Türkiye Cumhuriyeti ve İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkeler… İtalyan eşcinsel hakları örgütü Arcigay yaptığı açıklamada ‘onların istediği şey, eşcinsellere karşı idam ve hapis cezasının devam etmesidir’ dedi.
 
Galilei’nin Orta Parmağı

Geçtiğimiz yıl, Papa 16. Benediktus, "Tabiatın yasalarını bilmek Tanrı'nın vücuda getirdiklerini kavramayı sağlayabilir" dedi. Böylece Darwin’in evrim teorisini tamamen reddetmek yerine, bir orta yol bularak, bilimi dinle buluşturmayı denedi. Oysa Evrim Teorisine düşmanlık etmenin kaynağı Vatikan’dı. Sonraları teorinin meşruiyetini zayıflatmak için Yaratılış Teorisini uyduranlar da onların ABD’ deki müttefikleriydi. Bizimkiler, Hıristiyan bağnazlığının Türkiye mümessilliğini İslam adına yaparak, bağnazlığın da küreselleştiğini kanıtlamış oldular.
 
Vatikan Kilisesi, Rönesans bilim devriminin öncüleri Galileo ile Kopernik'ten 1992’de ilk kez resmen özür dilemişti. Benediktus'un selefi olan Papa II. Jean Paul, 16 yıl önce eski Katolik engizisyon mahkemelerinin Galileo ve Kopernik için biçtiği kınama genelgesi ve ev hapsi cezalarının 'büyük bir hata olduğunu' dile getirmişti. Bir süre sonraysa, Vatikan’ın, yaşadığı dönemde üzerinde büyük baskı kurduğu ve ‘dünya dönüyor’ dediği için yargıladığı İtalyan bilim adamı Galileo Galilei’ye heykelini dikerek, ‘iade-i itibarda’ bulunacağını duyduk medyadan.
 
Vatikan’ ın yaptığı bu açılımların, muhatapları tarafından nasıl karşılanacağını asla öğrenemeyeceğimizi düşünürken, ilahi bir işaret olarak yorumlanabilecek bir haber ilişti gözüme: ‘Dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediği için cezalandırılan Galileo Galilei’nin sağ elinin orta parmağı İtalya’nın Floransa kentindeki bir sergide halka sunuluyor’. Ben de buradan Galilei’yi destekleyerek, orta parmağımı gösteriyorum Vatikan’a ve onun yerli işbirlikçilerine…


Etiketler: yaşam, siyaset
Nefret