30/05/2017 | Yazar:

Temsil edilişin güzel örneklerinden birisi olan ‘Pride’ı buraya bırakıyorum, günümüzde sınıf mücadelesi veren arkadaşların dikkatini çekmesi dileğiyle…

Temsil edilişin güzel örneklerinden birisi olan “Pride”ı buraya bırakıyorum, günümüzde sınıf mücadelesi veren arkadaşların dikkatini çekmesi dileğiyle…

Mark ve arkadaşlarının “öteki” olmanın ve baskının karşısında mücadele edişlerinin beyaz perdeye yansıması “Pride”.  Sinemanın en anlamlı amaçlarından birisi mücadele için bir araç olması, bu aracın müdahaleye daha kapalı olması ve temsil edilmenin en güzel örneklerini vermesi belki de. Politik sinema örneği olan Pride, dünya LGBTİ filmleri arasında yer alan en anlamlı filmlerden biri. İçerisinde herkesin bir şekilde kendisini bulabileceği ve anlam katacağı sahnelere sahip. Film geleneksel yürüyüş olan iki “Onur Yürüyüşü” arasında geçen tarihsel sürecin beyaz perdeye yansıması ve bu süreç içerisinde geçen direnişi konu ediniyor. Matthew Warchus yönetmenliğinde 2014 yılı İngiltere yapımı olan filmin Senaristi Stephen Beresford. Başrol oyuncuları olarak Bill Nighy, Imelda Stawnton ve Dominic West oynamış. 119 dakika olan film renkli ve İngilizce. Gerçek bir olaydan kurgulanmış olan film 1985 yılında İngiltere’de gerçekleşen olan en uzun Büyük Milli Madenci Grevi’ni ve onlara destek olmak için kurulmuş olan “Lezbiyenler ve Geyler Madencilerle Dayanışıyor” (LGSM) grubunun yaşadıklarını ele alıyor. Demir Leydi lakaplı Margaret Thatcher’in muhafazakâr hükümetinin iktidar olduğu süreç boyunca birçok alt grubu hedef alındı. Bu “alt gruplardan” film içerisinde LGBTİ’ler ve işçiler yer alıyor. Hükümet tarafından haksızlığa uğrayan iki grubun yan yana gelme ve dayanışmasını konu alan film hem işçi direnişini hem de toplumsal yaşam sorunu olan LGBTİ hayatlarını ele alıyor.

AIDS, açılma hikâyeleri, yaşlıların varlığı ve kadın hakları

İçerisinde yan rolleri ile birçok hikâyeyi barındıran Pride, öyküsel olarak karmaşık bir yapıya sahip. Çünkü yer alan bütün yan rollerin ayrı bir hikâye etrafında dönen hayatları var. Bu hikâyelere AİDS, açılma, yaşlılık, kadın gibi birçok örnek verilebilir. Filmin en önemli özelliklerinden birisi sinematografik olarak harikalar yaratmasa bile, öyküsel olarak ele aldığı konu ve filmde temsil edilişi oldukça etkili çünkü bir İngiliz komedisi olan Pride, daha önce yapılmış birçok eşcinsel filminden farklı. Cinselliğin, pornografik ögelerin ve şiddetin ön plana çıkmadığı bir eşcinsel film. İnsan olmanın, özgürlüğün ve direnişin filmi olarak görebileceğimiz Pride önemli politik mesajlar içeriyor. Eşcinsel ve işçi mücadelesinin temsili ile var olan hegemonyanın iki alt kültür üzerindeki baskısı görünür oluyor. Filmin dönüm noktası olarak adlandırabileceğimiz “İBNELER MADENCİLERE DESTEK OLUYOR” haberinin Mark tarafından ters okuma yapılması direnişin gündemi olur ve toplumsal olarak ses getirir. Sinema tarihi içerisinde eşcinsel filmlerin genellikle ikili ilişkiler olgusu etrafında döndüğü bilinir, bunun aksine bir direniş ve dayanışma içerisinde oluşturulan olay örgüsü önem taşır. Gey ve lezbiyenliğin ne olduğuna dair ham bilgilerden ziyade yaşamın içerisinde “normal” olarak yer almalarının yansıtıldığı bu film içinde, kendini keşfetmekten, aileye açılma ve yaşam sorunları ele alınıyor.

Lubunya hikayelerinde daha fazla renk ve daha hızlı kamera

Filmde iki alt kültür olarak yer alan iki yaşam tarzı gerek renkler ve çekim açıları ile birlikte açık şekilde yansıtılıyor. Eşcinsellerin yaşam alanları içerisinde temsili daha renkli ve daha hızlı kamera açıları ile gösteriliyor. Buna ek olarak filmde yaş farkı ön planda çünkü eşcinsellerin arasında yaşlı kimse yok. Bunun aksine maden işçileri ve eşleri (eşcinselleri “normal” olarak kabul ederek sahiplenenler) daha yaşlı. Eşcinselleri kendileri için sorun olarak gören madenciler niceliksel olarak daha az sayıda ve daha genç.

Filmimizde ayrımcılığa karşı tek taraflı bir mücadele yok. Film içerisinde hem işçilerin uğramış olduğu ayrımcılık hem de eşcinsellerin işçiler tarafından uğradığı ayrımcılık ve bunun sonunda dayanışma, zafer işleniyor. İki farklı kültürün bir araya gelerek yaşamlarına dokunmaları bu filmde ele alınıyor ve böylece kültürel farklılıkları ve farklı problemleri beraber çözmeyi amaçlayan film “insan” olgusu etrafında toplanarak sorunları çözüyor.

Toplumun kıramadığı önyargılar, dayanışma ile kırılıyor

Filmin renkleri iki grup (işçiler ve eşcinseller) arasındaki farkları ortaya koymaktadır. Yani eşcinseller daha renkli gösterilirken, işçiler daha pastel ve durağan renklerle gösteriliyor. Eşcinseller dans etmeyi, eğlenmeyi, her şeye rağmen direnişi örgütlemeyi, işçiler de onlara aile yaşamının sıcaklığını göstermeyi sürdürüyor. Ayrımcılığın ilk kırıldığı nokta madenci ailelerin onları içlerine alarak, dans ettikleri gece önyargılarını yıkmaları ile gerçekleşiyor. Dışarıya kapalı küçük bir grup olan madenciler, eşcinseller ile bir araya gelerek onları içselleştirerek kabul ediyor. Toplumun kıramadığı önyargılar, dayanışma ile kırılıyor.

Hikâyede ilk gün, Mark eline aldığı kovalarla birlikte yürüyüşe koşar ve grevle dayanışmak için para toplamaya başlar. Ve filmin diğer ana kahramanı Jeo görünür, ilk defa kendini fark ederek sokağa çıkmış ve etrafta görünmek istememekte. Yürüyüş sırasında tanışırlar ve Mark’ın “bu bir dayanışma fırsatı” demesiyle birlikte LGMD üyesi olur.

Sancağın önemi “El Sıkışmak”

Filmin en önemli göstergesi “El Sıkışmak”. Bu gösterge madencilerin yıllardır sahip oldukları sancağın üzerindeki bir çift eldir. Eşcinseller ve madencilerin bir araya gelerek her olumlu sonucu aldıklarında bu işarete dikkat çekiyor ve aslında toplumun sahip olduğu önyargılar böylece kırılmaya çalışılıyor. Toplum içerisinde olan grup eşcinseller, yaşam içerisinde deneyimleyerek açık kimlikleriyle heteroseksüeller ile yan yana gelmişlerdir.

Her yerdeyiz!

Filmin yan rollerinde eşcinsellerin yaşadığı sorunlar ayrıntılı olarak ele alınmış.  Bir direniş ve dayanışma öyküsü olmasını ana tema olarak alan film, AİDS, açılma, psikolojik sorunlar gibi meseleleri de ayrıntılı olarak işleyerek eşcinsellerin sorunlarına eğiliyor. Bu nedenle çok dağınık olarak görülebilecek film işlediği temalardan dolayı çok daha önemli. Yaşam içerisinde eşcinsellerin yer almasının ve sokağın bizlere ait olduğunun göstergelerini, sadece gettolarda yani kendi oluşturduğumuz yaşam alanlarında değil her yerde olduğumuzun ve olacağımızı temsil eden bir film.

Onur Yürüyüşü’nde madencilerle

Bir yıl sonra yapılan Onur Yürüyüşünde bütün madenci komiteleri destek vererek LGMD ekibi ile en önde yürümüşler. 29 Haziran 1985 yılında gerçekleşen bu yürüyüş sonrası Lezbiyen ve Geyler, İşçi Partisi komitesine Maden Sendikasının ret oyunu geri çekmesi ile girebilmişler. Bu dayanışma sadece işçilere destek veren LGMD ekibini değil, böylece onların Onur Yürüyüşü’ne destek veren maden işçilerini de konu edinmiş. Bu yakın tarihte ve bu tarihi işleyen “Pride” filminde ayrımcılığa ve baskıya maruz kalan iki grubun dayanışmasını görüyoruz. Temsil edilişin güzel örneklerinden birisi olan “Pride” ile günümüzde sınıf mücadelesi veren arkadaşların dikkatini çekmesi dileğiyle, bu filmi buraya bırakıyorum. Toplumsal hayatın gerçekleri olarak beraber dayanışabilme ümidi ile…


Etiketler: kültür sanat
Telegram