01/09/2022 | Yazar: Burak Akbalık

“David Bowie” diye andığımız kişiliği de, tıpkı Ziggy Stardust, The Thin White Duke veya Aladdin Sane gibi bir personadan ibaret.

David Bowie: Sınır aşımı ve performativite Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

 

Toplumsal cinsiyet bedenin tekrar tekrar stilize edilmesidir, kaskatı
bir düzenleyici çerçeve içinde tekrar edilen bir dizi edimdir. (…)
Toplumsal cinsiyet ontolojilerinin siyasi bir soykütüğü, eğer başarılıysa,
toplumsal cinsiyetin tözel görünümünü yapıbozuma uğratarak
onu kurucu edimlerine ayıracak, toplumsal cinsiyetin görünümünün
polisliğini yapan çeşitli kuvvetlerin kurduğu zorunlu çerçeveler
içindeki yerlerini belirleyip bu edimleri izah edecektir.
-Judith Butler, Cinsiyet Belası (s.89).

Bir polis diz çöküp bir rahibin ayaklarını öptü
Ve bir kuir bu manzara karşısında kustu.[1]

-David Bowie, Five Years (1972).

David Robert Jones olarak 1947 yılında Londra’da doğan birisini, biz bugün hissettirdiği yersiz-yurtsuzlukla, sınır aşımıyla, modayı yeniden biçimlendirmesiyle ve çeşitli personalarıyla David Bowie olarak anıyoruz. Aslında “David Bowie” diye andığımız kişiliği de, tıpkı Ziggy Stardust, The Thin White Duke veya Aladdin Sane gibi bir personadan ibaret. İnternette denk geldiğim bir YouTube videosunda, efsane Nirvana grubunun bateristi ve Foo Fighters grubunun vokali Dave Grohl, Bowie’nin kendi evreninde yaşadığını ve Beatles veya Led Zeppelin gibi “insan” görünmediğini ve uzaylı gibi göründüğünü söylüyordu.[2] Yani, Bowie’nin kendi hayatı David Robert Jones’un bir yapısökümü gibiydi. David Robert Jones bu dünyada doğarken, David Bowie bu dünyaya düşmüştür.[3]

Biseksüel olarak açılmasının yanında, Bowie kostümleriyle, abartılı denebilecek makyajlarıyla ve toplumsal cinsiyet normları karşısındaki sınır-aşımı/ihlaliyle queer diye adlandırmaktan çekinmeyeceğim tarzda bir ikon ve fenomen. Lisa Perrott’a göre Bowie, Butler’ın 1988’de toplumsal cinsiyet performatifliği kavramsallaştırmasından önce, onu resmetmiştir.[4] Butler, John L. Austin’in dilin (linguistic) performatifliğine yaptığı vurgudan yola çıkarak, toplumsal cinsiyetin performatif oluşunu savunmuştur.[5] Austin’de performatif, doğru ya da yanlış bir şey olmaktan ziyade referans gösterdiği şeyin kendisidir. Toplumsal cinsiyet kendini bu şekilde üretir ve bu performatif edimi gizleyerek doğallaştırır. Butler için bu -örtük- performatifliği ifşa eden net örneklerinden birisi drag’tır.[6]

Butler için performatiflik salt söyleve indirgenecek bir şey değildir, dolayısıyla bir şeyi söylemekle beraber bir eylem de gerektirir.[7] Ancak bu eylem, drag söz konusuysa, salt kıyafetlerle alakalı değildir, bu noktada Butler kadınlığın kıyafetle alakalı olduğuna ve giyilebilir olduğu fikrine karşı çıkmakta, ayrıca drag’in de bütün performatifliği kapsamadığını söylemektedir.[8] Vurgulanan nokta şudur: “Drag toplumsal cinsiyeti taklit ederek, toplumsal cinsiyetin taklide dayalı yapısını ve olumsallığını örtük olarak açığa çıkarır”.[9] Dolayısıyla performativite, salt objelerle değil, daha çok eylemler ve göstergelerle ilişkilidir.

David Bowie’nin stilinde ve kliplerinde de bu performatif drag açıkça gözükür. Perrott da benzer biçimde Bowie’nin toplumsal cinsiyet kodlarının bedensel olarak ihlal etmesine ve performativitesine vurgu yapmaktadır.[10] Bowie toplumsal cinsiyet performativitesiyle klasik imleyen/imlenen (signifier/signified) ayrımının ötesine geçer. Görseldeki “David Bowie neden kadın kıyafetleri giymekten hoşlanıyor?” sorusu da bunu kanıtlar niteliktedir. Ayrıca, Bradley ve Page de Bowie’nin anlamı akışkan hâle getiren, sınırları ve sınırlamaları aşabilen kültürel ve göstergebilimsel yönüne vurgu yapmışlardır.[11]

2000’li yıllarla beraber Bowie’nin sınır-aşımından ve drag performansından uzaklaştığını görüyoruz. Normlara ve sınırlara daha az meydan okuyan Bowie fikri kulağa kötü gelse de, yine de önceki sınır-aşımlarıyla birlikte düşününce bir dönüşüm geçirdiğini ve eskisi kadar meydan okumuyor olsa bile, daha maskülen tarzıyla ortaya çıkışı toplumsal cinsiyetin sabit değil akışkan olduğuna dair bir iz olarak görülebilir diye düşünüyorum.

Kaos GL Dergisine ulaşın

Bu yazı ilk olarak Kaos GL Dergisinin Moda dosya konulu 183. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye kitapçılardan veya Notebene Yayınları’nın sitesinden ulaşabilirsiniz. Online aboneler dergi sitesinden dergiyi okuyabilir.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazı ve çizimlerden yazarları ve çizerleri sorumludur. Yazının ya da çizginin KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki veya çizimlerdeki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

 

 

 

 

 



[1] A cop knelt and kissed the feet of a priest
And a queer threw up at the sight of that

[2] https://www.youtube.com/watch?v=Tg3dmxcDRWg

[3] Burada David Bowie’nin başrol olarak yer aldığı 1976 tarihli The Man Who Fell to Earth filmine gönderme yapıyorum.

[4] Lisa Perrott, “Bowie the cultural alchemist: performing gender, synthesizing gesture and liberating identity”, Continuum: Journal of Media & Cultural Studies, 31/4, (2017), s. 528.

[5] Judith Butler, “Burning Acts – Injurious Speech”, Performativity and Performance, der., Andrew Parker & Eve Kosofsky Sedgwick, Londra ve New York: Routledge, 1995, 197-237.

[6] Judith Butler, Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi, çev., Başak Ertür, İstanbul: Metis Yayınları, 2020; Judith Butler, Bela Bedenler, çev., Cüneyt Çakırlar & Zeynep Talay, İstanbul: Pinhan Yayıncılık, 2014.

[7] ; Judith Butler, Bela Bedenler, çev., Cüneyt Çakırlar & Zeynep Talay, İstanbul: Pinhan Yayıncılık, 2014, s. 305.

[8] Judith Butler, Bela Bedenler, çev., Cüneyt Çakırlar & Zeynep Talay, İstanbul: Pinhan Yayıncılık, 2014, s. 325,

[9] Judith Butler, Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi, çev., Başak Ertür, İstanbul: Metis Yayınları, 2020, s. 226.

[10] Lisa Perrott, “Bowie the cultural alchemist: performing gender, synthesizing gesture and liberating identity”, Continuum: Journal of Media & Cultural Studies, 31/4, (2017), s. 529.

[11] Peri Bradley & James Page, “David Bowie – the trans who fell to earth: cultural regulation, Bowie and gender fluidity”, Continuum: Journal of Media & Cultural Studies, 31/4, (2017), s. 583.


Etiketler: kültür sanat, moda
nefret