02/07/2010 | Yazar: Rahmi Öğdül

Umulmadık bir nesne, içinde bulunduğunuz, sizi koşullandıran bağlamdan, mekândan koparabiliyor sizi bazen.

Umulmadık bir nesne, içinde bulunduğunuz, sizi koşullandıran bağlamdan, mekândan koparabiliyor sizi bazen. O nesneyle birlikte bağlamın dışına çıkabiliyor ve farklı bir zaman ve uzam içinde zihinsel ve duygusal bir yolculuğa çıkabiliyorsunuz. Fransız Kültür’de Galeri Nev ve Galerie Maeght işbirliğiyle hazırlanan ‘Modernizm Çağında Bir Paris Galerisi ve Sanatçıları’ başlıklı sergide başıma gelen tam da buydu. Katalogda Ali Artun’un da belirttiği gibi ‘modernist estetiği doğuran’ taşbaskı yöntemiyle üretilmiş modernist sanatçıların özgün yapıtları yer alıyor sergide. Kimler yok ki:  Valerio Adami, Eduardo Arroyo, Pol Bury, Alexander Calder, Joan Miro, Jacques Monory, Paul Rebeyrole, Walasse Ting ve Bram Van Velde. Evet konumuz taşbaskı, ama Fransa’da pek çok ünlü sanatçıya ev sahipliği yapmış Galerie Maeght’in ürettiği ve internetteki sitesinde de satışa sunduğu başka küçük nesnelerle de karşılaşabiliyorsunuz bir köşede.

‘Beyaz zemin üzerine siyah kare’ adlı tablosuyla modernist estetikte büyük bir kırılma yaratmış olan, süprematist ressam Kasimir Maleviç’in bir tablosundan (‘Açık Hava Sporcusu’) fırlamış, üç boyutlu, kâğıt hamurundan yapılmış küçük adamlar dikiliveriyor karşınızda.

OPERA’DA ’SİYAH KARE’
Maleviç sanat hayatında dönemin tüm sanat akımlarının (izlenimcilik, yeni primitivizm, kübizm, fütürizm) içinden geçerek süprematizm adını verdiği ve siyah karesiyle birlikte anılan kendi sanat anlayışına ulaşmıştı. Sanatı nesnellik safrasından kurtarmak ve saf soyuta ulaşmak için gösterdiği çabalar siyah karede tam ifadesine kavuşmuştu sonunda. Süprematizm, her türlü nesnellikten, doğalcılıktan, işlevselcilikten arınmış, saf duygunun ifadesiydi Maleviç’e göre. Ancak son yıllarında (1927-33) ürettiği resimlerde tekrar figüre geri döndüğü görülür;  ‘Açık Hava Sporcusu’da figürlerin boy gösterdiği son dönem resimlerinden biri. Buradaki figürlerin kostümleri, Maleviç’in ‘Güneşe Karşı Zafer’ adlı fütürist opera için hazırladığı kostüm tasarımlarını hatırlatıyor. Üstelik ilk kez bu operada siyah kare fikri bir tohum halinde beliriveriyor.

1913’de Finlandiya’da bir yaz tatili sırasında bir araya gelen yazar Kruçenih, ressam ve besteci Matiuşin ve Kasimir Maleviç, Birinci Tüm-Rusya Fütürist Kongresi’ni ilan etmişlerdi. Tüm uzlaşımlarla bağlarını koparan bir yapıt olan ‘Güneşe Karşı Zafer’ operasının icrasını duyuran bir de manifesto yayınladılar hemen. Aynı yıl aralık ayında St. Petersburg’da sahnelendi opera; teknolojinin doğa üzerindeki zaferini anlatan fütürist bir yapıttı. Kamuoyunun sıradan beğenisine, sağ duyuya atılan bir şamardı dediklerine göre. Doğayı alt eden teknolojiyi göklere çıkarıyordu. Rasyonelliğin ve eski düzenin simgesi olan ‘ucuz ve gösterişçi’ güneşin, ‘Gelecekülkeliler’ tarafından zapt edilmesini ve sonunda güçlü adamlar imparatorluğunun kurulmasını anlatan iki perdeli bir operaydı. “Güneş, tutkuların babasıydın / ve yakıcı ışınlarınla kavuruyordun her şeyi / Bir toz tabakasıyla örteceğiz, / betondan bir eve kilitleyeceğiz seni,” diye şarkısını söyler operanın karakterlerinden biri olan ‘Güçlü Adam’. Sonunda da doğaya karşı kazanılan bu zafer, fütürist bir geleceğin kurulmasına yol açar. Librettosunu Kruçenih, müziğini ise Matiuşin yazmıştı.

Kruçenih’in mantığa aykırı dili, gürültü ve çığlıklardan oluşan Matiuşin’in müziğiyle birleşiyordu. Maleviç ise geometrik desenli kostümler ve sahne dekorları tasarlamıştı bu opera için. Aynı zamanda Maleviç açısından bu opera, yeni bir resim dili oluşturması için bir fırsat sağlamıştı.

Kostümler, Maleviç’in daha önce yaptığı Kübist-fütürist resimleri hatırlatıyor. Çoğunlukla maskelerin de kullanıldığı kostümler aktörlerin bedenini tamamen örtüyordu. Bir de operada rol alan tüm aktörler, ‘Atlet’, ‘Yeni Adam’, ‘Kötü Niyetli’ ya da ‘Çok ve Bir’ gibi adlarla anonim hale getirilmişti. Kartondan ve telden yapılan kostümler, normal hareket rahatlığına izin vermiyordu; aktörler bu kostümlerin içinde kaskatı, ruhsuz şekilde hareket ediyorlar, daha çok karnaval figürlerini ya da zırhlı şövalyeleri andırıyorlardı. Maleviç tercihini parlak renk tonları, temel renkler, siyah ve beyaz yönünde kullanmıştı. Aktörlerin sahne üzerindeki performansları, parlak renkli yüzeylerin bir balesi gibiydi adeta. Maleviç’i soyut bir resim anlayışına götüren ilk adımdı bu.

TEKNOLOJİNİN ZAFERİ
Operadaki figürleri çeşitli renk alanları haline getiren Maleviç, aynı işlemi sahne dekorları için de uyguladı. Çeşitli sahnelerde dekora genellikle tek bir renk hâkim oluyor, duvarlar ve zemin tek bir renge (yeşil, siyah ya da beyaza) bürünüyordu. Sahne tasarımı, karakteristik olarak parçalı kübist mekânları temsil ediyordu. Beşinci sahnede Maleviç sahne alanını tamamen küçülterek, arka planı köşegenle bölünmüş bir dikdörtgen haline getirdi. Henüz bu aşamada tam olarak formüle edilmese de sanattaki öncü yeniliğinin, yani siyah karenin bir habercisiydi bu sahne.

Operanın tasarımlarını yayına hazırlayan Matiuşin’e şöyle yazıyordu Maleviç: O sahnede bir perde var, çok fazla kulandım bu siyah kareyi, çünkü malzemenin tüm dağılımını sunuyor.” Bir başka mektubunda ise şöyle yazıyordu: “Bu perde, bir siyah kareyi, tüm olasılıkların özünü temsil ediyor.”

Mektup şu cümleyle birden bire bitiyor: “Zaferin başlangıcını gösteriyor.”
Teknolojinin doğa karşısında zaferinin göklere çıkarıldığı ve pek ünlü siyah karenin doğuşunu hazırlayan bu fütürist operanın taşıdığı teknolojik içerimlere rağmen Maleviç, Stalin döneminde tarımın kolektifleştirilmesi ve modernleştirilmesi politikaların yarattığı kırsal kesimdeki açlığın korkunç etkilerine doğrudan tanıklık etmişti. Son yıllarında bu etkileri yansıtan köylü figürleri çizdi çoğunlukla: Çarmıha gerilmiş gibi kolları açılmış köylü figürleri; İsa’nın çarmıhtaki yaralarını hatırlatan köylü başları; bedenlerini saran deli gömlekleriyle kolsuz köylü figürleri. Başka bir bağlam için hazırlanmış bir sergi, bir nesne üzerinden farklı yönlere sevk edebiliyor insanı: Modernist estetiğin taşbaskısından, modernleşmenin tüm serüvenine ve insan bedeni üzerinde yarattığı baskıya Maleviç üzerinden geçebiliyorsunuz.



Etiketler: kültür sanat