11/11/2008 | Yazar: Barış Sulu

Barış Sulu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Barış Sulu


Eşcinselliğin belli bir zümreye, sınıfa, dine, etnisiteye… ait olmadığı gerçeğini anlatmaktan dilimizde tüy bitti ama hala anlamamakta direnenler var. Anlamamakta direnmek mi yoksa işine gelmemek mi orası tartışılmalı. Bunun son örneği de 20 Kasım’da gösterime girecek Destere isimli filmin tanıtımı için yaratılan polemikle gözlerimiz önüne serildi. ‘Daha fazla para kazanmak için araya bir, iki eşcinsel karakter at’ mantığı bu filmde de uygulanmış, film gösterime girmeden reklamı bolca yapılmış oldu, olay bundan ibaret.

Önce Sabah gazetesinde çıkan habere bir göz atalım. Haberin tamamını buraya kopyalamayacağım isteyen http://www.sabah.com.tr/2008/11/11/gny/haber,0CC7763F34A3429099A17DF17408B037.html adresinden okuyabilir. Ben cımbızla çekip bir-iki açıklamaya yorum yapacağım sadece.

‘Filmin bir sahnesinde iki çoban, birbirlerine göz süzüp, el ele tutuşarak bir çadıra giriyor. Çobanların kepeneklerindeki denizatı figürleri de dikkat çekiyor. Bilindiği üzere denizatlarının sadece erkekleri ürüyor.’ Dikkatinizi çekerse filmin bir sahnesinden bahsediliyor, kısacık yani, kısa demeye bile dilim yetmiyor, filmin konusu bu değil öncelikle.

Şenol Zencir ('Destere'nin Yapımcısı)

Bu bir komedi filmi

‘Her şeyden önce 'Destere' bir eşcinsel çoban filmi değil. Amacımız da kimseyi incitmek veya hedef almak değil. Filmde iki çobanın bir sahnede eşcinsel olarak gösterilmesi tamamen hikayedir. Gerçek hayattan alıntı değildir. Ayrıca bu film bir komedi.’ Evet işte baştan sona sorunlu bir açıklama. Hem de filmin yapımcısından, yani para kaynağından. Gerçek hayattan alıntı olamaz mı yani, eşcinsellik korkunç bir durum mu? ayrıca komediymiş, bu ne demek; eşcinsellik magazinseldir, eğlence, komedi unsurudur, reklam geliridir, flaş flaş flaştır(!)

Bu haberin üzerine muhabirlerimize sorduk: ‘Çobandan gey çıkar mı?’

Çobandan Gey Çıkar

Cihan DAĞ – Trabzon

Gelecek haftalarda vizyona girecek olan "Destere" filmi ilginç bir konuyla ünlü bir gazetenin ekine ilk sayfadan manşet haberi olarak geçmiş. Sebebi filmde iki çobanın el ele tutuşarak, eşcinselliğe vurgu yapması. Filmin çobanlar cephesinde tartışmaya neden olacağını iddia eden gazeteci bu tartışmayı "...çobanlar buna isyan edecek" gibi sözlerle aslında kendi yaratıyor. Filmin yapımcısı çobanların kepeneklerindeki deniz atı figürleriyle de dikkat çeken sahne için "o sahne hayal ürünü ve bu bir komedi filmi" diyerek olayı esnek bir hale getiriyor. Lakin eşcinselliğin filmlerimizde daha ne kadar sadece komedi unsuru olarak görüleceğini merak ediyorum...

Bu sahneler üzerine iki çobanla röportaj yapan gazeteci, çobanların sözlerini de özenle seçmiş gibi görünüyor. Yaşar Akkan(Çoban Tokat), "Biz ne kültürsüz ne de eşcinseliz. İşini yapan kendi halinde insanlarız. Çobandan eşcinsel olmaz. Aysun Kaya'cının 'Benim oyum neden dağdaki çobanla eşit?' sözü gibi bu filmdeki iki eşcinsel çobanda gerçeği yansıtmıyor" diyerek sözü çoban arkadaşı Seyfi Bal'a bırakıyor; "Niye bizi eşcinsel olarak göstermişler? Hiç eşcinsel çoban görmüşler mi? Memlekette filmi çekilecek o kadar konu varken çobanların eşcinselliği üzerine film çekmek niye? Büyük şehirler eşcinsellerden geçilmiyor. Onları çeksinler. Eşcinsel olabilecek en son insan çobandır" ...

Yazları memleketinde ya da başka illerde çobanlık yapan bir çok insan var. Çobanlık yapan bir grup gencin arasında oynanan oyunlar arasında güreşte yerini alıyordu. Bu oyunu zaman zaman masum bir kaç dokunuş ve sarılmalar takip ediyordu. Kimi zamanda masatürbasyon (kaba tabiriyle otuzbir çekmek) için iki kişi "biz biraz rahatlıycaz, koyunlara iki dakika göz kulak ol" diyerek kuytu bir köşede eşcinsel ilişkiler yaşıyordu. Hatta üçüncü bir kişi onları izlemekten haz duyuyordu. Bunun ergenlik döneminde ki cinsel arayışın bir sonucu olarak düşünülebiliriz. Ama bu eğilimler ileride son bulacak diye kesin bir yargıya varamayız.

Toplumuzun eşcinselliğe karşı önyargıları devam ediyor görüldüğü gibi. Eşcinselliğin sadece büyük şehirlerde görüleceği yanılgısından, bir çobanın asla eşcinsel olamayacağı düşüncesine kadar türlü söylemler hala somut bir aldanma olarak varlığını koruyor. Ben biliyorum ki çobandan eşcinsel olur. Bunun kanıtı olan bir insanın yazısını okuyorsunuz zaten. Üstelik " Biz ne kültürsüz ne de eşcinseliz..." gibi bir homofobik söylem eşcinselliğin kültürsüzlükle aynı kefeye koyulduğunun da acı bir göstergesi. Daha önce de Ferzan Özpetek'in "Hamam" adlı filmindeki eşcinsel görüntüler, hamamcıları epey kızdırmış ve "Hamamlarda böyle şeyler yaşanmıyor." diye hamamcıların savunma pozisyonu almasına neden olmuştu. Eşcinselliğin daha anne karnında şekillendiği (psikolojik etkilerle daha sonra da vuku bulabilir) ve bir kişinin ileride hangi mesleği icra edeceğinin kesin olamayacağı eşcinselliğin her meslek grubunda görülebileceğine kanıt. Sanatçı, sporcu, siyasetçi, memur, doktor, hemşire, polis... Her meslek gurubunda eşcinsellik ve bu yönde eğilimler görülebilir. Hepsinin bir örneği var. Bu ne bir eksiklik ne de bir kusurdur, duymayanlara duyurulur...

"En Son Bizden Gey Çıkar"

Adam Swetty – Samsun

'Tüm çobanların' temsilcisi(!) ve halkın sesi iki çoban, kafalardaki tüm cahilane fikirlere bir son verdiler(!). ‘En son çobanlardan eşcinsel çıkar’ ve ‘niye bizi eşcinsel olarak göstermiş’ diyen çobanlar, kendilerini kötülemek için yapıldığını söyledikleri Destere filmini kınadılar(!) Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş ve sapına kadar erkek olan ve bu iki tanrısal çobanı bulup fikirlerini alan usta gazeteci Mehmet Çalışkan'ı ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Çobanlık tarihine ışık tutacak büyük haberde Yaşar Akkan "Biz ne kültürsüz ne de eşcinseliz", Seyfi Bal ise "Eşcinsel olabilecek en son insanlar çobanlardır" diyerek tüm çobanların duygularına tercüman oldular. Evet, artık biliyoruz ki hiçbir çoban eşcinsel olamaz, mümkün değil! Yaşar Akkan ve Seyfi Bal tüm çobanları temsil ettiğini hatırlatırım ve de aksini iddia eden varsa önce adli raporunu göstersin.

Destere filminin yapımcıları Yaşar Akkan'dan ve Seyfi Bal'dan mutlaka özür dilemeliler. Tüm çobanlara özür borçlular diyorsanız ne gerek var? Yaşar Akkan ve Seyfi Bal zaten tüm çobanlar adına konuştular ve aksini iddia eden bir çoban da çıkmadı değil mi? Mehmet Çalışkan'a, bu halkın sesi çobanları "dağ tepe gezerek" bulduğu ve böyle bir haber yapma ihtiyacını duyduğu için teşekkür ederim(!). Artık çobanlarla ilgili bir anket yapmak isterseniz Yaşar Akkan ve Seyfi Bal'a sormanız yeterli.

Bir şeyi çok merak ediyorum: Şengül Balıksırtı bu haberlerin çıkmasına göz mü yumuyor yoksa müdahale yetkisi içerisinde değil mi? Ya da sessiz kalmayı mı tercih ediyor?

Umut Güner, Ankara

Kapıcılardan, futbolculardan, hamamcılardan, polislerden, çobanlardan, askerlerden, öğretmenlerden eşcinsel çıkmaz. Peki, bu ya bu eşcinseller nerden çıkıyor! O değil, bu değil, onun çocuğu olmaz, bunun evladı olmaz, o işyerinde çalışamaz. Peki, bu eşcinseller kimin evladı? Diye sormak istiyorum ama bir yandan da gene birileri üstüne alınır ‘bizden eşcinsel çıkmaz’ demesinden korkuyorum.

Eşcinselliğe ilişkin önyargılarını 90 yıllara kadar sınıfsal durumları ile açıklamaya çalışan ‘zenginler’ fakirlerin tek eğlencesi diyorlarken, fakirler ise ‘zenginler her şeyi tüketmişler geriye sadece eşcinsellik kalmış’ diyorlar. Şimdiler de ise meslek erbapları bizde eşcinsel olmaz diyorlar. Eşcinsellik etnik bir grup değil, bütün etnik grupları, sosyal sınıfları bölen bir olgudur. Pek ala asker, çoban, hamamcı, polis, öğretmen, hâkim, savcı, hemşire, öğretmen, seks işçisi olabilir.

Heteroseksizm bütün sosyal düzeni, sadece heteroseksüel erkeklerin rahat nefes alabileceği şekilde örgütlediği için bu alanlarda kadınlarda, eşcinseller de görünmez oluyorlar. Görünmezlikleri üzerinden de yok sayılmaya devam ediyorlar. Benim her meslekten tanıdığım eşcinsel arkadaşım var. Bu insanların ortaya çıkmamasının tek nedeni ise onları yok sayan mevcut sistem ve bu sistemi güçlendiren heteroseksist insanlar. Eşcinseller hep vardı hep var olacak.
Etiketler: kültür sanat
Nefret